Zamanında kolay işler yapılmayıp, biriktirildiğinde; zor işler hâline dönüşürler, biliyoruz. Genelde tüm işlerimi zamanında yapmaya çalışırım. Fakat yaşamımda kesinlikle, sadece 'zorunda olma' hâli o işi yapmam için yeterli bir kriter değildir. Yapılacak her ne ise, mutlaka öncelikle onu yapmayı istiyor olmam gerekir. Aksi hâlde, başka bir yol bulurum.
Şu sıralar, geçen haftalarda verdiğim birkaç kiloyu geri almak, hem de kan yapsın diye -doktor tavsiyesiyle- kuru üzüm/kayısı taşıyorum çantamda. Sadece taşımamam, arada atıştırmalık olarak değerlendirmem gerekiyor onları ama, arada bir şeyler atıştırma alışkanlığım olmadığı için ya da aklıma gelmediklerinden, bu konuda pek başarılı olamadım.
Kimyasal ilaçlar bir taraftan yarar sağlarken diğer taraftan bilmediğimiz olası zararlara kapı açıyorlar. Tercihim, doğal yollarla gereken takviyeyi yapmaktan yana. Kararlıyım. Bakalım zaman ne gösterecek.
Bunlar olurken enfes bir tat da keşfettim, onu da paylaşayım hemen, siz de deneyin isterim. Salata sosunda biraz beklemiş kuru siyah üzümler, içlerine salatanın suyunun girmesiyle yumuşayıp şişiyorlar ve salatayla yerken ağızda dağılarak harika bir tat ortaya çıkarıyorlar...
Bu konu başlığı altında söyleyebileceğim, ertelediğim diğer işlerden biri de, zaman bulup kitaplığımdaki kitapları daha kolay yönetilir hâle getirmek.
Aldığım kitapların listesini, maalesef hâla bir Excel dosyasında tutuyorum. İçerik bilgisi, yazar, yayınevi, kapak görüntülerine -film arşivlerimizi yönettiğim gibi bir yazılımla- tek tıklamayla ulaşabileceğimiz bir sistem oluşturmak istiyorum. Bu maksatla kullandığınız ya da önerebileceğiniz bir program olursa iletebilirsiniz, sevinirim...
"Yapmak Zorunda Olduğumuz Halde Bir Türlü Yapmadığımız Kolay İşler" mim pasını, blog bağlantılarım arasından rastgele seçtiğim dört bloga -evet bu, tarafımdan aldığınız bir mim pası, fakat katılımınız tabii ki keyfi- gönderiyorum. Ferruh Mavituna, DiyomKi, Nahnu, Cisday. Peki siz bu aralar hangi kolay işleri yapmaya üşeniyorsunuz?
[Bloglar arasında bağ kuran eğlenceli minik bir oyun olarak niteleyebileceğimiz, mim, nasıl çalışıyordu, derseniz; ortaya bir konu atılıyor, blog yazarları buna kendi bloglarında değinerek katılıyor, sonrasında seçtikleri başka bir blogu işaret edip, aynı şeyi yapması için gönderiyorlardı...]








