teknoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
teknoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Electrolux, Scan Toaster

flynxs Electrolux Scan Toaster
flynxs Electrolux Scan Toaster
2008 Electrolux Design Lab finalisti, Güney Kore'den Sung Bae Chang tasarımı, usb Scan Toaster.

Yazı ve görselleri, usb kablosuyla tost ekmeklerine aktarabilen bu sevimli alet, Ekim'de Zürih'teki final sonrasında umarım sadece bir prototip olmaktan çıkıp, edinebileceğimiz hâle en kısa sürede gelir.

Electrolux Flickr sayfasından finalistlerin 'Totem Fridge', 'Sook', 'Drawer Kitchen', 'iBasket' gibi enteresan diğer ürünlerini de rahatça görebilirsiniz...

flynxs electrolux design lab 08 finalists totem fridge

Sansüre Sansür!

14-20 Ağustos 2008 tarihleri arasında 'Geleceğin İnternet'inin Önizlemesini Yapıyoruz' diyerek, mahkeme kararlarıyla erişimleri haklı veya haksız olarak engellenen siteler gibi, kendi sitelerimizi 'Bu siteye erişim kendi kararıyla engellenmiştir' uyarısı asarak kapattık.

Bu geçen hafta içinde blog hareketine katılıp, duyarlılık ve özveri göstererek, sansüre karşı tavır sergileyen yüzlerce site sayesinde; ülkemizde mahkeme kararlarıyla sitelere tümden erişimin engellenmesinin; sansürün, bilgiye erişim hakkımızı elimizden alarak, bizi nasıl mağdur ettiğini hep beraber deneyimlemiş, dolayısıyla, geleceğin İnternet'inin sanal bir önizlemesini yapmış olduk.

Yerli ve yabancı basında ve sitelerde de yer bulan, destek gören sansüre karşı bu tavırla; toplumda daha geniş kitlelerin, uygulamalardaki doğru bilinen yanlışları fark etmesi ve üzerinde düşünmesi bir parça da olsa sağlanmış oldu.

flynxs sansüre sansür
Maruz kaldığımız yanlış uygulamaları değiştirmeye çalışmazsak, ileride nasıl bir İnternet deneyimi yaşıyor olacağımızın küçük bir projeksiyonu olan bu hareket, konu üzerinde farkındalık yaratmak ve bir bilinç oluşturmak için sansuresansur.org sitesi altında herkesin katılımıyla gelişmeye, ses çıkarmaya devam ediyor olacak.

5651 sayılı, Elektronik Ortamda İşlenen Suçların Önlenmesi Kanunu'ndan haberdar mısınız?

Ülkemizde, 5651 sayılı İnternet Kanunu'nun yoruma açık maddeleri, Bilişim Hukuku alanındaki mevcut eksiklikler yüzünden, uygulamada, geniş kitleleri mağdur eden kararlar verilmesine yol açıyor.

Daha önce burada, bir gecede süratle çıkarılan, üzerinde yeterince çalışılmadığı her hâlinden belli olan
5651 sayılı İnternet Kanunu'nun uygulamada yaratacağı sorunlarla ilgili endişelerimi, aklımdaki soru işaretlerini paylaşmış, konuşmuştuk*. Geçen bir yıl içinde, o sorunlar maalesef gerçeğe, yaşamımızın bir parçasına dönüştüler.

Maalesef ülkemizde, -tıpkı şu günlerde Milli Eğitim Bakanı'nın bir zamanlar eğitim affına kesinlikle karşıyken, nasıl bir anda olası siyasi bir manevra uğruna sıkı bir takipçisi olduğunu gördüğümüz gibi- bir takım siyasi hesaplar uğruna yeterince hazırlıksız uygulamaya konan,
alınan kararların sıkıntılarını yaşıyoruz.

Kanunlar değiştirilebilir, yeniden düzenlenebilirler!

Yanlış uygulamalara tavır gösterip, doğruyu talep etmek hepimizin sorumluluğu.
Oysa, pek çoğumuz, sitelere erişim engeli kararlarını haklı görüp; sebebini araştırma veya bu uygulamaları eleştirme gereğini bile duymuyoruz.

Tüm dünya zengin içeriğini kullanabiliyorken, biz, ülkemizde Youtube, Dailymotion gibi video paylaşım sitelerine erişemiyoruz.

Engellenen siteleri kullanabilmek için bulunan yan yollara rağbet edip; mahkeme kararıyla engellenmiş olsalar da, nasıl olsa o sitelere bir şekilde girebildiğimiz için kendimizi şanslı hissedip, engellenmiş olmalarını dert etmeyebiliyoruz.

Oysa sansür; başlıbaşına bir problem olmaka beraber, erişimi engellenen site içeriklerinin sırf 'eğlence'ye hizmet etmiyor; pek çok farklı meslek alanı için arşiv, bilgi kaynağı teşkil ediyor olmasıyla da, o sitelerden istifade edemediğimiz süre içinde bizi zamandan, güncel zeminden, kaynaklarımızdan geri bırakmış oluyor!

Erişimi engellenmiş siteler sadece Youtube, Dailymotion gibi video paylaşım platformları da değiller. Birilerince olası 'müstehcen' içeriğe sahip görülerek, şikâyet edilip erişimi engellenmiş, pek çok sanat içerikli yabancı site de, bu sansür rüzgârından etkilenmiş durumda.


Evet, sanat eserlerinin söküldüğü, sergilerde üzerlerinin örtüldüğü bir ülkede yaşıyoruz. Ama dünyada başarılara imza atmış yabancı bir fotoğraf sanatçısına, sitesine ülkemizden erişim engeli getirildiğini, eserlerinin sansürlendiğini nasıl açıklayabiliriz?

5651 sayılı İnternet Kanunu'muz, 'müstehcen' içerikli siteleri, şikâyet hâlinde erişime engelleyebiliyor. Peki ama, o içeriklerin kime göre, neye göre müstehcen olduğu kabul ediliyor? O kısmın yoruma açık olması, korkarım ki çok yakın gelecekte bizi sanattan mahrum bırakacak!..


5651 sayılı Elektronik Ortamda İşlenen Suçların Önlenmesi Kanunu'ndaki yoruma açık maddelerin, bilişim hukuku uzmanlarınca takip edilmesi yanında, bilişim medyası ve bilişimle ilgili sivil toplum kuruluşlarıyla beraber, İnternet kullanıcıları olarak bizlerin de kanun üzerinde konuşarak; eksikliklerine dikkat çekip, yeniden düzenlenmesi için bilinç sağlanmasında hassasiyet göstermemiz gerektiğini düşünüyorum. Yoksa, böyle ilginç(!) düzenlemelere tâbi olmaya devam edeceğiz.

Türk İnternet kullanıcısı olarak, İnternet'te ne kadar özgür olabileceğiz? İnteraktif iletişime, teknolojiye bakışımız; kanunlarımızla paralel mi? Geleceğin medyası, klasik medyanın kontrol edildiği gibi bir mantıkla kontrol edilebilir mi?..

'Sansür'le, zihinsel besin kaynaklarıma erişimim engellendi. Rahatsızım, rahatsızız! Bu, anlaşılsın istiyorum. Sizi de sitelerinizde, 'sansür'e karşı aynı tavrı sergilemeye ve daha geniş kitlelere ulaşıp, bu konuda bir bilinç, farklındalık sağlanmasına katkıda bulunmaya çağırıyorum.



*:
ilgili bağlantılar: '5651, Yasalaşan Yeni İnternet Kanunu ve Zihnimdeki Soru İşaretleri', '5651, İnternet Kanunu Onaylandı','WordPress Engellenirken, Mim Dalgalarıyla Serinleyip PageRankımızı Mı Düşünelim?', '23 Kasım, 5651 Sayılı Kanun Işığında İnternet', 'YouTube'a Bir Erişim Engeli Daha', 'Bir YouTube Engeli Daha', 'İnternet Haftası', 'Bir Erişim Engeli De Dailymotion'a', 'Geleceğin İnternet'inin Önizlemesini Yapıyoruz'.

Geleceğin İnternet’inin Önizlemesini Yapıyoruz!


internetinkarariyor.com tanıtım filmi from Webiki.tv on Vimeo.

Flynxs, 'Geleceğin İnternet’inin Önizlemesini Yapıyoruz!' kampanyasını desteklemek için, 'Bu siteye erişim kendi kararıyla engellenmiştir' diyerek, 14 Ağustos'ta içeriğine erişimini engelledi. 20 Ağustos 2008 akşamına kadar da, bu şekilde protestosuna devam edecek!
Her gün yeni bir site daha kapatılıyor.
Bu hızla giderse ileride nasıl bir İnternet deneyimi yaşarız, onun canlandırmasını yapıyoruz.
İki tıklamada bir karşımıza bu görüntü çıkar ise neler hissedersiniz?
Bu amaçla sitelerimizi diğer sansürlenen siteler gibi kapatıyoruz. Aynı şekilde.
'Sansür'le, zihinsel besin kaynaklarıma erişimim engellendi. Rahatsızım, rahatsızız! Bu, anlaşılsın istiyorum. Sizi de sitelerinizde, 'sansür'e karşı aynı tavrı sergilemeye ve bu konuda farklındalık sağlanmasına katkıda bulunmaya çağırıyorum.

Eğer siz de bu kampanyaya destek vermek isterseniz, sitenize eklemeniz gereken kodu buradan alabilirsiniz.

Kampanyaya yer veren bazı siteler: bigumigu, sozluk.sourtimes.org, Radikal, Hürriyet, Marketing Türkiye, MediaCat, MedyaKronik, NTVMSNBC, Techcrunch,
osocio.org, sinema.com, zargan.com, ozgeozberk.net, eksiduyuru.com...

Bir Erişim Engeli De Dailymotion'a


YouTube'a art arda gelen erişim engellerinden sonra, ülkemizden bir erişim engeli de, içlerinde Türkçe'nin de bulunduğu pek çok farklı dilde hizmet veren, sosyal video paylaşım sitesi Dailymotion'a gelmiş bulunuyor.


'Bu siteye erişim mahkeme kararıyla engellenmiştir' yazıları, İnternet'i bir mecra olarak yeterince anlayamamış, kavrayamamış olduğumuz gerçeğini yüzümüze vurmaya devam ediyor.

Bilgiye erişim hakkımız kitlesel olarak elimizden alınıyor! Bilişim Hukuk'u mağduru olduk! Rahatsızım. Siz değil miziniz?

Paylaştığım YouTube videolarının, ülkemizden YouTube'a erişim engeliyle blog'umda görüntülenememesinden dolayı aylardır yerlerini devasa boşluklara bırakmalarına, şimdi de blog'umda Dailymotion altındaki videoların yerlerinin boşluğu eklendi. Bu, erişim engeli uygulamasının bana yansıyan zararının, gözle görülür tarafına bir örnek. Aynı durum, tüm websiteleri için de geçerli.

Ses ve görüntü kalitesi, içeriğiyle, Dailymotion kullanmaktan ne kadar memnun olduğuma, burada sıkça değinmiştim. Dailymotion, YouTube, Vimeo; öncelikli tercih ettiğim üç video paylaşım sitesi. Ve şu an, ikisini tüm dünya kullanabiliyorken, ben kullanamıyorum! Mahkeme kararıyla engelleniyorum! Engelleniyoruz!

Yoksa siz, bunda bir mantık hatası, uygulamada yanlışlık, daha da önemlisi yaşananın kitlesel olarak
özgürlüklerin kısıtlanması noktasına ulaştığını görmüyor musunuz?

Video paylaşım sitelerini eğlence amaçlı olarak kullanmaktan çok, işimle ilgili gelişmeleri, yayınları takip etmek ve zihinsel besin için kaynak olarak kullanıyorum. O sebeble bu sansürler beni ve benim gibi insanları çok fazla olumsuz etkiliyor.

Fakat, erişimi engellenen bu platformlar ister eğlence, isterse de profesyonel amaçlara hizmet için kullanılıyor olsunlar
, fark etmez, her durumda sonuç aynı. Sansüre maruz kalıyoruz. Mağduruz!

'
O kadar önemli mi? Kullanmayın biraz. Hem, sadece o video siteleri mi var, diğerlerini kullanın', deniyor. Bu maalesef bilinç düzeyinin seviyesini gösteren çok basit bir yaklaşımdan başka bir şey değil. Her video paylaşım platformunun kapasitesi, içeriği, aranan konu başlıklarında videolara ulaşabilmek için yeterli olmayabiliyor. Meselâ, YouTube'da bulabildiğim birçok videoyu başka bir video paylaşım sitesinde bulamıyorum. Haberdar olmam gereken konulardaki videoları bulabileceğim yerler engellendiğinde, etraftan aramakla zaman kaybetmek zorunda kalıyorum, verim düşürücü, sıkıntı verici bir durum bu.

Bilgiye erişimimizin engellenmesi hepimizin sorunu! Video paylaşım sitelerinin sansürlenmesi, geneli etkileyen bir uygulama olduğu için, yanlışın boyutunu fark etmemizi sağlamada iyi birer örnekler.

Tüm meslek gruplarının bu uygulamadan bir şekilde etkilendiğini söyleyebiliriz. Örneğin, bi
r bilim insanını düşünün; yeni yayınları takip edebilmesi, dünyadaki gelişmelerden haberdar olabilmesi için video paylaşım sitelerini kullanıyor olsun.

Dünyanın diğer ucundaki meslektaşının, kalp kapağı değişikliğinde kullanılmak üzere bulduğu cerrahi bir tekniğin uygulama videosunu, bu video paylaşım sitelerinden izleyerek, anında haberdar olabiliyor. Eskisi gibi sadece dergilerdeki yayınlara, kitaplara muhtaç değil; şimdi, yeni tekniklerden videolar üzerinden kolayca haberdar olunabiliyor.

Yeni tekniklerin uygulama videoları, röportaj ve tanıtım filmlerine erşimi engellendiğinde, bir insanın kendini geliştirmesinin önüne çekilen perde, hepimizin zararına değil mi?

İstenmeyen içerik yüzünden mi, izlenen videoların yarattığı yurtdışı çıkışlarındaki yoğunluğu hafifletmek için mi, yoksa başka sebeplerden mi bu tür uygulamalara maruz bırakılıyoruz bilemiyorum ama,
bu karartmalar, sansürlerden çok rahatsızım. Video paylaşım siteleri büyük birer kaynak. Tümden engellenmeleri kabul edilemez.

Konuyla ilgili, Fırat Yıldız'ın
Bigumigu'daki 'Tüm Reklamcılara, Reklamverenlere ve Herkese Duyuru!' başlıklı yazısını ve Düğümküme'de 'Youtube' başlığındaki yazıları, özellikle 'Türkiye’de Kitlesel İfade Özgürlüğü Engellemesi'ni okumadan geçmemenizi öneriyorum.

Blog'dan benzer içerikli yazılar: İnternet Kanunu, 5651, bilişim, internet...
Konuyla ilgisiz dip not: Blog yazarınız iki hafta tatil hakkını kullanıyor olacak.

Animated Optical Illusion



'Stripes : Moving Images Illusions'; Grab the stripes image to the right and slowly drag it over the other stripes layer below it... This example is taken from the book "Gallop!" by Rufus Butler Seder"...

Göz yanılması...
Wikipedia: optical illusion

İnternet Haftası



İnternet'in Türkiye'ye gelişinin 15. yılında, 7-20 Nisan tarihleri arasında 'İnternet Yaşamdır!' diyerek 11. 'İnternet Haftası'nı kutluyoruz.

Geçen yıl '
İnternet Haftası'nı kutlarken, buna benzer bir yazı yazmıştım ve o zaman Antoloji ve EksiSözlük'e mahkeme kararıyla getirilen erişim yasağını, bunun ne kadar yanlış olduğunu konuşuyorduk. Geçen süre içinde 5651 sayılı İnternet Kanunu çıktı ve uygulamaya kondu, sansürlenen siteler arttı, şimdi ise ifade özgürlüğünü kısıtlayan İnternet yasaklarının 'ülkeye zarar vermeye başladığını' konuşur olduk.

İnternet haftası kapsamında yapılan, altta okuyacağınız açıklamadaki oranlar, İnternet'in ne olduğunu ve kullanmayı pek de iyi bilmediğimizin ispatı niteliğinde.
Dünyada 1,3 milyar İnternet kullanıcısı, 550 milyon kayıtlı bilgisayar, 158 milyon alan adı, 150 milyon web, 100 milyar civarında web sayfası, 100 milyon civarında video ve 60 milyon civarında kişisel web/blog olduğu tahmin ediliyor.

Türkiye'deyse 20 milyon civarında kullanıcı; 2,5 milyon bilgisayar; 150 bin Türkiye içinde, 700 bin Türkiye dışında alan adı var.

Nüfusun %27’si İnternet'i düzenli kullanıyor. %70’i hiç İnternet kullanmamış ve %22’sinin İnternet hakkında hiç bilgisi yok.
Evlerin %81’inde İnternet bağlantısı yok.
Kadınların %80’i İnternet kullanmıyor.
İnternet ile yaşamda 15 yılı doldurmuş olduğumuz ve çıkan bu sonuçları yan yana koyduğumuzda, zihninizde canlanan tablo size ne düşündürüyor? Bu gerçeğin neresindesiniz?

5651 sayılı İnternet Kanunu'nu yoruma açık maddeleriyle çıkaran ve tuhaf uygulamalarını izlemek durumunda kaldıklarımıza, acaba İnternet'i nasıl tanıtabiliriz? Kötü, sakınılacak bir yer gibi gösterip, sansürle bizi korumaya çalışanlara, 'İnternet Haftası' bir bilinç yükselmesi sağlayabilir mi? Bilemiyorum. Ama hepimizin bu yönde bir çaba göstermesi gerektiğini düşünüyorum.

Bilişim Sivil Toplum Kuruluşları Platformu (bt-stk.org.tr), bu bağlamda yine her yıl olduğu gibi anlamlı etkinlikler düzenliyor. internethaftasi.org.tr adresinde 'Aktif Katılım' sayfasından, etkinlikler ve amaçlananlarla ilgili detaylı bilgiye ulaşabilir, siz de katılıp destekleyebilirsiniz.

İnternet'ine Sahip Çık, İnternet Yaşamdır!

The Art Of Motion Control



Aslında minik elektrik sinyallerini kontrol edebilmekle başlıyor her şey.
Pipedream ve Ribbon Dancers da bunun sadece hoş örneklerinden, videoda izleyecekleriniz sizi de heyecanlandırır ve çağrıştıracağı enteresan fikirlerlerle zihninizi meşgul etmek isterseniz, detayları www.taomc.com'da.

Çocuk İstismarını Durdurun! [Mim]



Bu afişler [görselleri daha büyük görüntülemek için üzerlerine tıklayabilirsiniz], başlatılan 'Çocuk istismarını önleme' hareketi kapsamında Doctus Bilgi Güvenliği Forumu bünyesinde açılan 'İnternette Çocuk İstismarı' bölümünden. Çıktılarını alarak okul iş yeri gibi ortamlarda görülebilecek yerlere asabilir, konuyla ilgili farkındalık sağlanmasına yardımcı olabilirsiniz.

Doctus'taki 'İnternette Çocuk İstismarı' bölümünden konuyla ilgili tüm detaylara erişebileceğiniz, akademisyenler ve kurumların desteğiyle gelişen bu güzel projeye destek olmanın bir yolu da, şimdi benim yaptığım gibi, konunun daha geniş bir platformda yankı bulmasını sağlayabilmek için 'Dünyayı Güzellik Kurtaracak' mim pasına dahil olmak.

Çocuk istismarına en müsait alanlardan biri olan internette başlayan bu projeye blogkürenin mimleriyle destek olması bekleniyor!
Bunun için sadece 3 şey yapmamız yeterli; 'Çocuk istismarını durdurun' sloganına ve -forumdan edinilebilecek- ilgili banner'a blogumuzda yer verip, çocukluğumuzdan hatırladığınız bir şarkı ve şu anda dinlediğimizde hissettirdiklerinden bahsetmek...
Banner yerine 'Çocuk İstismarı Nedir?', 'Vucudun Senindir, Onu Koru' afişlerine yer vermeyi tercih ettim.

Çocukluğumdan hatırladığım şarkı ise,
Vivaldi - The Four Seasons; ben veya bir başkası bana masal/kitap okurken dinlemeye, İlkbahar ve özellikle Sonbahar'a bayılıyordum.

Salt kendi başına müzik, zihinde masalsı bir dünya yaratmaya yeterken bunu masallarla birleştirmem, hayal gücüme enfes ziyafetler vermekten hoşlandığımın bir göstergesi, olabilir. Şimdi dinlerken de, benzer tadı ve çoşkuyu duyumsayabiliyorum, belki bu, o müziklerin zamanüstü olarak niteleyebileceğimiz bir kategoride olmasındandır. Ya da bazı şeyler/beğeniler hiç değişmiyor, diye de düşünebiliriz...

Nedense, şimdiki imkânlara ve çocuklara kıyasla, 'Susam Sokağı' izleyip, 'sevdiğim sayı 6' şarkılarıyla büyüyen çocukların daha masum ve hayal güçlerini kullanma imkânlarının daha fazla olduğunu düşünüyorum. Onlardan biriyim. Peki ya siz? Ne dersiniz? Sizce de, seçenekler çoğaldıkça tatminsizlik ve o tercihlerin getirdiği riskler de artmıyor mu?


İnternet'te çocuk istismarına engel olmak için,
'Child Exploitation Tracking System - CETS'in Türkiye'de devreye gireceği haberlerini okumuştuk. Yakın zamanda çıkan 5651 sayılı İnternet Kanun'u da bu anlamda ciddi yaptırımlar içeriyor. Fakat yine de bunlar, toplumca kişisel duyarlılık sahibi olmadan aşılabilecek konular değil. O yüzden her birimize sorumluluklar düşüyor...

Doctus'tan gelen 'Dünyayı Güzellik Kurtaracak' mim pası, sevgili Osman S Börütecene'den tarafıma iletildi. Ben de, blogumdaki bağlantılarımdan seçtiğim Sunipeyk, Devletşah, Yakuter, Ben Konuşuyorum, İzmirde Sanat, İşitme Kaybı, Ben Hayattayken bloglarına ve size, konuya temas edeceğinizi umarak iletiyorum. Çocuk istismarını durdurun!



Susam Sokağı şarkılarından birini post sonuna almak istedim ama YouTube erişilemezliğini koruduğu için çok fazla seçme şansım olmadı. Hâyli eskilerden ama bir o kadar da komik 'Sesame Street-Manamana'...

Konuyla ilgili bağlantılar: Wikipedia Çocuk İstismarı. Bu projeye de dahil olan Ankara Çocuk Koruma Birimi Başkanı Prof. Dr. Betül Ulukol'un zamanında yaptığı bir açıklama 'Tacize Uğrama Yaşı 1'e Düştü'.

Bir YouTube Engeli Daha

An itibariyle blogumdaki yazı alanları arasındaki devasa boşlukların sebebi, -alttaki görselden de görebileceğiniz üzere- ülkemizden YouTube'a erişimin yine engellenmesi yüzünden videoların görüntülenemiyor olmasıdır.

Ne kadar süreceğini bilemediğimiz, blog içeriğini bu hâle getiren bu tuhaf durum için özür dilerim.
Farklı DNS veya proxy kullanmanız bu sıkıntıyı hissettirmeyebilir. Bilişim Hukuku'nun ülkemizdeki durumu böylece her fırsatta yüzümüze vuruluyor maalesef...



Bu durumdan çok rahatsızım. Hani tüm site değil de sadece YouTube'daki içeriğin rahatsızlık verici kısmı engellenecekti? Şimdi yine ne oldu da böyle bir geri adım atıldı! Örnek teşkil edecek düzgün bir karar verilse de, bari bundan sonraki uygulamalarda tüm mahkemeler ona göre davransa, diye umuyorum ama...

Peki bu tür site engellemelerinde, blog içeriklerine dahil edilmiş olan videoların görüntülenmeye devam edebilmesinin bir yolu yok mu? Olsa iyi olurdu...

Konuyla ilgili benzer bir bağlantı: YouTube'a Bir Erişim Engeli Daha.

Apple iTouch: Grid


Apple'ın, iPod Touch için hazırlanan yeni reklamı, 'Grid'. Sade, akıcı anlatımı ve müziğiyle gayet etkileyici. Grid'in müziği Brendan Benson'a ait, The 'Alternative to Love' albümünden 'What I'm Looking For'. Albümde aynı zamanda bunun gibi birçok yakalayıcı parça daha bulunduğunu söyleyebilirim. Grid'i daha yüksek çözünürlükte izlemek isterseniz apple.com'u ziyaret edebilirsiniz.

Apple iTouch, Grid; TBWA\Media Arts Lab, Los Angeles; Green Dot Films, Los Angeles; Mark Coppos, Virginia Lee.

The Information Machine



Animasyonlarla geçmişe mini yolculuklarımız devam ediyor.

Geçmişte inceleme ve temaslarda bulunup, günümüz teknolojisinin değerini bir kez daha idrak etmemizi de sağlayan bu eğlenceli kısa film, Charles & Ray Eames ve Dolores Cannata imzalı, zamanında Brussels World’s Fair (Belgium, 1958) The IBM Pavilion için hazırlanmıştı. Daha detaylı bilgiye, cartoonmodern ve archive.org altından erişmek mümkün.

Hi-Can, Private Cloud, Fusion Tables



Bu sıralar ilgimi çeken, yakın zamanda en az birine sahip olsam hiç fena olmaz diye düşündüğüm, tasarım ve fonksiyonellikleriyle beni cezbeden birkaç üründen ilki,
Hi-Can.

High Fidelity Canopy; İtalyan tasarımcı Edoardo Carlino'nun
harika bir ürünü. Adeta, modern hayatın yatağa entegrasyonu olarak nitelenebilecek ürün, içersinde barındırdığı dvd player, hi-fi sistem, havalandırma gibi pek çok özelliğiyle, konforun üst sınırda olduğu bir yatak tasarımı.

Film izlemek, oyun oynamak, interneti kullanmak... keyfinize kalmış. Detayları,
websitesinde, YouTube videosunda.



Private Cloud ise, Hi-Can'in sunduğu teknoloji tatmininden uzak olmakla beraber, görünüm ve kullanım olarak oldukça şık ve rahat görünen diğer bir yatak tasarımı. Hareketli ya da istendiğinde farklı eğimlerde sabitlenebilen yapısıyla, oldukça kullanışlı olabileceğe benziyor.

Diğerleri arasında en kısa ayda, ay sonuna yetiştirilmeye çalışılan işlerle uğraşırken; bir an önce rahata kavuşma isteğiyle zihin, algıda seçiciliği devreye sokmuş olabilir, bu ürün seçimlerinde. Fakat sıradaki tasarım, arada eğlenceyi de unutmadığımın bir göstergesi.



Pek çok kimse, evde olmasını istemekle beraber, yemek masasıyla rekabeti kazanamadığı için bilardo masasını eve alamayabiliyor.

Fusion Tables, bilardo keyfini rahatça yaşadığımız mekâna taşıyan, fonksiyonelliğiyle, işlevsel bir ürün tasarımı.

Bilardo masası, ofislerde toplantı masasına, evde çalışma ya da yemek masasına bu sayede kolayca dönüştürülebilir.

Evet, bundan istiyorum (: yataklar şimdilik kalabilir. Gerçi firma Belçika'da ama, herhalde araştırınca burda da en azından fikir olarak benzer ürünler bulunabilir.

Coroflot, Float, Polaroid



www.firebrand.com, bugünlerde pek çoğumuzun eğlenceli zaman geçirgeci; kahvelerimizi içip kısa filmler arasında geziniyoruz.

Öğleden sonra, coroflot.com'un '2007'de dünya genelinde tasarımcılar ne kadar kazanmış' araştırması -ki, Coroflot her yıl, grafik, ürün, web, moda, mimari gibi pekçok alanda çalışanlar üzerinden yaptığı anketlerle bu araştırma sonucunu çıkarıyor- üzerinde kritikler yapıp sıkılınca mini bir de firebrand turuna geçtik.

Geçen yazdan anımsayacağınız,
Zune Art filmlerinden 'Float' (the mood of float) izlerken -altaki video-, kızın çantasından çıkarıverdiği Polaroid fotoğraf makinesini görünce arkadaşım, üretimi durdurulan makinelerinden sonra artık filmlerinin de -ki onlar da zor bulunuyordu zaten- üretilmeyeceği haberini, anlattı [bknz: boston.com- polaroid shutting 2 mass, wikipedia-polaroid corporation, instant film] Duyumsattığı, bir sürecin sonu, yeni bir level'a geçişe tanıklığın getirdiği, tuhaf bir histi. Evet, teknoloji rüzgârını arkamıza aldık heyecanla ilerliyoruz...



Float Concept: 72andSunny / Los Angeles, CA. Creative Director: Glenn Cole. Writers: Jason Norcross, Bryan Rowles. Animation: Vitamin / Chicago, IL. Music: "Hopelist" by What Made Milwaukee Famous. Animasyonla ilgili detaylara, Zone Art'daki sayfasından da ulaşılabilmekte.

Hopelist, animasyona oldukça yakışmış. What Made Milwaukee Famous albümü 'Trying to Never Catch Up, Hopelist haricinde başka güzel parçalar da barındırıyor.

Eğer fotoğrafçılıkla ilgiliyseniz, Yıldız Üniveristesi Beşiktaş kampüsü Oditoryum Sergi Salonu'nda, 16 Şubat'ta Murat Germen'in "şimdilerde fotoğraf" ismiyle vereceği semineri de bu fırsatla kaçırmamanızı öneririm. Bahsedeceği farklı ülke ve kültürlerden çeşitli fotoğrafçılık pratikleri, zihin açıcı olacaktır. Katılmak için, PhotoLine seminer kayıt sayfasını kullanabilirsiniz.

Panoramik Gezinti

Topkapı Sarayı Harem bölümünden başladığım panoramik gezintim; Gaziantep Müzesi Zeugma, Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi, Ayasofya Müzesi, Mevlana Müzesi, Burdur Arkeoloji Müzesi ile devam etti.

Böyle bir cümle kurup, tüm bu saydıklarımı neredeyse sadece yarım saat içinde yaptığımı söylemek, başka bir zamanda olsa belki
şaşkınlık verici hatta imkânsızmış gibi gelebilirdi. Ne mutlu ki şimdi teknoloji sayesinde online ortamda, bunları rahatça yapabiliyoruz.

www.360tr.com, panoramik Türkiye fotoğraflarıyla, ordaymışlık hissini duyumsatan hoş bir deneyim sunuyor. Varlığından haberdardım ancak bu kadar detaylı bakma fırsatı bulamamıştım. Umarım içeriği gelişmeye devam eder.

YouTube'a Bir Erişim Engeli Daha

[21 Ocak 2008 itibariyle konu sonuna ilave yapıldı.] Türkiye'den YouTube'a yeni bir erişim engeli kararıyla daha karşı karşıyayız.

Bugün, normal yolla youtube.com'a girmeye çalıştığımızda, açılmayan sayfalarla karşılaştığımız gibi, bloglarımız üzerindeki YouTube kaynaklı videolar da gösterilemedi (bu mevzu devam ettiği sürece de maalesef gösterilemeyecek).

Can sıkıcı bir durum! Şu an bu yazının yerinde, hafta sonu müziği için hazırladığım, Jose Mourinho ilgimden - sayesinde futbolun gözüme ne kadar sevimli gözükmeye başladığından - Fifa 2008 müziklerinden bahsedip içlerinde beğendiklerimden birkaçının videosunu paylaştığım, güzel bir yazı yer alıyor olacaktı. Ama, yazı içinde istediğim videoları göstermeme engel olan bu gelişme yüzünden, memnuniyetsizliğimi ifade eden bu yazıyı yazıyorum.
Savcı Kayral, mahkemeye yazdığı yazıda şunları belirtti:
“Yapılan suç ihbarı üzerine başlatılan 5816 sayılı Atatürk'e Karşı İşlenen Suçlar Hakkında Kanun ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 299, 301, ve 125/3-a maddelerine aykırılık suçlarından yapılan soruşturmada; youtube.com sitesinde ‘turko maymun' isimli video klibi ile yapılan yayın hakkında 5651 sayılı yasa gereği internet sitesine erişimin engellenmesine karar verilmesi.”

Mahkeme, siteye gerişimi engellerse Türkiye de ilk kez "İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun"a muhalefet edildiği gerekçesiyle bir site yasaklanmış olacak. [bknz: Atatürk'e Çirkin Saldırı!, YouTube'a Yasak Gündemde]
5651 sayılı yeni internet kanunu uyarınca, istenmeyen içerikli yayınlar engellenebiliyor. Fakat biz şu an, engellenen siteyi normal yollarla Türkiye'den göremezken, tüm dünya görmeye devam ediyor! Bu, ne kadar akla, mantığa uygun bir durum? Bir şeyleri korumanın yolu sansür olabilir mi? Olmamalı!

İstersek, DNS değişikliği ve proxyler üzerinden engellenen siteyi görebiliyoruz ki, bu da uygulamanın tuhaflığının ayrı bir detayı.

Durumu, bilişim konusunda adımıza tarihe geçmiş yeni bir ayıp olarak niteleyeceklere, söylenecek bir laf olabileceğini düşünmüyorum. Kesinlikle haklıdırlar.

İstediğim videoları normal yollarla görüntüleyemediğim için şu an ben ve benim gibi herkes madur edilmiş durumda! Bu da çok saygın kanunlarımız ve işleyişleri sayesinde oluyor. Bir tarafta iyi bir şey yapmaya çalışırken diğer taraftan başkalarını madur etmek niye, bunu anlayamıyorum.

Tabii ki Atatürk'e karşı yapılmış saygısızlıktan rahatsızım, ama arzu ederdim ki bu rahatsız durum, yeni rahatsızlıklar yaratmayacak şekilde ortadan kaldırılabilmiş olsaydı. Bunu yapmanın teknolojinin imkân verdiği yollarının var olduğunu ben biliyorum. Kanun uygulayıcılarımız mı bilmiyor?!

Konu hakkında web'de detaylı bilgi bakarken, 'Savcılar farklı, adalet de farklı!' başlıklı bir gazete haberine denk geldim. Siz de okuyun isterim. Bu olayla ilgili olan savcı Kürşat Kayral'ın da isminin geçtiğini fark edeceğiniz haberde; bir olay karşısında aynı kanunlarla hareket eden iki savcının tavrının ne kadar farklı olabildiğini göreceksiniz.

5651 sayılı kanun'un uygulamasıyla ilgili aklımdaki soru işaretlerinden bahsetmiştim. Bu gelişmeler de, onları doğrular nitelikte gibi gözüküyor, maalesef.

Patlayan ara sokaktaki minik bir boru sokağı ıslatıyorsa ara vanadan su kesilip tamir edilir, tüm kent susuz bırakılmaz!

Kanunları internet üzerinde, normal hayatta uyguladığımız biçimde uygulamaya çalışamayız. Wordpress bloglarının hâlâ kapalı olması ve bu gelişmeler gösteriyor ki, bilişim hukuku üzerine yetkin kimselere ve kanunlarımızın hazırlığı ve uygulamasında bu kişilerin bilgisinden istifade edilmesine ihtiyacımız var.

YouTube
sadece durumun vahametini gösteren bir örnek. Bu gün YouTube, yarın belki Blogger blogları, ve hatta Wikipedia ya da Google! Google ya da Wikipedia'nin başına bunun gelemeyeceğini mi düşünüyorsunuz? Çin, Wikipedia'yi yasaklayabilmişti...

Bu karartmalar, sansürlerden çok rahatsızım.

21 Ocak 2008 itibariyle konuya ilave:

Benzer şekilde engellenmiş sitelere
opendns ile erişilebilmesine rağmen artık, IP'den engelledikleri için YouTube'a ulaşılamıyor!

Yapılan yanlış, dedikçe; konunun tuhaf yönlerinin altı çizildikçe; aşama aşama bir engelleme durumuyla karşı karşıyayız. Saklanmaya çalış(ıl)anı tüm dünya görüyor, bilmeyen kalmadı sayenizde!

23 Kasım, 5651 Sayılı Kanun Işığında İnternet

[30/11'de yazı sonuna bilgi ilavesi yapılmıştır.]

İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkındaki,
5651 sayılı kanun kapsamında uygulamalara, başlandı.

Konuyla ilgili bilgileri kısaca aktarırken, yazı sonunda da aklıma takılan ilgili birkaç soruyu paylaşacağım.

İntihara yönlendirme, çocukların cinsel istismarı, uyuşturucu veya uyuşturucu madde kullanılmasını kolaylaştırma, sağlık için tehlikeli madde temini, müstehcenlik, fuhuş, kumar oynanması için yer ve imkan sağlama, 'Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında Kanunu'nda yer alan, suçları oluşturduğu hususunda yeterli şüphe sebebi bulunan yayınlara erişim engellenecek.
Telekomünikasyon İletişim Başkanı Fethi Şimşek'in açıklamalarında, "Vatandaşlardan, kamu kurum ve kuruluşlarından Başkanlığımıza, telefonla ve web sayfası üzerinden doldurulacak form ile ya da elektronik posta yoluyla gelen ihbarlar kabul edilebilecek'' olduğunun altı çiziliyor.

5651 sayılı kanunun nasıl uygulanacağıyla ilgili olarak toplam 5 yönetmelik yayımlanıyor.

Bu yönetmeliklerden ikisi, bu kanunu uygulayacak olan bölümün teşkilatlanması ve kariyer sistemi ile ilgili, 3 tanesi ise ilk olarak "Toplu Kullanım Sağlayıcılar" olarak tanımlanan ve özellikle internet cafeleri ilgilendiren yönetmelik, İnternet Servis Sağlayıcılar ve Hosting (yer) sağlayıcılarla ilgili yönetmelik ve son olarak da bizzat sitelerle yani online yayıncılık ile ilgili yönetmelik.


Telekomünikasyon Kurumunca hazırlanan, erişim sağlayıcılara ve yer sağlayıcılara faaliyet belgesi verilmesine ilişkin usul ve esasları düzenleyen; ''Erişim Sağlayıcılara ve Yer Sağlayıcılara Faaliyet Belgesi Verilmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik'' ve
İnternet toplu kullanım sağlayıcıları ve ticari amaçla internet toplu kullanım sağlayıcılarının yükümlülükleri ve sorumlulukları ile denetimlerine ilişkin esas ve usulleri düzenleyen ''İnternet Toplu Kullanım Sağlayıcıları Hakkında Yönetmelik''. yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Telekomünikasyon İletişim Başkanı Fethi Şimşek, içerik sağlayıcıların, yer sağlayıcıların ve erişim sağlayıcıların yükümlülük ve sorumlulukları ile, internet ortamında işlenen belirli suçlarla içerik sağlayıcı, yer sağlayıcı ve erişim sağlayıcıları üzerinden mücadeleye ilişkin esas ve usulleri düzenleyen ''İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesine Dair Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik''in ise, Başbakanlık tarafından yayımlanmasının beklendiğini söylüyor...

'Sahicilik, Otokontrol' başlıklı yazımda; yakında burada da böyle uygulamalar görebiliriz, diyerek; Çin'de İnternet sanal polise emanet, haberine değinmiştim.

'
5651, Yasalaşan Yeni İnternet Kanunu ve Zihnimdeki Soru İşaretleri' ve '5651, İnternet Kanunu Onaylandı' yazılarımda da, kanunun farklı yorumlamaya müsait yönleri, eksikleri olduğuna değinip, kaygılarımdan bahsetmiştim.

Yayımlanan yönetmelikler, kanunun nasıl uygulanacağına dair cevaplar bulmamızı kolaylaştırdıysa da, kanun yapıcı ve uygulayıcıların internet ve bilişim suçlarına yaklaşımlarındaki donanımsızlıklarından kaynaklanan kaygılarım, varlığını korumaya devam ediyor.

İzlenme oranı (reyting) ve etik arasında kalmış bir kısım görsel medyamız yüzünden, sansürlenerek korunmaya çalışılırken; yakın zamanda çıkacağı söylenen online yayıncılık ile ilgili yönetmelik ve uygulaması ne kadar sağlıklı olacak, merak ediyorum.

Bahsi geçen 8 maddeye uymayan içerikler engellenecek. Ama, bu kararlar kime göre, neye göre alınacak?

Sonuçta, kurul üyelerinin yaşam görüşü ve insiyatifine kalan bir değerlendirmeye tabi/bağlı olacağız, gibi gözüküyor ki bu nokta; konunun istismar edilmesine farklı amaçlar doğrultusunda kullanılmasına da müsait olabileceğini gösteriyor.

Meselâ müstehcenlik konusunun sınırını kim çizecek? Daha bugün, kadın temalı bir resim sergisinde resimlerin bir kısmının örtülerek sergilendiği haberleri geçiyordu gazetelerde!

Burada beğendiğim bir fotoğrafçının çalışmalarından bahsedecek ya da beğendiğim bir müzik videosunu paylaşacak
olsam, diyelim ki bana göre aşmayan ama belki bir başkası için müstehcenlik kriterlerini aşacak olsa bu materyaller, ne olacak? İlgili yazıyı yayından kaldırmam konusunda bir uyarı mı alacağım? Ya da direkt sitem mi kapatılacak?

WordPress bloglarından birkaçında birilerinin hoşuna gitmeyen yazılar yer alıyordu diye, tüm WordPress bloglarına ülkemizden erişimin engellenmesi gibi, acaba bizi yeni başka nasıl karartmalar, sansürler bekliyor?

5651 Sayılı Kanun Işığında İnternet, ne kadar aydınlık olacak? Ampullerin aydınlatabildiği kadar mı, güneşin aydınlatabildiği kadar mı? Ne kadar? Merak ediyorum. Yoksa daha temiz, güvenli bir internet istemediğimden değil!

Konuyla ilgili benzer kaygılara değinen Hürriyet gazetesi'ndeki İnternet Sansürü ve turk.internet.com'daki Yeni Online Yayıncılık Yasasının (5651) Uygulamaları yazısını okumanızı öneririm.

~~~~~~

İnternetten işlenen suçlar için "Bilgi İhbar Merkezi" kuruldu.

www.ihbarweb.org.tr'den online olarak; ihbar@ihbarweb.org.tr adresine e-posta gönderilerek; web sayfasında kategorilendirilmiş konularla ilgili SMS numaralarından herhangi biriyle ya da 0 312 582 82 82 numaralı telefondan, rahatsızlıklar bildirilebilecek...

TiltViewer, 3D Flickr Image Browser





Görsellerimizi Simple Viewer, Tag Browser, Polaroid Gallery, Postcard Viewer, Auto Viewer gibi eğlenceli, farklı sunumları kullanarak görüntüleyebiliyorduk.

Şimdi, Flickr bünyesindeki görsellerimizi görüntüleyebilmenin eğlenceli, yeni bir yoluna daha kavuştuk;
Tilt Viewer.

Tilt Viewer, Felix Turner yaratımı, 3D arayüze sahip flash tabanlı bir imaj görüntüleyicisi.

Mouse veya klavye ile sayfa üzerinde hareket ederek farklı açılardan
TiltViewer'daki görsellere bakabildiğimiz gibi, herhangi birinin üzerine tıklandığımızda yaklaştırıp, tekrar tıklayarak arkasını çevirerek görselle ilgili varsa bilgiyi okuyabiliyoruz...

Flickr üzerinde hesabımızla oturum açtıktan sonra, Flickr user ID'mizi, kullanıcı adımızı girerek öğrenip, ?user_id= 54659695@N00 (bu ID, benim Flickr galerime götürür) linkteki gibi ID kısmını www.airtightinteractive.com/projects/tiltviewer/app/ adresinin sonuna ekliyoruz ve 3D galeri açılıyor...

Projeyle ilgili diğer detaylara, airtightinteractive/tiltviewer üzerinden de ulaşabilirsiniz.

Üstte gördüğünüz imajlar,
Tilt Viewer marifetiyle Flickr galerimden.

Tilt Viewer'ı denemek için, yaptığım fraktallardan birkaçını 'my little fractal dreams' altına yükledim. İlerleyen zamanlarda eklenecek yeni fraktallarla mutevazı fakat, daha geniş ve renkli bir galeri oluşturmayı ümit ediyorum. Soyut resim ilginizi çekiyorsa, arada uğramak için adresi not almayı unutmayın.

Zihnimi dinlendirmek için oyalanırken fraktallar yapmak hoşuma gidiyor, sonrasında onları 'desktop image' olarak kullanıyorum, ki bu monitöre bakmaktan yorulan gözleri dinlendirmek için de sade, derinliği olan ama yormayan seçeneklerden biri...

fraktal, fractal
wikipedia linkleri, olası, nedir sorunuza yanıt olacaktır. Amazing flame fractals take your breath away'deki birkaç leziz fraktal örneği ise, görmeden geçmeyin derim...

Neye Göre Doğal, Hilary Duff, Fotoğraf [mim]

Artemis hanım, konusu "makyajsız ve poz vermediğimiz bir fotoğrafımızı yani doğal halimizin yansıdığı bir fotoğrafımızı paylaşmak" olan bir mim pası göndermiş, blog sahillerimize.

Fotoğrafını paylaşacak kadar özele girmeyen bir blog sahibesi olduğumu, sanmıyorum ki göz ardı etmiş olsun; mutlaka bu mim pasını bir yerlerinden eğip bükerek bloguma uyarlayacağımı düşünmüş ve benden enteresan bir şeyler bekliyor olacağını tahmin ediyorum.

Kendisine bu fırsatla, son zamanlardaki yoğun temposu arasında kolaylıklar dileyerek, ilgisi için çok teşekkür ediyorum.

Mim konumuzda bize, sevimli duruşuyla beğendiğim Hilary Duff eşlik edecek.

Konuyu,
minik bir rötuşun, bakımlı ve en uygun ışıkta çekilmiş bile olsalar fotoğrafları, nasıl daha güzel hâle bürüyebildiklerine bağlayacağım.

Hilary Duff'ın bir fotoğrafının Photoshop'la rötuşlanmasını izleyeceğimiz alttaki
eğlenceli video ile, sihirli bir dokunuşun yaratacağı etkileyici farka tanık olacağız.


Fotoğrafın teknolojinin nimetlerinden istifade edilerek dönüştürüldüğü son hâline kıyasla ilk hâli, aslında Hilary Duff'ın tüm o makyajlı ve poz verilerek çekilmiş özenli duruşuna rağmen ne kadar sönük kalabiliyor, öyle değil mi? Neye göre doğal, sorusu, bu noktada zihinlerde uçuşuyor. Teknolojik imkân, beceri ve hayal gücüyle çok şey mümkün!

Her ne kadar, yakın zamanda aldığımız Photoshop'ın logo değişim haberi bizi hayal kırıklığına uğratmış olsa da, saniyeler içinde harikalar yaratmayı sağladığı için programın sunduğu imkânların hakkını teslim etmek lâzım.

Photoshop'ta açtığınız fotoğrafta, yüzde hafif fondöten etkisiyle sağlanmış bir pürüzsüzlük ve canlı görünüme ulaşmak için, minik bir püf noktası; 'channels' sekmesinde 'red' kanalını kopyalayıp, fotoğrafın üzerine yeni bir 'layer' atayarak yapıştırdıktan sonra o layerı 'luminosity' olarak ayarlayın.

Hilary Duff makeover 2 ve makeover 1 videolarına ise, YouTube altından erişebilirsiniz.

Bahsi geçen bu mim pası oyununa dahil olmak isteyenler, gerekli pası benden aldığını düşünerek bloglarından katılabilirler. Onun haricinde si-men, eda, yağmur'a, keyfince yorumlayabilecekleri bu pası gönderiyorum.

The Wall Piano




The Wall Piano,
Hon Lam Li'ye ait; duvara yerleştirilmiş mikrofonların dokunuşları algılayarak ilettiği bilgisayar tarafından, piyano seslerine dönüştürüldüğü eğlenceli bir proje.

Eğlenceli olduğu kadar, etkileşimli reklam panolarına da esin kaynağı olabileceğini düşünüyorum. Videosunu izlediğinizde, etkileşimli reklam panolarıyla bağlantıyı daha rahat kurabilir hatta, gördüğü ilgi sizi de değişik mecralarda kullanımını hayal etmeye sevk edebilir...

link: Sounds Butter

Baş Belâsı Teknoloji Ürünleri (mim)

AutoCad Günlüğü'nden Orhan Toker'in, "Dandik Teknolojiniz Hangisi" diyerek, başlattığı bir mim dalgası daha, sevgili Jerence'nin pasıyla bloguma ulaşmış bulunuyor.
Konumuz; alıp da hayal kırıklığına uğradığımız, çıkmasa da olur teknolojilerden 10 adet sıralamak.
Mim dalgalarını, bloglar arasında bağ kurmaları ve arada hoş yeni bloglar keşfetmemizi sağlamaları dolayısıyla önemsiyor, katılıyorum. Jerence'nin bu pası da; onu takip ettiğimin farkında olmasının ve ilgisinin bir işereti olarak beni çok memnun etti, teşekkür ediyorum.

Fakat, mim dalgalarının içeriği; daha yaratıcı ve değer katacak yapıda olsa, diye düşünmeden de yapamıyorum. "Gözde Teknolojiniz Hangisi" mim dalgasında da belirtmiştim; önemsememiz, öne çıkarmamız gereken onca konu varken, bu fırsatı değerlendirmemek niye?

Detaylara dikkat eden, kullanacağım ürünün kısa ve uzun vadede sağlayacağı faydayı önemseyen biri olduğum için; bu başlık altında sıralayabileceğim, sorun yaşadığım 10 adet ürün, maalesef(!) yok.

Bir ürün alırken, almayı düşündüğüm ürünle ilgili, gerekli araştırma-incelemeyi
(özellikleri, kullanıcı yorumları, ürün testleri sonuçları...) yapıp, karar vermek için kendime makul bir süre tanıdığımdan; sonrasında hayal kırıklığı yaşadığımı, beni uğraştırdığını pek anımsamıyorum.

Maalesef ülkemizde şuan için başka seçeneğimiz olmadığından, kullanmak durumunda olduğum fakat, hizmet anlayışları ve kalitesinden hiç memnun olmadığım TTNet Adsl Hizmetini (
Diğer ülkelerle aramızdaki hız, fiyat ve kaliteli hizmet arasındaki uçurumu görmezden gelerek(!); TTNet'in, 6 Ağustos 2007 itibariyle hız yükseltimine gitme lütfunda bulunmasını, sevinçle(!) karşılıyorum.), "baş belâsı teknoloji ürünü" kategorisine koyabiliyorsak, söyleyebilirim.

"Ucuz mal kullanacak kadar zengin değilim";
"Çin Malı" ürünler de "baş belâsı teknoloji ürünleri"ne dahil edilebilir...

sikayetvar.com; bulunabilecek
"baş belâsı teknoloji ürünü" deneyimleri yanında, firma-ürün kontrolü yapmak için de gayet müsait, faydalı bir kaynak...

Hazır "teknoloji" içerikli bir başlık altında yazıyorken, arada download.chip.eu/tr'ye, yani;
aralarında Türkiye’nin de olduğu birçok Avrupa ülkesinde gerçekleştirilen ve 7 Ağustos 2007 itibarı ile Türkçe sürümü de yayına giren download.chip.eu projesine de değinmeden geçmek istemiyorum.

"Türkiye’nin en iyi teknoloji yayını CHIP, Tüm Avrupa’nın en büyük Download platformunu sunar" başlığından detaylara ulaşabilirsiniz.
Avrupa’nın en büyük içerik indirim sitesi olan Download CHIP.eu’nun amacı her ülkeye kendi dilinde yayın yapabilmek ve her ülkenin katılımcılarının girişleri ve eklemeleri ile gelişip “kullanıcılar tarafından, kullanıcılar için” üretilen bir içeriği doğru, hızlı ve pratik olarak sunabilmektir.

2.5 aylık bir süreçte download.chip.eu sitesinde yapacağınız her işlem size puan kazandıracak ve bu siteye ne kadar çok katkı yaparsanız o kadar çok puan alacağınızı göreceksiniz. Bu puanlar kullanıcı kartlarınızda birikecek ve 15 Ekim 2007 tarihinde en yüksek puana sahip 10 kullanıcı harika hediyeleri kazanacak!

Her şeyden önemlisi, download.chip.eu uluslararası bir projedir ve şu anda bir yarış söz konusudur (Macaristan şu anda önde gitmektedir). Bu yarışta öne geçmemiz için Türkçe içeriğin sağlam ve eksiksiz olması gerekli!
Paslarımı gönderiyorum. Arslanlar Şehri, Karalama Defteri, BiR Delinin Güncesi,
Ters Meditasyon, Silenzio; peki sizin, alıp da hayal kırıklığına uğradığınız; sizi uğraştıran; hoş anılarınız olmayan "baş belâsı" ürünler var mı? (Evet, bu tarafımdan aldığınız bir mim pası fakat, ilgi ve zamanınıza bağlı katılımınız tabii ki keyfi.)