yardım/destek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yardım/destek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

İnternet Haftası



İnternet'in Türkiye'ye gelişinin 15. yılında, 7-20 Nisan tarihleri arasında 'İnternet Yaşamdır!' diyerek 11. 'İnternet Haftası'nı kutluyoruz.

Geçen yıl '
İnternet Haftası'nı kutlarken, buna benzer bir yazı yazmıştım ve o zaman Antoloji ve EksiSözlük'e mahkeme kararıyla getirilen erişim yasağını, bunun ne kadar yanlış olduğunu konuşuyorduk. Geçen süre içinde 5651 sayılı İnternet Kanunu çıktı ve uygulamaya kondu, sansürlenen siteler arttı, şimdi ise ifade özgürlüğünü kısıtlayan İnternet yasaklarının 'ülkeye zarar vermeye başladığını' konuşur olduk.

İnternet haftası kapsamında yapılan, altta okuyacağınız açıklamadaki oranlar, İnternet'in ne olduğunu ve kullanmayı pek de iyi bilmediğimizin ispatı niteliğinde.
Dünyada 1,3 milyar İnternet kullanıcısı, 550 milyon kayıtlı bilgisayar, 158 milyon alan adı, 150 milyon web, 100 milyar civarında web sayfası, 100 milyon civarında video ve 60 milyon civarında kişisel web/blog olduğu tahmin ediliyor.

Türkiye'deyse 20 milyon civarında kullanıcı; 2,5 milyon bilgisayar; 150 bin Türkiye içinde, 700 bin Türkiye dışında alan adı var.

Nüfusun %27’si İnternet'i düzenli kullanıyor. %70’i hiç İnternet kullanmamış ve %22’sinin İnternet hakkında hiç bilgisi yok.
Evlerin %81’inde İnternet bağlantısı yok.
Kadınların %80’i İnternet kullanmıyor.
İnternet ile yaşamda 15 yılı doldurmuş olduğumuz ve çıkan bu sonuçları yan yana koyduğumuzda, zihninizde canlanan tablo size ne düşündürüyor? Bu gerçeğin neresindesiniz?

5651 sayılı İnternet Kanunu'nu yoruma açık maddeleriyle çıkaran ve tuhaf uygulamalarını izlemek durumunda kaldıklarımıza, acaba İnternet'i nasıl tanıtabiliriz? Kötü, sakınılacak bir yer gibi gösterip, sansürle bizi korumaya çalışanlara, 'İnternet Haftası' bir bilinç yükselmesi sağlayabilir mi? Bilemiyorum. Ama hepimizin bu yönde bir çaba göstermesi gerektiğini düşünüyorum.

Bilişim Sivil Toplum Kuruluşları Platformu (bt-stk.org.tr), bu bağlamda yine her yıl olduğu gibi anlamlı etkinlikler düzenliyor. internethaftasi.org.tr adresinde 'Aktif Katılım' sayfasından, etkinlikler ve amaçlananlarla ilgili detaylı bilgiye ulaşabilir, siz de katılıp destekleyebilirsiniz.

İnternet'ine Sahip Çık, İnternet Yaşamdır!

World Water Day 2008

World Water Day 2008. 22 Mart Dünya Su Günü'nün bu yılki -tema- konu başlığı ise, 'sanitation'. 2008'in 'Uluslararası Halk Sağlığı Yılı' olması kararlaştırılmış.

Her yıl, Birleşmiş Milletlerce bu güne dair bir tema belirlenir ve faliyetler tüm dünyada o konu başlığı üzerine yürütülür. Gerek 'Su Günü', gerekse 'Uluslararası Halk Sağlığı Yılı' kapsamında, Birleşmiş Milletler Dünya Sağlık Teşkilatı (WHO) sorumluluğunda yürütülen faliyetlerin dünyada hoş yansımalarını görmek mümkün [1].

Dönüp ülkemize baktığımızda ise, ne WWF Türkiye ve 'Conta Harekâtı' dışında bir kampanyaya, ne de su ile ilgili en üst merci sayılabilecek '(DSİ) Devlet Su İşleri'nde -etkinlikler sayfasındaki kısa bir bilgi yazısı ve komik sonuçlu bir yarışma haricinde- göz dolduracak bir aktiviteye rastlayamadım, maalesef...

Suyumuza sahip çıkıyor muyuz?

'Su' ve 'küresel ısınma' üzerine yazdığım yazılardan, konunun önemi ve nelere dikkat etmemiz gerekir sorusuna cevaplara rahatça ulaşabilirsiniz.

Evet dünyamızın çoğu suyla kaplı, fakat bunun çok az bir kısmı içilebilir kalitede temiz sudan oluşuyor. İçilebilir kalitede temiz su kaynaklarının yetersizliği yanında diğer bir sorun ise hijyen.

Temiz suyla sağlanması gereken hijyen yetersiz kaldığında, hastalıklar ve çok ciddi oranlarda insan yaşamı kaybı gerçeğiyle karşı karşıya kalıyoruz.

2008'in 'Uluslararası Halk Sağlığı Yılı' olmasının bir nedeni de, kirli su kaynaklarının getirdiği bu felakete dikkat çekmek ve bu sorunla savaşmak.

Alttaki görseller wsscc.org'dan, bu konuya dikkat çekmek için hazırlanmış posterler
[görselleri daha büyük görüntülemek için üzerlerine tıklayabilirsiniz].




Hurry up! 2.6 billion people want to use the toilet, Woman, Man. Millions of women have to do it with an audience. 1.2 billion people drink dirty water every day. Diarrhoea kills babies every day. Dirty water kills. In some countries women risk rape by collecting water.

[1: unwater.org, worldwaterday.org, worldwaterday.net, unicef.org.]

Google Bize Logo Yaptı!

'Google Bize Logo Yapsana! projesi'nden ve desteklersek, neden özel günlerde Google arama sayfasında, bize özel logolar görmeyelimden, bahsetmiştim. Henüz bir ay bile olmadı, güzel bir haber geldi.


Google Türkiye’nin anasayfası www.google.com.tr’de ilk defa 23 Nisan’da Türkiye için özel bir “Doodle" yani özel tasarımlı logo yayınlanacak.


Detaylar; www.googlebizelogoyapsana.com'da, Ba-şar-dık! başlığında...

İlgili haber sayfaları; İnternethaber/Google'dan Jest, Milliyet/Google'dan 23 Nisan'a Özel Logo.

Bir Kişiyi Daha Uyarabilmek İçin, Bin Mil Daha!

GLOBAL WARNER (KÜRESEL UYARICI): Önce çalışmalarına Türkiye’de karadan başlayıp, daha sonra tüm dünyayı küresel ısınmaya karşı uyarmak, bu konuda bilinç oluşturmak amacıyla yola çıkacak bir yelkenli. 3 kişilik tayfası ile 2007 yılı içerisinde İstanbul’dan hareket ederek tam bir dünya turu atacak ve 3 yıl sonra 2010 yılında, İstanbul, Avrupa Kültür Başkenti'yken geri dönecek...

İnsanları çevre duyarlılığı karşısında bilgilendirmeyi, bununla birlikte Kyoto Protokolü'nü imzalamamış ya da imzaladığı halde anlaşmaya uymayan ülkeleri uyarmayı hedefliyorlar.

Bunu yapabilmek için de, yol boyunca karşılaştıkları tüm teknelere küresel uyarıcı bayrağı verecek, insanlardan söz vermelerini ve küresel uyarıcı olmalarını, destek olmalarını isteyecekler.

Tunç Kılıç'la Fikir Atölyesi'ndeki, 'Bir Kişiyi Daha Uyarabilmek İçin, Bin Mil Daha' başlıklı, söyleşiyi okuyup; Global Warner nedir?, Nasıl desteklerim?, Küresel Uyarıcı Nasıl Olunur? gibi sorulara da cevap bulduktan sonra, GLOBAL WARNER'a destek vermemek için bir sebebiniz kalacağını sanmıyorum.

“Daha Temiz Bir Dünya İçin, Söz Verin!” kampanyasını destekleyin. Eğer siz de duyarlıysanız gelin bunu duyurun, siz de söz verin diyorlar:
“Amacımız, önce Türkiye’den aldığımız sözlerle başlayıp, sonra tüm dünyada söz verecek insanlar bulmaya çıkmak. Biz dünyada hâlâ sözünü tutan insanların çokluğuna inanıyoruz. Yaptığımızın hiçbir işe yaramayacağını düşünenler olacaktır ama gelecek nesiller, onlara bırakacağımız ‘rezalet bir dünya’da yaşarken, bugün bizim neden bir şeyler yapmayı denemediğimizi sorgulayacaklardır. İşte o zaman, en azından birilerinin denemiş olduğunu bilmeleri, belki onlara daha iyi bir dünya için yapılacak bir şeylerin her zaman olabileceği umudunu verir. Sırf bunun için bile denemeye değer…”
Bu üç yıllık yolculukları boyunca, en az bir milyon söz veren duyarlı kişi bulacaklarına inanıyorlar.

Sadece 3 çılgın, dünyayı mı kurtaracaklar!? Neden olmasın, hiç olmazsa bir şeyleri değiştirmeyi deneyecekler.

Söz verin ve sizde bir küresel uyarıcı olup Global Warner‘a Blogal desteğinizi verin.

9-22 Nisan İnternet Haftası

Türkiye'de İnternet kullanımı; 12 Nisanda, 14. yılını doldurmuş olacak.

Bir zamanlar kitaplar yasaklanır, toplatılıp yakılırdı. Şimdi, bilgi çağında, İnternete erişimi kolaylaştırmak ve yaygınlaştırmak için çalışılacağına; yasaklanıyor, kötü yanlış algılanmasına yol açılıyor. Bu tavrın neresindesin?




Bilişim STK Platformu, İnternetin Türkiye'de 14. yıl dönümünde; Türkiye İnternetini büyütmek, yeni projeler başlatmak, İnterneti geniş kitlelere tanıtmak, yaymak, toplumun gündemine İnterneti yerleştirmek ve Türkiye İnternetine ivme verecek etkinliklerin yapılması amacıyla, 9-22 Nisan'ı İnternet Haftası olarak ilan etti.

Aktif Katılım Çağrısı metninden konuyla ilgili detaylara ulaşılabilir ve www.internethaftasi.org.tr sitesinden, etkinlikler hakkında bilgi alınıp, desteklenebilir.

İnternetine Sahip Çık, İnternet Yaşamdır!

- - -

(İnternet Haftası'yla ilgili bu yazıyı, iki hafta önce, konuya önceden dikkat çekmiş olmak için yayımlamıştım. Fakat, tam da bu 'İnternet Haftası' içersinde olduğumuz dönemde gelişen, birkaç talihsiz olaydan bahsetmek için, an itibariyle güncelleme ihtiyacı hissettim.)

Antoloji ve EksiSözlük'e
mahkeme kararıyla, erişim yasağı getirildi!


Evet, ülkemizde İnternet kullanımı 14 yılını doldurmuş. Beklenirdi ki geçen bunca zaman süresince, bilişimle ilgili hukuki bir alt yapı şekillendirilebilsin. Maalesef böyle bir durum söz konusu değil.

Bir ülke düşünün; bir yanda özelleştirme sevdasına kapılmış yöneticiler, ülke kaynaklarını sata sata bitiremezken; diğer yanda yasaları kendi ihtiyaçları doğrultusunda şekillendirmekten geri durmamak adına da, gece yarıları jet hızıyla kanunlar meclisten geçirilebiliyor olsun(!) Fakat, 14 yıldır ülkelerinde kullanılan bir 'şey'le ilgili; ne bir vizyonları, ne de bir çalışmaları olmasın(!)

'Şey' diyorum. Çünkü o ülkenin yöneticileri; 'internet' nedir, bilmedikleri gibi
(ki, yakın zamanda o ülkenin ulaştırma bakanı; interneti yaygınlaştırma kampanyası yapan fakat, ADSL hizmetini fahiş fiyatlara sunan bir servisi koruyabilmek için savunma yaparken; Gigabyte neymiş, Megabit neymiş habersiz; ezbere bilgiyle beyanatlarda bulunup, potlar kırmazdı), bilinsin ve kullanılsın da istemezler!

Yoksa bir yandan, ülkenin başbakanı; bir gazeteyle beraber, 'temiz internet kampanyası' düzenlerken; diğer yandan da 'üzerinizi sıkı giyin, üşümeyin, çocuklarınızla internette gezin ama tanımadığınız yabancılarla konuşmayın' kıvamında şeyler söyleyerek; internetin çirkin, sakınılması gereken, kötü bir yer olduğu algısını uyandırır mıydı?!

Ya da o 'temiz internet kampanyaları' başlatan gazeteler; internetin kötü bir arka sokakmış gibi, suç yuvası olduğu algısını uyandıracak haberleri; en hassas noktadan -çocuklar üzerinden- giderek, manşetlerine taşır mıydı?!
Haftalarca, çocuk pornosu ve internet kafelerle ilgili haberlerle; bilgiye aç insanların beyinleri yıkandı.

Bu tutumların; 'oraya özgürlük getireceğiz!' diyerek hareket eden, bir kısım insandan ne farkı var? Bu; 'Özgürsünüz ama sadece bizim istediğimiz, izin verdiğimiz kadar' gibi bir durum.

Kısa bir süre önce, tüm dünyaya hitap eden bir video paylaşım ortamı, orda canımızı sıkacak içerikler oluştu diye, sadece bizim ulaşımımıza kapatılmıştı!? Tüm dünya, oradaki hoşumuza gitmeyen içeriğe erişebilirken, bize sansürleniyor olması, ne kadar trajikomik bir durum!?

Çözümü sansürlemekte bulan bu zihniyetin, akıllara durgunluk veren yeni uygulaması da, birkaç gün önce yaşanan Antoloji ve EksiSözlük'ün tüm içeriğinin mahkeme kararıyla ulaşılamaz hale getirilmesi oldu.

Bir site, içeriğinde gözden kaçmış birkaç densiz veya haddini açan söylem bulundu diye, tümüyle erişime kapatılabilir mi? Eğer düşünceye saygı ve
demokrasi varsa o ülkede, kapatılmaması gerekir!

İnternet'teki bir siteye, içeriği için; sanki bir suç yüzünden yakalanmış bir zanlıymış da, kanun karşısına çıkarılacağı vakte kadar gözaltına alınıyormuş, muamelesi yapılabilir mi? Yapılmamalı, ama yapılıyor.

Bir hastane bünyesindeki labaratuvarda, son kullanma tarihi geçmiş ilaçlarla tahlil yapılıyor diye, tüm hastaneyi kapatmak gibi bir mantık bu.
Nokta atışı yap, labaratuvarı kapat, sorumluyu cezalandır. Tüm hastanedekileri madur etmek niye?!

Ne yapılabilir; uyarılır, İnternetteki rahatsızlık yaratan içerik kaldırtılır, ama site yayınına devam eder.


Hukuki alt yapı, teknolojinin gelişimine ayak uyduramamış olabilir. Ama, 14 yıl gibi bir zamandan söz ediyorsak; nasıl bir süreç işletileceğiyle ilgili, daha mantıklı kanuni uygulamalara sahip olmamız gerekmez miydi?!

Bir yandan, 'Antoloji'
ve 'EksiSözlük'e uygulanan hukuki süreç yüzünden; sozluk.sourtimes.org ve www.antoloji.com adresi ulaşılamaz olsun. Ama diğer yandan da, ilgili sitelere www.eksisozluk.com ve www.antoloji.com.tr adreslerinden ulaşılabiliyor olsun!? Böyle de tuhaf bir durum var. Kaldı ki, ulaşılması engellenmiş bir siteye, ulaşmayacaksınız gibi bir durum da söz konusu değil. Proxy kullanarak, başka ülkedeki bir sistem üzerinden, yine isteyen istediği yere ulaşabilir. Bunun ilköğretimdeki çocuklar bile farkındayken, nasıl yasa yürütücüler farkında olmaz?!...

Tek kanaldan, dayatmacı bir bilgiye maruz bırakılmak yerine, çok kanaldan özgürce gerçek-doğru bilgiye ulaşmayı sağlayan bir platformdur
İnternet.

İnternet, yaşamdır! Yaşam Hakkının elinden alınmasına izin verme! Duyarlı ol! Farkında ol! Ses çıkar, tepki göster! Ben tavrımı ortaya koymazsam, sen koymazsan; yanlışlar düzelmez!

'Google Bize Logo Yapsana!' Projesi

Bir süre önce Edvard Munch yazımda; Google arama sayfasında, Norveçli ressam Edvard Munch'un Çığlık tablosunun Google logosundaki yorumuyla karşılaştığımdan ve Google'ın özel günlerde açılış sayfasında kullandığı bu tür logolarının "Holiday Logos" başlığından görülebileceğinden bahsetmiştim...

Peki
, Google Türkiye ofisi varsa ve biz aramalarımızı Türkçe Google sayfasından kolayca yapabiliyorsak; niçin bize ait özel günlerimizin Google logosuna yansıdığını görmeyelim?! Bu, Google'ı daha çok severek kullanmamızı sağlamaz mı?! Üstelik Google bunu başka ülkeler için yapıyorken, niçin Türkiye için de yapmasın?!



İşte tam bu noktada, birkaç Google severin (aralarında GoogleEarth üzerinde cv hazırlama gibi yaratıcı işleri de olan
Özgür Alaz'ın da olduğu, UnitedPlankton), var olan bir boşluğu fark edip, bu güzel fikrin peşinden giderek başlatılan, 'Google Bize Logo Yapsana' Projesi; Google'ın dikkatini çekip, Google'da Türkler'in özel günlerini kutlayan logolar yayınlanması amacıyla oluşturulmuş.

Bu güzel fikri ve ekibi destekliyorum. Sizler de
Google Bize Logo Yapsana sitesine girerek, yorum yaparak, projeyi duyurarak destek olabilirsiniz.

Desteklenir ve yeterli ilgiyi görürse;
Atatürk'ü anma günü, 23 Nisan, 19 Mayıs gibi özel günlerin, google.com.tr sayfasında Google logosuna yansıdığını göreceğimiz günler hiç de uzak değil...

Sadece 5 Dakika!

1 Mart 2007 Küresel Isınmaya Karşı Ortak Eylem! Yarın! Unutmayın! Sadece 5 dakika!

Mert Ulaş'ın Yaşam İçin Yakarış yazısını okudunuz mu?
Bu içten seslenişe kulak verin, lütfen. Gelecek projeksiyonlarında hiç de haksız olmadığını görmek sarsıcı ama, böyle giderse acı da olsa bunlar gerçeğimiz olacak, öyle değil mi?


WWF-Suyumuza Sahip Çıkalım kampanyasının ciddiyetine duyarlılık göstererek, yazımdaki davetime bloglarında bahsederek katılan Pino ve Mert'e buradan bir kez daha çok teşekkür ediyorum.

Bağlantılı konular:
'Küresel Isınmaya Karşı Ortak Eylem!'
Nil, Maasailer'in Yeni Tanrısı Mı Olacak?
Karbondioksit Temizliğine 25 Milyon $ Ödül
Kutup Ayıları, 'Küresel Isınma' ile Yaşantıları..
An İnconvenient Truth 'Uygunsuz Gerçek', Philips Imageo Mum Işığı,
WWF-Suyumuza Sahip Çıkalım, Evian-waterboy.

Blogger'da Dil Seçimi

Blogger ayarlarında, Settings -> Formatting sekmesinde, Language : Turkish (Turkey) seçildiğinde; blog'un formatı Türkçe'ye uyum sağlıyor.
Yani 'posted by', 'view my complete profile', 'comments', 'link', 'tag', zaman ifadeleri yerine Türkçe karşılıkları geliyor.
Yakın zamanda keşfettim ben de bu değişiklik imkânını. Google Account ayarlarından kaynaklandığını düşünüyordum bu Türkçe görünümün ama, biraz kurcalayınca tamamiyle Blogger bünyesindeki bir tercih sonucu olduğunu fark ettim.
Blogger beta'dan kurtulup yeni versiyona geçtikten sonra gelen yeniliklerden biri de buymuş anlaşılan. Ne güzel! Türkçe içerik üretiliyorsa, formatta buna uygun olmalı, öyle değil mi?

İnan, Yol Bul, Israrcı Ol, Gerçekleşsin

Tutkuyla inandığınız harika bir fikriniz var ama, bu fikri değerlendirmek için ne yapabileceğinizi, nasıl davranmanız gerektiğini bilemiyor musunuz?

Fikrinize inanmaya devam edin. Başkaları nasıl yapmış öğrenip, onlar yapmışsa ben de yapabilirim diyerek, siz de bir yol bulabilirsiniz.

Fikir Atölyesi'ndeki; Aaron Stanton‘ın fikrini gerçekleştirmenin peşinden nasıl koştuğunu da anlatan Google Beni Dinleyecek Misin? yazısını okudunuz mu? Mutlaka okuyun.

Karbondioksit Temizliğine 25 Milyon $ Ödül




Atmosfere karışan karbondioksitin temizlenmesinde
en başarılı yöntemi geliştiren tam 25 milyon ABD dolarının sahibi olacak.

Bunun için, atmosferden yılda en az bir milyar ton karbonu temizleyecek öneriler getirilmesi gerekiyor.

Sir Richard Branson, yarışmanın tanıtımı için düzenlenen basın toplantısında, insanlığın karşı karşıya olduğu felaketin boyutlarını kavraması gerektiğini söyledi ve "Dünya 60 yıl bekleyemez. Ben çocuklarım ve torunlarımın bir geleceği olsun istiyorum ve zaman akıyor" diye konuştu.

Eski başkan adaylarından ve şimdilerde küresel ısınmayla mücadele alanında faaliyet gösteren ve bu konuda 'An Inconvenient Truth - Uygunsuz Gerçek' adlı filmi hazırlayan Al Gore, Virgin şirketinin patronu Branson'a destek verdi. Gore, bunun 'insanoğlunun karşı karşıya olduğu gerçekliği kabullenme yolunda yaşadığı ahlaki bir yüzleşme' olduğuna dikkat çekti.

Çevre örgütleri de yarışmanın, kamuoyunun ve bilimadamlarının küresel ısınmaya ilgisini artırmasını umuyor. (kaynak: BBC)
Küresel Isınmayla Savaş İçin, 3 Milyar Dolar Bağış

Virgin şirketler grubunun sahibi Richard Branson, Eylül 2006'da New York'ta düzenlenen 'Clinton Küresel Girişimi'nin yıllık toplantısında, gelecek 10 yıl içinde 'Küresel Isınma'yla mücadele için, 3 milyar dolar bağışta bulunacağını açıklamıştı.

Demiryolları ve hava ulaşımcılığı konusunda İngiltere'nin en büyük şirketine sahip olan, uzaya turist yollama projesiyle de tanınan Branson, "Şirketlerimin bütçesinden ayıracağım bu parayı alternatif çevreci enerji kaynakları bulmak ve küresel ısınma ile mücadele için projeler geliştirmek için harcayacağım. Güzel dünyamız bize babalarımızdan, onlara da büyük babalarımızdan miras kaldı. Çocuklarımızın daha iyi bir dünyada yaşayabilmesi için ona sahip çıkmalıyız" şeklinde konuşmuştu.

Trilyoner işadamı 'Sir' Richard Branson, küresel ısınmayla savaş için, 10 yılda 3 milyar dolar harcayacağını açıkladı.

YENİ ŞİRKETİN ADI VIRGIN FUELS
Sir Branson’un Virgin Fuels şirketi, çevreci enerjilerin ArGe’sine 400 milyon dolar bütçe ayıracak. Virgin Fuels ilk etapta, mısırdan biyo-etanol üreten California merkezli Cilion şirketine 60 milyon dolar yatıracak. Ortaklık taslağına göre, 2009 yılına dek 7 adet biyo-etanol rafinerisi kurulacak. Virgin’in trenyolu kanadı Virgin Trains, dizel trenleri, biyo-dizelle çalışacak şekilde modifiye edecek. Virgin Havayolları sözcüsü daha önce de uçaklarda rüzgar enerjisinin kullanımı üzerine çalışmaları olduğunu açıklamıştı.

HAVAYOLU ŞİRKETLERİ VE KÜRESEL ISINMA
Tahminlere göre havayolu şirketlerinin ürettiği kirlilik küresel ısınmanın yüzde 15’ini oluşturacak. Küresel ısınma nedeni fosil bazlı yakıtların kullanımını azaltmayı amaçlayan Kyoto Protokolü, havayolu endüstrisini kapsamıyor. Dünya çapında birçok hükümet havayolu şirketlerine çevre vergileri koymayı amaçlıyor, ancak şirketler bunlara karşı çıkıyor. Sir Branson, Virgin Atlantic şirketinin halen bitkisel bazlı daha çevreci yakıt türlerini kullanılması üzerinde çalıştığını ifade ederek, diğer havayolu şirketlerini de yeni kuşak enerjilere yatırım yapmaya çağırdı.

Havacılık ve diğer nakliye şirketlerinin kullandığı petrol bazlı yakıtlar, küresel ısınmanın başlıca tetikleyicileri. Sir Richard Branson, fosil bazlı enerjilere dayanan nakliye ve havacılık şirketlerinin en kısa zamanda yenilenebilir enerji modellerine geçmesini savunuyor. Her gün binlerce uçak, binlerce kilometre yol katediyor ve bunun için milyonlarca litre fosil bazlı yakıt sarfediliyor ve bunların çıkardığı karbon diyoksit atmosfere karışıyor.

Branson, “İnsanoğlu acilen fosil bazlı yakıtları terketmeli, bugün yola çıksak dahi, bütünüyle yenilenebilir enerjiye geçmemiz yıllar alacak” dedi.

Branson, yenilenebilir enerjiler konusunda araştırmalar yapacak Virgin Fuels adında bir şirket kuracak. Sir Branson’un kendi servetinden ayırdığı para miktarı, ABD devletinin bir yılda yenilenebilir enerjiye ayırdığı toplam bütçenin 3’te 1’ine denk düşüyor. ABD’de devletin rüzgar, güneş, hidrojen ve biyo-etanol gibi yenilenebilir enerjilere aktardığı miktar yıllık 1 milyar dolar.
(kaynak: NTV)
(Al Gore & Richard Branson:
Investing to Solve Global Warming, Eylül 2006)



Ne kadar farkındayız? Ne kadar duyarlıyız?

Bireysel destek çağrısı yapılması yanında, Türkiye'de kimler neler yapıyor?
Ülkemizde, Devlet bakanının 'Bahar yağmurlarını alırsak, bu yaz su sıkıntısı yaşamayız' demesi, nasıl bir bilinç seviyesinde olduğumuzun ispatı olabilir mi?!

Bağlantılı konular:
An İnconvenient Truth 'Uygunsuz Gerçek', Philips Imageo Mum Işığı,
WWF-Suyumuza Sahip Çıkalım, Evian-waterboy.

An İnconvenient Truth 'Uygunsuz Gerçek'


An Inconvenient Truth ‘Uygunsuz Gerçek’; Küresel Isınma'nın dünyayı nasıl etkilediğini, nasıl önlemler alınabileceğini anlatan 100 dakikalık belgesel bir film.

Davis Guggenheim’ın yönettiği, özgün müziğini Michael Brook’un yaptığı An İnconvenient Truth 'Uygunsuz Gerçek' filmi; 2 Şubat 2007'de gösterime girdi.

Yönetmeni, daha önceki Gossip-Seks Dedikoduları-2000 (Amerikan gençlik filmi…), Training Day-İlk Gün-2001 (Danzel Washington, Ethan Hawke…) filmlerinden hatırlayabilirsiniz.
Sunumu yapan ise; Al Gore. Bir zamanlar Amerika'nın bir sonraki başkanıydı...

Hafta sonunun bir diğer etkinliği olarak; dünyanın acı gerçekleriyle bizi yüz yüze getiren bu belgeseli, ancak Kanyon alışveriş merkezindeki konforlu sinemanın rahatlığında izleme cesaretini gösterebildik!?
Dağıtımını United International Pictures Türkiye'nin üstlendiği film için, küresel ısınma tehdidine karşı çalışmalar yürüten WWF - Türkiye (Doğal Hayatı Koruma Vakfı) ile işbirliği yapılıyor. Garanti Bankası Genel Müdürü Ergun Özen, konuyla ilgili olarak şunları söyledi:
"1992'den bu yana ana sponsoru olduğumuz WWF - Türkiye'nin doğanın korunmasına yönelik projelerine destek veriyoruz. Amacımız, doğal çevrenin korunduğu, daha temiz ve yaşanabilir bir dünya yaratılmasına katkıda bulunmak. Uygunsuz Gerçek filmi, günümüz ve gelecek nesiller için çok önemli tehditleri açık ve net bir şekilde ortaya koyuyor. Ama asıl önemli olan, bunu yaparken çok basit önlemlerle küresel ısınmayı nasıl durdurabileceğimizi bizlere anlatıyor."

Filmin gösterileceği Cinebonus sinemaları 'Uygunsuz Gerçek' için bilet fiyatlarını 5 YTL olarak belirledi. Konusunun güncelliği nedeniyle Sundance, Cannes, Brisbane ve Durban gibi birçok film festivalinde övgü alan film, bu yıl 'En İyi Belgesel Film' ve 'En İyi Orijinal Şarkı' dallarında Oscar ödülüne aday gösterildi.
Filmi izlerken dünyanın durumuna gerçekten canınız sıkılıyor. Bunu, durumun gerçek olması yanında yönetmenin ve hatibin başarılı olması sağlıyor.

Al Gore iyi bir hatip ve film akışında sizi sıkmayan hatta kimi yerde yüreklendiren, kimi yerde de vurgularıyla sizi yakalayabilen etkisini hissediyorsunuz.
Yönetmen de Al Gore'un bu tutkusunu yansıtabilmeyi ve konunun ciddiyetini kavratan gerek görsel gerekse istatistiki bilgilerin altını çizerek izleyiciye ulaştırabilmeyi iyi başarmış.

Filmde, Al Gore sunumuyla küresel ısınma probleminin irdeleniyor olması zihinlerde başka soru işaretleri yaratabilir. Bu sizi böyle bir belgesel izlemekten alıkoymasın lütfen.

2000 seçimlerinde George Bush’a karşı aldığı tarihi yenilgiden sonra hayatının akışını yeniden biçimlendiren, politika dünyasından elini eteğini çekerek tüm hayatını dünyamızı kaçınılmaz felâketten kurtarmak için girişimler yapmaya adayan, ABD'nin eski Başkan Yardımcısı Al Gore sunumundaki politik manevralar yanında, gelecek seçimler için propaganda malzemesi yapılacak kadar bir takım görsel mesajların filmde kullanılmış olduğundan bahsedilebilir mi? Evet edilebilir. Fakat, izlerken konuya "dünyanın karşı karşıya olduğu ciddi bir tehdit ve buna karşı neler yapabiliriz" açısından yaklaşırsak; film ciddi bir farkındalık ve bilinçlenme sağlayacaktır.

Al Gore sunumu olmasını bir yana bırakıp, sadece belgesel olarak izledim ama tüm bunların yanında, seçimleri o kazanmış olsaydı Kyoto Protokolü'nü imzalar ve gereklerini yerine getirebilir miydi, diye düşünmekten de kendimi alamadım. Yaşamını adamış gözüktüğü bu konuda o zaman gereken kararlılığı gösterebilir miydi acaba?
Kyoto Protokolü, sera etkisi yaratan gazların salımlarını (emisyon) kısmak üzere sanayileşmiş ülkelere çeşitli hedefler belirleyen uluslararası bir anlaşma. ABD Başkanı George W. Bush, protokolü uygulamaya kalkmanın ABD ekonomisine ağır hasar vereceğini söyleyerek, 2001 yılında anlaşmadan çekilmişti.

Bush yönetimi,
salım oranlarının düşürülmesinde gelişmekte olan ülkeleri herhangi bir taahhüde zorlamadığını ileri sürerek, Kyoto'yu "vahim gedikleri olan" bir anlaşma olarak niteliyordu...
Filmin web sayfasında; filmle ilgili bilgiler yanında, günlük yaşamınızda yapacağınız ufak tefek değişikliklerle nasıl küresel ısınmayı durdurmaya yardımcı olabileceğimiz detaylarıyla verilmiş.

Filmi izlerken, aklıma okuduğum bir kitaptaki, dünyada iklim değişiklikleri üzerinden sağlanmak isteyen güç dengesi geldi.

Clive Cussler, Trojan Odyssey 'Truva Hazinesi' isimli kitabında; Odyssey, isimli bir şirketten ve onun planlarından bahseder...

Odyssey'in çalıştırdığı bilim ekibinin üyeleri “atmosferdeki oksijeni ve azot üreten amonyağı kullanarak, birim başına mailyeti fevkalade düşük ve atık maddesi yalnızca arı su olan, yüklü miktarda elektrik yaratan bir enerji kaynağı" geliştirirler.

Yine aynı şirket, elektrik üretmek için hidrojen ile oksijen kullanan yakıt pillerine sahip olduktan sonra; Nikaragua’nın altında büyük tüneller açtırır.

Panama Kanalı'nın kuzeyinde açılan bu tünellerin amacı; Afrika’dan Karayip Denizi’ne akan Güney ekvator Akıntısı’nın yolunu saptırmaktır.

Güney Ekvator Akıntısı’nın yolu değiştirilirse, Gulfstream’in ısısı Avrupa’ya ulaşana kadar en az sekiz derece düşer. Avrupa’yı ısıtan suda böyle bir ısı kaybı tüm kıtayı Sibirya’nın kuzeyine çevirir.

Atlantik Akıntısı’nın ılık yüzey suları sıcaklığı ve tuzluluğu dengeler.
Tropik sular kuzeye aktığında Kuzey Kutbu’ndan gelen soğuk sularla karşılaşır, burada akıntı yoğunlaşır ve Grönland’ın güneydoğusuna yönelir. Buna Termohalin dolaşımı denir. Sonra yeniden ısınır ve yüzeye yükselerek Avrupa’ya ulaşır.

Gulfstream de ani bir ısı kaybı bu dolaşımın bozulmasına yol açar ve öyle bir kriz ortay çıkar ki etkileri yüzyıllarca geçmez.

Odyssy'in bulduğu güç kaynağı; düşük masraflı enerji üretebilen, kendi kendine çalışan bir jeneratör gibi olduğundan; evler, ulaşım araçlarında kullanıma uygun, yeterli temiz enerjiyi üretecek bir aygıttır.

Gulfstream Akıntısı’nın ısısını düşürmek ve Birleşik Devletler’in doğusu ve Avrupa’yı sekiz ay boyunca dondurucu soğuklara maruz bırakma; Odyssy'in elindeki enerji kaynağını kullanarak, dünyadaki güç dengelerini eline geçirmesini sağlayacaktır...
Küresel Isınma ve dünyamızın hassas dengelerinin düzelmemek üzere bozulmaya devam ediyor olduğuyla ilgili; Meteoroloji Mühendisi Gökhan Abur bir söyleşisinde, Türkiye'yi de etkileyebilecek bazı noktaların altını şöyle çizmiş;
Küresel iklim değişikliğinin ana sebebi; Kuzey kutbundaki erimelerdir.
Bundan daha önemli başka bir şey yok son yıllarda.
Avrupa’ya hayat veren iki tane önemli sıcak akıntı var, bu bizi de ilgilendiriyor tabii ki...
Bu sıcak akıntıların adı Gulfstream. Bunun bir ikizi de pasifikte var.
Bu iki sıcak akıntı kuzey yarımküredeki ülkelere hayat verir.
Kutuptaki erimeler Gulfstream akıntılarının özelliklerini kaybettiriyor.
Özelliklerini kaybettiğinde ise dünya üzerindeki mevsimler ortadan kalkacak.
Dolayısıyla kuzey enlemlerde sinsice bekleyen soğuk hava karşısında engel kalmadığını görünce; en az 38’inci enlemlere kadar dünyayı kaplayacak.
İzmir’e 38’inci enlemde.
Ancak yakın zamanda gerçekleşmesi muhtemel en büyük tehlike kuraklık olarak görünüyor.
Gökdelenler rüzgarın Şiddetini artırıyor.
Peki iklim şartlarına göre şehir planlaması nasıl yapılmalı?
Örneğin, İstanbul Maslak’taki gökdelenler! Konumlandırmayı yanlış yaparsanız, karayelin önünü kesersiniz, rüzgar kendisine yeni bir yol bulmak ister. Gelen hava karşısına çıkan binanın etrafını dönemezse yükselmesi gerekir, yükseldiğinde ise belli uzaklığa ve şiddetle aşağıya doğru yani şehre iner. Saatte 250 km hızla rüzgar şehir insanlarına doğru gider. Düşünün rüzgar 70 kilometre hızla esince fırtına oluşturuyor. 250 kilometre hızla estiğinde fırtına tehlike boyutuna ulaşır.
25 sene önce İstanbul’a baktığınızda Maslak ve civarı yerleşim bölgesi değildi. Ama şimdi gökdelenlerin en yoğun olduğu bölge. Tabii ki Maslak’a gökdelen yapılması yanlış değil ama gökdelenler konumlandırılırken rüzgarların esiş yönleri dikkate alınmalı. Artık İstanbul’da yapılaşmanın Boğaz çevresinde değil, Marmara etrafında gelişmesi gerekiyor. Ayrıca binalar poyraza değil lodosa bakmalı. Mudanya’nın poyrazı kuvvetlidir. Buradaki eski evler rüzgarın geliş şekline göre değerlendirilerek yapılmış. Poyraz geliyor, sokaklarda hiçbir eve çarpmadan dolaşıyor sanki havalandırma yapar gibi sonra gidiyor...
Küresel Isınma ve iklim Değişikliklerine Karşı Neler Yapabiliriz?
Evde

Standart akkor lambanızı floresan (CFL) bir lamba ile değiştirin.
CFL normal bir lambanın kullandığı enerjinin %60'ından daha azını kullanır.
Bu basit değişiklik yılda 150 kg karbondioksit tasarrufu sağlayacaktır. Örneğin Amerika'daki her aile bu değişikliği gerçekleştirirse, karbondioksit yayılımı yılda 90 milyar pound azaltılabilir. Energy Federation.

Isıtıcınızı kışın 2 derece aşağı, yazın 2 derece yukarı ayarlayın
Evimizde kullandığımız enerjinin neredeyse yarısı ısınmaya ve soğutmaya gitmektedir. Bu basit ayarlama ile yılda 1000 kg karbondioksit tasarrufu sağlayabilirsiniz. www.aceee.org sitesinde ısınma ve soğutmada daha çok enerji tasarrufu yapabilmek için ipuçları bulabilirsiniz.

Kalorifer kazanı ve klimalarınızdaki filtreleri temizleyin ya da yenileyin
Kirli bir filtreyi temizlemek yılda 175 kg karbondioksit tasarrufu sağlayacaktır.

Programlanabilir bir ısıtıcı kullanın
Programlanabilir ısıtıcılar otomatik olarak gece ısıyı düşürür ve gündüz artırır. Böyle bir sistem kullanarak yılda 100 dolara yakın tasarruf edebilirsiniz.

Enerjiyi verimli kullanan ürünler alın
Yeni aldığınız ürünlerin üzerindeki enerji verimi ile ilgili bilgilere dikkat edin. Örneğin A.B.D.'de yaşayan herkes ürünlerini yeni verimli ürünle ile değiştirirse; karbondioksit emisyonu yılda 170 milyon ton azalır.

Su ısıtıcınızı yalıtım örtüsüyle kaplayın
Sadece bu basit hareketle yılda 500 kg karbondioksit tasarrufu yapmış olursunuz. Eğer ısıtıcınızı 50 C°'nin üzerine ayarlamazsanız 250 kg karbondioksit daha tasarruf edersiniz.

Sıcak su kullanımınızı azaltın
Suyu ısıtmak için çok enerji harcamak gerekiyor. Daha verimli çalışan ve az su tüketen bir duş başlığı ile 175 kg, giysilerinizi soğuk ya da ılık suda yıkayarak da 250 kg karbondioksit tasarrufu yapabilirsiniz.

Kullanmadığınız zamanlarda elektronik aletlerinizi kapatın
Televizyonunuzu, müzik setinizi, bilgisayarınızı kullanmadığınız zamanlarda kapatmak yılda tonlarca karbondioksit tasarrufu sağlar.

Kullanmadığınız zamanlarda elektronik aletlerinizi fişten çıkartın
Saç kurutma aletleri, cep telefonu şarjları ve televizyonlar kapalı olsalar bile enerji harcamaya devam ederler. Elektronik aletlerdeki saatleri çalıştırmak ve hafıza çiplerini hazır tutmak için harcanan enerji, evde harcanan toplam enerjinin %5'ini oluşturuyor ve atmosfere yılda 18 milyon ton karbon bırakıyor.

Bulaşık makinenizi sadece tamamen dolu olduğu zamanlarda çalıştırın ve enerji tasarrufu ayarında kullanın
Bu şekilde yılda 50 kg karbondioksit tasarrufu sağlayabilirsiniz.

Evinizin yalıtımını düzeltin
Duvarları ve tavanları iyi bir şekilde yalıtmak ısınma masraflarınızı %25 azaltabilir ve yılda 1000 kg karbondioksit tasarrufu sağlar.

Geri dönüşümü evde başlatın
Evde oluşan çöpün yarısının geri dönüşümünü sağlamanız, yılda 1200 kg karbondioksit tasarrufu sağlar.

Geri dönüştürülmüş kağıt ürünleri kullanın
Geri dönüştürülmüş kağıt üretimi %70-90 arası enerji tasarrufu sağlıyor ve dünyadaki ormanların azalmasını önlüyor.

Ağaç dikin
Sadece bir ağaç, yaşamı boyunca bir ton karbondioksit emilimi gerçekleştirir. Ağaçların oluşturacağı gölge, havalandırma masrafınızı %15'e kadar azaltabilir.

Yerel üretilmiş yiyecekler kullanın
Yerel ürünler kullanmak yakıt tasarrufu sağlayacaktır.

Dondurulmuş gıdalar yerine taze gıdalar alın
Dondurulmuş gıdaların üretiminde 10 kat daha fazla enerji kullanılmaktadır.

Yerel çiftçi pazarlarını araştırın ve destekleyin
Size gelecek ürünün yetiştirilmesi ve taşınmasındaki enerjiyi beşte bir oranında azaltırlar.

Alabildiğiniz kadar organik gıda alın
Organik gübreler geleneksel gübrelere göre karbondioksiti daha yüksek seviyede yakar ve depolar. Eğer bütün soya fasulyelerini ve mısırları organik olarak üretseydik atmosferden 290 milyar kg karbondioksiti uzaklaştırmış olurduk.

Fazla paketlenmiş ürünlerden kaçının
Çöpünüzü %10 oranında azaltarak 600 kg karbondioksit tasarrufu yapabilirsiniz.

Daha az et yiyin
Metan en önemli ikinci sera gazıdır ve sığırlar en çok metan yayıcılardandır. Otla beslenmeleri ve çift mideli olmaları metan üretmelerine sebep olur ve bu gazı her nefes verişlerinde atmosfere salarlar.

Hareket Halindeyken

Araba kullanarak kat ettiğiniz kilometreyi yürüyerek, bisiklete binerek veya toplu taşıma araçlarını kullanarak azaltın
Arabayla yapılacak 15 kilometrelik bir yoldan kaçınmak yılda 250 kg karbondioksit tasarrufu sağlayacaktır!

Arabanızı iş arkadaşlarınız ve sınıf arkadaşlarınız ile ortak kullanın
Arabanızı haftada sadece 2 kere biriyle paylaşmak yıllık karbondioksit emisyonunuzu 800 kg azaltacaktır.

Arabanızın motor ayarlarına dikkat edin
Düzenli bakım, yakıt verimliliğini ve gaz emisyonunu geliştirmeye yardımcı olur. Araba sahiplerinin sadece %1'i arabalarını düzenli olarak kontrol ettirse, 500 milyon kg karbondioksit atmosferimizden uzak durur.

Arabanızın lastiklerini haftalık olarak kontrol edin ve düzgün şişirilmiş olduğundan emin olun
Düzgün şişirilmiş lastikler litre başına aldığınız yolu %3 oranında artıracaktır. Her 4 litre benzin tasarrufu, 10 kg karbondioksiti atmosferimizden uzak tuttuğu için yakıt verimliliğindeki her artış bir önem arz etmektedir.

Eğer yeni bir araba almanızın zamanıysa yakıtı daha verimli kullanan bir araç seçin
Yeni aracınız eski aracınıza göre 4 litre benzin ile sadece 5 km daha fazla yol giderse, yılda 1500 kg karbondioksit tasarrufu yapmış olursunuz.

Daha az uçun
Hava ulaşımı ciddi biçimde gaz emisyonuna sebep olduğu için, hava yollarını kullanma sayınızı bir ya da iki azaltmanız çok ciddi değişiklikler meydana getirebilir. Yenilenebilir enerji projelerine yatırım yaparak havayolu kullanımınızı dengeleyebilirsiniz.

Yapılabilecek 10 Basit Şey

Ampulünüzü değiştirin

Standart akkor ampulünüzü tasarruf ampulü ile değiştirin, yılda 75 kg karbondioksit tasarrufu sağlayın.

Daha az araba kullanın

Daha sık yürüyün, bisiklet kullanın ve toplu taşıma araçlarından daha çok faydalanın. Araba kullanmadığınız her 2 km için 0,75 kg karbondioksit tasarruf edeceksiniz.

Geri dönüşüme katkıda bulunun

Evinizden çıkan çöplerin sadece yarısını geri dönüştürerek yılda 1200 kg karbondioksit tasarrufu sağlayabilirsiniz.

Lastiklerinizi kontrol edin

Düzgün şişirilmiş lastiklerle litre başına aldığınız yol %3 oranında artacaktır. Her 4 litre benzin tasarrufu, 10 kg karbondioksiti atmosferimizden uzak tutar.

Daha az sıcak su kullanın

Suyu ısıtmak için çok fazla enerji gerekmektedir. Daha az su tüketen bir duş başlığı ile 175 kg, giysilerinizi soğuk ya da ılık suda yıkayarak da 250 kg. karbondioksit tasarrufu yapabilirsiniz.

Ambalajları fazla olan ürünlerden kaçının

Çöpünüzü %10 oranında azaltarak 600 kg karbondioksit tasarrufu yapabilirsiniz.

Su ısıtıcınızı ayarlayın

Isıtıcınızı kışın 2 derece aşağı, yazın 2 derece yukarı ayarlayın. Bu basit ayarlamayla yılda 1000 kg karbondioksit tasarrufu sağlayabilirsiniz.

Bir ağaç dikin

Bir ağaç ömrü boyunca 1 ton karbondioksit emer.

Çözümün parçası olun

Harekete geçmek ve daha fazla bilgi almak için www.iklimkrizi.net'i ziyaret edin. (kaynak; www.iklimkrizi.net)

Küresel Isınma, İklim Değişiklikleri
ve Sonrasında Bizi Bekleyen Korkunç Gerçekler!

Ne Kadar Farkındayız?

Küresel ısınma ve kuraklıkla mücadele için bir araya gelerek bir rapor hazırlayan Tarım, Çevre ve Enerji Bakanlıkları en somut adım olarak " duyarlılık" çağrısında bulundu. Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe, küresel ısınma ve kuraklıkla mücadelede sorumluluğun "Ev hanımı Ayşe Teyze'ye" düştüğünü söyledi. (haberin devamı)
"Ülkemiz için çok ciddi bir tehlike şimdilik söz konusu değil, bahar yağmurlarını da alırsak su sorunumuz da olmaz", gibi bir yaklaşımla; konunun, halkın bireysel sorumluluğuna terkedilmesi çok üzücü bir tavır..

An Inconvenient Truth ‘Uygunsuz Gerçek’; dikkate değer bir film ve mutlaka izlemenizi, üzerinde düşünmenizi öneriyorum.

Konuyla ilgili daha detaylı bilgi edinmek ve 'neler yapılabilir' noktasında, bir yön haritası oluşturabilmek için, yardımcı olacak bağlantılar : Climatecrisis, İklim Krizi, İklimler Değişiyor, Küresel Isınma, Sera Etkisi, WWF-Türkiye, Tema, Global Disaster, GreenPeace, Gezegenimiz, Buğday, SuVakfı, NaturalHazards, DünyaAfetHaritası, Türkiye için 100 milyon Mesaj projesi

Bağlantılı konular:
WWF-Suyumuza Sahip Çıkalım,
Evian-waterboy.

WWF-Suyumuza Sahip Çıkalım


WWF-Türkiye (Doğal Hayatı Koruma Vakfı),
tüm Türkiye'yi kapsayan ve bir yıl sürmesi planlanan, geniş kapsamlı bir su kampanyası başlattı:
"SUYUMUZA SAHİP ÇIKALIM".
Türkiye su fakiri olma yolunda!
Dünyada ve Türkiye’de su kaynaklarının hızla azaldığına dikkat çeken WWF-Türkiye Genel Müdürü Dr. Filiz Demirayak;
-Türkiye’de son 40 yılda yaklaşık 1 milyon 300 bin hektar (üç Van Gölü büyüklüğünde) sulak alanın, ekolojik ve ekonomik işlevini yitirdiğini,
-Türkiye’de son 20 yılda kişi başına düşen su miktarının 4.000 metreküpten 1.430 metreküpe düştüğünü,
- Önümüzdeki 10 yıl içinde nüfusun artmasına paralel olarak bu rakamın 1.000 metreküpe düşeceğinin öngörüldüğünü,
-Son 40 yılda ülkemizin, su kaynaklarının % 50'sini kaybettiğini,
belirterek; "Türkiye su fakiri bir ülke olma yolunda hızla ilerliyor" şeklinde konuştu.

Kampanya için
www.wwf.org.tr/su
adresinde kapsamlı bir web sitesi hazırlanmış.
Ayrıca,
Bir Deniz Kaplumbağası Evlat Edinerek (Her 10 YTL bağışla 1 yumurtayı kurtarıyorsunuz) ya da Nasıl Yardım Edebilirsiniz sayfasındaki size uyacak yollardan biriyle; daha yaşanabilir bir dünya için, WWF-Türkiye çalışmalarına siz de destek olabilirsiniz.

İlkokul'da tahıl ambarı olarak öğrendiğimiz, Konya; çöl oluyor. Ve bu örneklerden sadec
e biri.
Doğal Hayatı Koruma Vakfı-Türkiye (WWF-Türkiye), dünyanın en önemli 200 havzasından birisi olan Konya Kapalı Havzası'nın, önlem alınmaması durumunda 20 yıl içinde çölleşmenin hızlı yaşanacağı 8 havzadan biri olacağını açıkladı.

Türkiye'deki 26 havzadan sadece 3'ü dünya literatürlerinde yer alıyor. Biyoçeşitlilik, endemik tür, sulak alan zenginliği, çayır ve merasıyla Konya Kapalı Havzası, WWF tarafından üzerinde önemle durulan nadir havzalardan biri.

Göller bölgesi olarak bilinen Konya havzasındaki Akşehir gölü kurudu. Beyşehir ve Meke göllerinde sular hızla çekiliyor. Hotamış ve Akgöl tamamen kurudu, bazı sulak alanlar çamur haline geldi. Kuraklık nedeniyle Konya'daki barajlarda su seviyesi son 72 yılın en düşük düzeyine indi. Havzadaki binlerce kaçak kuyu, sulak alanların kurumasına, kuşların ülkemizi terk etmesine yol açıyor...
Ne kadar haberdarız?!
Rakamlar böylesine ciddi bir tablo gösterirken ve ortada başlatılmış bir kampanya varken; konuya duyarlılığın ne oranda olduğuna bakmak için, internette minik bir araştırma yaptığımda,
Sunipeyk'in de farkındalık yaratacak bir adım attığını gördüm.


Sunipeyk,
Bir Damla Su Hayattır başlığında; blog/sitelerde kullanılabilecek görseller hazırlamış ve günlük hayatımızda nasıl sudan tasarruf edebileceğimizi maddeler halinde sıralamış.

Bu konuyu ben de önemsiyorum, diyorsanız; WWF-Türkiye çalışmalarına destek olurken, bir yandan da Bir Damla Su Hayattır başlığındaki görsellerden birini kendi blogunuzda kullanmak üzere seçebilir, "sudan nasıl tasarruf edebiliriz" konusundaki fikirlerinizi ilave ederek belirtebilirsiniz.

Blog listemde olan bloglardan, rast gele 3 blog seçip, soruyorum (siz de aynı şeyi yaparsanız; konu güncelliğini korur ve konuya dikkat çekilmiş; farkındalık sağlayıp, bilinçlendirmede ufak da olsa kişisel bir adım atılmış olur);

Gelecekte Su Fakiri bir ülke olmamak adına; bir yıl süreyle devam edecek olan, WWF-Türkiye’nin Suyunuza Sahip Çıkın Kampanyasına katkıda bulunmak ve Her Bir Damla Suyu Koru projesine destek olmak için, neler söylemek istersiniz?


Seçtiğim bloglar;
Pino, Mert Ulaş, Destan.

Susuz geçirdiğiniz bir günü anımsayıp aktararak ya da alttaki durumlar doğrultusunda hissedeceklerinizi paylaşabilirsiniz.

-> Sabah güne başlamak için kalktığınızda, suyun akmadığını gördünüz ve diyelim ki deponuzda da yeterince su yok. Ne hissedersiniz? Bu durum günün geri kalan kısmında sizi nasıl etkiler?
-> Akşam için, evde misafirleriniz olacağını düşünürsek; o gün su olmaması programınızı bozmaz mı?
-> Ya da iş dönüşü evde sizi rahatlatıp, günün stresinden arındıracak duşunuzu yapamadığınızı düşünelim. Ertesi güne de benzer şekilde başlamak durumunda kalacaksınız. Rahatsız olmaz mısınız?


Konuyla ilgilendiğini fark ettiğim diğer bloglar: bildirgeç, ibrahimköknar, harnup, evrenayan, ferhad, şeyler...

Bir Dilek Tut

Bir proje dolayısıyla Bir Dilek Tut Derneği'nin çalışmalarından haberim oldu.

Derneğin amacı; "Amansız hastalıklarla mücadele eden çocukların dileklerini gerçekleştirmek, onlara bir parça umut, dayanma gücü ve sevinç verebilmek".

Çocukların hayalleri, sadece minik bir oyuncak ya da kıyafet kadar pahada küçük fakat anlamca büyük istekler.

İstekleri gerçekleştirilebilen çocukları ve sırada bekleyen istekleri Bir Dilek Tut web sayfasından görebilir ve derneğin çalışmalarıyle ilgili bilgi alıp, hayati risk taşıyan, çeşitli hastalıklarla mücadele eden 3-18 yaş arasındaki çocukların bir dileğini gerçekleştirmek için, siz de sponsor olabilir ya da küçük katkılar sağlayarak, yardım/destekte bulunabilirsiniz.