blogger etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
blogger etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Böyle De Sever Misin Beni?

flynxs lynist weblog blog yazarligi sevgi kalp harfler'Böyle de sever misin beni, yoksa alıştığın hâlime mi döneyim?' diyor, 'oyuncak blog'um.

Flynxs, üç sütunlu tema trendine kapılıp, evrildi. Bunun yanında, TekmeTokat'ın
Devrim Niteliği'ndeki değişikliklerini pek bir kıskanan 'oyuncak blog'um, 'orda oynama, benimle oyna' diyerek, beni hâyli uğraştırdıktan sonra, dinamik bir forma da kavuştu; sayfadaki bileşenleri tutup sürükleyerek yerlerini değiştirip, istediğimiz gibi oynayabiliyoruz artık (i-explorer kullananlar bunu yapabilecekler mi bilmiyorum ama, Firefox ile gayet düzgün çalışıyor). Bir süre böyle dinamik formda seyredeceğiz. Bilemiyoruz, bakalım zaman daha neler gösterecek...

Blog'da taşınabilir tablolar için, 'dragable-content' script'i kullandım. Üç sütuna terfi için de, orijinal Blogspot template'ine beautifulbeta'dan ilham alarak (
bloggeruniversity de pratik bir yol önermiş ama nedense o şekilde yapamadım, ben) biraz müdahale etmem gerekti.

Draft blogger'a ne zamandır uğramamıştım. Bu fırsatla orda da hoş değişiklikler olduğunu fark ettim; sayfa öğeleri (gadget) eklenen panelin grafik arayüzü mekanik görünümünden sıyrılıp, daha bir estetik hâle bürünmüş...

- - -
[01/05/2008 itibariyle 'dragable-content' script'i kaldırılıp, iki sütunlu temaya geri dönülmüştür.]

Blog Ödülleri 2008

blog odulleri 2008 logoTürk Blog Dünyası'nın gelişimine katkıda bulunmak amacıyla organize edilen "Blog Ödülleri", sürekli ve özgün blog içeriğini artırmayı ve böylece Türkiye'de internet sektörünün de ilerlemesine yardımcı olmayı hedefliyor.

Türkiye'de sayısı 1,5 milyonu bulan ve sosyal medyanın en önemli parçalarından birisi haline gelen blogların ödüllendirilmesi, hem kaliteli blog içeriğinin teşvik edilmesi, hem de ülkemizdeki internet kullanıcılarının kendi beğenilerine uygun blogları tanımaları için fırsat sağlayacak...

2008.blogodulleri.com adresinden, blog ödülleri blogundan konuyla ilgili detaylara ulaşabilirsiniz. Blog Ödülleri 2008 için kayıtlar, 15 Nisan'a kadar devam edecek. Şartlara uygun içeriğe sahip bir blogunuz varsa katılıp, en azından blog bilinirliğinizi artırabilirsiniz.

Güzel bir proje, yerinde bir girişim olduğunu düşünüyorum. Bir ilk olması da, heyecan verici. Umarım amacına başarıyla ulaşır. Türk Blog Dünyası'nın böyle bir dinamiğe ihtiyacı vardı.

Blog ödülleri bloguna uğramışken, Blog Ödülleri Logo Hikâyesi'ni de okumadan geçmemenizi öneririm; logo hikâyesinin anlatımı, hoşuma giden taraflarından biriydi...

Honda: Lawn & Garden Seed mailer



Honda: Lawn & Garden Seed mailer, Inferno London portfolyosu altındaki güzel işlerden sadece biri.

Peki, nedir bu mektubun özelliği? Honda'dan gelen postanızı okuduktan sonra, kağıdını bahçenize toprağa gömüyorsunuz ve geri dönüşümle bu özel kağıt, tohum işlevi görerek çim hâlini alıyor.

Ne dersiniz, etkileyici, öyle değil mi? Fikir ve uygulamasından çok hoşlandım. Konuyu, directdaily ve iyi fikir'de görünce, unutmamak için buraya da almak istedim. Inferno London portfolyosu altından Lawn & Garden'ın detayına erişebilirsiniz, ki ajansın website'sinin de çok sevimli bir arayüzü var...

Konuyla ilgisiz bilgi: Geçen yıl bir ara blogda kullandığım CoComment uygulamasını yeniden aktifledim. Diğer bloglarda yaptığım yorumları çekip yayımlayacak olan bu zamazingoyu, blogun yan menüsünden veya rss yayınından takip edebilirsiniz.

Flynxs, nedir?

Öyle anlaşılıyor ki, blogumun isminin anlamı konusunda bir cevap vermem gerekiyor. Ben bu başlık altında bunu açıklayacak zaman bulana kadar peki siz, birbirinden eğlenceli tahminlerinizle FLYNXS'e yeni anlamlar katmaya ne dersiniz?

24/12/07'de konuyu açmıştım, bir cevap yazacak fırsatı ancak bu gün,
15/01/08'de bulabildim.

Aslında konunun etiketlerini, ipucu versin diye önceden yerleştirmiştim ki, FLYNXS'in ne olabileceğini özetledikleri söylenebilir.


Güzel yorumlarınız,
FLYNXS'e yüklediğiniz anlamlardan dolayı tekrar teşekkür ederim. Değerli yorumlarınızın, zihnimin bir köşesinde saklı kalacağını bilmenizi isterim.

'
FLYNXS' aslında blog ismi olsun diye bulunmuş bir ad değil, zaten hâli hazırda kullandığım 'komplike yapıda özel bir isim'; Lyn, biraz da Astronomi'ye merakımla ilgili bir anı sonrasında, okul zamanında Lynx'e evrilmiş, sonrasında da 'Flynxs'e dönüşüp gelişimini tamamlamıştı.

O yüzden
'Flynxs nedir' sorusunun, bir kitaptaki ya da filmdeki bir karakterin ismidir, gibi bir cevabı yok.

Flynxs, sadece kendi bünyesinde barındırdığı anlamlar bütününden oluşuyor ki, bunu da bir nevi harf oyunlarıyla (aslında, içinde blog üzerinde kullanmadığım gerçek ismimi de saklayan), anagramla ve tipografiyle yapıyor.

İşim, görsellikle ilgili olduğu; farklı bakmayı ve sonrasında eldekini farklı gösterebilmeyi gerektirdiği, günümün büyük kısmı da monitör önünde geçtiği için, '
Flynxs' de aslında daha çok tüm bunlara minik göndermelerden oluşuyor.

Nedir o minik göndermeler? Blog üzerinden aktarabileceklerimden birkaçını yazacağım alta. Fakat uyarayım, biraz uzun bir yazı ortaya çıkabilir. O yüzden, "Evet, anlaşıldı,
FLYNXS karışık bir şeymiş", diyenler yan menüdeki 'rastgele yazı göstergeci'yle blogumdaki görseli fazla yazısı az postlar arasında 'keşfet'me maceralarına çıkabilirler (:

Flynxs, Fly+NxS, Lynx, Lyn...

Lynx (vaşak), bildiğiniz üzere sevimli bir kedi türü. Sevimli olması, güçlü, çevik, kolay tırmanması, iz sürüp yön bulabilmesi gibi özellikleri yanında asıl önemli tarafı; gözleri, 'görme özelliği'. Doğada en uzağı görebilme özelliğine sahip canlı,
Lynx [bknz: Wikipedia: Lynx].

Lynx'in, Astronomi'ye merakımla birleşen bir tarafı olması da konunun diğer detayı ki, aynı adla bir Kuzey takımyıldızı var.

Biliyorsunuz, Johannes Hevelius; Güneş lekelerini inceleyip, Güneş'in kendi çevresindeki dolanımını hesaplayan, 1600'lerde yaşamış başarılı bir Alman gökbilimci. Ay'daki dağların yüksekliklerini hesaplamış olması ve 1647'de ilk ayrıntılı Ay Haritası'nı yayımlamış olması,
günümüze yansımaları süren değerli çalışmalarından sadece birkaçı. 1679'da gözlemevi kundaklanmasaydı, gelişmiş bir yıldız kataloğu hazırlama işi de yarıda kalmayacaktı [bknz: Wikipedia: Johannes Hevelius].

Hevelius'tan niçin bahsediyorum? Çünkü o, Büyükayı ve Arabacı takımyıldızları arasındaki o zamana kadar görülememiş bir takımyıldızını keşfedip ona, - ki bizi ilgilendiren hoş kısmı burası - "onu ayırt etmek için ancak 'Vaşak kadar keskin gözlü olmak' gerektiğinden Lynx ismini veren" kâşif [bknz: Wikipedia: Lynx (constellation), chandra.harvard.edu: Lynx, caribooskies: Lynx].

"Evet, işin 'görmek' üzerine olduğu için, doğada bunu en iyi yapan canlıya - nerdeyse ego tatmini vari - bir gönderme içeriyor Flynxs, peki ama kalan diğer harflerin anlamı nedir," derseniz; onlar da, benim kendi doğamdaki alanımı belirtiyor bir biçimde.

FLY+NXS'teki NxS; 'North&South' ifadesindeki gibi, 'x'e tipografik bir anlam da yükleyerek, yön gösterimindeki kullanımlara bürünüyor. Monitör üzerindeki çalışma alanım ya da web üzerindeki gezintilerimdeki 'sürat'-'hareket'e de bir gönderme bu. Mouse'unuzun scroll tuşuyla (Siz de benim gibi sağa/doğuya genişleyen web sayfalarındansa, alta/güneye uzanan tasarımları daha kullanışlı bulanlardan mısınız?) aranız nasıl?

Avatar olarak kullandığım 'Dark Angel' da Flynxs ile eklemlenmiş uzun zamandır kullandığım bir sembol benim için. Konu bu kadar uzamışken ona da değinip bitiriyorum.


'Dark Angel'ın, '
Fantastic Art ilgimle bir alakası var fakat ondan öte, hayal gücünün sınırsız bereketli topraklarında ne kadar özgür olsak da, iş onları gerçeklik düzlemine dökmeye ve ticari kaygıyla bir eser/ürün ortaya çıkarmaya geldiğinde, aslında ne çok bizi bağlayan şey olabildiğine işaret ediyor benim için. O yüzden meleğin kanatları var, özgür ama, sorumlulukları onu bağlıyor, gibi...

Kendimi, yaptığı resmi açıklamak zorunda kalmış ressam gibi hissettim, bunları yazarken, zorlandım nedense. Yazı neredeyse firmaların kurumsal kimlik tanımlarında, firmanın logosunun renginin, çizgisinin
anlamının, hangi grafik öğesinin firmanın değerini-kimliğini nasıl karşıladığının sayfalarca anlatıldığı yazılara döndü. Hızlı bir dip özet yapıp bitireyim.

İlham noktacıkları yakalama becerisi ve yakalananları birleştirip yeni bir şey var etmek arasında gidip gelişler, olarak düşünülebilir Flynxs.

FLYNXS | Lynist weblog ise, yakalayıp istifade ettiklerimin minik bir yansıması. Öncelikle kendim için bir oyun alanı. Görmesini bilenler için ise, arada zihinde ışıklar yakma, beynin odacıklarına oksijen gönderme
fırsatı...

Symphony in Red



Dortmund Philharmonic Concert Hall, "Symphony in Red".

Hafta sonu müziği olarak blogumda ne yayınlayacağıma bakarken, müzik dosyalarım arasına karışmış bu videoya denk geldim.


'Jung von Matt, Hamburg' tarafından, Dortmund Philharmonic Concert Hall için, yakın zamanda hazırlanmış olan bu güzel reklam filmi, kurgusu ve uyumlu müziğiyle, harika.

London International Awards 2007, Television/Cinema Finalistlerinden olan
"Symphony in Red"in; müziğinin Fazıl Say tarafından hazırlanmış, ve filmin hazırlık aşamasında gerçek kan kullanılmış olduğu bilgisi; filme bakışınızda, müziği ve kurgusu yanında farklı bir açı kazandırabilir.

Corporate Name of Client: Concert Hall Dortmund. Advertising Agency: Jung von Matt, Hamburg. Executive Creative Director: Wolf Heumann. Creative Directors: Sascha Hanke/Timm Hanebeck. Copywriters: Michael Okun/Moritz Grub. Art Director: Patrik Hartmann. Agency Producer: Alexander Schillinsky. Production Company: Sehsucht, Hamburg. Producer: Andreas Coutsoumbelis. Director: Niko Tziopanos. Animation Company: Sehsucht, Hamburg. Animators: Alex Heyer/Martin Hess. Music Composer: Fazil Say

Dip not: Bu videoyla, Blogger üzerindeki video ekleme özelliğini de ilk kez denemiş oluyorum. 100 Mb'a kadar olan videoları, rahatça ekleyebiliyormuşuz. Blogger'ın olası kaprislerinden biri yüzünden
"Symphony in Red"i burada görüntüleyemezseniz, YouTube üzerinden de filme ulaşabilirsiniz.

Rating Widgets ve Renklenen Arama Sonuçları

Google-Yahoo aramalarıyla bloguma gelenlerin, aradıkları kelimeleri renklendirilmiş hâlleriyle kolayca görebilecekleri, örneğin Google'ın (cached pages) 'ön bellek kopyası'nı kullanmak yerine direkt linki kullandıkları için, aradıkları blog içinde olmasına rağmen yazıları okumaya üşendiklerinden bulamayıp, aynı hareketi bir süre yineledikten sonra gittiklerine tanık oluyordum.

Bu duruma, bloguma adapte ettiğim bir uygulama, 'Renklenen Arama Sonuçları' ile artık son verdiğimi (ya da o niyette olduğumu) belirtmek istiyorum.

Google-Yahoo gibi arama motorları üzerinden bloguma direkt gelindiğinde, artık aranan kelimeler renkli olarak görüntülenebilecek. (Sayfanın yenilenmesi [F5-refresh], renkli kelimelerden normal görünüme dönmek için yeterli olacak.)



Renklenen Arama Sonuçlarını siz de blogunuzda uygulamak isterseniz; eburhan'daki, 'Arama Motorlarından Gelen Kelimeleri Renklendirmek' konu başlığı altından, javaScript ve bloga kurulumuyla ilgili bilgiyi alabilirsiniz.

Ben, javaScript dosyasını goglepages'deki alanım altına upload edip, linkinin olduğu kod parçasını blog (şablon-html'yi düzenle'den) template'inde '<body>' kısmından sonra yazarak ve diğer renk değerlerinin olduğu kod parçasını da renkleri istediğim gibi değiştirerek yine template içinde '< /head >' kısmından önce yazarak yaptım.

Blogumdaki yeni diğer bir uygulama ise, Rating Widgets.

Beğendiğim birçok blogu takip etmeme rağmen, yorum yazarak katılmayı önemsesem de, pek sık yorum bırakacak ve o yorumları takip edecek zaman bulamıyorum.

Benimle aynı durumda olacaklar ya da yorum bırakmaya üşenen, belki de o an yazacak bir şey bulamayan fakat, okuduğunu ve yazıya tavrını belli etmek isteyecekler için, Rating Widgets'in pratik, eğlenceli bir durum belirteci olacağına inanıyorum.

Bundan sonra blogumda, yazıların altında yer alan Rating Widgets yıldızlarını kullanarak, o yazıyla ilgili düşüncelerinizi rahatça beyan edebilirsiniz.

Wordpress'in pluginleri arasında, 'postratings' diye, yazıları oylamak için yıldızlı eklenti olmasına ve başka benzer birçok eklenti de bulunabilmesine rağmen; Blogger için çeşit pek de fazla değildi.

Blogger için olanlar arasında
spotback'deki birkaç rating eklentisini ve diğer benzer başka eklentileri fazla yer kapladıkları için beğenmemiştim ama, geçen gün bu minik versiyona Damacana Bey'in 'Blogunuza Puan Verme Eklentisi Koyun' başlığı altındaki yazısında rastlayınca, ilk müsait zamanımda hemen bloguma adapte ettim.

Outbrain altındaki get ratings eklentisini, siz de kolayca blogunuza adapte edebilirsiniz.

[Damacana ve eBurhan beylere, bloglarından aktardıkları yararlı bilgiler için teşekkürler...]

[Editorya, blogumun Blograzzi'de günün blogu olmasından sonra, kendi alanında da tanıtma ve yorumlama inceliğini göstermiş, ona da ilgisi ve güzel düşünceleri için teşekkürler...]

~~~~~~

Blogumdaki
Rating Widgets yıldızları uygulamasını, 18 Kasım 2007 itibariyle devre dışı bıraktım. Denedim, güzeldi. Tavsiye ederim :)

[30 Ekim'de yazılan bu yazı, ilgili bir gelişmeyi aktarmak için 20 Ekim 2007'de editlenmiştir.]

Günün Blogu, Google Page Rank Güncellemesi

Pazar günleri genelde yazı yayımlanmayan bir blogda, şimdi bu ne hareketliliği diye telaşlanmayın, lütfen. Minik bir sürpriz ve gelişmeyi aktaracağım sadece.



Blogum, Blograzzi'de "Günün Blogu" seçilmiş. Çok teşekkür ediyorum, hafta sonunda hoş bir sürpriz oldu bu bizim için.

Beni Firefox ile görüntüleyin, diyen bir blogun ekran görüntüsü iexplorer ile alınırsa, h
eader'ının tipografisi de, sol üstteki olması gereken bayrak yerleşimi de farklı yansıyabiliyormuş, bu fırsatla bir iç eleştiri yapıp bunu da görmüş olduk.

Flynxs | Lynist weblog'dan yeni haberdar olacaklar için, 'tasarım' başlığında, kişisel bir blog olduğunu, içeriğinin; istifade ettiğim, yaratıcı sürecimi
tetikleyen denk geldiğim enteresan şeyleri not düşmemle beslendiğini; müzik, sinema, kitap, alıntılar, haberler, kimi zaman da bahsettiğim an'lık farkındalıklarım yanında teknoloji, pazarlama, tarih, siyaset gibi yaşamla ilgili pek çok konuya da dokunulabildiğini, belirtmiş olalım.

Rss Reader'ınızla blog içeriğimi rahatça takip ederken; olası öneri, dilek ve eleştirilerinizi her zaman buradan veya Blograzzi üzerinden bana iletebilirsiniz.

Diğer gelişme ise, uzun süredir beklenen, üzerinde birçok fikirler açıklanan Google Page Rank güncellemesi.

PR değerlerinin genelde düştüğü haberlerini alırken, güncelleme bloguma PR3'ten PR4'e yükselmek şeklinde yansımış.

PR5 olacağını tahmin ediyordum ama önemli değil, durumumdan gayet memnunum. Blog içeriğimden istifade edildiğini bilmek bile benim için yeterli...

Hımm.. sanırım PR güncellemesi henüz Blograzzi'ye yansımamış. Arda bey'in son röportajı güzel gelişmeler müjdeliyor olsa da, Blograzzi'nin
artık dalgalı seyrinden kurtulup, 'beta' sürecini ne zaman aşacağını merakla bekliyoruz.

28 Ekim'de başka neler olmuş?
1927, Türkiye'de ilk nüfus sayımı yapılmış. Nüfusun 13 milyon 648 bin 270 kişi olduğu açıklanmış.
1886, Özgürlük Heykeli, Fransızların hediyesi olarak New York'ta dikilmiş.
1923, Mustafa Kemal Paşa, Çankaya Köşkü'nde verdiği akşam yemeğinde, "Yarın Cumhuriyeti ilan edeceğiz" demiş.
İlgisini çekenler için devamı, wikipedia-28 Ekim başlığı altında...

Wikipedia demişken, aklıma Vikipedi'nin Page Rank Fırsatçılığı geldi. Google'ın bu Page Rank güncellemesinden sonra
hâlâ PR7 diye link satmaya devam edebilecekler mi, merak ediyorum(!).

Evet,
doruk.net'ten her gün 01:34 itibariyle niçin blogum düzenli olarak ziyaret ediliyor diye merak etmeye de devam ediyorum...

30, 31 Ekim'de İstanbul'daki Pink Martini konseri de bu postun dip notu olsun.

Piet Zwart

Hollanda'lı tasarımcı Piet Zwart; döneminin grafik tasarımcıları arasından, başarılı eserleriyle ismini günümüze kadar taşımış, hayran olduğum sanatçılardan biri.

1885-1977 gibi bir dönemden bahsediyoruz, oysa eserlerinden yansıyan vizyonu, kurduğu iletişim dili, zamanının çok daha ilerisine hitap edecek denli güçlü.



Üstteki görseller; Piet Zwart, Meermanno Museum'dan. Setin devamı, Flickr üzerinden görülebilir.
...Grafik tasarım tarih boyunca çeşitli biçimlerde tasarlanmış, bir meslek dalı olarak benimsenmiş, ancak bir sanat dalı olarak resimden ayrı değerlendirilmiştir.

Günümüzdeki, grafik tasarım anlayış ve ölçütlerinin temelini 19.y.y. sonlarına dek indirebiliriz. 20. y.y. başlarından itibaren görülen çağdaş sanat akım ve hareketlerinden grafik tasarım da etkilenmiştir. Özellikle; Arts and Crafts Hareketi, Dadaizm, Bauhaus, İsviçre Tasarım Okulu (ya da Uluslararası Tiporafik Stil), NewYork Okulu, grafik tasarımı doğrudan etkilemişlerdir.

Tarihsel süreç açısından baktığımızda, grafik tasarımı 1900’lü yıllardan günümüze taşıyan ve bu alanda unutulmaz katkılar sağlayan tasarımcılar olarak; Jules CHERED (1836-1933), Piet ZWART (1885-1977), James Montgomery FLAGG (1877-1960) [“Sam Amca” afişi, afiş tarihinin en çok sayıda basılmış afişidir], İhap Hulusi GÖREY (1898-1986), Jan TSCHICHOLD (1902-1974), Paul RAND(1914-1996), Saul BASS (1920-1996), Milton GLASER (1929), Mengü ERTEL (1931-1999), David CARSON (1956), Neville BRODY (1957) adlarını sayabiliriz...
Üstteki alıntı, Arif Ziya Tunç'un blogundaki 'Grafik Tasarım ve Eğitimi' başlıklı yazısından. Piet Zwart ismi, Tunç'un blogunu da keşfetmemi sağlamış oldu. Görülesi web site'si bünyesindeki makale, ders ve portfolyosu haricinde,
blogu da ilginizi çekecektir.

AlphabetCity, Le Cafe



Olivier Gaudry, AlphabetCity altındaki portfolyosu; renk, desen ve font kullanımıyla, görülesi.

Her şeyin tıpkı bir puzzle'ın parçalarıymış gibi yerli yerine oturduğu anları, seviyorum.

Bir proje üzerinde çalışıyoruz. Önceden çalıştığımızın aksine bu defa arada biraz huysuz ve pek de ne istediğini kendi de bilmeyen bir muhatabımız var. Hazırlanan tasarımlar birkaç defa geri döndü ve artık son noktayı koymamız gerekiyor. Zaman sarktı ve diğer işlerimizle çakışmaya başladı...

Akşam taslaklar üzerinde çalışırken sıkılıp, minik bir ara vererek, e-postalarımı ve
blog reaksiyonlarımı kontrol edeyim dedim.

Alttaki video, gece otururken fazla kahve tüketmememi hatırlatan bir dostumun gönderdiği e-posta'daydı. Kahvenin bünye üzerindeki etkilerini betimleyen eğlenceli bir animasyon. Ayrıntıları, Video Le Cafe başlığında.



Nasıl olsa istediğim gibi bir sonuç alamadan rahat edemeyeceğimden, yine geç uyuyacağım uzun bir gece olacağını sanıyordum. Oysa, Eda'nın denk gelip ilettiği Graphic ExchanGe'in linki üzerinden rastgele bağlantıları takip ederek vardığım AlphabetCity portfolyosu ve üstte gördüğünüz Storm Trooper; aklımdaki varyasyonlara nokta koyarak, neredeyse işin son haline karar vermemi sağladı.

Blog reaksiyonlarımdan birinin beni götürdüğü Volkan'ın paylaştığı üç müzikten biri, Infected Mushroom’dan Psycho'yu da fon müziğim yaparak, böylece ilham verici iki güzel fısıltıyla, kısa sürede sonuca ulaşmış oldum. Bu anekdot, onlara da bir teşekkür.

Son tabloyu kısa sürede görebildiğim böylesi anlar, müşterinin de içine sineceği bir iş olacağının da habercisi, benim için.
Bazen, zihnimizi tetikleyecek bir şeyler görene kadar karar veremeyiz. Aslında neye ihtiyacımız olduğunu biliyoruzdur ama, onun su üstüne çıkması gerekir. İhtiyacımız olanı fark ettiğimiz o bir an ise, her şeyin yerli yerini bulduğu andır. Sonrası için fazla bir şey yapmamız gerekmez.

Neyin, neye sebep olacağı belli olmayan bir hayatta yaşıyoruz. İleteceğiniz böylesi ilham verici fısıltılara açık olduğumu, arada bir kez daha belirtmek isterim. Özellikle önümüzdeki dönemde vizörünüze takılacak, sarı yapraklar ve sonbahar temalı fotoğrafları görmeye, hiç hayır demem.

Google's 9th Birthday ve Düşündürdükleri

Google, dokuzuncu yılını kutluyor.

Özel günlerde Google arama sayfasında yer alan logo yerinde şimdi, Google's 9th Birthday logosu yer alıyor.

Dennis Hwang tarafından hazırlanan diğer tüm özel gün logoları Google doodles'a, Google Holiday Logo başlığından ulaşmak mümkün.

Google, doğum günün kutlu olsun! Fakat benim merak ettiğim başka bir şey var.

Google, dokuz yıldır var ve Türkiye'de de yoğun olarak kullanılıyorken; peki ama niçin Google Translator bünyesinde Türkçe dil seçeneği yok?

Geçen zaman içinde genişlemesini sürdüren, Blogger'ı da kendisine dahil eden Google; hiç olmazsa Blogger bünyesinde default olarak gelecek, Türkçe'nin de dahil olduğu bir çeviri sistemi oluşturamaz mı?

UnitedPlanktonların girişimiyle, Google Bize Logo Yapsana Projesi; 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı için Google Türkiye sayfasında, Türkiye için özel gün logosu yer almasını sağlamıştı.

Türkiye için Google sayfasında özel gün logosu olması, Google Translator bünyesinde Türkçe dil seçeneği olmamasından daha mı önemli?

Bloglar, internetin minik yapıtaşları olduğu için, kendi blogum üzerinden örnek vereyim; internet üzerinde kaliteli Türkçe içeriği önemsediğimden, yazılarımı olabildiğince Türkçe ağırlıklı yazmaya çalışıyorum. Fakat bu, internetin küresel bir ağ ve blogumun da her dilden insanın erişimine açık olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Durum böyleyken; yazılarımda bahsettiğim konularda ismi geçen biri, Türkçe bilmiyorsa, kendi hakkında ne yazıldığını merak ettiğinde nasıl öğrenecek?
İçeriğin Türkçe olduğunu anladı diyelim, çeviriyi nasıl yapacak? Ben, içeriği merak edip, e-posta göndermeyi her akıl edene, çeviri yapıp göndermekle uğraşmak durumunda mıyım? Google Translator bünyesinde Türkçe dil seçeneği olsa, bu kolaylık sağlamaz mıydı?
Türkçe zengin ve evrensel bir dildir.

Dilimiz Çince, Hintçe, ingilizce ve ispanyolcanın arkasından en büyük (yaygın) dil karakterine sahiptir.

Birleşmiş Milletler'in 1990 yılına ait istatistiklerine göre Türkçe, 165 milyon dolayında kişi tarafından anadil olarak konuşulmaktaydı.
Nüfus artışının ortalama % 1,5 olduğu varsayılırsa bu sayının artık 210 milyonu aştığı söylenebilir... (*)
Google Translator bünyesinde Türkçe dil seçeneği olmalıdır, geç bile kalmıştır!

Random BlogRoll, Google, Blogger

[14/09/2007'de yazdığım bu yazı, 22/03/2008 itibariyle konu sonuna yapılan ilaveyle, nasıl bloggroll yapılacağı açıklanarak editlenmiştir.]

Google'ın Site Yöneticisi Yardım Merkezi'nden faydalanıyor musunuz? Ben, istatistiklerini ve Google'ın blogumu nasıl gördüğünü arada kontrol ediyorum.

"Google dizini", "Google'da sitemin sıralaması", "Google sitemi nasıl tarar", "Google Sitemaps programı", "İstatistikler ve teşhis araçları", gibi bölüm başlıkları altında; website/blog iyileştirmeleriniz için faydalı olacak bilgiler ve araçlar içeren
Google Site Yöneticisi Yardım Merkezi'ni, Türkçe olarak da kullanabiliyoruz.

İstatistikler bölümünden; en sık yapılan arama sorguları, Googlebot’un gördükleri, tarama istatistikleri, dahili ve harici bağlantıları takip edebildiğimiz gibi; site/blogumuzun sahibi olduğumuzu Googel'a tanıtabiliyor, Google dizininden içerik de kaldırabiliyoruz.

Tasarım, içerik ve teknik yönergeler başlığındaki; "Belli bir sayfadaki bağlantıların sayısını makul düzeyde tutun (100'den az)" ifadesi; Google'ın, link sayısı fazla olan sayfaları farklı algıladığına dikkatimizi çekiyor.

Diğer bloglara verdiğim bağlantıların yer aldığı "
Keşfetmek İçin Bak!" bölümü; bağlantı sayısının yüz elliyi aşması nedeniyle, yandaki navigasyon menüsünün aşağıya doğru gittikçe uzamasına sebep oluyordu.

Tıkla, Keşfet! Rastgele Yazı Göstergeci eklentisinden bahsederken; bağlantılarımı random göstermek istediğime ve bunun bir yolunu aradığıma değinmiştim.

Beğendiğim, takip ettiğim blogları, blogum üzerinden paylaşmaya devam etmek istediğimden; "Keşfetmek İçin Bak!" bölümünü, Random BlogRoll haline dönüştürdüm.

Bundan sonra,
Random BlogRoll sayesinde; sayfa her yenilendiğinde [tazelendiğinde (F5)], "Keşfetmek İçin Bak!" bölümünde, farklı yirmi blog listelenecek.

Linkleri random göstermek, WordPress bünyesinde gayet kolayken; şimdilik, Blogger için ilgili bir code düzenlemesine gereksiniliyor.

Juliakm.com'daki, Javascript Blogroll Randomizer ile, siz de Blogger'da kolayca
Random BlogRoll oluşturabilirsiniz.

Sahicilik, Otokontrol başlıklı yazımda, blogum bünyesindeki yazılardan birinin izinsiz (ç)alındığına değinmiş; içerik hırsızlığı ve spam bloglara vurgu yapmıştım.

TatarYiğit'teki, "Sahte Siteleri Googel'a Şikâyet Et!" uyarısını görünce; kendi blogumda da buna bir kez daha dikkat çekmek istedim.

Denk geldiğim spam site/blogları Spam Sonuçları Bildir formunu kullanarak,
Google'a bildiriyorum. Bunu sizin de yapmanız sadece birkaç saniyenizi alacak, daha temiz bir İnternet var etmemizi sağlayacaktır.

~~~~
22/03/2008'de ek ~~~~

Juliakm.com'daki, Javascript Blogroll Randomizer ile, siz de Blogger'da kolayca Random BlogRoll oluşturabilirsiniz." demiştim, fakat geçen zaman zarfında ilgili bağlantı varlığını koruyamamış...

'Random Bloggroll' yapmak için gereken ilgili code parçasını, buraya Blogger'dan kaynaklanan sorunlardan dolayı direkt yazamadığım için, bir txt dosyasına yazıp googlepages alanıma yükledim.

Blogda nasil blogroll yapilir dosyasını download ettikten sonra, ordaki -sadece- bağlantıları kendi link vermek istediğiniz sitelerle değiştirip, oluşturduğunuz code'u blogunuzun yan menüsüne
widget ekler gibi kopyalayıp-yapıştırarak ilave etmeniz, Random BlogRoll yapmanız için yeterli olacaktır.

Beyaz Saray'a Blogger Kadrosu

ABD'de internete daha yakın oldukları ortaya çıkan Demokrat devlet başkanı adaylarının tümü, Beyaz Saray'a çıkarlarsa bir blog yazarı atayacaklarını belirtti.

CNN'de YouTube üzerinden gelen soruları yanıtlayarak internet devrimine açık olduklarını gösteren Demokrat Parti başkan adayları; Beyaz Saray'ı internete taşıyacak bir blog yazarı atamaya da hazır olduklarını kaydetti.

Başkan adayları, medya araçlarının sınırlayıcı etkisini kırarak toplum ile doğrudan iletişim kurulması sağlayan blogları propaganda çalışmalarının en önemli parçalarından biri olarak görüyor.

İnternetin artık sadece para kazanılacak bir mecra olmaktan çıkıp, hayatın her alanına sızan bir iletişim aracı konumuna geldiği konusunda ortak görüş belirtip, bu anlamda, siyasetin de bu akımın dışında olamayacağını kaydeden başkan adayları, interneti kullanmayan bir propaganda çalışmasının bir adım geriden geleceğini söyledi.(link)
Blog yazmak bir yana, e-posta kullanım sıklıklarından şüphe ettiğim bakanlarının bile, düzgün çalışan websiteleri olmayan bir ülkede yaşıyor olmak, düşündürücü.

İran cumhurbaşkanı Ahmedinejad bile, geçen yıl weblog yayınlamaya başlamıştı.

Seçim sürecinden taze çıkmış bir ülkenin ferdi olarak düşününce; iktidar partisinin seçime bir ay kala göstermelik web projelerine başlaması dışında, interneti bir mecra olarak etkin kullanan başka bir parti yok gibiydi.

Seçimlerde "birkaç bin genç internet kullanıcısı"(!)na ulaşmak göz ardı mı edilmişti? Yoksa, internet kullanımı konusunda yöneticilerinin bile yeterli bilince sahip olmadığı bir ülkede mi yaşıyorduk?

Yeni İnternet Kanunu, aslında bu sorulara iyi bir cevap gibi. Amerika Beyaz Saray'a Blogger kadrosu açmayı düşüne dursun; biz, internete sansür uygulayan ülkeleri örnek alalım(!).

'draft.blogger' İle Blogger'da Gezintim

...Blogger'la şimdi tek sorunum; müzik veya video eklemeye kalktığımda, karşıma çıkardığı her biri farklı mahiyete sahip 'error' modelleri...

Niçin Blogger'da resim ekleme özelliği gibi, yazılara kolay bir müzik, video ekleme özelliği yok?...
Üç ay önce, 'Tümüyle Türkçe Blogger Görünümüne Geçiş!' yazımda, Blogger'daki yeniliklerden bahsederken, biraz da böyle sitem ediyordum.

Şimdi 'draft.blogger.com'da gezinirken, görüyorum ki;

En fazla 100 MB boyuta sahip AVI, MPEG, QuickTime, Real ve Windows Media dosyalarını kabul ediyoruz.
'Resim Ekle' özelliğinin yanına, bir de 'Video Ekle' özelliği ilave edilmiş.

Ayrıca, 'Sayfa Öğesi Ekleme' bölümüne ilave edilen; 'Blogda Ara' ve 'Anket' özellikleri de diğer yenilikler.

'Blogda Ara' ile; yeni başka bir sayfa açmadan, Blog bünyesinde açılan bir alanla, bulunan sonuçlar görüntüleniyor. Böyle olmasını beğendim. Fakat, bu açılan alan, yayımladığınız en son (gönderi) postun üst tarafında açıldığı için, arama alanını da aynı hizada olsunlar diye sağdaki navigasyon menüsünün en üstüne eklemem gerekti. Oysa arama alanı neredeyse, sonucu gösteren alan da default olarak kendiliğinden aynı hizada açılsa, daha kullanışlı olurdu, diye düşünüyorum. Deneyin!

'Anket' ise; soru, cevap seçenekleri ve anket süresini belirledikten sonra, menünüze yerleştirebileceğiniz kadar
kullanımı pratik. Denemek için blogumun sağ menüsüne minik bir anket de ekledim. Yanıtlarınızı merak ediyorum :)

Bu özellikleri kendi blogunuzda da kullanmak isterseniz;
(şimdilik) 'draft.blogger.com'dan giriş yapmanız gerekiyor.

Belirli Etiketler İçin İçerik Takibi

Blogumda paylaştığım müzikleri, özellikle takip edenler varmış. Niçin blogumu daha sık güncellemiyor muşum? Yazdıklarımı kategorilere ayırsam, bulmak daha kolay olmaz mıymış? Dinlediğim müziklerden daha çok bahsetsem ve müzik kategorisini ayırıp, onu RSS ile paylaşıma açsam olmaz mıymış?

Anlaşılan bloglarda bile içerik, kategorik olarak takip edilmek istenebiliyormuş. Tabii bu ilgiden de memnunum ama, bilginiz olsun diye söylüyorum, müzik zevkine güvendiğiniz birinin diğer konulara yaklaşımı da sizi pek hayal kırıklığına uğratmayacaktır. Uzun yazılar gözünüzü korkutmasın lütfen.

Nedir? İçerik? Güncelleme?
Olası, benzer düşüncelerde olabilecekler için, buradan duruma açıklık getirmek istiyorum. Flynxs | Lynist Weblog; kişisel bir blog'dur. İşim, 'blog yazarlığı' olmadığı gibi, doğaldır ki blogumu sık güncellemek gibi bir kaygım da bulunmuyor. Dolayısıyla, içerik ve güncellenme süresi; zamanım ve o anki keyfime bağlı olarak değişebiliyor. Maalesef çoğu zaman, bunu yazmalıyım diye düşündüğüm konuları bile yazacak vakit bulamıyorum. Erteliyorum, sonra da öylece kalabiliyorlar. Evet, kaliteli Türkçe içerik üretmeyi önemsiyorum ve daha sık yazabilmeyi ben de isterdim ama, imkânlarım şimdilik bu kadarına izin veriyor.

Arada blogu ziyaret ederek ya da blog RSS'ine abone olarak, yeni yazılardan haberdar olmanız mümkün.
RSS, güncellemelerden anında haberinizin olmasını sağlayan harika bir teknoloji. Google Reader'ınızla müsait bir zamanınızda deneyin. Haber sitelerini, blogları takipte ne kadar zamandan kazandırdığını ve pratik olduğunu göreceksiniz. Firefox ve eklentilerini kullananlar için de Sage, RSS takibinde son derece yararlı bir eklenti, tavsiye ederim.

Kategori
Blogu oluştururken, (kitap, müzik, sinema, teknoloji... gibi) kategori düzeni öngörmediğim için; şu an içeriği kategorilere bölmek gibi bir durumum söz konusu değil. Her post(gönderi)nin altında yer alan 'etiket'ler, gönderi içeriğinin öne çıkan kelimelerinden oluşuyor. Onlara da kategori muamelesi yapmak mümkün. Müzik etiketine sahip gönderileri bir başlık altında görüntülemeye imkân veren Blogger yapısı, onları RSS ile çekip görüntülemeye ve takip etmeye de izin veriyor.
Belirli etiketler için site içerik takibi alabilir miyim?
Evet, alabilirsiniz! Okuduğunuz bir blogda etiket kullanılıyorsa ve site içerik takipleri de etkinse, kaydolmak istediğiniz konuları seçebilirsiniz. Etiket içerik takiplerinin biçimi şu şekildedir:

http://blogadi.blogspot.com/feeds/posts/default/-/etiketadi

blogadi yerine doğru blog adresini ve etiketadi yerine ilgilendiğiniz etiketi koyduğunuzdan emin olun. Ayrıca URL'deki kısa çizgiyi ("-") unutmayın. Bu bir yazım hatası değildir!

Bu biçimdeki bir URL'nin yalnızca, söz konusu blogun bu belirli etiketi kullanması ve site içerik takiplerinin etkin olması durumunda çalışacağını unutmayın. Ancak herhangi özel bir site içerik takibi gerekmez. Yazılara yönelik temel site içerik takibi etkinse (kısa veya tam açıklamalarla) etiket içerik takipleri de çalışacaktır.
Diyelim ki blogumdaki, 'müzik' etiketine sahip yazıları takip etmek istiyorsunuz;
blog üzerinden herhangi bir konudaki 'müzik etiketine tıklayarak, tüm müzik etiketli gönderileri görüntüleyebilirsiniz.
http://flynxs.blogspot.com/search/label/müzik

RSS Feedlerim Google searchlerinde normal içerikten önce listelendiği için FeedBurner kullanmaya başlamıştım, ama bu RSS ile sadece bir etiketi takip etmeyi engellemese gerek.

Evet, kontrol ettlim, 'müzik' etiketli yazıları takip için,
http://flynxs.blogspot.com/feeds/posts/default/-/m%C3%BCzik RSS yolu kullanıldığında, düzgün çalışıyor. (Sondaki o tuhaf şekiller Türkçe harflerden kaynaklanıyor, yoksa orda 'müzik' yazıyor, bir yanlışlık yok.)

Blog içindeki diğer tüm etiketler de, yine bu şekilde teker teker takip edilebilir...

Bitirirken dip not: e-posta iletilerine kısa sürede cevap veremesem de, makul mantıklı içeriğe sahip tüm iletilere zamanla yanıt vermeye çalışıyorum. Anlayışınız ve blogumu takip edip, gösterdiğiniz ilgi için teşşekkürler...

Michael Spain-Smith

Bugün, günümün neredeyse tümünün reklam fotoğrafçılarının işleri arasında gezinmekle geçtiğinden bahsetmiştim. Onlardan biri; 'Advertising and editorial photographers', Michael Spain-Smith.

Kendisi Amerika ve Avrupa'da başarılı işlere imza atmış, vizörüne sığdırabildiklerini beğendiğim fotoğrafçılardan biridir.


Yandaki fotoğraf, Michael Spain-Smith'in web sitesinde, 'Lifestyl' başlığındaki çalışmalarından sadece biri.
Rahat bir zamanınızda, diğer çalışmalarını da mutlaka görmenizi öneriyorum.

Saç tasarımıyla ilgilenenler ya da konuyla ilgili enteresan sanatsal fotoğraflar görmek isteyecekler için,
(North American Hairstyling Awards) NAHA Awards başlığına da bakılabileceğini söyleyebilirim. Orada da Michael Spain-Smith'e; (NAHA 16 Editorial Stylist, Francesca Rivetti Photographer: Michael Spain-Smith) rastlayabilirsiniz...

Bitirirken dip not: "Başka Bir Resim Ekle"; Blogger'a resim dosyaları önceden teker teker ekleniyordu. Bu gönderiyi eklerken fark ettim ki; Blogger biz kullanıcılarını daha az uğraştırmanın bir yolunu bulup, "tek seferde birçok resim dosyası"nı aynı anda seçip yükleme özelliğini aktiflemiş ve artık '
pg, gif, bmp, png formatındaki, boyutu en fazla 8 MB olan resimler'i kabul ediyormuş. Ne mutlu!

Yoksa Lycos, Blogumda Kaspersky İle Oyun Mu Oynuyor?!

Blogum görüntülenirken Kaspersky uyarı vermiş. Çok şaşırdım. Bilgim dahilinde bir durum değildi. Kaldı ki güvenliği ve ayrıntıları önemserim.

Bu uyarının sebebi, anladığım kadarıyla blogumda kullandığım bir bağlantı ve onun görseli.

Türkçe'nin doğru kullanımına özen gösterelim istediğimden; 'dahi anlamındaki 'de'leri ayrı yazmanın önemine dikkat çeken '"dahi anlamındaki de ayrı yazılır" sitesine bağlantı vermiş ve onun (uzantısı .png olan ikonunu) görselini, Lycos'taki alanımdan çekerek burada sayfa altındaki alanda kullanmıştım.

Kaspersky'nin blogumu, zararlı içeriği olan bir yer olarak görmemesi ve zaten
o site de bir yıldır güncellenmediği için, bağlantısını ve görselini blogumdan kaldırdım. Artık bir sorun kalmamıştır umuyorum.

Blogumla ilgili karşılaştığınız sorunları lütfen bana bildirmekten kaçınmayın.

Sonuçta burası ('nedir?' başlığında ifade etmeye çalıştığım gibi); bir art niyet gözetmeden ya da ticari kaygılar peşinde olmadan (ki Google reklamları bile göremezsiniz burada); işi, görsel kaygılar gözetmeyi gerektiren bir bünyenin, zaman buldukça kişisel bilgi ve farkındalıklarını paylaştığı bir alan.

Blogumda, hoşuma giden ya da canımı sıkan şeylerden bahsediyor,
bunların belki bir gün birilerine faydalı olacağını umuyorum, o kadar. Blogger'ın nimetlerinden istifade ederek neler yapabileceğimi görmek için de; blogumu 'oyuncak blog' olarak görüp, arada görünümüyle oynayıp (ki en son, blogda feedleri yönetmekten bahsetmiştim), teknolojiyi ve internetin gelişimini takip edip, yeni şeyler keşfetmeye(!) çalışıyorum.

Tabii benim burayı 'oyuncak blog' olarak görmem, benden habersiz
blogumda olası Lycos-Kaspersky oyunlarına izin vereceğim anlamına da gelmiyor...

Feedlerimi Nasıl Yönetirim?

Bir süredir dikkat ettim ki; Google, aramalarda blog içeriğimden önce, feedlerimi üst sıralarda listeliyormuş. Bu da, Google gibi bir arama motoru kullanarak içeriğime ulaşmak isteyenleri, eğer bir RSS Readerları yoksa (ki maalesef çoğunlukta yoktur) çıkmaz sokaklarda bırakıyor olmalı.

Niçin Google, RSS beslemeleri de indeksliyor ki? RSS Reader'ı olmayan ziyaretçiler-kullanıcılar için, verdiği o sonuçların çıkmaz sokak olacağını bilmiyor mu?

Blogger, Google bünyesinde olduğuna göre; Google'ın, Blogger feedlerini arama sonuçlarında listelememesi gerektiğinin farkında olması gerekmez mi?

Yoksa, blog feedlerimin indekslenmesinin sebebi, benim hatam mı?

Arslanlar Şehri'ndeki 'RSS Beslemesinin İndexlemesini Engelleyin' yazısında (ki o yazı da
Wordpress ve Feedburner ile ilgili, Blogger'la değil); arama motorlarının öncelikli sonuçlarda feedleri listelemesinin iyi birşey olmadığına, bu "duplicate content olayı"na girdiği için, Google'ın "Spam site" olarak işaretleyebileceğine değiniliyordu...

Öneri üzerine, önceden
http://flynxs.blogspot.com/atom.xml
http://flynxs.blogspot.com/feeds/comments/full
olan
RSS beslemelerimi;
http://feeds.feedburner.com/FlynxsLynistweblog
http://feeds.feedburner.com/FlynxsLynistweblogYorumlar
yapıp, FeedBurner'a yönelttim.

Tabii bunu yapmış olmam, eski feedlerle veya
http://flynxs.blogspot.com/feeds/posts/default
http://flynxs.blogspot.com/rss.xml
gibi yollarla bloga ulaşılmasını engellemese gerek?

RSS beslemelerimi
FeedBurner'a yönelttiğimde, oradan "No Index" uygulamasını aktifledim. Bakalım bu, Google aramalarında feedlerin listelenmesini ya da içerikten önce listelenmesini engelleyecek mi? Öyle olmasını umuyorum.

Hımm... bunları yaptıktan sonra, adres satırındaki turuncu Rss ikonu da yok oldu nedense?! Umarım o da yakında geri döner :)

Evet, sorular, sorular.
Bir bilenin bana açıklamasından memnun olacağım sorular... Maalesef, şu an bende de bunların net bir cevabı yok. Sanırım ilerleyen zamanda sonuçlarını takip ettikçe, cevaplarını da bulabileceğim.

Ve minik birkaç değişiklik,
AddThis ve EkleBunu...

FeedBurner kullanmaya başladıktan sonra, sağdaki blog menüsünde de minik değişiklikler yaptım.

Önceden, yandaki görüntüdeki gibi, Rss menüsünde;
web tabanlı RSS okuyuculara blogu eklemede kolaylık olsun diye, ikonlar ve onlara verilmiş linkler kullanıyordum.

Bundan sonra teker teker o ikonları kullanmak yerine, toplu halde tüm RSS okuyuculara ulaşılıp, içlerinden istenenin kolayca seçilebilmesi için AddThis ve EkleBunu servislerini kullanacağım.

Artık, yandaki görüntüde olduğu gibi, RSS Feeds menüsündeki,
AddThis'in RSS Feed ikonuna tıkladığınızda; açılan sayfadan istediğiniz RSS Reader'ı seçip, onun üzerinden blog feedlerimi takip edebileceksiniz.

Bookmark ikonu ise; yine
AddThis aracılığıyla blogumu istediğiniz platformdaki yerimlerinize ekleyip paylaşmanızı kolaylaştıracak.

Bu ayarlamalar için araştırma yaparken,
AddThis'in Türkçe versiyonu diyebileceğimiz EkleBunu'ya da denk geldim ve pratik bir hizmet sunduğundan denemek için onu da bloguma dahil ettim. Konuyla ilgili, Webrazzi'deki 'EkleBunu.com ile tek tuşla link gönder' yazısı da okunabilir.

EkleBunu ikonuna tıkladığınızda, (yine AddThis uygulamasındaki gibi) blogumu istediğiniz platformlara ekleyerek kolayca takip etmenize imkân tanıyacağını umuyorum.

İlgili bağlantılar:
'RSS' nedir? 'Netvibes Türkiye' Ne Durumda?

Starbucks Coffee 'Mutluluğun Resmi'ni Buldu


Starbucks Coffee’nin düzenlediği ve bu sene dördüncüsü gerçekleştirilen 'Mutluluğun Resmi' konulu Tasarım Yarışmasından bahsetmiştim.

Yarışma sonuçlanmış ve üstte gördüğünüz birinci olan eser; Deniz Erdinçler’e ait. Diğer derece alan eserler ve yarışma detayları; Starbucks Coffee web sayfasında. Web sayfasını ziyaret edenler, yeni haberler arasında da görecektir ki; Starbucks Coffee, Caddebostan Sahile de açılmış...

(Dip not: Görseli eklerken yeni fark ettim. Meğer Blogger'ın resim ekleme kapasitesi sınırsız değilmiş. 1024 MB gibi bir sınırı varmış. Henüz %7'sini kullanmışım. Resimlerin büyüklükleri çok fazla olmadığından, resim upload sınırı birkaç yıl idare edebilecek gibi gözüküyor.
Sanırım önceden bu oranı kullanıcıya yansıtmadığı için, 'Blogger'ın resim ekleme kapasitesi sınırsız' gibi yanlış genel geçer bir kanıya varmıştım?!)

Tümüyle Türkçe Blogger Görünümüne Geçiş!

Yakın zamanda Blogger, resmi blogunda yaptığı açıklamayla, artık içersinde Türkçe’nin de bulunduğu, 19 farklı dil seçeneğine sahip olduğunu duyurdu.

Blogunuzun dil seçeneğini, ayarlardaki 'Settings' -> 'Formatting' sekmesinden değiştirebilirsiniz.

Blogger'da Dil Seçimi, yazımda; Blogger, beta'dan kurtulduktan sonra gelen yenilikler içersinde, dil görünümü için çalışmalar olduğunu, zaman zaman blog arayüzündeki tanımlayıcı ifadelerin Türkçe göründüğünü söylemiştim. O zamandan beri ayarlarımı Türkçe'de tutuyorum.

Blog ayarlarımda Türkçe seçmiş olmama rağmen, birkaç gündür blog görünümünde hiçbir değişiklik hissetmedim. Kontrol etmek için Firefox'tan farklı bir tarayıcıda görüntülemeyi denediğimde, İexplorer'da Türkçe görünümün aktif olduğunu gördüm?! Blogger browser mı seçiyor, nedir ki?

Firefox mu Blog ayarlarımı benimsemedi de göstermiyor acaba diye bakarken;
Blogger resmi blogundaki 'Choose a Language page' linkinden dil ayarlarını yeniden yaptım ve artık blog yönetim paneli ve arayüz görünümü Türkçe'ye döndü. İyi mi yaptım acaba diye düşünüyorum, çünkü nedense bu hâline pek alışamadım?!

Eğer Türkçeye geçişte benim gibi minik bir pürüz yaşarsanız;
'Choose a Language page' size de ayrdımcı olacaktır.

Blogger'la şimdi tek sorunum; müzik veya video eklemeye kalktığımda, karşıma çıkardığı her biri farklı mahiyete sahip 'error' modelleri...

Niçin Blogger'da resim ekleme özelliği gibi,
yazılara kolay bir müzik, video ekleme özelliği yok?

Blogger ERROR?!

"Must have around 197 characters or fewer" da nedir?!

Puff! Blogger bir türlü 'Hafta sonu müziği' post'umu yazdırtmadı :( error verip durdu. Bundan sonra postlar 197 karakter olacak gibi, saçma bi'şey yapmış olamaz Blogger, öyle değil mi?!

Hımm... Acaba embeddable player ile müzik ekleyip, müziği buradan dinletmeme mi izin vermedi, diye düşündüm. Müziğin linki hayli uzundu. Sadece playersız linki vermek istedim, yine olmadı. Link olarak da tam linki verdirtmedi. Evet, parçanın ismi belki biraz uzun ama sebep bu olamaz herhalde?!

Sonra, belki çözüm olur diye, 'Labels' kısmına yazdığım tanımlayıcı kelimeleri azalttım, sorun çıkarmadan post'u yayınladı?!
Yani bundan, 'Labels' olayını abartmamak gerektiğini mi anlamalıyız?!

Ama sadece böyle error vermekle oluyor mu, Blogger?!
Detay, açıklama, link, yol göstermeden; sebebini anlayıp, sorunu çözmek için beni yalnız bırakıyorsun!

Peki. Sıkılıp, bu kadar uğraşmayıp; blog'umu WordPress'e taşımamdan hiç korkmuyor musun Blogger!?