içerik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
içerik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Sansüre Sansür!

14-20 Ağustos 2008 tarihleri arasında 'Geleceğin İnternet'inin Önizlemesini Yapıyoruz' diyerek, mahkeme kararlarıyla erişimleri haklı veya haksız olarak engellenen siteler gibi, kendi sitelerimizi 'Bu siteye erişim kendi kararıyla engellenmiştir' uyarısı asarak kapattık.

Bu geçen hafta içinde blog hareketine katılıp, duyarlılık ve özveri göstererek, sansüre karşı tavır sergileyen yüzlerce site sayesinde; ülkemizde mahkeme kararlarıyla sitelere tümden erişimin engellenmesinin; sansürün, bilgiye erişim hakkımızı elimizden alarak, bizi nasıl mağdur ettiğini hep beraber deneyimlemiş, dolayısıyla, geleceğin İnternet'inin sanal bir önizlemesini yapmış olduk.

Yerli ve yabancı basında ve sitelerde de yer bulan, destek gören sansüre karşı bu tavırla; toplumda daha geniş kitlelerin, uygulamalardaki doğru bilinen yanlışları fark etmesi ve üzerinde düşünmesi bir parça da olsa sağlanmış oldu.

flynxs sansüre sansür
Maruz kaldığımız yanlış uygulamaları değiştirmeye çalışmazsak, ileride nasıl bir İnternet deneyimi yaşıyor olacağımızın küçük bir projeksiyonu olan bu hareket, konu üzerinde farkındalık yaratmak ve bir bilinç oluşturmak için sansuresansur.org sitesi altında herkesin katılımıyla gelişmeye, ses çıkarmaya devam ediyor olacak.

5651 sayılı, Elektronik Ortamda İşlenen Suçların Önlenmesi Kanunu'ndan haberdar mısınız?

Ülkemizde, 5651 sayılı İnternet Kanunu'nun yoruma açık maddeleri, Bilişim Hukuku alanındaki mevcut eksiklikler yüzünden, uygulamada, geniş kitleleri mağdur eden kararlar verilmesine yol açıyor.

Daha önce burada, bir gecede süratle çıkarılan, üzerinde yeterince çalışılmadığı her hâlinden belli olan
5651 sayılı İnternet Kanunu'nun uygulamada yaratacağı sorunlarla ilgili endişelerimi, aklımdaki soru işaretlerini paylaşmış, konuşmuştuk*. Geçen bir yıl içinde, o sorunlar maalesef gerçeğe, yaşamımızın bir parçasına dönüştüler.

Maalesef ülkemizde, -tıpkı şu günlerde Milli Eğitim Bakanı'nın bir zamanlar eğitim affına kesinlikle karşıyken, nasıl bir anda olası siyasi bir manevra uğruna sıkı bir takipçisi olduğunu gördüğümüz gibi- bir takım siyasi hesaplar uğruna yeterince hazırlıksız uygulamaya konan,
alınan kararların sıkıntılarını yaşıyoruz.

Kanunlar değiştirilebilir, yeniden düzenlenebilirler!

Yanlış uygulamalara tavır gösterip, doğruyu talep etmek hepimizin sorumluluğu.
Oysa, pek çoğumuz, sitelere erişim engeli kararlarını haklı görüp; sebebini araştırma veya bu uygulamaları eleştirme gereğini bile duymuyoruz.

Tüm dünya zengin içeriğini kullanabiliyorken, biz, ülkemizde Youtube, Dailymotion gibi video paylaşım sitelerine erişemiyoruz.

Engellenen siteleri kullanabilmek için bulunan yan yollara rağbet edip; mahkeme kararıyla engellenmiş olsalar da, nasıl olsa o sitelere bir şekilde girebildiğimiz için kendimizi şanslı hissedip, engellenmiş olmalarını dert etmeyebiliyoruz.

Oysa sansür; başlıbaşına bir problem olmaka beraber, erişimi engellenen site içeriklerinin sırf 'eğlence'ye hizmet etmiyor; pek çok farklı meslek alanı için arşiv, bilgi kaynağı teşkil ediyor olmasıyla da, o sitelerden istifade edemediğimiz süre içinde bizi zamandan, güncel zeminden, kaynaklarımızdan geri bırakmış oluyor!

Erişimi engellenmiş siteler sadece Youtube, Dailymotion gibi video paylaşım platformları da değiller. Birilerince olası 'müstehcen' içeriğe sahip görülerek, şikâyet edilip erişimi engellenmiş, pek çok sanat içerikli yabancı site de, bu sansür rüzgârından etkilenmiş durumda.


Evet, sanat eserlerinin söküldüğü, sergilerde üzerlerinin örtüldüğü bir ülkede yaşıyoruz. Ama dünyada başarılara imza atmış yabancı bir fotoğraf sanatçısına, sitesine ülkemizden erişim engeli getirildiğini, eserlerinin sansürlendiğini nasıl açıklayabiliriz?

5651 sayılı İnternet Kanunu'muz, 'müstehcen' içerikli siteleri, şikâyet hâlinde erişime engelleyebiliyor. Peki ama, o içeriklerin kime göre, neye göre müstehcen olduğu kabul ediliyor? O kısmın yoruma açık olması, korkarım ki çok yakın gelecekte bizi sanattan mahrum bırakacak!..


5651 sayılı Elektronik Ortamda İşlenen Suçların Önlenmesi Kanunu'ndaki yoruma açık maddelerin, bilişim hukuku uzmanlarınca takip edilmesi yanında, bilişim medyası ve bilişimle ilgili sivil toplum kuruluşlarıyla beraber, İnternet kullanıcıları olarak bizlerin de kanun üzerinde konuşarak; eksikliklerine dikkat çekip, yeniden düzenlenmesi için bilinç sağlanmasında hassasiyet göstermemiz gerektiğini düşünüyorum. Yoksa, böyle ilginç(!) düzenlemelere tâbi olmaya devam edeceğiz.

Türk İnternet kullanıcısı olarak, İnternet'te ne kadar özgür olabileceğiz? İnteraktif iletişime, teknolojiye bakışımız; kanunlarımızla paralel mi? Geleceğin medyası, klasik medyanın kontrol edildiği gibi bir mantıkla kontrol edilebilir mi?..

'Sansür'le, zihinsel besin kaynaklarıma erişimim engellendi. Rahatsızım, rahatsızız! Bu, anlaşılsın istiyorum. Sizi de sitelerinizde, 'sansür'e karşı aynı tavrı sergilemeye ve daha geniş kitlelere ulaşıp, bu konuda bir bilinç, farklındalık sağlanmasına katkıda bulunmaya çağırıyorum.



*:
ilgili bağlantılar: '5651, Yasalaşan Yeni İnternet Kanunu ve Zihnimdeki Soru İşaretleri', '5651, İnternet Kanunu Onaylandı','WordPress Engellenirken, Mim Dalgalarıyla Serinleyip PageRankımızı Mı Düşünelim?', '23 Kasım, 5651 Sayılı Kanun Işığında İnternet', 'YouTube'a Bir Erişim Engeli Daha', 'Bir YouTube Engeli Daha', 'İnternet Haftası', 'Bir Erişim Engeli De Dailymotion'a', 'Geleceğin İnternet'inin Önizlemesini Yapıyoruz'.

Geleceğin İnternet’inin Önizlemesini Yapıyoruz!


internetinkarariyor.com tanıtım filmi from Webiki.tv on Vimeo.

Flynxs, 'Geleceğin İnternet’inin Önizlemesini Yapıyoruz!' kampanyasını desteklemek için, 'Bu siteye erişim kendi kararıyla engellenmiştir' diyerek, 14 Ağustos'ta içeriğine erişimini engelledi. 20 Ağustos 2008 akşamına kadar da, bu şekilde protestosuna devam edecek!
Her gün yeni bir site daha kapatılıyor.
Bu hızla giderse ileride nasıl bir İnternet deneyimi yaşarız, onun canlandırmasını yapıyoruz.
İki tıklamada bir karşımıza bu görüntü çıkar ise neler hissedersiniz?
Bu amaçla sitelerimizi diğer sansürlenen siteler gibi kapatıyoruz. Aynı şekilde.
'Sansür'le, zihinsel besin kaynaklarıma erişimim engellendi. Rahatsızım, rahatsızız! Bu, anlaşılsın istiyorum. Sizi de sitelerinizde, 'sansür'e karşı aynı tavrı sergilemeye ve bu konuda farklındalık sağlanmasına katkıda bulunmaya çağırıyorum.

Eğer siz de bu kampanyaya destek vermek isterseniz, sitenize eklemeniz gereken kodu buradan alabilirsiniz.

Kampanyaya yer veren bazı siteler: bigumigu, sozluk.sourtimes.org, Radikal, Hürriyet, Marketing Türkiye, MediaCat, MedyaKronik, NTVMSNBC, Techcrunch,
osocio.org, sinema.com, zargan.com, ozgeozberk.net, eksiduyuru.com...

Bir Erişim Engeli De Dailymotion'a


YouTube'a art arda gelen erişim engellerinden sonra, ülkemizden bir erişim engeli de, içlerinde Türkçe'nin de bulunduğu pek çok farklı dilde hizmet veren, sosyal video paylaşım sitesi Dailymotion'a gelmiş bulunuyor.


'Bu siteye erişim mahkeme kararıyla engellenmiştir' yazıları, İnternet'i bir mecra olarak yeterince anlayamamış, kavrayamamış olduğumuz gerçeğini yüzümüze vurmaya devam ediyor.

Bilgiye erişim hakkımız kitlesel olarak elimizden alınıyor! Bilişim Hukuk'u mağduru olduk! Rahatsızım. Siz değil miziniz?

Paylaştığım YouTube videolarının, ülkemizden YouTube'a erişim engeliyle blog'umda görüntülenememesinden dolayı aylardır yerlerini devasa boşluklara bırakmalarına, şimdi de blog'umda Dailymotion altındaki videoların yerlerinin boşluğu eklendi. Bu, erişim engeli uygulamasının bana yansıyan zararının, gözle görülür tarafına bir örnek. Aynı durum, tüm websiteleri için de geçerli.

Ses ve görüntü kalitesi, içeriğiyle, Dailymotion kullanmaktan ne kadar memnun olduğuma, burada sıkça değinmiştim. Dailymotion, YouTube, Vimeo; öncelikli tercih ettiğim üç video paylaşım sitesi. Ve şu an, ikisini tüm dünya kullanabiliyorken, ben kullanamıyorum! Mahkeme kararıyla engelleniyorum! Engelleniyoruz!

Yoksa siz, bunda bir mantık hatası, uygulamada yanlışlık, daha da önemlisi yaşananın kitlesel olarak
özgürlüklerin kısıtlanması noktasına ulaştığını görmüyor musunuz?

Video paylaşım sitelerini eğlence amaçlı olarak kullanmaktan çok, işimle ilgili gelişmeleri, yayınları takip etmek ve zihinsel besin için kaynak olarak kullanıyorum. O sebeble bu sansürler beni ve benim gibi insanları çok fazla olumsuz etkiliyor.

Fakat, erişimi engellenen bu platformlar ister eğlence, isterse de profesyonel amaçlara hizmet için kullanılıyor olsunlar
, fark etmez, her durumda sonuç aynı. Sansüre maruz kalıyoruz. Mağduruz!

'
O kadar önemli mi? Kullanmayın biraz. Hem, sadece o video siteleri mi var, diğerlerini kullanın', deniyor. Bu maalesef bilinç düzeyinin seviyesini gösteren çok basit bir yaklaşımdan başka bir şey değil. Her video paylaşım platformunun kapasitesi, içeriği, aranan konu başlıklarında videolara ulaşabilmek için yeterli olmayabiliyor. Meselâ, YouTube'da bulabildiğim birçok videoyu başka bir video paylaşım sitesinde bulamıyorum. Haberdar olmam gereken konulardaki videoları bulabileceğim yerler engellendiğinde, etraftan aramakla zaman kaybetmek zorunda kalıyorum, verim düşürücü, sıkıntı verici bir durum bu.

Bilgiye erişimimizin engellenmesi hepimizin sorunu! Video paylaşım sitelerinin sansürlenmesi, geneli etkileyen bir uygulama olduğu için, yanlışın boyutunu fark etmemizi sağlamada iyi birer örnekler.

Tüm meslek gruplarının bu uygulamadan bir şekilde etkilendiğini söyleyebiliriz. Örneğin, bi
r bilim insanını düşünün; yeni yayınları takip edebilmesi, dünyadaki gelişmelerden haberdar olabilmesi için video paylaşım sitelerini kullanıyor olsun.

Dünyanın diğer ucundaki meslektaşının, kalp kapağı değişikliğinde kullanılmak üzere bulduğu cerrahi bir tekniğin uygulama videosunu, bu video paylaşım sitelerinden izleyerek, anında haberdar olabiliyor. Eskisi gibi sadece dergilerdeki yayınlara, kitaplara muhtaç değil; şimdi, yeni tekniklerden videolar üzerinden kolayca haberdar olunabiliyor.

Yeni tekniklerin uygulama videoları, röportaj ve tanıtım filmlerine erşimi engellendiğinde, bir insanın kendini geliştirmesinin önüne çekilen perde, hepimizin zararına değil mi?

İstenmeyen içerik yüzünden mi, izlenen videoların yarattığı yurtdışı çıkışlarındaki yoğunluğu hafifletmek için mi, yoksa başka sebeplerden mi bu tür uygulamalara maruz bırakılıyoruz bilemiyorum ama,
bu karartmalar, sansürlerden çok rahatsızım. Video paylaşım siteleri büyük birer kaynak. Tümden engellenmeleri kabul edilemez.

Konuyla ilgili, Fırat Yıldız'ın
Bigumigu'daki 'Tüm Reklamcılara, Reklamverenlere ve Herkese Duyuru!' başlıklı yazısını ve Düğümküme'de 'Youtube' başlığındaki yazıları, özellikle 'Türkiye’de Kitlesel İfade Özgürlüğü Engellemesi'ni okumadan geçmemenizi öneriyorum.

Blog'dan benzer içerikli yazılar: İnternet Kanunu, 5651, bilişim, internet...
Konuyla ilgisiz dip not: Blog yazarınız iki hafta tatil hakkını kullanıyor olacak.

Google Adsense Reklamlarıyla Gelir Elde Etmenin Kolay Yolu

Google Adsense hizmeti veya başka reklamlarla gelir elde etmenin kolay yolu, içerik hırsızlığı değildir! İçerik hırsızlığı, suçtur!

Peki, hoşumuza giden bir yazıya/görsele web'de denk geldiğimizde, onu kullanmak istersek ne yapacağız?
Sahibinin ne şekilde kullanılmasına izin verdiğine bakmamız ve ona göre davranmamız gerekiyor.

Eğer o
yazı/görselin başka yerlerde kullanılmasına izin veriliyorsa?
Eğer o yazı/görselin başka yerlerde kullanılmasına izin veriliyorsa, kullanabiliriz fakat, kendi yazımız içinde alıntı yaptığımızı belli etmemiz ve kaynak göstererek bunu yapmamız gerekiyor. Wikipedia 'Alıntı Kuralları' ve 'İntihal' başlığı, nasıl yapabileceğimizi gayet güzel anlatıyor.

Önemli olan, kendi düşüncemizi, yorumumuzu yazılarımıza yansıtmamız. Farklı kaynakların desteğine ihtiyaç duyduğumuzda da bunu, kuralına göre yapmamız.

Kopya değil, özgün içerik kazandırır!

Google Adsense reklamlarıyla gelir elde etmenin kolay yolunun, içerik hırsızlığı olduğunu sanan bir işlek zekâ sahibi(!) yüzünden yaşanan içerik hırsızlığı sonrası, geçen haftayı Flynxs'te minik bir duraklamayla geçirdik*. Bunları o yüzden yazıyorum.

Herhâlde RSS yayınımdan blog içeriğimi çalarken, içeriğimin nasıl kullanılmasına izin verdiğime dikkat etmemiştir, kendisine ileteyim belki geri adım atar diye, oyun alanıma girip oyuncaklarımı izinsiz alarak oynamak isteyen kimseye ulaşmaya çalıştım. Geri dönüş alamayınca da onu Utanç Duvarı'na astım ve çalıntı içerikle Google'dan gelir elde etmeye çalıştığı için sitesini Google'a şikâyet edip, Google Adsense hizmetlerine bildirdim. Bunun bir adım ötesi, kanuni haklarımı kullanarak Cumhuriyet Savcılığı'na suç duyurusunda bulunmak...

'NoIndex, FeedFlare ve Sploglar', 'Sahicilik, Otokontrol' yazılarımda, içerik hırsızlığından bahsetmiş, blog içeriklerinin saygısızca kullanılmasından duyduğum rahatsızlığı belirtmiştim. Anlaşılıyor ki, üzerinden geçen onca zamana rağmen bu konuda pek de yol alamamışız...

Ben, denk geldiğim spam site/blogları Spam Sonuçları Bildir formunu kullanarak veya Firefox'un SpamReport eklentisi ile Google'a bildiriyorum. Splogları rapor edebileceğimiz splog reporter ve splog spot gibi servisler de var...

Temiz İnternet İçin Google Spam Formunu Kullanalım. Bunu yapmanız sadece birkaç saniyenizi alacak fakat, daha temiz bir İnternet var etmemizi sağlayacak!

Utanç Duvarı, içerik hırsızlıklarını sergileyebileceğimiz bir alan, benzer bir durumla karşılaştığınızda kullanabilirsiniz...

Selçuk Hoca'nın
'Çalıntı İçerikle Mücadele Yöntemleri' ve Güneçin Tam İçinde'denin '(ç)Alıntılama Sanatında Zen!' yazıları da bu konuda son derece bilgilendiriciler, okumadan geçmeyin lütfen...

[*: Bunlar olurken merak edip, ilgi göstererek destek olan herkese çok teşekkür ederim.]

Bir YouTube Engeli Daha

An itibariyle blogumdaki yazı alanları arasındaki devasa boşlukların sebebi, -alttaki görselden de görebileceğiniz üzere- ülkemizden YouTube'a erişimin yine engellenmesi yüzünden videoların görüntülenemiyor olmasıdır.

Ne kadar süreceğini bilemediğimiz, blog içeriğini bu hâle getiren bu tuhaf durum için özür dilerim.
Farklı DNS veya proxy kullanmanız bu sıkıntıyı hissettirmeyebilir. Bilişim Hukuku'nun ülkemizdeki durumu böylece her fırsatta yüzümüze vuruluyor maalesef...



Bu durumdan çok rahatsızım. Hani tüm site değil de sadece YouTube'daki içeriğin rahatsızlık verici kısmı engellenecekti? Şimdi yine ne oldu da böyle bir geri adım atıldı! Örnek teşkil edecek düzgün bir karar verilse de, bari bundan sonraki uygulamalarda tüm mahkemeler ona göre davransa, diye umuyorum ama...

Peki bu tür site engellemelerinde, blog içeriklerine dahil edilmiş olan videoların görüntülenmeye devam edebilmesinin bir yolu yok mu? Olsa iyi olurdu...

Konuyla ilgili benzer bir bağlantı: YouTube'a Bir Erişim Engeli Daha.

Bannecker, Chua, Guerlais



İllüstratör Andrew Bannecker portfolyosu altındaki işler, desen ve renk kullanımıyla sade fakat dikkat çekici. Sevimli, eğlenceli bir iletişim dili olduğu söylenebilir.



Charlene Chua ise, daha keskin, derinlikli işleri olan başarılı bir başka illüstratör. Sitesine yeni işlerini eklemiş. Portfolyosu, görülesi...

Bu post'un gönderinin, -hoşuma giden- illüstrasyonlar arasında gezintiye imkân vermesiyle mini bir görsel şölen tadında olmasını istediğimden; basitten karmaşığa gidip, Gérald Guerlais'den bahsetmeyi sona bıraktım.



Gérald Guerlais portfolyosu eminim sizin de içinizde hoş bir ferahlık duyumsamanızı sağlayacaktır, işleri hakkında ayrıca beğeni cümleleri sarfetmeye kalkmıyorum bile.

Kendisi, aynı zamanda ilgiyle takip ettiğim blog yazarlarından biri. sketchtravel.com için hazırlanan, altta izleyebileceğiniz 'Sketchtravel Clip'te de imzası var ve geraldraws.blogspot.com altındaki blogundan bu hoş
video ile ilgili detaylara da ulaşabilirsiniz.


Dip not:
YouTube için yeni bir başvuru daha yapılmış; şikâyet edilen video kaldırılmazsa yine yeni bir engelleme daha gündemde olabilir bu günlerde, maalesef [bknz: Youtube'a beşinci erişim yasağı İzmir'den].
Bu fırsatla, videolar için daha tatmin edici bir ses kalitesi sunduğundan tercihim olan Dailymotion'ı kullanabileceğinizi anımsatmak istiyorum.
Bir de, -sonra, 'haberim yoktu', demek gibi bir lüksümüz olmayacağından- 5651 sayılı yeni internet kanunuyla ilişikli son duyuruyu, yayımlanan yönetmelik ve eklerini okumanızı öneriyorum. Hakan Uygun'un konuya değindiği 'Yer Sağlayıcılığı Faliyet Belgesi' başlıklı yazısı da ilginizi çekebilir...

YouTube'a Bir Erişim Engeli Daha

[21 Ocak 2008 itibariyle konu sonuna ilave yapıldı.] Türkiye'den YouTube'a yeni bir erişim engeli kararıyla daha karşı karşıyayız.

Bugün, normal yolla youtube.com'a girmeye çalıştığımızda, açılmayan sayfalarla karşılaştığımız gibi, bloglarımız üzerindeki YouTube kaynaklı videolar da gösterilemedi (bu mevzu devam ettiği sürece de maalesef gösterilemeyecek).

Can sıkıcı bir durum! Şu an bu yazının yerinde, hafta sonu müziği için hazırladığım, Jose Mourinho ilgimden - sayesinde futbolun gözüme ne kadar sevimli gözükmeye başladığından - Fifa 2008 müziklerinden bahsedip içlerinde beğendiklerimden birkaçının videosunu paylaştığım, güzel bir yazı yer alıyor olacaktı. Ama, yazı içinde istediğim videoları göstermeme engel olan bu gelişme yüzünden, memnuniyetsizliğimi ifade eden bu yazıyı yazıyorum.
Savcı Kayral, mahkemeye yazdığı yazıda şunları belirtti:
“Yapılan suç ihbarı üzerine başlatılan 5816 sayılı Atatürk'e Karşı İşlenen Suçlar Hakkında Kanun ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 299, 301, ve 125/3-a maddelerine aykırılık suçlarından yapılan soruşturmada; youtube.com sitesinde ‘turko maymun' isimli video klibi ile yapılan yayın hakkında 5651 sayılı yasa gereği internet sitesine erişimin engellenmesine karar verilmesi.”

Mahkeme, siteye gerişimi engellerse Türkiye de ilk kez "İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun"a muhalefet edildiği gerekçesiyle bir site yasaklanmış olacak. [bknz: Atatürk'e Çirkin Saldırı!, YouTube'a Yasak Gündemde]
5651 sayılı yeni internet kanunu uyarınca, istenmeyen içerikli yayınlar engellenebiliyor. Fakat biz şu an, engellenen siteyi normal yollarla Türkiye'den göremezken, tüm dünya görmeye devam ediyor! Bu, ne kadar akla, mantığa uygun bir durum? Bir şeyleri korumanın yolu sansür olabilir mi? Olmamalı!

İstersek, DNS değişikliği ve proxyler üzerinden engellenen siteyi görebiliyoruz ki, bu da uygulamanın tuhaflığının ayrı bir detayı.

Durumu, bilişim konusunda adımıza tarihe geçmiş yeni bir ayıp olarak niteleyeceklere, söylenecek bir laf olabileceğini düşünmüyorum. Kesinlikle haklıdırlar.

İstediğim videoları normal yollarla görüntüleyemediğim için şu an ben ve benim gibi herkes madur edilmiş durumda! Bu da çok saygın kanunlarımız ve işleyişleri sayesinde oluyor. Bir tarafta iyi bir şey yapmaya çalışırken diğer taraftan başkalarını madur etmek niye, bunu anlayamıyorum.

Tabii ki Atatürk'e karşı yapılmış saygısızlıktan rahatsızım, ama arzu ederdim ki bu rahatsız durum, yeni rahatsızlıklar yaratmayacak şekilde ortadan kaldırılabilmiş olsaydı. Bunu yapmanın teknolojinin imkân verdiği yollarının var olduğunu ben biliyorum. Kanun uygulayıcılarımız mı bilmiyor?!

Konu hakkında web'de detaylı bilgi bakarken, 'Savcılar farklı, adalet de farklı!' başlıklı bir gazete haberine denk geldim. Siz de okuyun isterim. Bu olayla ilgili olan savcı Kürşat Kayral'ın da isminin geçtiğini fark edeceğiniz haberde; bir olay karşısında aynı kanunlarla hareket eden iki savcının tavrının ne kadar farklı olabildiğini göreceksiniz.

5651 sayılı kanun'un uygulamasıyla ilgili aklımdaki soru işaretlerinden bahsetmiştim. Bu gelişmeler de, onları doğrular nitelikte gibi gözüküyor, maalesef.

Patlayan ara sokaktaki minik bir boru sokağı ıslatıyorsa ara vanadan su kesilip tamir edilir, tüm kent susuz bırakılmaz!

Kanunları internet üzerinde, normal hayatta uyguladığımız biçimde uygulamaya çalışamayız. Wordpress bloglarının hâlâ kapalı olması ve bu gelişmeler gösteriyor ki, bilişim hukuku üzerine yetkin kimselere ve kanunlarımızın hazırlığı ve uygulamasında bu kişilerin bilgisinden istifade edilmesine ihtiyacımız var.

YouTube
sadece durumun vahametini gösteren bir örnek. Bu gün YouTube, yarın belki Blogger blogları, ve hatta Wikipedia ya da Google! Google ya da Wikipedia'nin başına bunun gelemeyeceğini mi düşünüyorsunuz? Çin, Wikipedia'yi yasaklayabilmişti...

Bu karartmalar, sansürlerden çok rahatsızım.

21 Ocak 2008 itibariyle konuya ilave:

Benzer şekilde engellenmiş sitelere
opendns ile erişilebilmesine rağmen artık, IP'den engelledikleri için YouTube'a ulaşılamıyor!

Yapılan yanlış, dedikçe; konunun tuhaf yönlerinin altı çizildikçe; aşama aşama bir engelleme durumuyla karşı karşıyayız. Saklanmaya çalış(ıl)anı tüm dünya görüyor, bilmeyen kalmadı sayenizde!

Flynxs, nedir?

Öyle anlaşılıyor ki, blogumun isminin anlamı konusunda bir cevap vermem gerekiyor. Ben bu başlık altında bunu açıklayacak zaman bulana kadar peki siz, birbirinden eğlenceli tahminlerinizle FLYNXS'e yeni anlamlar katmaya ne dersiniz?

24/12/07'de konuyu açmıştım, bir cevap yazacak fırsatı ancak bu gün,
15/01/08'de bulabildim.

Aslında konunun etiketlerini, ipucu versin diye önceden yerleştirmiştim ki, FLYNXS'in ne olabileceğini özetledikleri söylenebilir.


Güzel yorumlarınız,
FLYNXS'e yüklediğiniz anlamlardan dolayı tekrar teşekkür ederim. Değerli yorumlarınızın, zihnimin bir köşesinde saklı kalacağını bilmenizi isterim.

'
FLYNXS' aslında blog ismi olsun diye bulunmuş bir ad değil, zaten hâli hazırda kullandığım 'komplike yapıda özel bir isim'; Lyn, biraz da Astronomi'ye merakımla ilgili bir anı sonrasında, okul zamanında Lynx'e evrilmiş, sonrasında da 'Flynxs'e dönüşüp gelişimini tamamlamıştı.

O yüzden
'Flynxs nedir' sorusunun, bir kitaptaki ya da filmdeki bir karakterin ismidir, gibi bir cevabı yok.

Flynxs, sadece kendi bünyesinde barındırdığı anlamlar bütününden oluşuyor ki, bunu da bir nevi harf oyunlarıyla (aslında, içinde blog üzerinde kullanmadığım gerçek ismimi de saklayan), anagramla ve tipografiyle yapıyor.

İşim, görsellikle ilgili olduğu; farklı bakmayı ve sonrasında eldekini farklı gösterebilmeyi gerektirdiği, günümün büyük kısmı da monitör önünde geçtiği için, '
Flynxs' de aslında daha çok tüm bunlara minik göndermelerden oluşuyor.

Nedir o minik göndermeler? Blog üzerinden aktarabileceklerimden birkaçını yazacağım alta. Fakat uyarayım, biraz uzun bir yazı ortaya çıkabilir. O yüzden, "Evet, anlaşıldı,
FLYNXS karışık bir şeymiş", diyenler yan menüdeki 'rastgele yazı göstergeci'yle blogumdaki görseli fazla yazısı az postlar arasında 'keşfet'me maceralarına çıkabilirler (:

Flynxs, Fly+NxS, Lynx, Lyn...

Lynx (vaşak), bildiğiniz üzere sevimli bir kedi türü. Sevimli olması, güçlü, çevik, kolay tırmanması, iz sürüp yön bulabilmesi gibi özellikleri yanında asıl önemli tarafı; gözleri, 'görme özelliği'. Doğada en uzağı görebilme özelliğine sahip canlı,
Lynx [bknz: Wikipedia: Lynx].

Lynx'in, Astronomi'ye merakımla birleşen bir tarafı olması da konunun diğer detayı ki, aynı adla bir Kuzey takımyıldızı var.

Biliyorsunuz, Johannes Hevelius; Güneş lekelerini inceleyip, Güneş'in kendi çevresindeki dolanımını hesaplayan, 1600'lerde yaşamış başarılı bir Alman gökbilimci. Ay'daki dağların yüksekliklerini hesaplamış olması ve 1647'de ilk ayrıntılı Ay Haritası'nı yayımlamış olması,
günümüze yansımaları süren değerli çalışmalarından sadece birkaçı. 1679'da gözlemevi kundaklanmasaydı, gelişmiş bir yıldız kataloğu hazırlama işi de yarıda kalmayacaktı [bknz: Wikipedia: Johannes Hevelius].

Hevelius'tan niçin bahsediyorum? Çünkü o, Büyükayı ve Arabacı takımyıldızları arasındaki o zamana kadar görülememiş bir takımyıldızını keşfedip ona, - ki bizi ilgilendiren hoş kısmı burası - "onu ayırt etmek için ancak 'Vaşak kadar keskin gözlü olmak' gerektiğinden Lynx ismini veren" kâşif [bknz: Wikipedia: Lynx (constellation), chandra.harvard.edu: Lynx, caribooskies: Lynx].

"Evet, işin 'görmek' üzerine olduğu için, doğada bunu en iyi yapan canlıya - nerdeyse ego tatmini vari - bir gönderme içeriyor Flynxs, peki ama kalan diğer harflerin anlamı nedir," derseniz; onlar da, benim kendi doğamdaki alanımı belirtiyor bir biçimde.

FLY+NXS'teki NxS; 'North&South' ifadesindeki gibi, 'x'e tipografik bir anlam da yükleyerek, yön gösterimindeki kullanımlara bürünüyor. Monitör üzerindeki çalışma alanım ya da web üzerindeki gezintilerimdeki 'sürat'-'hareket'e de bir gönderme bu. Mouse'unuzun scroll tuşuyla (Siz de benim gibi sağa/doğuya genişleyen web sayfalarındansa, alta/güneye uzanan tasarımları daha kullanışlı bulanlardan mısınız?) aranız nasıl?

Avatar olarak kullandığım 'Dark Angel' da Flynxs ile eklemlenmiş uzun zamandır kullandığım bir sembol benim için. Konu bu kadar uzamışken ona da değinip bitiriyorum.


'Dark Angel'ın, '
Fantastic Art ilgimle bir alakası var fakat ondan öte, hayal gücünün sınırsız bereketli topraklarında ne kadar özgür olsak da, iş onları gerçeklik düzlemine dökmeye ve ticari kaygıyla bir eser/ürün ortaya çıkarmaya geldiğinde, aslında ne çok bizi bağlayan şey olabildiğine işaret ediyor benim için. O yüzden meleğin kanatları var, özgür ama, sorumlulukları onu bağlıyor, gibi...

Kendimi, yaptığı resmi açıklamak zorunda kalmış ressam gibi hissettim, bunları yazarken, zorlandım nedense. Yazı neredeyse firmaların kurumsal kimlik tanımlarında, firmanın logosunun renginin, çizgisinin
anlamının, hangi grafik öğesinin firmanın değerini-kimliğini nasıl karşıladığının sayfalarca anlatıldığı yazılara döndü. Hızlı bir dip özet yapıp bitireyim.

İlham noktacıkları yakalama becerisi ve yakalananları birleştirip yeni bir şey var etmek arasında gidip gelişler, olarak düşünülebilir Flynxs.

FLYNXS | Lynist weblog ise, yakalayıp istifade ettiklerimin minik bir yansıması. Öncelikle kendim için bir oyun alanı. Görmesini bilenler için ise, arada zihinde ışıklar yakma, beynin odacıklarına oksijen gönderme
fırsatı...

Blog'un Hayatımızdaki Yeri [mim]


'Blogun Hayatımızdaki Yeri' konulu, röportaj kıvamında bir mim dalgası başlatmış, MaFİAMaX* blog.
1-) Blog yazmaya ilk defa nasıl başladım?
2-) Blog yazılarımın konusu belli bir çizgide olması için çaba gösteriyor muyum? Yoksa içimden geldiği gibi mi yazıyorum?
3-) Blog yazmak için gün içinde bazı şeylerden feragat ediyor muyum?
4-) Blog yazmak benim için eğlenceli bir uğraşken şimdi artan bekleyiş yüzünden zorunlu bir hal almaya başladı mı?
5-) Blog yazmayı daha ne kadar sürdüreceğim?
Sevgili Artemis*, cevap bekleyen bu soruları yanıtlayıp, benim de blog sahillerime doğru göndermiş, mim dalgasını.

Yanıt verdikten sonra, zinciri kırmamak için başka bloglara yönlendirmem gerekiyor. Önce kendi cevaplarımı yazıp, bir platform olarak blogların önemine değineceğim. Sonra da 'blogunuzun, hayatınızdaki yeri nedir?', diyerek pasladığım blogları yazacağım...

1.Blog yazmaya ilk defa, 2004'te; forumların devamı olarak yazılarımı bir arada tutmuş olmak ve istifade ettiğim şeyleri not düşmek için başladım.

2005'te, ilk Türkçe reklamblog'unda, şimdikine benzer bir formatta ve başka sitelerde yazıyordum. Sonrasında Flynxs'i düzenleyip, tasarım, reklam ağırlıklı ama, yelpaze aralığını biraz daha geniş tutarak, etkilenimlerimi not düşmeye başladım, devam ediyorum.

2. Blog yazılarımın konusu belli bir çizgide, fakat bu içimden geldiği gibi yazmama da engel olmuyor. Sonuçta mevzuyu blogumun genel temasına bir şekilde bağlıyorum, ki genel tema da zaten, etkilenimlerimden oluşuyor.

Yaratıcı sürecimi destekleyen, avladığım ilham noktacıkları ve biriktirdiğim bilgi parçacıklarını; ben istifade ettim, başkalarının da işine yarayabilir diye ve ileride, geriye dönüp baktığımda; şu zamanda şunu kullanarak şunu yapmıştım, diye anımsamak için not düşüyorum.

3. Blog yazmak için gün içinde bazı şeylerden feragat etmem gerekmiyor. Öyle olmasaydı devam edemezdim.

Yazılarımı çoğunlukla, bir seferde oturup yazmıyorum; fırsat bulduğum aralarda parça parça yazıp, tamamlanınca kontrol edip yayımlıyorum. Bu, blog içeriğindeki sürekliliği sağlamamı kolaylaştırıyor.

4. Bloguma ve ziyaretçilerine, imkânım dahilinde özen gösteriyorum. Blog'un devamlılığı için bir stres duyumsamıyorum.

Evet, blogumla ilgilenildiğini, takip edildiğini görmek hoşuma gidiyor, ama sırf bu ilginin varlığını korumak ya da sayısını/derecesini artırmak gibi bir endişem de yok. Hani öyle olmasa, bir sonraki yazıda ne yazacağım, yazıların arasını fazla açmayayım gibi kaygılar, zamanla ömür törpüsü hâline dönüşebilirdi.

Bu rahatlığım; bloguma yaklaşımımla ilgili.
İşim gücüm blog değil, keyfi bir uğraş. İstifade edildiğini görmek de en sevindirici getirisi, şimdilik.

5. Blog yazmayı, zaman ayırabildiğim ve canım yerine başka bir şey koymayı isteyene kadar sürdüreceğimi düşünüyorum. Her an her şey olabilir!

Bloglar, kişilerin kendi alanlarında rahatça düşüncelerini yansıtabilmeleri ve bu doğrultuda bağlantılar kurabilmelerine fırsat veriyor olmasıyla, iletişim, etkileşime açık; farklı kullanımlara müsait, işlevsel platformlar.

Forumlar, mail grupları sonrası, blogların da varlığıyla internette, rahat bilgi akışı için zeminler yaratılabildiğinden; daha çok kaliteli içerik üreten blog olması, bilgiye erişimi daha da kolaylaştıracaktır, diye düşünüyorum.

Yazmak için deneyimlemiş olmamız ya da düşünce sürecinden geçen bilgileri sıraya dizmemiz gerekiyor. Sırf özenli bir üslûpla bunu yapmak için göstereceğimiz gayret bile; düşünce süreçlerimize hakim olmamızı, aktardığımız her ne ise onu daha da idrak etmemizi, etraflıca görmemizi sağladığından, çok önemli.

Yazıp, çizerek bir şeyler üzerinde düşünmenin yararı, okuldayken aşılanan en etkili öğrenme metodu.

K
ullandığımız lisana ne kadar hâkimsek; duygu, düşüncelerimizi de karşı tarafa o kadar rahat aktarabiliyoruz.

Yazmak, beynimizde daha çok bağlantı kurma şansını artırdığından, bilgilerin uzun süreli hafızada yer etmesini sağlıyor, pekiştiriyor.

Zihni canlı tutmanın bir yolu olarak da blogları, yazma deneyiminiz ve gelişimini sağlamak için kullanabileceğinizi, söyleyebilirim.


National Geographic'te, Kasım 2007'nin konularından biri de Hafıza idi. Görsel, işitsel hafıza süreçlerinin, beynin hangi bölümlerini nasıl aktiflediğini diyagramlar, multimedya sunumlarıyla görebileceğiniz online Bellek Haritası sayfasına, müsait bir zamanınızda bakmanızı öneririm. Zihnin işleyişinin farkına varacağınız minik bir yolculuk, sizi bekliyor olacak.

Türkçe içerikli, kaliteli blogların varlığını önemsiyorum. Türkçe Yazım Kuralları'na dikkat eden, düzgün içerikli blogların sayısının çoğaldığını görmek istiyorum.

'Blogun, Hayatımızdaki Yeri', mim pasını crazyabouthome, devletsah, karalamadefteri, muratbuyurgan, followthefever, burcinindenemeleri, isitmekaybi, buzcevheri, geldik.biz, compir bloglarına gönderiyorum.

Fakat tabii ki, katılımınız keyfi ve sadece benim seçtiğim bloglarla sınırlı değil, mevzuyu istediğiniz gibi eğip bükerek blogunuzda da konu edip, düşüncelerini aktarabilirsiniz.
Blogunuzun, hayatınızdaki yeri nedir?

[*: teşekkürler...]

23 Kasım, 5651 Sayılı Kanun Işığında İnternet

[30/11'de yazı sonuna bilgi ilavesi yapılmıştır.]

İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkındaki,
5651 sayılı kanun kapsamında uygulamalara, başlandı.

Konuyla ilgili bilgileri kısaca aktarırken, yazı sonunda da aklıma takılan ilgili birkaç soruyu paylaşacağım.

İntihara yönlendirme, çocukların cinsel istismarı, uyuşturucu veya uyuşturucu madde kullanılmasını kolaylaştırma, sağlık için tehlikeli madde temini, müstehcenlik, fuhuş, kumar oynanması için yer ve imkan sağlama, 'Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında Kanunu'nda yer alan, suçları oluşturduğu hususunda yeterli şüphe sebebi bulunan yayınlara erişim engellenecek.
Telekomünikasyon İletişim Başkanı Fethi Şimşek'in açıklamalarında, "Vatandaşlardan, kamu kurum ve kuruluşlarından Başkanlığımıza, telefonla ve web sayfası üzerinden doldurulacak form ile ya da elektronik posta yoluyla gelen ihbarlar kabul edilebilecek'' olduğunun altı çiziliyor.

5651 sayılı kanunun nasıl uygulanacağıyla ilgili olarak toplam 5 yönetmelik yayımlanıyor.

Bu yönetmeliklerden ikisi, bu kanunu uygulayacak olan bölümün teşkilatlanması ve kariyer sistemi ile ilgili, 3 tanesi ise ilk olarak "Toplu Kullanım Sağlayıcılar" olarak tanımlanan ve özellikle internet cafeleri ilgilendiren yönetmelik, İnternet Servis Sağlayıcılar ve Hosting (yer) sağlayıcılarla ilgili yönetmelik ve son olarak da bizzat sitelerle yani online yayıncılık ile ilgili yönetmelik.


Telekomünikasyon Kurumunca hazırlanan, erişim sağlayıcılara ve yer sağlayıcılara faaliyet belgesi verilmesine ilişkin usul ve esasları düzenleyen; ''Erişim Sağlayıcılara ve Yer Sağlayıcılara Faaliyet Belgesi Verilmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik'' ve
İnternet toplu kullanım sağlayıcıları ve ticari amaçla internet toplu kullanım sağlayıcılarının yükümlülükleri ve sorumlulukları ile denetimlerine ilişkin esas ve usulleri düzenleyen ''İnternet Toplu Kullanım Sağlayıcıları Hakkında Yönetmelik''. yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Telekomünikasyon İletişim Başkanı Fethi Şimşek, içerik sağlayıcıların, yer sağlayıcıların ve erişim sağlayıcıların yükümlülük ve sorumlulukları ile, internet ortamında işlenen belirli suçlarla içerik sağlayıcı, yer sağlayıcı ve erişim sağlayıcıları üzerinden mücadeleye ilişkin esas ve usulleri düzenleyen ''İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesine Dair Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik''in ise, Başbakanlık tarafından yayımlanmasının beklendiğini söylüyor...

'Sahicilik, Otokontrol' başlıklı yazımda; yakında burada da böyle uygulamalar görebiliriz, diyerek; Çin'de İnternet sanal polise emanet, haberine değinmiştim.

'
5651, Yasalaşan Yeni İnternet Kanunu ve Zihnimdeki Soru İşaretleri' ve '5651, İnternet Kanunu Onaylandı' yazılarımda da, kanunun farklı yorumlamaya müsait yönleri, eksikleri olduğuna değinip, kaygılarımdan bahsetmiştim.

Yayımlanan yönetmelikler, kanunun nasıl uygulanacağına dair cevaplar bulmamızı kolaylaştırdıysa da, kanun yapıcı ve uygulayıcıların internet ve bilişim suçlarına yaklaşımlarındaki donanımsızlıklarından kaynaklanan kaygılarım, varlığını korumaya devam ediyor.

İzlenme oranı (reyting) ve etik arasında kalmış bir kısım görsel medyamız yüzünden, sansürlenerek korunmaya çalışılırken; yakın zamanda çıkacağı söylenen online yayıncılık ile ilgili yönetmelik ve uygulaması ne kadar sağlıklı olacak, merak ediyorum.

Bahsi geçen 8 maddeye uymayan içerikler engellenecek. Ama, bu kararlar kime göre, neye göre alınacak?

Sonuçta, kurul üyelerinin yaşam görüşü ve insiyatifine kalan bir değerlendirmeye tabi/bağlı olacağız, gibi gözüküyor ki bu nokta; konunun istismar edilmesine farklı amaçlar doğrultusunda kullanılmasına da müsait olabileceğini gösteriyor.

Meselâ müstehcenlik konusunun sınırını kim çizecek? Daha bugün, kadın temalı bir resim sergisinde resimlerin bir kısmının örtülerek sergilendiği haberleri geçiyordu gazetelerde!

Burada beğendiğim bir fotoğrafçının çalışmalarından bahsedecek ya da beğendiğim bir müzik videosunu paylaşacak
olsam, diyelim ki bana göre aşmayan ama belki bir başkası için müstehcenlik kriterlerini aşacak olsa bu materyaller, ne olacak? İlgili yazıyı yayından kaldırmam konusunda bir uyarı mı alacağım? Ya da direkt sitem mi kapatılacak?

WordPress bloglarından birkaçında birilerinin hoşuna gitmeyen yazılar yer alıyordu diye, tüm WordPress bloglarına ülkemizden erişimin engellenmesi gibi, acaba bizi yeni başka nasıl karartmalar, sansürler bekliyor?

5651 Sayılı Kanun Işığında İnternet, ne kadar aydınlık olacak? Ampullerin aydınlatabildiği kadar mı, güneşin aydınlatabildiği kadar mı? Ne kadar? Merak ediyorum. Yoksa daha temiz, güvenli bir internet istemediğimden değil!

Konuyla ilgili benzer kaygılara değinen Hürriyet gazetesi'ndeki İnternet Sansürü ve turk.internet.com'daki Yeni Online Yayıncılık Yasasının (5651) Uygulamaları yazısını okumanızı öneririm.

~~~~~~

İnternetten işlenen suçlar için "Bilgi İhbar Merkezi" kuruldu.

www.ihbarweb.org.tr'den online olarak; ihbar@ihbarweb.org.tr adresine e-posta gönderilerek; web sayfasında kategorilendirilmiş konularla ilgili SMS numaralarından herhangi biriyle ya da 0 312 582 82 82 numaralı telefondan, rahatsızlıklar bildirilebilecek...

Rating Widgets ve Renklenen Arama Sonuçları

Google-Yahoo aramalarıyla bloguma gelenlerin, aradıkları kelimeleri renklendirilmiş hâlleriyle kolayca görebilecekleri, örneğin Google'ın (cached pages) 'ön bellek kopyası'nı kullanmak yerine direkt linki kullandıkları için, aradıkları blog içinde olmasına rağmen yazıları okumaya üşendiklerinden bulamayıp, aynı hareketi bir süre yineledikten sonra gittiklerine tanık oluyordum.

Bu duruma, bloguma adapte ettiğim bir uygulama, 'Renklenen Arama Sonuçları' ile artık son verdiğimi (ya da o niyette olduğumu) belirtmek istiyorum.

Google-Yahoo gibi arama motorları üzerinden bloguma direkt gelindiğinde, artık aranan kelimeler renkli olarak görüntülenebilecek. (Sayfanın yenilenmesi [F5-refresh], renkli kelimelerden normal görünüme dönmek için yeterli olacak.)



Renklenen Arama Sonuçlarını siz de blogunuzda uygulamak isterseniz; eburhan'daki, 'Arama Motorlarından Gelen Kelimeleri Renklendirmek' konu başlığı altından, javaScript ve bloga kurulumuyla ilgili bilgiyi alabilirsiniz.

Ben, javaScript dosyasını goglepages'deki alanım altına upload edip, linkinin olduğu kod parçasını blog (şablon-html'yi düzenle'den) template'inde '<body>' kısmından sonra yazarak ve diğer renk değerlerinin olduğu kod parçasını da renkleri istediğim gibi değiştirerek yine template içinde '< /head >' kısmından önce yazarak yaptım.

Blogumdaki yeni diğer bir uygulama ise, Rating Widgets.

Beğendiğim birçok blogu takip etmeme rağmen, yorum yazarak katılmayı önemsesem de, pek sık yorum bırakacak ve o yorumları takip edecek zaman bulamıyorum.

Benimle aynı durumda olacaklar ya da yorum bırakmaya üşenen, belki de o an yazacak bir şey bulamayan fakat, okuduğunu ve yazıya tavrını belli etmek isteyecekler için, Rating Widgets'in pratik, eğlenceli bir durum belirteci olacağına inanıyorum.

Bundan sonra blogumda, yazıların altında yer alan Rating Widgets yıldızlarını kullanarak, o yazıyla ilgili düşüncelerinizi rahatça beyan edebilirsiniz.

Wordpress'in pluginleri arasında, 'postratings' diye, yazıları oylamak için yıldızlı eklenti olmasına ve başka benzer birçok eklenti de bulunabilmesine rağmen; Blogger için çeşit pek de fazla değildi.

Blogger için olanlar arasında
spotback'deki birkaç rating eklentisini ve diğer benzer başka eklentileri fazla yer kapladıkları için beğenmemiştim ama, geçen gün bu minik versiyona Damacana Bey'in 'Blogunuza Puan Verme Eklentisi Koyun' başlığı altındaki yazısında rastlayınca, ilk müsait zamanımda hemen bloguma adapte ettim.

Outbrain altındaki get ratings eklentisini, siz de kolayca blogunuza adapte edebilirsiniz.

[Damacana ve eBurhan beylere, bloglarından aktardıkları yararlı bilgiler için teşekkürler...]

[Editorya, blogumun Blograzzi'de günün blogu olmasından sonra, kendi alanında da tanıtma ve yorumlama inceliğini göstermiş, ona da ilgisi ve güzel düşünceleri için teşekkürler...]

~~~~~~

Blogumdaki
Rating Widgets yıldızları uygulamasını, 18 Kasım 2007 itibariyle devre dışı bıraktım. Denedim, güzeldi. Tavsiye ederim :)

[30 Ekim'de yazılan bu yazı, ilgili bir gelişmeyi aktarmak için 20 Ekim 2007'de editlenmiştir.]

Günün Blogu, Google Page Rank Güncellemesi

Pazar günleri genelde yazı yayımlanmayan bir blogda, şimdi bu ne hareketliliği diye telaşlanmayın, lütfen. Minik bir sürpriz ve gelişmeyi aktaracağım sadece.



Blogum, Blograzzi'de "Günün Blogu" seçilmiş. Çok teşekkür ediyorum, hafta sonunda hoş bir sürpriz oldu bu bizim için.

Beni Firefox ile görüntüleyin, diyen bir blogun ekran görüntüsü iexplorer ile alınırsa, h
eader'ının tipografisi de, sol üstteki olması gereken bayrak yerleşimi de farklı yansıyabiliyormuş, bu fırsatla bir iç eleştiri yapıp bunu da görmüş olduk.

Flynxs | Lynist weblog'dan yeni haberdar olacaklar için, 'tasarım' başlığında, kişisel bir blog olduğunu, içeriğinin; istifade ettiğim, yaratıcı sürecimi
tetikleyen denk geldiğim enteresan şeyleri not düşmemle beslendiğini; müzik, sinema, kitap, alıntılar, haberler, kimi zaman da bahsettiğim an'lık farkındalıklarım yanında teknoloji, pazarlama, tarih, siyaset gibi yaşamla ilgili pek çok konuya da dokunulabildiğini, belirtmiş olalım.

Rss Reader'ınızla blog içeriğimi rahatça takip ederken; olası öneri, dilek ve eleştirilerinizi her zaman buradan veya Blograzzi üzerinden bana iletebilirsiniz.

Diğer gelişme ise, uzun süredir beklenen, üzerinde birçok fikirler açıklanan Google Page Rank güncellemesi.

PR değerlerinin genelde düştüğü haberlerini alırken, güncelleme bloguma PR3'ten PR4'e yükselmek şeklinde yansımış.

PR5 olacağını tahmin ediyordum ama önemli değil, durumumdan gayet memnunum. Blog içeriğimden istifade edildiğini bilmek bile benim için yeterli...

Hımm.. sanırım PR güncellemesi henüz Blograzzi'ye yansımamış. Arda bey'in son röportajı güzel gelişmeler müjdeliyor olsa da, Blograzzi'nin
artık dalgalı seyrinden kurtulup, 'beta' sürecini ne zaman aşacağını merakla bekliyoruz.

28 Ekim'de başka neler olmuş?
1927, Türkiye'de ilk nüfus sayımı yapılmış. Nüfusun 13 milyon 648 bin 270 kişi olduğu açıklanmış.
1886, Özgürlük Heykeli, Fransızların hediyesi olarak New York'ta dikilmiş.
1923, Mustafa Kemal Paşa, Çankaya Köşkü'nde verdiği akşam yemeğinde, "Yarın Cumhuriyeti ilan edeceğiz" demiş.
İlgisini çekenler için devamı, wikipedia-28 Ekim başlığı altında...

Wikipedia demişken, aklıma Vikipedi'nin Page Rank Fırsatçılığı geldi. Google'ın bu Page Rank güncellemesinden sonra
hâlâ PR7 diye link satmaya devam edebilecekler mi, merak ediyorum(!).

Evet,
doruk.net'ten her gün 01:34 itibariyle niçin blogum düzenli olarak ziyaret ediliyor diye merak etmeye de devam ediyorum...

30, 31 Ekim'de İstanbul'daki Pink Martini konseri de bu postun dip notu olsun.

Tasdix, Blog İçeriğini De Korur!


Bir süre önce, Fikri Haklar Artık Tasdix ile Korunacak diyerek, dökümanlara Tasdix ile zaman damgası eklemenin, onları korumak için yeni ve pratik bir yol olduğundan bahsetmiştim. Geçen zaman zarfında, profesyonel çalışmalarımız için Tasdix'i rahatça kullandık.

Tekme Tokat'ta 'Problogger'ın Türkçesi Kroblogger mı?' yazısı üzerine konuşurken, bloglardaki içerik hırsızlığına karşı Tasdix'i önermiş, 'özgün içeriğini Tasdix'le koruyan ilk site, National Geographic oldu' gelişmesini aktarmıştım.

Şimdi Tasdix, gayet güzel bir adım atarak, başlattığı yeni kampanyayla bir yıl süreyle, blog içeriklerini korumaya destek olacağını duyurdu.
Tasdix, internette özgün içerik üretimini teşvik etmek ve paylaşımını kolaylaştırmak için yeni bir kampanya başlattı.

Yazı, fotoğraf ve tasarımlarıyla özgün web içeriği üreten tüm amatör ve profesyonellere yönelik, bir yıl sürecek olan bu kampanya kapsamında; internette özgün içerik üreten ve yayınlayan web sitesi ya da blog sahipleri, Tasdix’e yayınlarının linkini bildirerek başvuruda bulunabilecekler.

Kampanya koşullarına uygun olan site veya blog yöneticisi, ilgili web sitesinde Tasdix ibaresini bulundurması karşılığında bir yıl süresince ayda 10 kontör kazanacak. Böylece özgün üretimini internette paylaşmadan önce, eseri üzerindeki fikri haklarını koruma altına alabilecek...
Tasdix'in, blogları da kapsayacak bu yeni kampanyası ile ilgili detaylar Tasdix.com/Haberler 'web sitelerini tasdixliyoruz' başlığı altında.

Özgün içerik üretmekten aciz bir avuç girişken(!) yurdum insanına karşı, blog yazarlarının, emeklerini Tasdix'in zaman damgasıyla mülkiyet altına alarak korumaları, rahatlık sağlayacak pratik bir seçenek gibi gözüküyor.

Tasdix'de, her tasdixleme işlemi bir kontör, 5 YTL idi. Bir yıl sürecek bu kampanya kapsamında blog sahipleri, en azından ayda kazanacakları 10 kontör ile içeriklerinin bir kısmını ücretsiz korumuş olacaklar...

Sahicilik, Otokontrol

Miryokuteki hinshitsu ifadesini Japonlar, beklenenin üzerinde, etkileyici kaliteye sahip, anlamında kullanırlar. Atarimae hinshitsu yani, "ödenen paraya göre kalitede" bir ürünle karşılaştıklarında ise, kendilerini kandırılmış hissederler.

Sydney kenti, 2000 Olimpiyat Oyunları Sırasında korsan kopyalarla mücadele için, Marka DNA'yı kullanmıştı.

Seçilmiş bir grup atletin kanından, DNA örnekleri alınarak kopyalanmış ve bu, Olimpiyat logosunu taşıyan bütün resmi ürünlerde kullanılan mürekkebe katılmış, ellerindeki özel cihazlı görevliler tarafından, sahte ve gerçek ürünler böylece ayırt edilip, imha edilmişti.

Tatil öncesi, bir müşterimizin ajansımıza hazırlattığı fakat sonra vazgeçtiği bir işi, geçen hafta başka bir ajansa,
ellerindeki (bizim hazırlamış olduğumuz) taslak fikri sanki kendi fikirleriymiş gibi götürerek, yaptırmak istedikleri haberini aldık. Belki, ticari kaygı güden başka bir ajans olsa ses çıkarmaz, işi hazırlardı. Fakat, durum tarafımıza bildirildi, ve olan o firmanın prestijine oldu.

Cd, kitap ya da herhangi bir ürün fark etmiyor. Korsan kopyalar her alanda karşımıza çıkıp, emeği istismar etmeye devam ediyor. Üstte verdiğim üç örnek; haklı kalite beklentisi, o kaliteyi sunabilmek adına gösterilen çabaya ve etik değer sahibi olmaya sadece birer örnek.

Kendimizi neye değer buluyorsak, onu talep ederiz. Tercihlerimiz, kişiliğimizi gösterir; tıpkı, "talep ediyorlardı, biz de arz ettik" anlayışıyla, pazarda yer bulmak isteyen, küçük hesaplar peşinde günü kurtarma kaygısıyla hareket edenlere karşı pirim vermememiz gerektiği gibi.

Sahicilik!
Sahicilik, kalite, tutarlılık, süreklilik ve güven teşkil etmenin öneminin ayırdına varamamış hiçbir firma, kişi, oluşum; zamanın çarkları arasında yitip gitmekten kurtulamaz.

Yaşamımızda, "değerlerimize" ne kadar bağlıyız? Ne kadar bağlı kalabiliyorsak, o kadar yerimiz sağlam ve uzun vadeli olur. Büyük markalar ya da işlerinde toplumda saygın bir yer bulmuş kişilerin yaşamları, hep buna bir örnektir.

Konuyu bloglara bağlayacağım. Aynı kurallar bloglar ve içerikleri için de geçerli.

Günümüzde maalesef, henüz yerli blogların değeri bilinmiyor. Bir taraftan WordPres
'e erişim engellenip, özgürlükler kısıtlanırken; diğer taraftan da, blog yazarları görgüsüz, bilinçsiz hatta saygısız tavırlarla karşı karşıya kalıp, istismas edilebiliyor.

Kendi bloglarımız için gösterdiğimiz hassasiyet, duyarlılığı; en azından takip ettiğimiz diğer bloglar için de gösterirsek; sorumluluk hissederek gösterdiğimiz bu tavır, bir bilinç geliştirilmesine katkı sağlamış olacağı gibi, kendi blogumuzu da korumamızı sağlamış olacaktır.

Çin, internet üzerinde baskıcı ve sansüre dayanan politikası gereği politik ya da ahlaki olarak zararlı bulduğu siteleri sık sık yasaklıyor. Fakat buna rağmen ülkede, içeriğinde çıplaklık, küfür, yasadışı kumar ile korsan müzik, kitap ve film bulunan sitelerin sayısında artış olduğu gözleniyor.

Demek ki, sansür de bir yere kadar. Fakat bu, işe yarar bir yol değil.

Çin örneği bunu bir kez daha gösteriyor ki; yasaklar, daima câziptir.

Geçen gün Teknolatte'de, Çin'de İnternet Sanal Polise Emanet başlıklı bir haber vardı; Pekin'de başlatılacak yeni bir uygulama ile animasyon karakterleri şeklinde tasvir edilen polis ekipleri, internet sayfalarında devriye gezecekmiş.

Daha sonra bu sanal polisler, Pekin'deki sunuculara kayıtlı tüm internet siteleri g
ezilirken görünecek; kullanıcılar, polise ihtiyaç duyduğunda, sanal polis görüntülerine tıklayarak yetkili mercilere ulaşma imkânına da sahip olacaklarmış...

Bir sanal polisler eksik kalmıştı! Kendi kendini kontrol eden bir davranış modeliyle (otokontrol), etrafa da örnek olarak, bir bilinç geliştiremezsek, yakında burada da farklı şeyler olmayacak.

'NoIndex, FeedFlare ve Sploglar' yazımda, İçerik Hırsızlığından bahsetmiş, blog içeriklerinin saygısızca kullanılmasından duyduğum rahatsızlığı belirtmiştim.

Palindromik Kelimelerim (Ç)alındı!
Yazımın üzerinden henüz fazla bir zaman geçmemişti ki, benzer bir olaya mâruz bırakıldığımı fark ettim;
'Palindromik Kelimeler ve Ambigram' başlıklı yazım, kaynak gösterilmeden, izinsiz (ç)alındı!

Alıntı yapılmamış; görselleri hariç tüm yazı; kişisel deneyimlerimi mi aktarıyorum, diye bakılmadan komple alınmış; izin almak bir kenara, kaynak bile gösterme gereği duyulmadan.


Şimdi web üzerinde, benim ofis maceralarımdan ve okuduğum kitaptan aktardığım anekdotlardan bahseden bir alan daha oldu. Üstelik yazım, blog bilgisi bölümünde,
"... sevgili ziyaretçi, kendi şiirlerimi yazılarımı yayınladığım blogumda iyi vakit geçirmeni dilerim...", diyen bir blogda yer alıyor!

Tüm iyi niyetimle, kaynak göstermeyi unutmuş olacağını düşünüp, buradan kendisine anımsatmak istiyorum. İletişim bilgisini profilinde bulundurmayan, kopyala-yapıştır ile içerik üreten bir blogumsu tarafından, rahatsızlığım algılanabilecek mi bilemiyorum ama, konuyu ilgili bir platforma Utanç Duvarı'na taşıdım.
5651 sayılı, Elektronik Ortamda İşlenen Suçların Önlenmesi Kanunu'ndan haberdar mısınız?
Japonlar'da kalite anlayışı için, Wikipedi-Japanese quality başlığına bakılabilir.

(Bu yazı, 03/09/07 itibariyle editlenmiştir.)