etik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
etik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Delta Shelter



'Delta Shelter', 'Olson Sundberg Kundig Allen Architects' bünyesindeki evlerden biri. Evin mimari yapısı, etrafındaki panelleri hareketli kılarak duvarlara özgürlük tanıyor.

Huzur çağrışımı yapıp, orda olma isteği uyandırmasıyla
Delta Shelter, özellikle şu an bana oldukça cezbedici görünüyor. Çünkü, fark ettiğim bir gelişme, yoğun bir gün sonrası gece eve dönüp evinize hırsız girdiğini anlamanız benzeri bir his duyumsattı...

olsonsundberg.com bünyesindeki diğer projeler de en az Delta Shelter kadar heyecanlandırıcı, görülesi.



Harika bir film, Fa yeung nin wa / In the Mood for Love (2000) ve bir o kadar enfes soundtrack'indeki müziklerden 'Yumejis Theme' hafta sonu müziği olarak -radioblog sayesinde- bize eşlik ediyor olacak.



Hafta sonu, 27. Uluslararası Film Festivali'ni değerlendirebilmenizi ve birilerinin de içerik hırsızlığı üzerinde düşünmesini, diliyorum...

Plagiarism, PowerTurk

[15 Ekim'de yayımlanan bu post, 18 Ekim'de Power Türk'ten gelen açıklama post'un sonuna ilave edilerek, editlenmiştir.]



Televizyondaki yerli müzik kanallarıyla aranız nasıl? Benim pek iyi olduğu söylenemez ama en azından uydudaki binlerce seçenek arasında, yerli müzik kanallarından birkaçının ismini biliyorum. www.powerturk.tv de onlardan biri.

Üstteki görselden sonra, bir de alttakine bakmanızı istiyorum. Evet, alltaki Power Türk için sonradan hazırlanmış olanı!


Benzerlik şaşırtıcı mı? Müzik ödülleri töreninin de bu kadar benzer olduğunu söylesem!

Hatta Power Türk ile Fransız M6 kanalı arasında kullanılan font, logo, jenerikler, arkaplan resmi gibi daha birçok benzerlik olduğunu?






(soldaki görseller asılları, sağdakiler taklitleri)

Bu benzerliğe vurgu yapan iki video M6 & Powerturk TV same Jingle Pub Design 2007 ve Les NRJ Music Awards "pompés" en Turquie ile üstteki görsellerden sonra ne düşünüyorsunuz? Haberiniz var mıydı?

Ben, konudan,
forum lenodal.com'da 'M6 & POWERTURK TV jingle, design similaire' başlığında denk geldiğimde haberdar oldum.

Onun haricinde benim fark ettiğim Incredible: dressing M6 plagiarized by a Turkish chain, M6 plagiarized by a Turkish TV!, The skin of M6 copied in Turkey!, Insolite : l'habillage de M6... sur une chaîne turque ! gibi, daha bir çok alanda mevzunun geçmiş olduğu.


Plagiarism; bu talihsiz, üzücü, utanç verici, ondan da öte prosedürlere aykırı
ve etik olmayan durumun, ismi.

Türk Dil Kurumu, Plagiarism'i; intihâl, yani aşırmacılık olarak tanımlıyor.

Biliyorum ki,
çok da uğraştırmadan, bir iki programla, bu kopyalanmış işlerin daha da iyisini çıkarmak mümkün.

powerturk.tv istese, kopyacılığa gitmek yerine, profesyonel bir yaklaşımla düzgün bir tasarımcının elinden çıkan orijinal işler kullanabilirdi...

Bu tür kopya, taklit, sahte işlere zerre kadar saygım olmadığını söylememe bilmem gerek var mı? Hitap ettiklerini düşündükleri insanları aptal yerine koymak değil de nedir, yapılan?

Konuyu, kopyacılığın kimseyi bir yere getirmeyeceğine bağlamak istiyorum. Hangi alanda olursa olsun, özgün işler üretilmedikçe bir yere varılamaz.

Aklınıza, akademik çalışmalarda bile aşırmacılık yapıldığının yakın zamanda ortaya çıktığı haberleri ve her alanda buna rastlanıyor, düşünceleri geliyor olabilir. Fakat bunun böyle olması, olanı kanıksayacağımız ve normal göreceğimiz anlamına gelmiyor. Aksine, yanlış olanı gösterip, doğrusuna vurgu yapmak için tüm bunlar birer fırsat olarak değerlendirmeliyiz ki gelecek daha kötü olmasın!

Aşırmacılık, en fazla, öğrenci ödevlerinin hazırlandığı zamanlarda kalmalı; öğretmen tarafından kolayca ortaya çıkarıldığında, gereken ders alınıp, yaşamın ileriki yıllarına bu kötü davranış taşınmamalı, diye düşünüyorum.

Ufak bir olasılık da olsa, bazı insanlar aşırmacılığın “ahlâksızlık” olduğunu, disiplin suçu olduğunu bilmiyor olabilirler. Mümkünse insanlara öğrencilik yıllarında bu bilgiyi verelim ki, yaşamlarının tümünde yanlış değerler benimsemiş olmasınlar!

Bloglardaki içerik hırsızlığı da mevzuya çok uzak bir bağlamda değil ama, şimdilik yazıyı daha fazla uzatmak istemiyorum.
Wikipedia-alıntı kuralları ve intihâl, plagiarism başlıkları altındaki yazılara müsait bir zamanınızda bakmayı unutmayın, lütfen...

~ ~ ~ ~ ~ ~ ~ ~ ~ ~ ~ ~ ~ ~ ~ ~ ~ ~ ~ ~ ~ ~ ~ ~ ~ ~ ~ ~ ~
~ ~ ~

15 Ekim tarihinde yayımladığım üstteki yazı sonrasında, bugün, 18 Ekim'de, Power Türk Yayın Sorumlusu Emre T. Karakurt'tan,
şu andaki yayın konseptlerinin farklı olduğuna işaret eden alttaki e-posta iletisini aldım.
Powerturk TV ile ilgili yazilmis olan yorumlari gormus bulunmaktayiz. Sayfada gorulen konsept kullanilmamakla beraber ekte su anda Powerturk TV'de yayinlanan konseptimizin tamamen farkli oldugunu gosteren ekran gorunumunden ornekler mevcuttur. Bu konu ile ilgili yapilan guncel tum suclamalarin yersiz oldugunu dusunuyoruz.

Saygilarimizla

Emre T. Karakurt
Powerturk TV Yayin Sorumlusu





Power Turk Tv'nin konuya gösterdiği duyarlı ve bilgilendirici tutumları için, teşekkür ediyorum.

İlgili ileti ve görüntüler,
su andaki konseptin farklı olduğunu göstermekle beraber, önceki benzer konseptin kullanılmadığına işaret etmiyor.

Hoş bir izlenim yaratmadığını ve konunun bahsinin geçtiği yabancı sitelerde, şu an burada verildiği gibi, Power Türk'ten bir cevap verilmemiş olduğunu gördüğümden, konuya temas etmek ve olması gereken tutumun altını çizmek istedim. O sebeple, konuda 'yersiz' olarak nitelendirilecek bir durum görmüyorum.

Umuyorum, üstteki yazıda bağlantılarını da verdiğim, mevzudan bahseden yabancı web sitelerinde de, buradaki gibi duruma açıklık getiren bir geri dönüşte bulunulur...

Sahicilik, Otokontrol

Miryokuteki hinshitsu ifadesini Japonlar, beklenenin üzerinde, etkileyici kaliteye sahip, anlamında kullanırlar. Atarimae hinshitsu yani, "ödenen paraya göre kalitede" bir ürünle karşılaştıklarında ise, kendilerini kandırılmış hissederler.

Sydney kenti, 2000 Olimpiyat Oyunları Sırasında korsan kopyalarla mücadele için, Marka DNA'yı kullanmıştı.

Seçilmiş bir grup atletin kanından, DNA örnekleri alınarak kopyalanmış ve bu, Olimpiyat logosunu taşıyan bütün resmi ürünlerde kullanılan mürekkebe katılmış, ellerindeki özel cihazlı görevliler tarafından, sahte ve gerçek ürünler böylece ayırt edilip, imha edilmişti.

Tatil öncesi, bir müşterimizin ajansımıza hazırlattığı fakat sonra vazgeçtiği bir işi, geçen hafta başka bir ajansa,
ellerindeki (bizim hazırlamış olduğumuz) taslak fikri sanki kendi fikirleriymiş gibi götürerek, yaptırmak istedikleri haberini aldık. Belki, ticari kaygı güden başka bir ajans olsa ses çıkarmaz, işi hazırlardı. Fakat, durum tarafımıza bildirildi, ve olan o firmanın prestijine oldu.

Cd, kitap ya da herhangi bir ürün fark etmiyor. Korsan kopyalar her alanda karşımıza çıkıp, emeği istismar etmeye devam ediyor. Üstte verdiğim üç örnek; haklı kalite beklentisi, o kaliteyi sunabilmek adına gösterilen çabaya ve etik değer sahibi olmaya sadece birer örnek.

Kendimizi neye değer buluyorsak, onu talep ederiz. Tercihlerimiz, kişiliğimizi gösterir; tıpkı, "talep ediyorlardı, biz de arz ettik" anlayışıyla, pazarda yer bulmak isteyen, küçük hesaplar peşinde günü kurtarma kaygısıyla hareket edenlere karşı pirim vermememiz gerektiği gibi.

Sahicilik!
Sahicilik, kalite, tutarlılık, süreklilik ve güven teşkil etmenin öneminin ayırdına varamamış hiçbir firma, kişi, oluşum; zamanın çarkları arasında yitip gitmekten kurtulamaz.

Yaşamımızda, "değerlerimize" ne kadar bağlıyız? Ne kadar bağlı kalabiliyorsak, o kadar yerimiz sağlam ve uzun vadeli olur. Büyük markalar ya da işlerinde toplumda saygın bir yer bulmuş kişilerin yaşamları, hep buna bir örnektir.

Konuyu bloglara bağlayacağım. Aynı kurallar bloglar ve içerikleri için de geçerli.

Günümüzde maalesef, henüz yerli blogların değeri bilinmiyor. Bir taraftan WordPres
'e erişim engellenip, özgürlükler kısıtlanırken; diğer taraftan da, blog yazarları görgüsüz, bilinçsiz hatta saygısız tavırlarla karşı karşıya kalıp, istismas edilebiliyor.

Kendi bloglarımız için gösterdiğimiz hassasiyet, duyarlılığı; en azından takip ettiğimiz diğer bloglar için de gösterirsek; sorumluluk hissederek gösterdiğimiz bu tavır, bir bilinç geliştirilmesine katkı sağlamış olacağı gibi, kendi blogumuzu da korumamızı sağlamış olacaktır.

Çin, internet üzerinde baskıcı ve sansüre dayanan politikası gereği politik ya da ahlaki olarak zararlı bulduğu siteleri sık sık yasaklıyor. Fakat buna rağmen ülkede, içeriğinde çıplaklık, küfür, yasadışı kumar ile korsan müzik, kitap ve film bulunan sitelerin sayısında artış olduğu gözleniyor.

Demek ki, sansür de bir yere kadar. Fakat bu, işe yarar bir yol değil.

Çin örneği bunu bir kez daha gösteriyor ki; yasaklar, daima câziptir.

Geçen gün Teknolatte'de, Çin'de İnternet Sanal Polise Emanet başlıklı bir haber vardı; Pekin'de başlatılacak yeni bir uygulama ile animasyon karakterleri şeklinde tasvir edilen polis ekipleri, internet sayfalarında devriye gezecekmiş.

Daha sonra bu sanal polisler, Pekin'deki sunuculara kayıtlı tüm internet siteleri g
ezilirken görünecek; kullanıcılar, polise ihtiyaç duyduğunda, sanal polis görüntülerine tıklayarak yetkili mercilere ulaşma imkânına da sahip olacaklarmış...

Bir sanal polisler eksik kalmıştı! Kendi kendini kontrol eden bir davranış modeliyle (otokontrol), etrafa da örnek olarak, bir bilinç geliştiremezsek, yakında burada da farklı şeyler olmayacak.

'NoIndex, FeedFlare ve Sploglar' yazımda, İçerik Hırsızlığından bahsetmiş, blog içeriklerinin saygısızca kullanılmasından duyduğum rahatsızlığı belirtmiştim.

Palindromik Kelimelerim (Ç)alındı!
Yazımın üzerinden henüz fazla bir zaman geçmemişti ki, benzer bir olaya mâruz bırakıldığımı fark ettim;
'Palindromik Kelimeler ve Ambigram' başlıklı yazım, kaynak gösterilmeden, izinsiz (ç)alındı!

Alıntı yapılmamış; görselleri hariç tüm yazı; kişisel deneyimlerimi mi aktarıyorum, diye bakılmadan komple alınmış; izin almak bir kenara, kaynak bile gösterme gereği duyulmadan.


Şimdi web üzerinde, benim ofis maceralarımdan ve okuduğum kitaptan aktardığım anekdotlardan bahseden bir alan daha oldu. Üstelik yazım, blog bilgisi bölümünde,
"... sevgili ziyaretçi, kendi şiirlerimi yazılarımı yayınladığım blogumda iyi vakit geçirmeni dilerim...", diyen bir blogda yer alıyor!

Tüm iyi niyetimle, kaynak göstermeyi unutmuş olacağını düşünüp, buradan kendisine anımsatmak istiyorum. İletişim bilgisini profilinde bulundurmayan, kopyala-yapıştır ile içerik üreten bir blogumsu tarafından, rahatsızlığım algılanabilecek mi bilemiyorum ama, konuyu ilgili bir platforma Utanç Duvarı'na taşıdım.
5651 sayılı, Elektronik Ortamda İşlenen Suçların Önlenmesi Kanunu'ndan haberdar mısınız?
Japonlar'da kalite anlayışı için, Wikipedi-Japanese quality başlığına bakılabilir.

(Bu yazı, 03/09/07 itibariyle editlenmiştir.)