blog yazmak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
blog yazmak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Sansüre Sansür!

14-20 Ağustos 2008 tarihleri arasında 'Geleceğin İnternet'inin Önizlemesini Yapıyoruz' diyerek, mahkeme kararlarıyla erişimleri haklı veya haksız olarak engellenen siteler gibi, kendi sitelerimizi 'Bu siteye erişim kendi kararıyla engellenmiştir' uyarısı asarak kapattık.

Bu geçen hafta içinde blog hareketine katılıp, duyarlılık ve özveri göstererek, sansüre karşı tavır sergileyen yüzlerce site sayesinde; ülkemizde mahkeme kararlarıyla sitelere tümden erişimin engellenmesinin; sansürün, bilgiye erişim hakkımızı elimizden alarak, bizi nasıl mağdur ettiğini hep beraber deneyimlemiş, dolayısıyla, geleceğin İnternet'inin sanal bir önizlemesini yapmış olduk.

Yerli ve yabancı basında ve sitelerde de yer bulan, destek gören sansüre karşı bu tavırla; toplumda daha geniş kitlelerin, uygulamalardaki doğru bilinen yanlışları fark etmesi ve üzerinde düşünmesi bir parça da olsa sağlanmış oldu.

flynxs sansüre sansür
Maruz kaldığımız yanlış uygulamaları değiştirmeye çalışmazsak, ileride nasıl bir İnternet deneyimi yaşıyor olacağımızın küçük bir projeksiyonu olan bu hareket, konu üzerinde farkındalık yaratmak ve bir bilinç oluşturmak için sansuresansur.org sitesi altında herkesin katılımıyla gelişmeye, ses çıkarmaya devam ediyor olacak.

5651 sayılı, Elektronik Ortamda İşlenen Suçların Önlenmesi Kanunu'ndan haberdar mısınız?

Ülkemizde, 5651 sayılı İnternet Kanunu'nun yoruma açık maddeleri, Bilişim Hukuku alanındaki mevcut eksiklikler yüzünden, uygulamada, geniş kitleleri mağdur eden kararlar verilmesine yol açıyor.

Daha önce burada, bir gecede süratle çıkarılan, üzerinde yeterince çalışılmadığı her hâlinden belli olan
5651 sayılı İnternet Kanunu'nun uygulamada yaratacağı sorunlarla ilgili endişelerimi, aklımdaki soru işaretlerini paylaşmış, konuşmuştuk*. Geçen bir yıl içinde, o sorunlar maalesef gerçeğe, yaşamımızın bir parçasına dönüştüler.

Maalesef ülkemizde, -tıpkı şu günlerde Milli Eğitim Bakanı'nın bir zamanlar eğitim affına kesinlikle karşıyken, nasıl bir anda olası siyasi bir manevra uğruna sıkı bir takipçisi olduğunu gördüğümüz gibi- bir takım siyasi hesaplar uğruna yeterince hazırlıksız uygulamaya konan,
alınan kararların sıkıntılarını yaşıyoruz.

Kanunlar değiştirilebilir, yeniden düzenlenebilirler!

Yanlış uygulamalara tavır gösterip, doğruyu talep etmek hepimizin sorumluluğu.
Oysa, pek çoğumuz, sitelere erişim engeli kararlarını haklı görüp; sebebini araştırma veya bu uygulamaları eleştirme gereğini bile duymuyoruz.

Tüm dünya zengin içeriğini kullanabiliyorken, biz, ülkemizde Youtube, Dailymotion gibi video paylaşım sitelerine erişemiyoruz.

Engellenen siteleri kullanabilmek için bulunan yan yollara rağbet edip; mahkeme kararıyla engellenmiş olsalar da, nasıl olsa o sitelere bir şekilde girebildiğimiz için kendimizi şanslı hissedip, engellenmiş olmalarını dert etmeyebiliyoruz.

Oysa sansür; başlıbaşına bir problem olmaka beraber, erişimi engellenen site içeriklerinin sırf 'eğlence'ye hizmet etmiyor; pek çok farklı meslek alanı için arşiv, bilgi kaynağı teşkil ediyor olmasıyla da, o sitelerden istifade edemediğimiz süre içinde bizi zamandan, güncel zeminden, kaynaklarımızdan geri bırakmış oluyor!

Erişimi engellenmiş siteler sadece Youtube, Dailymotion gibi video paylaşım platformları da değiller. Birilerince olası 'müstehcen' içeriğe sahip görülerek, şikâyet edilip erişimi engellenmiş, pek çok sanat içerikli yabancı site de, bu sansür rüzgârından etkilenmiş durumda.


Evet, sanat eserlerinin söküldüğü, sergilerde üzerlerinin örtüldüğü bir ülkede yaşıyoruz. Ama dünyada başarılara imza atmış yabancı bir fotoğraf sanatçısına, sitesine ülkemizden erişim engeli getirildiğini, eserlerinin sansürlendiğini nasıl açıklayabiliriz?

5651 sayılı İnternet Kanunu'muz, 'müstehcen' içerikli siteleri, şikâyet hâlinde erişime engelleyebiliyor. Peki ama, o içeriklerin kime göre, neye göre müstehcen olduğu kabul ediliyor? O kısmın yoruma açık olması, korkarım ki çok yakın gelecekte bizi sanattan mahrum bırakacak!..


5651 sayılı Elektronik Ortamda İşlenen Suçların Önlenmesi Kanunu'ndaki yoruma açık maddelerin, bilişim hukuku uzmanlarınca takip edilmesi yanında, bilişim medyası ve bilişimle ilgili sivil toplum kuruluşlarıyla beraber, İnternet kullanıcıları olarak bizlerin de kanun üzerinde konuşarak; eksikliklerine dikkat çekip, yeniden düzenlenmesi için bilinç sağlanmasında hassasiyet göstermemiz gerektiğini düşünüyorum. Yoksa, böyle ilginç(!) düzenlemelere tâbi olmaya devam edeceğiz.

Türk İnternet kullanıcısı olarak, İnternet'te ne kadar özgür olabileceğiz? İnteraktif iletişime, teknolojiye bakışımız; kanunlarımızla paralel mi? Geleceğin medyası, klasik medyanın kontrol edildiği gibi bir mantıkla kontrol edilebilir mi?..

'Sansür'le, zihinsel besin kaynaklarıma erişimim engellendi. Rahatsızım, rahatsızız! Bu, anlaşılsın istiyorum. Sizi de sitelerinizde, 'sansür'e karşı aynı tavrı sergilemeye ve daha geniş kitlelere ulaşıp, bu konuda bir bilinç, farklındalık sağlanmasına katkıda bulunmaya çağırıyorum.



*:
ilgili bağlantılar: '5651, Yasalaşan Yeni İnternet Kanunu ve Zihnimdeki Soru İşaretleri', '5651, İnternet Kanunu Onaylandı','WordPress Engellenirken, Mim Dalgalarıyla Serinleyip PageRankımızı Mı Düşünelim?', '23 Kasım, 5651 Sayılı Kanun Işığında İnternet', 'YouTube'a Bir Erişim Engeli Daha', 'Bir YouTube Engeli Daha', 'İnternet Haftası', 'Bir Erişim Engeli De Dailymotion'a', 'Geleceğin İnternet'inin Önizlemesini Yapıyoruz'.

Geleceğin İnternet’inin Önizlemesini Yapıyoruz!


internetinkarariyor.com tanıtım filmi from Webiki.tv on Vimeo.

Flynxs, 'Geleceğin İnternet’inin Önizlemesini Yapıyoruz!' kampanyasını desteklemek için, 'Bu siteye erişim kendi kararıyla engellenmiştir' diyerek, 14 Ağustos'ta içeriğine erişimini engelledi. 20 Ağustos 2008 akşamına kadar da, bu şekilde protestosuna devam edecek!
Her gün yeni bir site daha kapatılıyor.
Bu hızla giderse ileride nasıl bir İnternet deneyimi yaşarız, onun canlandırmasını yapıyoruz.
İki tıklamada bir karşımıza bu görüntü çıkar ise neler hissedersiniz?
Bu amaçla sitelerimizi diğer sansürlenen siteler gibi kapatıyoruz. Aynı şekilde.
'Sansür'le, zihinsel besin kaynaklarıma erişimim engellendi. Rahatsızım, rahatsızız! Bu, anlaşılsın istiyorum. Sizi de sitelerinizde, 'sansür'e karşı aynı tavrı sergilemeye ve bu konuda farklındalık sağlanmasına katkıda bulunmaya çağırıyorum.

Eğer siz de bu kampanyaya destek vermek isterseniz, sitenize eklemeniz gereken kodu buradan alabilirsiniz.

Kampanyaya yer veren bazı siteler: bigumigu, sozluk.sourtimes.org, Radikal, Hürriyet, Marketing Türkiye, MediaCat, MedyaKronik, NTVMSNBC, Techcrunch,
osocio.org, sinema.com, zargan.com, ozgeozberk.net, eksiduyuru.com...

Bir Erişim Engeli De Dailymotion'a


YouTube'a art arda gelen erişim engellerinden sonra, ülkemizden bir erişim engeli de, içlerinde Türkçe'nin de bulunduğu pek çok farklı dilde hizmet veren, sosyal video paylaşım sitesi Dailymotion'a gelmiş bulunuyor.


'Bu siteye erişim mahkeme kararıyla engellenmiştir' yazıları, İnternet'i bir mecra olarak yeterince anlayamamış, kavrayamamış olduğumuz gerçeğini yüzümüze vurmaya devam ediyor.

Bilgiye erişim hakkımız kitlesel olarak elimizden alınıyor! Bilişim Hukuk'u mağduru olduk! Rahatsızım. Siz değil miziniz?

Paylaştığım YouTube videolarının, ülkemizden YouTube'a erişim engeliyle blog'umda görüntülenememesinden dolayı aylardır yerlerini devasa boşluklara bırakmalarına, şimdi de blog'umda Dailymotion altındaki videoların yerlerinin boşluğu eklendi. Bu, erişim engeli uygulamasının bana yansıyan zararının, gözle görülür tarafına bir örnek. Aynı durum, tüm websiteleri için de geçerli.

Ses ve görüntü kalitesi, içeriğiyle, Dailymotion kullanmaktan ne kadar memnun olduğuma, burada sıkça değinmiştim. Dailymotion, YouTube, Vimeo; öncelikli tercih ettiğim üç video paylaşım sitesi. Ve şu an, ikisini tüm dünya kullanabiliyorken, ben kullanamıyorum! Mahkeme kararıyla engelleniyorum! Engelleniyoruz!

Yoksa siz, bunda bir mantık hatası, uygulamada yanlışlık, daha da önemlisi yaşananın kitlesel olarak
özgürlüklerin kısıtlanması noktasına ulaştığını görmüyor musunuz?

Video paylaşım sitelerini eğlence amaçlı olarak kullanmaktan çok, işimle ilgili gelişmeleri, yayınları takip etmek ve zihinsel besin için kaynak olarak kullanıyorum. O sebeble bu sansürler beni ve benim gibi insanları çok fazla olumsuz etkiliyor.

Fakat, erişimi engellenen bu platformlar ister eğlence, isterse de profesyonel amaçlara hizmet için kullanılıyor olsunlar
, fark etmez, her durumda sonuç aynı. Sansüre maruz kalıyoruz. Mağduruz!

'
O kadar önemli mi? Kullanmayın biraz. Hem, sadece o video siteleri mi var, diğerlerini kullanın', deniyor. Bu maalesef bilinç düzeyinin seviyesini gösteren çok basit bir yaklaşımdan başka bir şey değil. Her video paylaşım platformunun kapasitesi, içeriği, aranan konu başlıklarında videolara ulaşabilmek için yeterli olmayabiliyor. Meselâ, YouTube'da bulabildiğim birçok videoyu başka bir video paylaşım sitesinde bulamıyorum. Haberdar olmam gereken konulardaki videoları bulabileceğim yerler engellendiğinde, etraftan aramakla zaman kaybetmek zorunda kalıyorum, verim düşürücü, sıkıntı verici bir durum bu.

Bilgiye erişimimizin engellenmesi hepimizin sorunu! Video paylaşım sitelerinin sansürlenmesi, geneli etkileyen bir uygulama olduğu için, yanlışın boyutunu fark etmemizi sağlamada iyi birer örnekler.

Tüm meslek gruplarının bu uygulamadan bir şekilde etkilendiğini söyleyebiliriz. Örneğin, bi
r bilim insanını düşünün; yeni yayınları takip edebilmesi, dünyadaki gelişmelerden haberdar olabilmesi için video paylaşım sitelerini kullanıyor olsun.

Dünyanın diğer ucundaki meslektaşının, kalp kapağı değişikliğinde kullanılmak üzere bulduğu cerrahi bir tekniğin uygulama videosunu, bu video paylaşım sitelerinden izleyerek, anında haberdar olabiliyor. Eskisi gibi sadece dergilerdeki yayınlara, kitaplara muhtaç değil; şimdi, yeni tekniklerden videolar üzerinden kolayca haberdar olunabiliyor.

Yeni tekniklerin uygulama videoları, röportaj ve tanıtım filmlerine erşimi engellendiğinde, bir insanın kendini geliştirmesinin önüne çekilen perde, hepimizin zararına değil mi?

İstenmeyen içerik yüzünden mi, izlenen videoların yarattığı yurtdışı çıkışlarındaki yoğunluğu hafifletmek için mi, yoksa başka sebeplerden mi bu tür uygulamalara maruz bırakılıyoruz bilemiyorum ama,
bu karartmalar, sansürlerden çok rahatsızım. Video paylaşım siteleri büyük birer kaynak. Tümden engellenmeleri kabul edilemez.

Konuyla ilgili, Fırat Yıldız'ın
Bigumigu'daki 'Tüm Reklamcılara, Reklamverenlere ve Herkese Duyuru!' başlıklı yazısını ve Düğümküme'de 'Youtube' başlığındaki yazıları, özellikle 'Türkiye’de Kitlesel İfade Özgürlüğü Engellemesi'ni okumadan geçmemenizi öneriyorum.

Blog'dan benzer içerikli yazılar: İnternet Kanunu, 5651, bilişim, internet...
Konuyla ilgisiz dip not: Blog yazarınız iki hafta tatil hakkını kullanıyor olacak.

Wordle



'
Wordle', ister herhangi bir metin, istenirse de Del.icio.us etiketlerimizi kullanarak eğlenceli tipografik kelime bulutları yaratabildiğimiz bir oyuncak, günden güne de gelişiyor. Del.icio.us etiketlerimi kullanarak wordle/create'i denedim, çeşitli varyasyonlardan sonra üstteki görsel gibi bir sonuca ulaştım.

'
Tipografi' demişken, dikkatlerden kaçmasın istediğim bir haberi de bu fırsatla ileteyim. Friend Feed üzerinde bir 'tipografi odası' açtık, katılımcılar sayesinde tipografiyle ilgili leziz içerikler birikiyor; ayrıca, bir de 'Türkçe' odamız var, Türkçe içeriği, Türkçe blogları öne çıkarmak istiyoruz, bekleriz...

♥ minik bir tatil arası vermiştim blog'uma, artık devam ediyoruz ama, belki yazla birlikte güncellenme sıklığı hafifleyebilir. Bu durumu, ilgili takipçilerimle birlikte web 2.0 nimetlerinden istifade ederek Friend Feed, Twitter ve Del.icio.us üçgeniyle dengeleyebileceğimize inanıyorum...

Clock Screensavers, Zaman

flynxs fliqlo clock screensaver

Tik tak, tik tak, tik tak... Hayır, Madonna'nın 'Hard Candy'sinden müzikler
mırıldanmayacağım. Flynxs'te zaman, 400'üncü post'u gösteriyor. Bilmiyorum, 500'ü görebilir miyiz? O yüzden, bu fırsatı ve böyle yuvarlak bir sayıyı bulmuşken, sadece altını çizmek istedim.

Şimdi burda, bu zamana kadar şunlardan bahsettik, şöyle olmuştu, şu istatistiki verilere ulaştık, diye sıralayacak değilim. Sadece geçen zamanın her ânının değerli ve bunun farkında olarak yaşayabilmemizin ne kadar önemli olduğunu anımsatmak istiyorum. İlgi gösterip, varlıklarını hissettiren veya bildirmeyen ama etrafta olduklarını bildiğim tüm Flynxs takipçilerine de bu fırsatla teşekkürlerimi gönderiyorum.

Evet, zaman geçiyor. Önemli olan, nasıl geçtiği. Bunu eğlenceli hâle dönüştüren, severek kullanmış olduğum birkaç screensaver var. Onlardan bahsedecek en uygun zaman da bu olsa gerek...

Saatin dördü gösterdiği üstteki görsel, "Flip-Style 'Pata Pata Clock' Screensaver"ına ait. Biraz nostaljik; eskiden iş yerlerinde veya okullarda kullanılan saatleri çağrıştıran bir yapısı, Windows ve Mac OS X versiyonları var.

flynxs dropclock screensaver

'Dropclock screensaver'; suyun ritmiyle zamanın geçişini izlemekten kendimi alamadığım, tha ltd ürünü zamazingolardan biri; zaman göstergeci rakamlar, slow-motion olarak suyun içine düşüyorlar. Dropclock screensaver kadar enteresan başka çalışmaların da yer aldığı tha ltd ise, kesinlikle görülesi...



'Word Clock' tipografik screensaver da, diğer bir zaman göstergeci ekran koruyucu; metin içinde zamanı gösteren kelimeler renkleniyor, bildiğim kadarıyla henüz sadece Mac OS X versiyonu var...

Böyle De Sever Misin Beni?

flynxs lynist weblog blog yazarligi sevgi kalp harfler'Böyle de sever misin beni, yoksa alıştığın hâlime mi döneyim?' diyor, 'oyuncak blog'um.

Flynxs, üç sütunlu tema trendine kapılıp, evrildi. Bunun yanında, TekmeTokat'ın
Devrim Niteliği'ndeki değişikliklerini pek bir kıskanan 'oyuncak blog'um, 'orda oynama, benimle oyna' diyerek, beni hâyli uğraştırdıktan sonra, dinamik bir forma da kavuştu; sayfadaki bileşenleri tutup sürükleyerek yerlerini değiştirip, istediğimiz gibi oynayabiliyoruz artık (i-explorer kullananlar bunu yapabilecekler mi bilmiyorum ama, Firefox ile gayet düzgün çalışıyor). Bir süre böyle dinamik formda seyredeceğiz. Bilemiyoruz, bakalım zaman daha neler gösterecek...

Blog'da taşınabilir tablolar için, 'dragable-content' script'i kullandım. Üç sütuna terfi için de, orijinal Blogspot template'ine beautifulbeta'dan ilham alarak (
bloggeruniversity de pratik bir yol önermiş ama nedense o şekilde yapamadım, ben) biraz müdahale etmem gerekti.

Draft blogger'a ne zamandır uğramamıştım. Bu fırsatla orda da hoş değişiklikler olduğunu fark ettim; sayfa öğeleri (gadget) eklenen panelin grafik arayüzü mekanik görünümünden sıyrılıp, daha bir estetik hâle bürünmüş...

- - -
[01/05/2008 itibariyle 'dragable-content' script'i kaldırılıp, iki sütunlu temaya geri dönülmüştür.]

Google Adsense Reklamlarıyla Gelir Elde Etmenin Kolay Yolu

Google Adsense hizmeti veya başka reklamlarla gelir elde etmenin kolay yolu, içerik hırsızlığı değildir! İçerik hırsızlığı, suçtur!

Peki, hoşumuza giden bir yazıya/görsele web'de denk geldiğimizde, onu kullanmak istersek ne yapacağız?
Sahibinin ne şekilde kullanılmasına izin verdiğine bakmamız ve ona göre davranmamız gerekiyor.

Eğer o
yazı/görselin başka yerlerde kullanılmasına izin veriliyorsa?
Eğer o yazı/görselin başka yerlerde kullanılmasına izin veriliyorsa, kullanabiliriz fakat, kendi yazımız içinde alıntı yaptığımızı belli etmemiz ve kaynak göstererek bunu yapmamız gerekiyor. Wikipedia 'Alıntı Kuralları' ve 'İntihal' başlığı, nasıl yapabileceğimizi gayet güzel anlatıyor.

Önemli olan, kendi düşüncemizi, yorumumuzu yazılarımıza yansıtmamız. Farklı kaynakların desteğine ihtiyaç duyduğumuzda da bunu, kuralına göre yapmamız.

Kopya değil, özgün içerik kazandırır!

Google Adsense reklamlarıyla gelir elde etmenin kolay yolunun, içerik hırsızlığı olduğunu sanan bir işlek zekâ sahibi(!) yüzünden yaşanan içerik hırsızlığı sonrası, geçen haftayı Flynxs'te minik bir duraklamayla geçirdik*. Bunları o yüzden yazıyorum.

Herhâlde RSS yayınımdan blog içeriğimi çalarken, içeriğimin nasıl kullanılmasına izin verdiğime dikkat etmemiştir, kendisine ileteyim belki geri adım atar diye, oyun alanıma girip oyuncaklarımı izinsiz alarak oynamak isteyen kimseye ulaşmaya çalıştım. Geri dönüş alamayınca da onu Utanç Duvarı'na astım ve çalıntı içerikle Google'dan gelir elde etmeye çalıştığı için sitesini Google'a şikâyet edip, Google Adsense hizmetlerine bildirdim. Bunun bir adım ötesi, kanuni haklarımı kullanarak Cumhuriyet Savcılığı'na suç duyurusunda bulunmak...

'NoIndex, FeedFlare ve Sploglar', 'Sahicilik, Otokontrol' yazılarımda, içerik hırsızlığından bahsetmiş, blog içeriklerinin saygısızca kullanılmasından duyduğum rahatsızlığı belirtmiştim. Anlaşılıyor ki, üzerinden geçen onca zamana rağmen bu konuda pek de yol alamamışız...

Ben, denk geldiğim spam site/blogları Spam Sonuçları Bildir formunu kullanarak veya Firefox'un SpamReport eklentisi ile Google'a bildiriyorum. Splogları rapor edebileceğimiz splog reporter ve splog spot gibi servisler de var...

Temiz İnternet İçin Google Spam Formunu Kullanalım. Bunu yapmanız sadece birkaç saniyenizi alacak fakat, daha temiz bir İnternet var etmemizi sağlayacak!

Utanç Duvarı, içerik hırsızlıklarını sergileyebileceğimiz bir alan, benzer bir durumla karşılaştığınızda kullanabilirsiniz...

Selçuk Hoca'nın
'Çalıntı İçerikle Mücadele Yöntemleri' ve Güneçin Tam İçinde'denin '(ç)Alıntılama Sanatında Zen!' yazıları da bu konuda son derece bilgilendiriciler, okumadan geçmeyin lütfen...

[*: Bunlar olurken merak edip, ilgi göstererek destek olan herkese çok teşekkür ederim.]

Delta Shelter



'Delta Shelter', 'Olson Sundberg Kundig Allen Architects' bünyesindeki evlerden biri. Evin mimari yapısı, etrafındaki panelleri hareketli kılarak duvarlara özgürlük tanıyor.

Huzur çağrışımı yapıp, orda olma isteği uyandırmasıyla
Delta Shelter, özellikle şu an bana oldukça cezbedici görünüyor. Çünkü, fark ettiğim bir gelişme, yoğun bir gün sonrası gece eve dönüp evinize hırsız girdiğini anlamanız benzeri bir his duyumsattı...

olsonsundberg.com bünyesindeki diğer projeler de en az Delta Shelter kadar heyecanlandırıcı, görülesi.



Harika bir film, Fa yeung nin wa / In the Mood for Love (2000) ve bir o kadar enfes soundtrack'indeki müziklerden 'Yumejis Theme' hafta sonu müziği olarak -radioblog sayesinde- bize eşlik ediyor olacak.



Hafta sonu, 27. Uluslararası Film Festivali'ni değerlendirebilmenizi ve birilerinin de içerik hırsızlığı üzerinde düşünmesini, diliyorum...

Bir YouTube Engeli Daha

An itibariyle blogumdaki yazı alanları arasındaki devasa boşlukların sebebi, -alttaki görselden de görebileceğiniz üzere- ülkemizden YouTube'a erişimin yine engellenmesi yüzünden videoların görüntülenemiyor olmasıdır.

Ne kadar süreceğini bilemediğimiz, blog içeriğini bu hâle getiren bu tuhaf durum için özür dilerim.
Farklı DNS veya proxy kullanmanız bu sıkıntıyı hissettirmeyebilir. Bilişim Hukuku'nun ülkemizdeki durumu böylece her fırsatta yüzümüze vuruluyor maalesef...



Bu durumdan çok rahatsızım. Hani tüm site değil de sadece YouTube'daki içeriğin rahatsızlık verici kısmı engellenecekti? Şimdi yine ne oldu da böyle bir geri adım atıldı! Örnek teşkil edecek düzgün bir karar verilse de, bari bundan sonraki uygulamalarda tüm mahkemeler ona göre davransa, diye umuyorum ama...

Peki bu tür site engellemelerinde, blog içeriklerine dahil edilmiş olan videoların görüntülenmeye devam edebilmesinin bir yolu yok mu? Olsa iyi olurdu...

Konuyla ilgili benzer bir bağlantı: YouTube'a Bir Erişim Engeli Daha.

The Amazing Staircase




İnovatif, fonksiyonel çözüm uygulamaları görmek, her zaman ilgimi çeker. Merdiven boşluğunun kitaplık olarak degerlendirildiği aynı zamanda asıl işlevini de sürdürdüğü bu uygulamaya apartmenttherapy'de denk geldim.

Veronika ve Sebastian'ın apartman dairelerinde kitapları için bir mekân düzenlemesine ihtiyaçları olmuş ve levitate tasarım stüdyosu tarafından böyle enfes bir çözüm yaratılmış. Ne dersiniz, sizce de çok hoş olmamış mı?

Olmadık şeyler, çağrışımlar yaratıp ilham kaynağına dönüşebiliyor. O yüzden, neyin nerede yakalanacağı belli olmadığı için yabancı craft bloglarında geziyorum bazen.

Bu, hem eğlenceli bir zaman geçirme şekli, hem de öğretici. Dikkat ettiğinizde durumun enteresan bir tarafını da fark ediyorsunuz ki, o da; yabancı craft bloglarında gayet mütevazı bir tavır içinde nasıl olağanüstü güzellikte yaratıcı içler üretilip sergilenirken; dönüp mütevazi konumdaki yerli bloglara bakıldığında ise durumun,
nedense daha çok bunun tam tersi olduğu. Beceri ve kültür olarak daha iyisini sunabilecek potansiyelimiz var ama, acaba neyimiz daha eksik ya da fazla?!

YouTube'a Bir Erişim Engeli Daha

[21 Ocak 2008 itibariyle konu sonuna ilave yapıldı.] Türkiye'den YouTube'a yeni bir erişim engeli kararıyla daha karşı karşıyayız.

Bugün, normal yolla youtube.com'a girmeye çalıştığımızda, açılmayan sayfalarla karşılaştığımız gibi, bloglarımız üzerindeki YouTube kaynaklı videolar da gösterilemedi (bu mevzu devam ettiği sürece de maalesef gösterilemeyecek).

Can sıkıcı bir durum! Şu an bu yazının yerinde, hafta sonu müziği için hazırladığım, Jose Mourinho ilgimden - sayesinde futbolun gözüme ne kadar sevimli gözükmeye başladığından - Fifa 2008 müziklerinden bahsedip içlerinde beğendiklerimden birkaçının videosunu paylaştığım, güzel bir yazı yer alıyor olacaktı. Ama, yazı içinde istediğim videoları göstermeme engel olan bu gelişme yüzünden, memnuniyetsizliğimi ifade eden bu yazıyı yazıyorum.
Savcı Kayral, mahkemeye yazdığı yazıda şunları belirtti:
“Yapılan suç ihbarı üzerine başlatılan 5816 sayılı Atatürk'e Karşı İşlenen Suçlar Hakkında Kanun ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 299, 301, ve 125/3-a maddelerine aykırılık suçlarından yapılan soruşturmada; youtube.com sitesinde ‘turko maymun' isimli video klibi ile yapılan yayın hakkında 5651 sayılı yasa gereği internet sitesine erişimin engellenmesine karar verilmesi.”

Mahkeme, siteye gerişimi engellerse Türkiye de ilk kez "İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun"a muhalefet edildiği gerekçesiyle bir site yasaklanmış olacak. [bknz: Atatürk'e Çirkin Saldırı!, YouTube'a Yasak Gündemde]
5651 sayılı yeni internet kanunu uyarınca, istenmeyen içerikli yayınlar engellenebiliyor. Fakat biz şu an, engellenen siteyi normal yollarla Türkiye'den göremezken, tüm dünya görmeye devam ediyor! Bu, ne kadar akla, mantığa uygun bir durum? Bir şeyleri korumanın yolu sansür olabilir mi? Olmamalı!

İstersek, DNS değişikliği ve proxyler üzerinden engellenen siteyi görebiliyoruz ki, bu da uygulamanın tuhaflığının ayrı bir detayı.

Durumu, bilişim konusunda adımıza tarihe geçmiş yeni bir ayıp olarak niteleyeceklere, söylenecek bir laf olabileceğini düşünmüyorum. Kesinlikle haklıdırlar.

İstediğim videoları normal yollarla görüntüleyemediğim için şu an ben ve benim gibi herkes madur edilmiş durumda! Bu da çok saygın kanunlarımız ve işleyişleri sayesinde oluyor. Bir tarafta iyi bir şey yapmaya çalışırken diğer taraftan başkalarını madur etmek niye, bunu anlayamıyorum.

Tabii ki Atatürk'e karşı yapılmış saygısızlıktan rahatsızım, ama arzu ederdim ki bu rahatsız durum, yeni rahatsızlıklar yaratmayacak şekilde ortadan kaldırılabilmiş olsaydı. Bunu yapmanın teknolojinin imkân verdiği yollarının var olduğunu ben biliyorum. Kanun uygulayıcılarımız mı bilmiyor?!

Konu hakkında web'de detaylı bilgi bakarken, 'Savcılar farklı, adalet de farklı!' başlıklı bir gazete haberine denk geldim. Siz de okuyun isterim. Bu olayla ilgili olan savcı Kürşat Kayral'ın da isminin geçtiğini fark edeceğiniz haberde; bir olay karşısında aynı kanunlarla hareket eden iki savcının tavrının ne kadar farklı olabildiğini göreceksiniz.

5651 sayılı kanun'un uygulamasıyla ilgili aklımdaki soru işaretlerinden bahsetmiştim. Bu gelişmeler de, onları doğrular nitelikte gibi gözüküyor, maalesef.

Patlayan ara sokaktaki minik bir boru sokağı ıslatıyorsa ara vanadan su kesilip tamir edilir, tüm kent susuz bırakılmaz!

Kanunları internet üzerinde, normal hayatta uyguladığımız biçimde uygulamaya çalışamayız. Wordpress bloglarının hâlâ kapalı olması ve bu gelişmeler gösteriyor ki, bilişim hukuku üzerine yetkin kimselere ve kanunlarımızın hazırlığı ve uygulamasında bu kişilerin bilgisinden istifade edilmesine ihtiyacımız var.

YouTube
sadece durumun vahametini gösteren bir örnek. Bu gün YouTube, yarın belki Blogger blogları, ve hatta Wikipedia ya da Google! Google ya da Wikipedia'nin başına bunun gelemeyeceğini mi düşünüyorsunuz? Çin, Wikipedia'yi yasaklayabilmişti...

Bu karartmalar, sansürlerden çok rahatsızım.

21 Ocak 2008 itibariyle konuya ilave:

Benzer şekilde engellenmiş sitelere
opendns ile erişilebilmesine rağmen artık, IP'den engelledikleri için YouTube'a ulaşılamıyor!

Yapılan yanlış, dedikçe; konunun tuhaf yönlerinin altı çizildikçe; aşama aşama bir engelleme durumuyla karşı karşıyayız. Saklanmaya çalış(ıl)anı tüm dünya görüyor, bilmeyen kalmadı sayenizde!

Blog'un Hayatımızdaki Yeri [mim]


'Blogun Hayatımızdaki Yeri' konulu, röportaj kıvamında bir mim dalgası başlatmış, MaFİAMaX* blog.
1-) Blog yazmaya ilk defa nasıl başladım?
2-) Blog yazılarımın konusu belli bir çizgide olması için çaba gösteriyor muyum? Yoksa içimden geldiği gibi mi yazıyorum?
3-) Blog yazmak için gün içinde bazı şeylerden feragat ediyor muyum?
4-) Blog yazmak benim için eğlenceli bir uğraşken şimdi artan bekleyiş yüzünden zorunlu bir hal almaya başladı mı?
5-) Blog yazmayı daha ne kadar sürdüreceğim?
Sevgili Artemis*, cevap bekleyen bu soruları yanıtlayıp, benim de blog sahillerime doğru göndermiş, mim dalgasını.

Yanıt verdikten sonra, zinciri kırmamak için başka bloglara yönlendirmem gerekiyor. Önce kendi cevaplarımı yazıp, bir platform olarak blogların önemine değineceğim. Sonra da 'blogunuzun, hayatınızdaki yeri nedir?', diyerek pasladığım blogları yazacağım...

1.Blog yazmaya ilk defa, 2004'te; forumların devamı olarak yazılarımı bir arada tutmuş olmak ve istifade ettiğim şeyleri not düşmek için başladım.

2005'te, ilk Türkçe reklamblog'unda, şimdikine benzer bir formatta ve başka sitelerde yazıyordum. Sonrasında Flynxs'i düzenleyip, tasarım, reklam ağırlıklı ama, yelpaze aralığını biraz daha geniş tutarak, etkilenimlerimi not düşmeye başladım, devam ediyorum.

2. Blog yazılarımın konusu belli bir çizgide, fakat bu içimden geldiği gibi yazmama da engel olmuyor. Sonuçta mevzuyu blogumun genel temasına bir şekilde bağlıyorum, ki genel tema da zaten, etkilenimlerimden oluşuyor.

Yaratıcı sürecimi destekleyen, avladığım ilham noktacıkları ve biriktirdiğim bilgi parçacıklarını; ben istifade ettim, başkalarının da işine yarayabilir diye ve ileride, geriye dönüp baktığımda; şu zamanda şunu kullanarak şunu yapmıştım, diye anımsamak için not düşüyorum.

3. Blog yazmak için gün içinde bazı şeylerden feragat etmem gerekmiyor. Öyle olmasaydı devam edemezdim.

Yazılarımı çoğunlukla, bir seferde oturup yazmıyorum; fırsat bulduğum aralarda parça parça yazıp, tamamlanınca kontrol edip yayımlıyorum. Bu, blog içeriğindeki sürekliliği sağlamamı kolaylaştırıyor.

4. Bloguma ve ziyaretçilerine, imkânım dahilinde özen gösteriyorum. Blog'un devamlılığı için bir stres duyumsamıyorum.

Evet, blogumla ilgilenildiğini, takip edildiğini görmek hoşuma gidiyor, ama sırf bu ilginin varlığını korumak ya da sayısını/derecesini artırmak gibi bir endişem de yok. Hani öyle olmasa, bir sonraki yazıda ne yazacağım, yazıların arasını fazla açmayayım gibi kaygılar, zamanla ömür törpüsü hâline dönüşebilirdi.

Bu rahatlığım; bloguma yaklaşımımla ilgili.
İşim gücüm blog değil, keyfi bir uğraş. İstifade edildiğini görmek de en sevindirici getirisi, şimdilik.

5. Blog yazmayı, zaman ayırabildiğim ve canım yerine başka bir şey koymayı isteyene kadar sürdüreceğimi düşünüyorum. Her an her şey olabilir!

Bloglar, kişilerin kendi alanlarında rahatça düşüncelerini yansıtabilmeleri ve bu doğrultuda bağlantılar kurabilmelerine fırsat veriyor olmasıyla, iletişim, etkileşime açık; farklı kullanımlara müsait, işlevsel platformlar.

Forumlar, mail grupları sonrası, blogların da varlığıyla internette, rahat bilgi akışı için zeminler yaratılabildiğinden; daha çok kaliteli içerik üreten blog olması, bilgiye erişimi daha da kolaylaştıracaktır, diye düşünüyorum.

Yazmak için deneyimlemiş olmamız ya da düşünce sürecinden geçen bilgileri sıraya dizmemiz gerekiyor. Sırf özenli bir üslûpla bunu yapmak için göstereceğimiz gayret bile; düşünce süreçlerimize hakim olmamızı, aktardığımız her ne ise onu daha da idrak etmemizi, etraflıca görmemizi sağladığından, çok önemli.

Yazıp, çizerek bir şeyler üzerinde düşünmenin yararı, okuldayken aşılanan en etkili öğrenme metodu.

K
ullandığımız lisana ne kadar hâkimsek; duygu, düşüncelerimizi de karşı tarafa o kadar rahat aktarabiliyoruz.

Yazmak, beynimizde daha çok bağlantı kurma şansını artırdığından, bilgilerin uzun süreli hafızada yer etmesini sağlıyor, pekiştiriyor.

Zihni canlı tutmanın bir yolu olarak da blogları, yazma deneyiminiz ve gelişimini sağlamak için kullanabileceğinizi, söyleyebilirim.


National Geographic'te, Kasım 2007'nin konularından biri de Hafıza idi. Görsel, işitsel hafıza süreçlerinin, beynin hangi bölümlerini nasıl aktiflediğini diyagramlar, multimedya sunumlarıyla görebileceğiniz online Bellek Haritası sayfasına, müsait bir zamanınızda bakmanızı öneririm. Zihnin işleyişinin farkına varacağınız minik bir yolculuk, sizi bekliyor olacak.

Türkçe içerikli, kaliteli blogların varlığını önemsiyorum. Türkçe Yazım Kuralları'na dikkat eden, düzgün içerikli blogların sayısının çoğaldığını görmek istiyorum.

'Blogun, Hayatımızdaki Yeri', mim pasını crazyabouthome, devletsah, karalamadefteri, muratbuyurgan, followthefever, burcinindenemeleri, isitmekaybi, buzcevheri, geldik.biz, compir bloglarına gönderiyorum.

Fakat tabii ki, katılımınız keyfi ve sadece benim seçtiğim bloglarla sınırlı değil, mevzuyu istediğiniz gibi eğip bükerek blogunuzda da konu edip, düşüncelerini aktarabilirsiniz.
Blogunuzun, hayatınızdaki yeri nedir?

[*: teşekkürler...]

My Playground

Nedir?

Flynxs | Lynist weblog; ilham noktacıkları avlayan, yaratıcı sürecini desteklemek üzere bilgi parçacıkları biriktiren meraklı bir bünyenin rafine kişisel weblog'udur.

Mevcut olana farklı bir ışıkta bakmak da kimi zaman durumu kurtarıyor ama, edinilmiş daha fazla bilgi parçacığı, daha fazla bağlantı kurma şansını daima artırır.
İçerik; bu süreci tetikleyen, tasarım ekseninde denk geldiğim enteresan şeyleri not düşmemle beslenir. Müzik, sinema, kitap, alıntılar, haberler, kimi zaman da an'lık farkındalıklarımdan bahsederken, bana rastlayabilirsin.

Oyuncak blog'dur; görünümü zaman zaman değişebilir; yeni teknikleri, uygulamaları blog üzerinde denediğimi görebilirsin.

Tüm bunlar olurken, beni takip etmekle yetinmeyip katılabilir, bana ilham vermek için fısıldayabilirsin (: Ziyaretin için teşekkür ederim.

Lyn

Flynxs FriendFeedFlynxs DeliciousFlynxs Google ReaderFlynxs TwitterFlynxs BlograzziFlynxs CocommentFlynxs MyBlogLogFlynxs TechnoratiFlynxs OdeoFlynxs DailymotionFlynxs Vimeo