mekân etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mekân etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Tsang Kin-Wah, Typographic Illustration

Tsang Kin-Wah Typographic Illustration flynxsTsang Kin-Wah Typographic Illustration flynxs
Tsang Kin-Wah Typographic Illustration flynxsTsang Kin-Wah Typographic Illustration flynxs
Tsang Kin-Wah Typographic Illustration flynxsTsang Kin-Wah Typographic Illustration flynxs

'
Concrete Art, Transparent House'daki eski, aynı zamanda da modern ve egzotik dokusuyla hoş bir atmosfer yaratan; zeminde, köşelerden dağılan o floral desenlerin, şimdi, tipografik dokunuşlarla daha da cezbedici hâle bürünebildiği noktadayız.

Tsang Kin-Wah portfolyosu altındaki desen, boyama, seramik, enstalasyonlar,
tipografik illüstrasyonlar, birbirinden görülesi...

[Daha büyük görüntüleyebilmek için, görsellere tıklayabilirsiniz.]

Pritt MyStyle Correction Rollers



Michael C. Place;
Build tasarım ofisi tarafından, Pritt'in yeni düzeltme şeridi 'MyStyle' için hazırlanan TV reklamına ait, video.
Detayları, Build 'MyStyle' başlığı altında ve diğer fotoğrafları Flickr sayfasında...

Design/Production of an original handpainted artwork, for a TV commercial (France only) to promote a new.
Ad agencies: DDB Paris/DDB Entertainment. Creative Director: Tashi Bharucha. Client: Henkel. Movie Director: Yoann Lemoine. Production: Wanda. Music: "Into The Galaxy"/Midnight Juggernauts. Original painting - Build. Location photography by Laurent Cairoli.

Bu güzel video'ya denk gelip FF'de işaretlediğim günden beri, sabahları ofiste güne başlarken izlemek bana ilham veriyor...


Concrete Art, Transparent House

flynxs concrete art floor Transparent Houseflynxs concrete art floor Transparent House
flynxs concrete art floor Transparent Houseflynxs concrete art floor Transparent Houseflynxs concrete art floor Transparent House

Transparent House Studio imzalı yeni tasarım konsepti 'Concrete Art', soğuk fakat bir o kadar davetkâr görünümüyle, beni cezbetmeyi başardı. [Görselleri, daha büyük görüntüleyebilmek için üzerlerine tıklayabilirsiniz.] Zeminde, köşelerden dağılan floral desenler eski, aynı zamanda da modern ve egzotik dokusuyla hoş bir atmosfer yaratıyor. Transparent House bünyesindeki diğer tasarım, uygulamalar da en az, Concrete Art kadar görülesi. Duvarları desenlerle süsledik, şimdi sıra yerlerde...

Sonrasında, Flickr'da mini bir keşfe çıktım; Concrete Art başlığında enteresan, etkileşime açık pek çok detaya takılmak mümkün...

Dinner in the Sky 'Gökyüzünde Yemek'

flynxs Dinner in the Sky gokyuzunde yemek

Yerden yüksekte olmakla ilgili benzer şeyler hisseden fakat, duruma biraz da farklı yaklaşan insanlar olarak geçenlerde,
Dinner in the Sky 'gökyüzünde yemek' konusunda FriendFeed'de konuşuyorduk.

Sonrasında,
Dinner in the Sky organizasyonunun Yolculuk Atölyesi girişimi olarak yakında Türkiye'de de olacağını öğrendim. Organizasyonun web sitesi gokyuzundeyemek.com'da, tarih için Mayıs ayı gösteriliyor.

Bir seansta en fazla yirmi iki kişi oturma kapasitesine sahip olan masa, vinç yerleşimi ve platform konumu müsait olan herhangi bir alana konumlandırılabilecek, platformun altı ise reklam alanı olarak değerlendirilebilecekmiş. Etkili bir reklam alanı olacaktır, özellikle de yaratıcı işlerle bütünleştirilebilirse...

New York Times gazetesinde, 2008 yılında mutlaka gidilmesi gerekli yerler sıralamasında İstanbul; zengin yemek kültürüyle ilk sırada, Yemek Başkenti olarak gösterilmişti. O tadların şimdi böyle bir platformda keşfedilebilecek olması, eşsiz bir deneyim, güzel bir şans olsa gerek.

Dinner in the Sky'ın düşüncesi bile heyecan verici, soluk kesici ama, bilemiyorum denemeye cesaret edebilir miyim? Meselâ, Ortaköy'de boğazın üstünde böyle bir yemek, harika olmaz mıydı, ne dersiniz?

Delta Shelter



'Delta Shelter', 'Olson Sundberg Kundig Allen Architects' bünyesindeki evlerden biri. Evin mimari yapısı, etrafındaki panelleri hareketli kılarak duvarlara özgürlük tanıyor.

Huzur çağrışımı yapıp, orda olma isteği uyandırmasıyla
Delta Shelter, özellikle şu an bana oldukça cezbedici görünüyor. Çünkü, fark ettiğim bir gelişme, yoğun bir gün sonrası gece eve dönüp evinize hırsız girdiğini anlamanız benzeri bir his duyumsattı...

olsonsundberg.com bünyesindeki diğer projeler de en az Delta Shelter kadar heyecanlandırıcı, görülesi.



Harika bir film, Fa yeung nin wa / In the Mood for Love (2000) ve bir o kadar enfes soundtrack'indeki müziklerden 'Yumejis Theme' hafta sonu müziği olarak -radioblog sayesinde- bize eşlik ediyor olacak.



Hafta sonu, 27. Uluslararası Film Festivali'ni değerlendirebilmenizi ve birilerinin de içerik hırsızlığı üzerinde düşünmesini, diliyorum...

Hi-Can, Private Cloud, Fusion Tables



Bu sıralar ilgimi çeken, yakın zamanda en az birine sahip olsam hiç fena olmaz diye düşündüğüm, tasarım ve fonksiyonellikleriyle beni cezbeden birkaç üründen ilki,
Hi-Can.

High Fidelity Canopy; İtalyan tasarımcı Edoardo Carlino'nun
harika bir ürünü. Adeta, modern hayatın yatağa entegrasyonu olarak nitelenebilecek ürün, içersinde barındırdığı dvd player, hi-fi sistem, havalandırma gibi pek çok özelliğiyle, konforun üst sınırda olduğu bir yatak tasarımı.

Film izlemek, oyun oynamak, interneti kullanmak... keyfinize kalmış. Detayları,
websitesinde, YouTube videosunda.



Private Cloud ise, Hi-Can'in sunduğu teknoloji tatmininden uzak olmakla beraber, görünüm ve kullanım olarak oldukça şık ve rahat görünen diğer bir yatak tasarımı. Hareketli ya da istendiğinde farklı eğimlerde sabitlenebilen yapısıyla, oldukça kullanışlı olabileceğe benziyor.

Diğerleri arasında en kısa ayda, ay sonuna yetiştirilmeye çalışılan işlerle uğraşırken; bir an önce rahata kavuşma isteğiyle zihin, algıda seçiciliği devreye sokmuş olabilir, bu ürün seçimlerinde. Fakat sıradaki tasarım, arada eğlenceyi de unutmadığımın bir göstergesi.



Pek çok kimse, evde olmasını istemekle beraber, yemek masasıyla rekabeti kazanamadığı için bilardo masasını eve alamayabiliyor.

Fusion Tables, bilardo keyfini rahatça yaşadığımız mekâna taşıyan, fonksiyonelliğiyle, işlevsel bir ürün tasarımı.

Bilardo masası, ofislerde toplantı masasına, evde çalışma ya da yemek masasına bu sayede kolayca dönüştürülebilir.

Evet, bundan istiyorum (: yataklar şimdilik kalabilir. Gerçi firma Belçika'da ama, herhalde araştırınca burda da en azından fikir olarak benzer ürünler bulunabilir.

The Amazing Staircase




İnovatif, fonksiyonel çözüm uygulamaları görmek, her zaman ilgimi çeker. Merdiven boşluğunun kitaplık olarak degerlendirildiği aynı zamanda asıl işlevini de sürdürdüğü bu uygulamaya apartmenttherapy'de denk geldim.

Veronika ve Sebastian'ın apartman dairelerinde kitapları için bir mekân düzenlemesine ihtiyaçları olmuş ve levitate tasarım stüdyosu tarafından böyle enfes bir çözüm yaratılmış. Ne dersiniz, sizce de çok hoş olmamış mı?

Olmadık şeyler, çağrışımlar yaratıp ilham kaynağına dönüşebiliyor. O yüzden, neyin nerede yakalanacağı belli olmadığı için yabancı craft bloglarında geziyorum bazen.

Bu, hem eğlenceli bir zaman geçirme şekli, hem de öğretici. Dikkat ettiğinizde durumun enteresan bir tarafını da fark ediyorsunuz ki, o da; yabancı craft bloglarında gayet mütevazı bir tavır içinde nasıl olağanüstü güzellikte yaratıcı içler üretilip sergilenirken; dönüp mütevazi konumdaki yerli bloglara bakıldığında ise durumun,
nedense daha çok bunun tam tersi olduğu. Beceri ve kültür olarak daha iyisini sunabilecek potansiyelimiz var ama, acaba neyimiz daha eksik ya da fazla?!

Takayuki Senzaki



Takayuki Senzaki;
geleneksel desenleri ve Japon origami sanatını göz alıcı şekilde kullanan başarılı bir tasarımcı.

Origami ve
mekâna ayrı bir ruh katan motiflerle duvar, pencerelerin yaratıcı dokunuşlarla bürünmesi ilgimi çektiği için, Takayuki Senzaki'nin aydınlatma ve gölge oyunlarıyla birleştirerek yarattığı enstalasyonları yanında dekoratif diğer uygulamalarından da hoşlandım.

Takayuki Senzaki hakkında web sayfası üzerinden bilgi edinilip çalışmaları görülebileceği gibi, pingmag.jp'deki Takayuki Senzaki’s Magical Origami yazısı altından da, başka detaylara ulaşılabilir.
pingmag'e uğramışken, isterseniz renkli Tokyo Design Week 2007'den izlenimler de edinebilirsiniz...

Askıda, Unutma! Photo Hanger



PhotoHanger; +d'den, Juta Kan tasarımı, minik, estetik bir yenilik.

Fotoğraflar, posta kartları, unutulmaması gereken notlar gibi şeyleri, eğlenceli bir detaya iliştirerek göz önünde bulundurmak için, askı formundaki bir klips, Photo Hanger.

Tasarımcısı Juta Kan; tasarladığı ürünlerle minik bir gülümseme yaratmak, eğlendirmek, sürpriz yapmak niyetinde olan, genç bir tasarımcı. Bunu da başarıyor. Ne dersiniz, öyle değil mi?

+d bünyesinde, aynı çizgide birçok eğlenceli, enteresan ürüne ulaşmak ya da olmadık şeyler için bu ürünlerin arkasındaki fikirlerden ilham almak, mümkün.

Yaratıcı zekâ ürünü minik detaylarla yaşadığım mekânı zenginleştirmeyi sevdiğim için, böyle şeylere meraklıyım. Ofisteki envai çeşitteki kıskaçların arasına bunlardan da birkaç tane eklense hiç fena olmazdı.

Wallpaper Games, Coloring Wall




Tic tac toe karelerini bilirsiniz, labirent bulmacaları da. Eğlenceli oyunlardır. Bir de bunların, mekâna renk katan, daha da eğlenceli duvar kâğıtlarına dönüştüğünü, düşünün!

cinqcinqdesigners, mekanları farklı kılacak oldukça kreatif uygulama ve ürün seçenekleri sunabilen, Paris'te ödüllü bir tasarım firması.

Projests - wallpaper games ve products - wall and flour altından seçtiğim örnekleri görüyorsunuz üstteki görsellerde. Diğerleri ise, 5.5 designers'da sizin keşfetmenizi bekliyor. Web site tasarımı pek rahat kullanımlı hazırlanmamış, biraz uğraştırıyor ama, içeriği görülesi...

Calvino Chandelier, Propellor



Calvino Chandelier;
Kanada, Toronto'dan Propellor tasarım stüdyosu ürünü, bambudan yapılmış şık bir avize.

'Zihninizi Görsel İmajlarla Besleyin' başlıklı yazımın yorumlarında; Calvino'nun Görünmez Kentler'inden nasıl beğeniyle bahsettiğime denk gelip, görmüşseniz;
ortama hoş bir ambiyans kazandıran aydınlatma çözümleri ve diğer projeleriyle Propellor bünyesindeki yaratıcı, birbirinden şık ürün arasından neden özellikle bunu seçerek konu ettiğimi de o kadar rahat fark edeceksinizdir.

Denklem Rafı(ndaki Film)


Brezilya'dan, Estudio Breder tasarım ofisi ürünlerinden biri “Equation Bookshelves”.

Kitapları ya da objeleri düzenlemek, yerleştirmek için sade, ama yaratıcı bir çözüm.

Denklem rafı, sizce de hoş bir tasarım nesnesi olmamış mı?

Öyle olmadığını düşünüyorsanız, bir de ona yükleyeceğim anlamla değerlendirin.

Belki, bahsedeceğim kullanımla artık gözünüze daha enteresan görünebilir.


Mekân kullanımlarında, tasarım nesnesi olarak atmosfere esprili bir renk katması yanısıra; işleri sıraya koymakta ya da unutmamamız gereken şeyleri sakladığımız zihnimizdeki hayali rafların bir yansıması olarak da görülüp, değerlendirilebilir, denklem rafı.

Nasıl mı? Meselâ, hafta sonu Elizabeth, The Golden Age'i izlemeyi düşünüyorum. Cate Blanchett, Cliwe Owen'lı güzel bir dönem filmi olmasını ümit ediyorum. En azından kıyafetler ve ortamla o atmosferi yakalayabilmek bile yeterli olacaktır, fazlası için bir beklenti içinde değilim. Neyse.. Sinema programını unutmamak için, zihnimizde canlandırdığımız bu planın, hayali yansımasını, denklem rafının bir yerine, örneğin iç parantezine yerleştiriyoruz. Böylece, sadece bizim orada olduğunu bildiğimiz, gözükmeyen bir anımsatıcımız olmuş oluyor. Rafı gördükçe, planımızı anımsıyoruz.

(NLP) Zihin Dili Programlamasıyla, hatırlamamız ya da öğrenmemiz gereken şeylerin bir hikâye içine yerleştirilerek saklanması/anımsanmasına dayanan, bir anlam yükleme şekli bu.

Ana konumuza dönersek, farklı konseptlerde tasarım çözümleri sunan Estudio Breder'in enteresan diğer ürünleri de görülesi.

Denklem rafının kullanımı tabii ki keyfi ama, bu fırsatla iki temel bilgiyi de anımsamış olalım, bitirirken dip notumuz olsun.

Aritmetik işlemlerin tümünde hatta
Javascript gibi kodlarda işlem sırası; çarpma (*), bölme (/), toplama (+) ve çıkarma (-) şeklindeydi. Ve denklemlerdeki parantezler, içten dışa doğru çözülüyordu...

Jim Denevan




link: www.jimdenevan.com

Hepimiz kumsalda gezinirken, bulduğumuz bir şeylerle kumda şekiller çizip, yazılar yazmışızdır. Fakat, bunun sanata dönüştüğü noktaya çok da yaklaşabildiğimizi sanmıyorum.


Jim Denevan
'ın gördüklerinden hoşlandım. Bakınca farklı bir şeyler görüyor olmasa, bunlar ortaya çıkabilir miydi sizce? Tabii bir de aklımızdakini, gerçeğe dökebilmek için odaklanmak ve sonuca ulaşıncaya kadar kararlılıkla devam edebilmekte de iyi olmak gerekiyor, her işte başarıya ulaşabilmek için gerekli olduğu gibi.


Sahilde dalgaların sesini dinleyerek çalışmak zevkli olsa da, bitirdiği ve yaptığına memnuniyetle baktığı o ânın zevkiyle pek bir şeyin boy ölçüşebileceğini sanmıyorum. "
Bir fikri hayata geçirebilmek. Bir işin, gerektiği gibi yapıldığını bilmenin verdiği o iç rahatlığı"ndan bahsediyorum...

Tonerico-inc, Memento








Hiroshi Yoneya, Ken Kimizuka, Yumi Masuko'dan oluşan www.tonerico-inc.com; iç mekân, ürün ve endüstriyel tasarım çözümleri sunan bir tasarım stüdyosu.


Tasarımda rakamların dünyası, tipografik kullanımları beni cezbettiğinden; üstte görselleri yer alan aydınlatma çözümleri 'Memento'yu buraya taşımak istedim.


Ödüllü birçok projenin de yer aldığı www.tonerico-inc.com altındaki tasarımlar, görülesi..

Sokaktan Tipografik Yansımalar

[The House Numbers, Yeni Sokak Tabelaları, Akzidens Grotesk, Graffiti Research Lab çevresinde; tipografi, grafiti, tasarım, kent, kültür...]



The House Numbers; Stokholm'den Medium tasarım stüdyosunun, 10 farklı tipografi ve grafik tasarım sanatçısıyla oluşturdukları, yaratıcı sokak kapısı numaraları üzerine bir proje.

Mediumism altındaki, mimari ve görsel kültüre katkı sağlayan diğer projeler de görülesi.

Zevkinizi yansıtan, size özel tasarlanmış bir sokak kapısı numarasıyla, ziyaretçilerinizi karşılamak iztemez miydiniz?

Burada da, sokaklarda farklı kapı numarası tasarımlarıyla karşılaşabilmek hoş olurdu. Fakat şimdilik sokaklara, tabela değişimiyle kimlik kazandırılmaya çalışılıyor.

..

Yeni, Tasarım Nesnesi Sokak Tabelaları

26 Haziran – 21 Temmuz 2007 tarihleri arasında; Bülent Erkmen ve Aykut Köksal’ın hazırladığı ve İstanbul’un yeni tabela konseptini meraklılara sunan “İstanbul’u Tabeladan Okumak” sergisi, Bülent Erkmen ve Aykut Köksal’la birlikte gerçekleştirilen tanıtım gezisi eşliğinde Garanti Galeri’de açılmıştı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin talebiyle başlatılan projede kentin bilgi veren öğelerinin hem bu kente özgü bir tipolojiye sahip olması hem de yerel farklarına göre birbirinden ayrışarak bölgelere göre özelleşebilmesi hedeflendi.

Tabelaların hepsinde zemin rengi kırmızı kullanılarak tabelaların bir bütünün parçası olması sağlanırken tabelaların alt kısmında bulunan semt isimlerinin arka fonunda her semte özgü farklı bir renk kullanılarak bölgenin ayırt edilmesi sağlandı. Böylelikle tabelaların kente kimlik verici bir öğe olarak değerlendirilmesi sağlandı.

Ayrıca tabelalara özgü, İstanbul’a özgü yeni bir yazı karakteri geliştirilerek tabelaların istanbul’la özedeşleşebilecek ayırıcı bir özelliğe sahip olması amaçlandı.

Şimdiden İstanbul’un çeşitli semtlerinde yerini almaya başlayan tabelalar ve sokak numaraları yakın zaman içerisinde tüm semtlere uygulanacak.

İstanbul’da eskiden kırmızı tabela kullanılıyordu, daha sonra maviye geçilmişti. Mavinin tonu da bir kere değiştirilmişti. 2005’te İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin, Bülent Erkmen ve Aykut Köksal’a ısmarladığı yeni tabelalarda dikkat çeken özellik, bilginin renklere göre ayrılması.

Bu tabelalarda biri geniş, ikisi dar üç şerit var. Geniş bölümde sokak ya da cadde ismi ve kapı numarası, dar şeritlerden birinde mahalle, diğerinde ise ilçe adı belirtiliyor. Bu bilgiler birbiriyle renk yoluyla ayrıştırılmış.

Tasarımcı Aykut Köksal şöyle anlatıyor:
"Cadde ve sokak isimleriyle kapı numaralarının ana zemininde, İstanbul’a ait kimlik rengi bulunuyor. Tam kodu Pantone 1945 olan bu renk, kırmızının belirli bir tonu; tüm ilçelerde ana zemin rengi bu olacak. İlçe adının olduğu şeritte rengin tonu ilçeye göre değişiyor, böylece cadde ya da sokağın kent içindeki konumunu gösteren özel bir kod işlevini taşıyor. Bu iki düzey arasında, beyaz bir şeritten oluşan ve mahalle adını taşıyan bir ara düzey yer alıyor."

İlçeleri birbirinden ayıran renk tonlarının belirlenmesinde komşuluk ilişkisi esas alındı. Tüm ilçeleri içeren 10 ayrı ton düşünüldü. Birbirine komşu ilçelerde aynı ton kullanılmayacak. İlçelerin ayrı ayrı renklerinin olması, ileride gerçekleştirilebilecek kent rehberi gibi uygulamalarda bu renk kodlarından yararlanılmasını sağlayacak.


Üstte Pantone değerlerini gördüğünüz; ilçe adının olduğu şeritlerin renklerini pek sevmedim ama, farklı renklerde olması fikri ve gidilen bu düzenlemeyi gayet yerinde buluyorum.

Sokaktan tipografik diğer bir yansıma ise Almanya'dan, Akzidens Grotesk.



Akzidens Grotesk;
font karakterlerinin, video projeksiyon ile kentteki bina ve yapılar üzerine yansıtılmasıyla oluşturulmuş bir proje.

Fontların mekâna uyumu ve uygulama sonrası mekâna dair oluşan yeni algı, görülesi.

Burada sadece birkaç örneğini verdiğim
Akzidens Grotesk'i; Tobias Battenberg, www.pixelgraphik.de sayfasından ('nachstes bild' tıklayarak) sayfa sayfa görüntüleyebilir ya da PDF olarak da download edebilirsiniz.







www.pixelgraphik.de'ye uğramışken, Tobias Battenberg çalışmalarından 'Typoexperiment'ı da görmemezlikten gelmeyin. Zirâ, objelerin gölgesinden seyrettiğim yansımalar, hiç alakasız bir konu için zihnimde yeni fikir rüzgârları yaratmaya yetti.

Sokağa renk katan alternatif uygulamalardan bir başkası da;
Graffiti Research Lab altından görebileceğiniz, yeni nesil grafiti uygulamaları.

.

Şehirdeki büyük bina ve yapıların cephelerine, lazerle grafitiler yapan grup; bu gelişmiş teknikle, klasik boyalı grafitiler gibi kalıcı işler yaratamasa da, fantastik etkisi ve eğlenceli uygulaması, oldukça dikkat çekici.

Grubun, uygulama fotoğraflarına Flickr/Graffiti Research Lab altından erişebilirsiniz.

Altta, YouTube'daki videosunu izleyeceğiniz Rotterdam 2007 uygulamasını, Graffiti Research Lab bünyesindeki Laser Tag başlığından da detaylarıyla izleyebilirsiniz.

YouTube'a gitmişken, Automatic Graffiti Robot video ve Graffiti Machine videosunu da izlememezlik etmeyin; grafiti uygulamalarının plotter benzeri aletlerle, duvarlara kolayca ve kısa sürede yapılabildiğini göreceksiniz.


Graffiti, kelime olarak eski yunan etimolojisinden kalma graphein = yazma anlamına gelen bir kelimeden türemiş, italyancadan sgraffito günümüze okuma ve söyleme yanlışı olarak graffiti olarak gelmiştir.

Grafiti insanlığın varoluşundan beri hüküm sürmektedir. Fransa'daki Lascaux mağaralarında ilk insanların mağara duvarlarına kemikler ve taşlarla kazıdığı resimlere rastlıyoruz. Aynı zamanda ilk insanın stensil ve sprey tekniğini de uyguladığını, renklendirilmiş toz ve kemikler yardımıyla silüetler yaratmasından anlıyoruz.

Antik Yunan'da üzerine notlar kazınmış çeşitli kil parçaları bulunmuştur. Pompei'de yapılan kazılarda ise sloganlar, resimler ve müstehcenlik içeren grafiti örneklerine rastlanır... (Wikipedia/Grafiti)
İstanbul Boğazı'nda nerdeyse her akşam, bir veya birkaç havai fişek gösterisine tanıklık ederken, buna anlam veremeyip; pırıltılara bakarak eğlendiğimiz zamanların bebeklik yıllarımızda kalmış olması gerektiğini düşünüyorum.

Havai fişek gösterilerinin çevreye ve şahsıma verdiği rahatsızlıktan, İstanbul Boğazı'ndan Vodafone Geçti başlıklı yazımda bahsetmiştim. Havai fişek kutlamaları yerine, daha temiz ve gürültüsüz ışık oyunları, lazer grafitiler kullanılsa, sizce de daha iyi olmaz mıydı?