İnternet Kanunu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İnternet Kanunu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Sansüre Sansür!

14-20 Ağustos 2008 tarihleri arasında 'Geleceğin İnternet'inin Önizlemesini Yapıyoruz' diyerek, mahkeme kararlarıyla erişimleri haklı veya haksız olarak engellenen siteler gibi, kendi sitelerimizi 'Bu siteye erişim kendi kararıyla engellenmiştir' uyarısı asarak kapattık.

Bu geçen hafta içinde blog hareketine katılıp, duyarlılık ve özveri göstererek, sansüre karşı tavır sergileyen yüzlerce site sayesinde; ülkemizde mahkeme kararlarıyla sitelere tümden erişimin engellenmesinin; sansürün, bilgiye erişim hakkımızı elimizden alarak, bizi nasıl mağdur ettiğini hep beraber deneyimlemiş, dolayısıyla, geleceğin İnternet'inin sanal bir önizlemesini yapmış olduk.

Yerli ve yabancı basında ve sitelerde de yer bulan, destek gören sansüre karşı bu tavırla; toplumda daha geniş kitlelerin, uygulamalardaki doğru bilinen yanlışları fark etmesi ve üzerinde düşünmesi bir parça da olsa sağlanmış oldu.

flynxs sansüre sansür
Maruz kaldığımız yanlış uygulamaları değiştirmeye çalışmazsak, ileride nasıl bir İnternet deneyimi yaşıyor olacağımızın küçük bir projeksiyonu olan bu hareket, konu üzerinde farkındalık yaratmak ve bir bilinç oluşturmak için sansuresansur.org sitesi altında herkesin katılımıyla gelişmeye, ses çıkarmaya devam ediyor olacak.

5651 sayılı, Elektronik Ortamda İşlenen Suçların Önlenmesi Kanunu'ndan haberdar mısınız?

Ülkemizde, 5651 sayılı İnternet Kanunu'nun yoruma açık maddeleri, Bilişim Hukuku alanındaki mevcut eksiklikler yüzünden, uygulamada, geniş kitleleri mağdur eden kararlar verilmesine yol açıyor.

Daha önce burada, bir gecede süratle çıkarılan, üzerinde yeterince çalışılmadığı her hâlinden belli olan
5651 sayılı İnternet Kanunu'nun uygulamada yaratacağı sorunlarla ilgili endişelerimi, aklımdaki soru işaretlerini paylaşmış, konuşmuştuk*. Geçen bir yıl içinde, o sorunlar maalesef gerçeğe, yaşamımızın bir parçasına dönüştüler.

Maalesef ülkemizde, -tıpkı şu günlerde Milli Eğitim Bakanı'nın bir zamanlar eğitim affına kesinlikle karşıyken, nasıl bir anda olası siyasi bir manevra uğruna sıkı bir takipçisi olduğunu gördüğümüz gibi- bir takım siyasi hesaplar uğruna yeterince hazırlıksız uygulamaya konan,
alınan kararların sıkıntılarını yaşıyoruz.

Kanunlar değiştirilebilir, yeniden düzenlenebilirler!

Yanlış uygulamalara tavır gösterip, doğruyu talep etmek hepimizin sorumluluğu.
Oysa, pek çoğumuz, sitelere erişim engeli kararlarını haklı görüp; sebebini araştırma veya bu uygulamaları eleştirme gereğini bile duymuyoruz.

Tüm dünya zengin içeriğini kullanabiliyorken, biz, ülkemizde Youtube, Dailymotion gibi video paylaşım sitelerine erişemiyoruz.

Engellenen siteleri kullanabilmek için bulunan yan yollara rağbet edip; mahkeme kararıyla engellenmiş olsalar da, nasıl olsa o sitelere bir şekilde girebildiğimiz için kendimizi şanslı hissedip, engellenmiş olmalarını dert etmeyebiliyoruz.

Oysa sansür; başlıbaşına bir problem olmaka beraber, erişimi engellenen site içeriklerinin sırf 'eğlence'ye hizmet etmiyor; pek çok farklı meslek alanı için arşiv, bilgi kaynağı teşkil ediyor olmasıyla da, o sitelerden istifade edemediğimiz süre içinde bizi zamandan, güncel zeminden, kaynaklarımızdan geri bırakmış oluyor!

Erişimi engellenmiş siteler sadece Youtube, Dailymotion gibi video paylaşım platformları da değiller. Birilerince olası 'müstehcen' içeriğe sahip görülerek, şikâyet edilip erişimi engellenmiş, pek çok sanat içerikli yabancı site de, bu sansür rüzgârından etkilenmiş durumda.


Evet, sanat eserlerinin söküldüğü, sergilerde üzerlerinin örtüldüğü bir ülkede yaşıyoruz. Ama dünyada başarılara imza atmış yabancı bir fotoğraf sanatçısına, sitesine ülkemizden erişim engeli getirildiğini, eserlerinin sansürlendiğini nasıl açıklayabiliriz?

5651 sayılı İnternet Kanunu'muz, 'müstehcen' içerikli siteleri, şikâyet hâlinde erişime engelleyebiliyor. Peki ama, o içeriklerin kime göre, neye göre müstehcen olduğu kabul ediliyor? O kısmın yoruma açık olması, korkarım ki çok yakın gelecekte bizi sanattan mahrum bırakacak!..


5651 sayılı Elektronik Ortamda İşlenen Suçların Önlenmesi Kanunu'ndaki yoruma açık maddelerin, bilişim hukuku uzmanlarınca takip edilmesi yanında, bilişim medyası ve bilişimle ilgili sivil toplum kuruluşlarıyla beraber, İnternet kullanıcıları olarak bizlerin de kanun üzerinde konuşarak; eksikliklerine dikkat çekip, yeniden düzenlenmesi için bilinç sağlanmasında hassasiyet göstermemiz gerektiğini düşünüyorum. Yoksa, böyle ilginç(!) düzenlemelere tâbi olmaya devam edeceğiz.

Türk İnternet kullanıcısı olarak, İnternet'te ne kadar özgür olabileceğiz? İnteraktif iletişime, teknolojiye bakışımız; kanunlarımızla paralel mi? Geleceğin medyası, klasik medyanın kontrol edildiği gibi bir mantıkla kontrol edilebilir mi?..

'Sansür'le, zihinsel besin kaynaklarıma erişimim engellendi. Rahatsızım, rahatsızız! Bu, anlaşılsın istiyorum. Sizi de sitelerinizde, 'sansür'e karşı aynı tavrı sergilemeye ve daha geniş kitlelere ulaşıp, bu konuda bir bilinç, farklındalık sağlanmasına katkıda bulunmaya çağırıyorum.



*:
ilgili bağlantılar: '5651, Yasalaşan Yeni İnternet Kanunu ve Zihnimdeki Soru İşaretleri', '5651, İnternet Kanunu Onaylandı','WordPress Engellenirken, Mim Dalgalarıyla Serinleyip PageRankımızı Mı Düşünelim?', '23 Kasım, 5651 Sayılı Kanun Işığında İnternet', 'YouTube'a Bir Erişim Engeli Daha', 'Bir YouTube Engeli Daha', 'İnternet Haftası', 'Bir Erişim Engeli De Dailymotion'a', 'Geleceğin İnternet'inin Önizlemesini Yapıyoruz'.

Geleceğin İnternet’inin Önizlemesini Yapıyoruz!


internetinkarariyor.com tanıtım filmi from Webiki.tv on Vimeo.

Flynxs, 'Geleceğin İnternet’inin Önizlemesini Yapıyoruz!' kampanyasını desteklemek için, 'Bu siteye erişim kendi kararıyla engellenmiştir' diyerek, 14 Ağustos'ta içeriğine erişimini engelledi. 20 Ağustos 2008 akşamına kadar da, bu şekilde protestosuna devam edecek!
Her gün yeni bir site daha kapatılıyor.
Bu hızla giderse ileride nasıl bir İnternet deneyimi yaşarız, onun canlandırmasını yapıyoruz.
İki tıklamada bir karşımıza bu görüntü çıkar ise neler hissedersiniz?
Bu amaçla sitelerimizi diğer sansürlenen siteler gibi kapatıyoruz. Aynı şekilde.
'Sansür'le, zihinsel besin kaynaklarıma erişimim engellendi. Rahatsızım, rahatsızız! Bu, anlaşılsın istiyorum. Sizi de sitelerinizde, 'sansür'e karşı aynı tavrı sergilemeye ve bu konuda farklındalık sağlanmasına katkıda bulunmaya çağırıyorum.

Eğer siz de bu kampanyaya destek vermek isterseniz, sitenize eklemeniz gereken kodu buradan alabilirsiniz.

Kampanyaya yer veren bazı siteler: bigumigu, sozluk.sourtimes.org, Radikal, Hürriyet, Marketing Türkiye, MediaCat, MedyaKronik, NTVMSNBC, Techcrunch,
osocio.org, sinema.com, zargan.com, ozgeozberk.net, eksiduyuru.com...

Bir Erişim Engeli De Dailymotion'a


YouTube'a art arda gelen erişim engellerinden sonra, ülkemizden bir erişim engeli de, içlerinde Türkçe'nin de bulunduğu pek çok farklı dilde hizmet veren, sosyal video paylaşım sitesi Dailymotion'a gelmiş bulunuyor.


'Bu siteye erişim mahkeme kararıyla engellenmiştir' yazıları, İnternet'i bir mecra olarak yeterince anlayamamış, kavrayamamış olduğumuz gerçeğini yüzümüze vurmaya devam ediyor.

Bilgiye erişim hakkımız kitlesel olarak elimizden alınıyor! Bilişim Hukuk'u mağduru olduk! Rahatsızım. Siz değil miziniz?

Paylaştığım YouTube videolarının, ülkemizden YouTube'a erişim engeliyle blog'umda görüntülenememesinden dolayı aylardır yerlerini devasa boşluklara bırakmalarına, şimdi de blog'umda Dailymotion altındaki videoların yerlerinin boşluğu eklendi. Bu, erişim engeli uygulamasının bana yansıyan zararının, gözle görülür tarafına bir örnek. Aynı durum, tüm websiteleri için de geçerli.

Ses ve görüntü kalitesi, içeriğiyle, Dailymotion kullanmaktan ne kadar memnun olduğuma, burada sıkça değinmiştim. Dailymotion, YouTube, Vimeo; öncelikli tercih ettiğim üç video paylaşım sitesi. Ve şu an, ikisini tüm dünya kullanabiliyorken, ben kullanamıyorum! Mahkeme kararıyla engelleniyorum! Engelleniyoruz!

Yoksa siz, bunda bir mantık hatası, uygulamada yanlışlık, daha da önemlisi yaşananın kitlesel olarak
özgürlüklerin kısıtlanması noktasına ulaştığını görmüyor musunuz?

Video paylaşım sitelerini eğlence amaçlı olarak kullanmaktan çok, işimle ilgili gelişmeleri, yayınları takip etmek ve zihinsel besin için kaynak olarak kullanıyorum. O sebeble bu sansürler beni ve benim gibi insanları çok fazla olumsuz etkiliyor.

Fakat, erişimi engellenen bu platformlar ister eğlence, isterse de profesyonel amaçlara hizmet için kullanılıyor olsunlar
, fark etmez, her durumda sonuç aynı. Sansüre maruz kalıyoruz. Mağduruz!

'
O kadar önemli mi? Kullanmayın biraz. Hem, sadece o video siteleri mi var, diğerlerini kullanın', deniyor. Bu maalesef bilinç düzeyinin seviyesini gösteren çok basit bir yaklaşımdan başka bir şey değil. Her video paylaşım platformunun kapasitesi, içeriği, aranan konu başlıklarında videolara ulaşabilmek için yeterli olmayabiliyor. Meselâ, YouTube'da bulabildiğim birçok videoyu başka bir video paylaşım sitesinde bulamıyorum. Haberdar olmam gereken konulardaki videoları bulabileceğim yerler engellendiğinde, etraftan aramakla zaman kaybetmek zorunda kalıyorum, verim düşürücü, sıkıntı verici bir durum bu.

Bilgiye erişimimizin engellenmesi hepimizin sorunu! Video paylaşım sitelerinin sansürlenmesi, geneli etkileyen bir uygulama olduğu için, yanlışın boyutunu fark etmemizi sağlamada iyi birer örnekler.

Tüm meslek gruplarının bu uygulamadan bir şekilde etkilendiğini söyleyebiliriz. Örneğin, bi
r bilim insanını düşünün; yeni yayınları takip edebilmesi, dünyadaki gelişmelerden haberdar olabilmesi için video paylaşım sitelerini kullanıyor olsun.

Dünyanın diğer ucundaki meslektaşının, kalp kapağı değişikliğinde kullanılmak üzere bulduğu cerrahi bir tekniğin uygulama videosunu, bu video paylaşım sitelerinden izleyerek, anında haberdar olabiliyor. Eskisi gibi sadece dergilerdeki yayınlara, kitaplara muhtaç değil; şimdi, yeni tekniklerden videolar üzerinden kolayca haberdar olunabiliyor.

Yeni tekniklerin uygulama videoları, röportaj ve tanıtım filmlerine erşimi engellendiğinde, bir insanın kendini geliştirmesinin önüne çekilen perde, hepimizin zararına değil mi?

İstenmeyen içerik yüzünden mi, izlenen videoların yarattığı yurtdışı çıkışlarındaki yoğunluğu hafifletmek için mi, yoksa başka sebeplerden mi bu tür uygulamalara maruz bırakılıyoruz bilemiyorum ama,
bu karartmalar, sansürlerden çok rahatsızım. Video paylaşım siteleri büyük birer kaynak. Tümden engellenmeleri kabul edilemez.

Konuyla ilgili, Fırat Yıldız'ın
Bigumigu'daki 'Tüm Reklamcılara, Reklamverenlere ve Herkese Duyuru!' başlıklı yazısını ve Düğümküme'de 'Youtube' başlığındaki yazıları, özellikle 'Türkiye’de Kitlesel İfade Özgürlüğü Engellemesi'ni okumadan geçmemenizi öneriyorum.

Blog'dan benzer içerikli yazılar: İnternet Kanunu, 5651, bilişim, internet...
Konuyla ilgisiz dip not: Blog yazarınız iki hafta tatil hakkını kullanıyor olacak.

Delta Shelter



'Delta Shelter', 'Olson Sundberg Kundig Allen Architects' bünyesindeki evlerden biri. Evin mimari yapısı, etrafındaki panelleri hareketli kılarak duvarlara özgürlük tanıyor.

Huzur çağrışımı yapıp, orda olma isteği uyandırmasıyla
Delta Shelter, özellikle şu an bana oldukça cezbedici görünüyor. Çünkü, fark ettiğim bir gelişme, yoğun bir gün sonrası gece eve dönüp evinize hırsız girdiğini anlamanız benzeri bir his duyumsattı...

olsonsundberg.com bünyesindeki diğer projeler de en az Delta Shelter kadar heyecanlandırıcı, görülesi.



Harika bir film, Fa yeung nin wa / In the Mood for Love (2000) ve bir o kadar enfes soundtrack'indeki müziklerden 'Yumejis Theme' hafta sonu müziği olarak -radioblog sayesinde- bize eşlik ediyor olacak.



Hafta sonu, 27. Uluslararası Film Festivali'ni değerlendirebilmenizi ve birilerinin de içerik hırsızlığı üzerinde düşünmesini, diliyorum...

İnternet Haftası



İnternet'in Türkiye'ye gelişinin 15. yılında, 7-20 Nisan tarihleri arasında 'İnternet Yaşamdır!' diyerek 11. 'İnternet Haftası'nı kutluyoruz.

Geçen yıl '
İnternet Haftası'nı kutlarken, buna benzer bir yazı yazmıştım ve o zaman Antoloji ve EksiSözlük'e mahkeme kararıyla getirilen erişim yasağını, bunun ne kadar yanlış olduğunu konuşuyorduk. Geçen süre içinde 5651 sayılı İnternet Kanunu çıktı ve uygulamaya kondu, sansürlenen siteler arttı, şimdi ise ifade özgürlüğünü kısıtlayan İnternet yasaklarının 'ülkeye zarar vermeye başladığını' konuşur olduk.

İnternet haftası kapsamında yapılan, altta okuyacağınız açıklamadaki oranlar, İnternet'in ne olduğunu ve kullanmayı pek de iyi bilmediğimizin ispatı niteliğinde.
Dünyada 1,3 milyar İnternet kullanıcısı, 550 milyon kayıtlı bilgisayar, 158 milyon alan adı, 150 milyon web, 100 milyar civarında web sayfası, 100 milyon civarında video ve 60 milyon civarında kişisel web/blog olduğu tahmin ediliyor.

Türkiye'deyse 20 milyon civarında kullanıcı; 2,5 milyon bilgisayar; 150 bin Türkiye içinde, 700 bin Türkiye dışında alan adı var.

Nüfusun %27’si İnternet'i düzenli kullanıyor. %70’i hiç İnternet kullanmamış ve %22’sinin İnternet hakkında hiç bilgisi yok.
Evlerin %81’inde İnternet bağlantısı yok.
Kadınların %80’i İnternet kullanmıyor.
İnternet ile yaşamda 15 yılı doldurmuş olduğumuz ve çıkan bu sonuçları yan yana koyduğumuzda, zihninizde canlanan tablo size ne düşündürüyor? Bu gerçeğin neresindesiniz?

5651 sayılı İnternet Kanunu'nu yoruma açık maddeleriyle çıkaran ve tuhaf uygulamalarını izlemek durumunda kaldıklarımıza, acaba İnternet'i nasıl tanıtabiliriz? Kötü, sakınılacak bir yer gibi gösterip, sansürle bizi korumaya çalışanlara, 'İnternet Haftası' bir bilinç yükselmesi sağlayabilir mi? Bilemiyorum. Ama hepimizin bu yönde bir çaba göstermesi gerektiğini düşünüyorum.

Bilişim Sivil Toplum Kuruluşları Platformu (bt-stk.org.tr), bu bağlamda yine her yıl olduğu gibi anlamlı etkinlikler düzenliyor. internethaftasi.org.tr adresinde 'Aktif Katılım' sayfasından, etkinlikler ve amaçlananlarla ilgili detaylı bilgiye ulaşabilir, siz de katılıp destekleyebilirsiniz.

İnternet'ine Sahip Çık, İnternet Yaşamdır!

Çocuk İstismarını Durdurun! [Mim]



Bu afişler [görselleri daha büyük görüntülemek için üzerlerine tıklayabilirsiniz], başlatılan 'Çocuk istismarını önleme' hareketi kapsamında Doctus Bilgi Güvenliği Forumu bünyesinde açılan 'İnternette Çocuk İstismarı' bölümünden. Çıktılarını alarak okul iş yeri gibi ortamlarda görülebilecek yerlere asabilir, konuyla ilgili farkındalık sağlanmasına yardımcı olabilirsiniz.

Doctus'taki 'İnternette Çocuk İstismarı' bölümünden konuyla ilgili tüm detaylara erişebileceğiniz, akademisyenler ve kurumların desteğiyle gelişen bu güzel projeye destek olmanın bir yolu da, şimdi benim yaptığım gibi, konunun daha geniş bir platformda yankı bulmasını sağlayabilmek için 'Dünyayı Güzellik Kurtaracak' mim pasına dahil olmak.

Çocuk istismarına en müsait alanlardan biri olan internette başlayan bu projeye blogkürenin mimleriyle destek olması bekleniyor!
Bunun için sadece 3 şey yapmamız yeterli; 'Çocuk istismarını durdurun' sloganına ve -forumdan edinilebilecek- ilgili banner'a blogumuzda yer verip, çocukluğumuzdan hatırladığınız bir şarkı ve şu anda dinlediğimizde hissettirdiklerinden bahsetmek...
Banner yerine 'Çocuk İstismarı Nedir?', 'Vucudun Senindir, Onu Koru' afişlerine yer vermeyi tercih ettim.

Çocukluğumdan hatırladığım şarkı ise,
Vivaldi - The Four Seasons; ben veya bir başkası bana masal/kitap okurken dinlemeye, İlkbahar ve özellikle Sonbahar'a bayılıyordum.

Salt kendi başına müzik, zihinde masalsı bir dünya yaratmaya yeterken bunu masallarla birleştirmem, hayal gücüme enfes ziyafetler vermekten hoşlandığımın bir göstergesi, olabilir. Şimdi dinlerken de, benzer tadı ve çoşkuyu duyumsayabiliyorum, belki bu, o müziklerin zamanüstü olarak niteleyebileceğimiz bir kategoride olmasındandır. Ya da bazı şeyler/beğeniler hiç değişmiyor, diye de düşünebiliriz...

Nedense, şimdiki imkânlara ve çocuklara kıyasla, 'Susam Sokağı' izleyip, 'sevdiğim sayı 6' şarkılarıyla büyüyen çocukların daha masum ve hayal güçlerini kullanma imkânlarının daha fazla olduğunu düşünüyorum. Onlardan biriyim. Peki ya siz? Ne dersiniz? Sizce de, seçenekler çoğaldıkça tatminsizlik ve o tercihlerin getirdiği riskler de artmıyor mu?


İnternet'te çocuk istismarına engel olmak için,
'Child Exploitation Tracking System - CETS'in Türkiye'de devreye gireceği haberlerini okumuştuk. Yakın zamanda çıkan 5651 sayılı İnternet Kanun'u da bu anlamda ciddi yaptırımlar içeriyor. Fakat yine de bunlar, toplumca kişisel duyarlılık sahibi olmadan aşılabilecek konular değil. O yüzden her birimize sorumluluklar düşüyor...

Doctus'tan gelen 'Dünyayı Güzellik Kurtaracak' mim pası, sevgili Osman S Börütecene'den tarafıma iletildi. Ben de, blogumdaki bağlantılarımdan seçtiğim Sunipeyk, Devletşah, Yakuter, Ben Konuşuyorum, İzmirde Sanat, İşitme Kaybı, Ben Hayattayken bloglarına ve size, konuya temas edeceğinizi umarak iletiyorum. Çocuk istismarını durdurun!



Susam Sokağı şarkılarından birini post sonuna almak istedim ama YouTube erişilemezliğini koruduğu için çok fazla seçme şansım olmadı. Hâyli eskilerden ama bir o kadar da komik 'Sesame Street-Manamana'...

Konuyla ilgili bağlantılar: Wikipedia Çocuk İstismarı. Bu projeye de dahil olan Ankara Çocuk Koruma Birimi Başkanı Prof. Dr. Betül Ulukol'un zamanında yaptığı bir açıklama 'Tacize Uğrama Yaşı 1'e Düştü'.

Bir YouTube Engeli Daha

An itibariyle blogumdaki yazı alanları arasındaki devasa boşlukların sebebi, -alttaki görselden de görebileceğiniz üzere- ülkemizden YouTube'a erişimin yine engellenmesi yüzünden videoların görüntülenemiyor olmasıdır.

Ne kadar süreceğini bilemediğimiz, blog içeriğini bu hâle getiren bu tuhaf durum için özür dilerim.
Farklı DNS veya proxy kullanmanız bu sıkıntıyı hissettirmeyebilir. Bilişim Hukuku'nun ülkemizdeki durumu böylece her fırsatta yüzümüze vuruluyor maalesef...



Bu durumdan çok rahatsızım. Hani tüm site değil de sadece YouTube'daki içeriğin rahatsızlık verici kısmı engellenecekti? Şimdi yine ne oldu da böyle bir geri adım atıldı! Örnek teşkil edecek düzgün bir karar verilse de, bari bundan sonraki uygulamalarda tüm mahkemeler ona göre davransa, diye umuyorum ama...

Peki bu tür site engellemelerinde, blog içeriklerine dahil edilmiş olan videoların görüntülenmeye devam edebilmesinin bir yolu yok mu? Olsa iyi olurdu...

Konuyla ilgili benzer bir bağlantı: YouTube'a Bir Erişim Engeli Daha.

Bannecker, Chua, Guerlais



İllüstratör Andrew Bannecker portfolyosu altındaki işler, desen ve renk kullanımıyla sade fakat dikkat çekici. Sevimli, eğlenceli bir iletişim dili olduğu söylenebilir.



Charlene Chua ise, daha keskin, derinlikli işleri olan başarılı bir başka illüstratör. Sitesine yeni işlerini eklemiş. Portfolyosu, görülesi...

Bu post'un gönderinin, -hoşuma giden- illüstrasyonlar arasında gezintiye imkân vermesiyle mini bir görsel şölen tadında olmasını istediğimden; basitten karmaşığa gidip, Gérald Guerlais'den bahsetmeyi sona bıraktım.



Gérald Guerlais portfolyosu eminim sizin de içinizde hoş bir ferahlık duyumsamanızı sağlayacaktır, işleri hakkında ayrıca beğeni cümleleri sarfetmeye kalkmıyorum bile.

Kendisi, aynı zamanda ilgiyle takip ettiğim blog yazarlarından biri. sketchtravel.com için hazırlanan, altta izleyebileceğiniz 'Sketchtravel Clip'te de imzası var ve geraldraws.blogspot.com altındaki blogundan bu hoş
video ile ilgili detaylara da ulaşabilirsiniz.


Dip not:
YouTube için yeni bir başvuru daha yapılmış; şikâyet edilen video kaldırılmazsa yine yeni bir engelleme daha gündemde olabilir bu günlerde, maalesef [bknz: Youtube'a beşinci erişim yasağı İzmir'den].
Bu fırsatla, videolar için daha tatmin edici bir ses kalitesi sunduğundan tercihim olan Dailymotion'ı kullanabileceğinizi anımsatmak istiyorum.
Bir de, -sonra, 'haberim yoktu', demek gibi bir lüksümüz olmayacağından- 5651 sayılı yeni internet kanunuyla ilişikli son duyuruyu, yayımlanan yönetmelik ve eklerini okumanızı öneriyorum. Hakan Uygun'un konuya değindiği 'Yer Sağlayıcılığı Faliyet Belgesi' başlıklı yazısı da ilginizi çekebilir...

YouTube'a Bir Erişim Engeli Daha

[21 Ocak 2008 itibariyle konu sonuna ilave yapıldı.] Türkiye'den YouTube'a yeni bir erişim engeli kararıyla daha karşı karşıyayız.

Bugün, normal yolla youtube.com'a girmeye çalıştığımızda, açılmayan sayfalarla karşılaştığımız gibi, bloglarımız üzerindeki YouTube kaynaklı videolar da gösterilemedi (bu mevzu devam ettiği sürece de maalesef gösterilemeyecek).

Can sıkıcı bir durum! Şu an bu yazının yerinde, hafta sonu müziği için hazırladığım, Jose Mourinho ilgimden - sayesinde futbolun gözüme ne kadar sevimli gözükmeye başladığından - Fifa 2008 müziklerinden bahsedip içlerinde beğendiklerimden birkaçının videosunu paylaştığım, güzel bir yazı yer alıyor olacaktı. Ama, yazı içinde istediğim videoları göstermeme engel olan bu gelişme yüzünden, memnuniyetsizliğimi ifade eden bu yazıyı yazıyorum.
Savcı Kayral, mahkemeye yazdığı yazıda şunları belirtti:
“Yapılan suç ihbarı üzerine başlatılan 5816 sayılı Atatürk'e Karşı İşlenen Suçlar Hakkında Kanun ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 299, 301, ve 125/3-a maddelerine aykırılık suçlarından yapılan soruşturmada; youtube.com sitesinde ‘turko maymun' isimli video klibi ile yapılan yayın hakkında 5651 sayılı yasa gereği internet sitesine erişimin engellenmesine karar verilmesi.”

Mahkeme, siteye gerişimi engellerse Türkiye de ilk kez "İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun"a muhalefet edildiği gerekçesiyle bir site yasaklanmış olacak. [bknz: Atatürk'e Çirkin Saldırı!, YouTube'a Yasak Gündemde]
5651 sayılı yeni internet kanunu uyarınca, istenmeyen içerikli yayınlar engellenebiliyor. Fakat biz şu an, engellenen siteyi normal yollarla Türkiye'den göremezken, tüm dünya görmeye devam ediyor! Bu, ne kadar akla, mantığa uygun bir durum? Bir şeyleri korumanın yolu sansür olabilir mi? Olmamalı!

İstersek, DNS değişikliği ve proxyler üzerinden engellenen siteyi görebiliyoruz ki, bu da uygulamanın tuhaflığının ayrı bir detayı.

Durumu, bilişim konusunda adımıza tarihe geçmiş yeni bir ayıp olarak niteleyeceklere, söylenecek bir laf olabileceğini düşünmüyorum. Kesinlikle haklıdırlar.

İstediğim videoları normal yollarla görüntüleyemediğim için şu an ben ve benim gibi herkes madur edilmiş durumda! Bu da çok saygın kanunlarımız ve işleyişleri sayesinde oluyor. Bir tarafta iyi bir şey yapmaya çalışırken diğer taraftan başkalarını madur etmek niye, bunu anlayamıyorum.

Tabii ki Atatürk'e karşı yapılmış saygısızlıktan rahatsızım, ama arzu ederdim ki bu rahatsız durum, yeni rahatsızlıklar yaratmayacak şekilde ortadan kaldırılabilmiş olsaydı. Bunu yapmanın teknolojinin imkân verdiği yollarının var olduğunu ben biliyorum. Kanun uygulayıcılarımız mı bilmiyor?!

Konu hakkında web'de detaylı bilgi bakarken, 'Savcılar farklı, adalet de farklı!' başlıklı bir gazete haberine denk geldim. Siz de okuyun isterim. Bu olayla ilgili olan savcı Kürşat Kayral'ın da isminin geçtiğini fark edeceğiniz haberde; bir olay karşısında aynı kanunlarla hareket eden iki savcının tavrının ne kadar farklı olabildiğini göreceksiniz.

5651 sayılı kanun'un uygulamasıyla ilgili aklımdaki soru işaretlerinden bahsetmiştim. Bu gelişmeler de, onları doğrular nitelikte gibi gözüküyor, maalesef.

Patlayan ara sokaktaki minik bir boru sokağı ıslatıyorsa ara vanadan su kesilip tamir edilir, tüm kent susuz bırakılmaz!

Kanunları internet üzerinde, normal hayatta uyguladığımız biçimde uygulamaya çalışamayız. Wordpress bloglarının hâlâ kapalı olması ve bu gelişmeler gösteriyor ki, bilişim hukuku üzerine yetkin kimselere ve kanunlarımızın hazırlığı ve uygulamasında bu kişilerin bilgisinden istifade edilmesine ihtiyacımız var.

YouTube
sadece durumun vahametini gösteren bir örnek. Bu gün YouTube, yarın belki Blogger blogları, ve hatta Wikipedia ya da Google! Google ya da Wikipedia'nin başına bunun gelemeyeceğini mi düşünüyorsunuz? Çin, Wikipedia'yi yasaklayabilmişti...

Bu karartmalar, sansürlerden çok rahatsızım.

21 Ocak 2008 itibariyle konuya ilave:

Benzer şekilde engellenmiş sitelere
opendns ile erişilebilmesine rağmen artık, IP'den engelledikleri için YouTube'a ulaşılamıyor!

Yapılan yanlış, dedikçe; konunun tuhaf yönlerinin altı çizildikçe; aşama aşama bir engelleme durumuyla karşı karşıyayız. Saklanmaya çalış(ıl)anı tüm dünya görüyor, bilmeyen kalmadı sayenizde!

23 Kasım, 5651 Sayılı Kanun Işığında İnternet

[30/11'de yazı sonuna bilgi ilavesi yapılmıştır.]

İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkındaki,
5651 sayılı kanun kapsamında uygulamalara, başlandı.

Konuyla ilgili bilgileri kısaca aktarırken, yazı sonunda da aklıma takılan ilgili birkaç soruyu paylaşacağım.

İntihara yönlendirme, çocukların cinsel istismarı, uyuşturucu veya uyuşturucu madde kullanılmasını kolaylaştırma, sağlık için tehlikeli madde temini, müstehcenlik, fuhuş, kumar oynanması için yer ve imkan sağlama, 'Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında Kanunu'nda yer alan, suçları oluşturduğu hususunda yeterli şüphe sebebi bulunan yayınlara erişim engellenecek.
Telekomünikasyon İletişim Başkanı Fethi Şimşek'in açıklamalarında, "Vatandaşlardan, kamu kurum ve kuruluşlarından Başkanlığımıza, telefonla ve web sayfası üzerinden doldurulacak form ile ya da elektronik posta yoluyla gelen ihbarlar kabul edilebilecek'' olduğunun altı çiziliyor.

5651 sayılı kanunun nasıl uygulanacağıyla ilgili olarak toplam 5 yönetmelik yayımlanıyor.

Bu yönetmeliklerden ikisi, bu kanunu uygulayacak olan bölümün teşkilatlanması ve kariyer sistemi ile ilgili, 3 tanesi ise ilk olarak "Toplu Kullanım Sağlayıcılar" olarak tanımlanan ve özellikle internet cafeleri ilgilendiren yönetmelik, İnternet Servis Sağlayıcılar ve Hosting (yer) sağlayıcılarla ilgili yönetmelik ve son olarak da bizzat sitelerle yani online yayıncılık ile ilgili yönetmelik.


Telekomünikasyon Kurumunca hazırlanan, erişim sağlayıcılara ve yer sağlayıcılara faaliyet belgesi verilmesine ilişkin usul ve esasları düzenleyen; ''Erişim Sağlayıcılara ve Yer Sağlayıcılara Faaliyet Belgesi Verilmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik'' ve
İnternet toplu kullanım sağlayıcıları ve ticari amaçla internet toplu kullanım sağlayıcılarının yükümlülükleri ve sorumlulukları ile denetimlerine ilişkin esas ve usulleri düzenleyen ''İnternet Toplu Kullanım Sağlayıcıları Hakkında Yönetmelik''. yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Telekomünikasyon İletişim Başkanı Fethi Şimşek, içerik sağlayıcıların, yer sağlayıcıların ve erişim sağlayıcıların yükümlülük ve sorumlulukları ile, internet ortamında işlenen belirli suçlarla içerik sağlayıcı, yer sağlayıcı ve erişim sağlayıcıları üzerinden mücadeleye ilişkin esas ve usulleri düzenleyen ''İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesine Dair Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik''in ise, Başbakanlık tarafından yayımlanmasının beklendiğini söylüyor...

'Sahicilik, Otokontrol' başlıklı yazımda; yakında burada da böyle uygulamalar görebiliriz, diyerek; Çin'de İnternet sanal polise emanet, haberine değinmiştim.

'
5651, Yasalaşan Yeni İnternet Kanunu ve Zihnimdeki Soru İşaretleri' ve '5651, İnternet Kanunu Onaylandı' yazılarımda da, kanunun farklı yorumlamaya müsait yönleri, eksikleri olduğuna değinip, kaygılarımdan bahsetmiştim.

Yayımlanan yönetmelikler, kanunun nasıl uygulanacağına dair cevaplar bulmamızı kolaylaştırdıysa da, kanun yapıcı ve uygulayıcıların internet ve bilişim suçlarına yaklaşımlarındaki donanımsızlıklarından kaynaklanan kaygılarım, varlığını korumaya devam ediyor.

İzlenme oranı (reyting) ve etik arasında kalmış bir kısım görsel medyamız yüzünden, sansürlenerek korunmaya çalışılırken; yakın zamanda çıkacağı söylenen online yayıncılık ile ilgili yönetmelik ve uygulaması ne kadar sağlıklı olacak, merak ediyorum.

Bahsi geçen 8 maddeye uymayan içerikler engellenecek. Ama, bu kararlar kime göre, neye göre alınacak?

Sonuçta, kurul üyelerinin yaşam görüşü ve insiyatifine kalan bir değerlendirmeye tabi/bağlı olacağız, gibi gözüküyor ki bu nokta; konunun istismar edilmesine farklı amaçlar doğrultusunda kullanılmasına da müsait olabileceğini gösteriyor.

Meselâ müstehcenlik konusunun sınırını kim çizecek? Daha bugün, kadın temalı bir resim sergisinde resimlerin bir kısmının örtülerek sergilendiği haberleri geçiyordu gazetelerde!

Burada beğendiğim bir fotoğrafçının çalışmalarından bahsedecek ya da beğendiğim bir müzik videosunu paylaşacak
olsam, diyelim ki bana göre aşmayan ama belki bir başkası için müstehcenlik kriterlerini aşacak olsa bu materyaller, ne olacak? İlgili yazıyı yayından kaldırmam konusunda bir uyarı mı alacağım? Ya da direkt sitem mi kapatılacak?

WordPress bloglarından birkaçında birilerinin hoşuna gitmeyen yazılar yer alıyordu diye, tüm WordPress bloglarına ülkemizden erişimin engellenmesi gibi, acaba bizi yeni başka nasıl karartmalar, sansürler bekliyor?

5651 Sayılı Kanun Işığında İnternet, ne kadar aydınlık olacak? Ampullerin aydınlatabildiği kadar mı, güneşin aydınlatabildiği kadar mı? Ne kadar? Merak ediyorum. Yoksa daha temiz, güvenli bir internet istemediğimden değil!

Konuyla ilgili benzer kaygılara değinen Hürriyet gazetesi'ndeki İnternet Sansürü ve turk.internet.com'daki Yeni Online Yayıncılık Yasasının (5651) Uygulamaları yazısını okumanızı öneririm.

~~~~~~

İnternetten işlenen suçlar için "Bilgi İhbar Merkezi" kuruldu.

www.ihbarweb.org.tr'den online olarak; ihbar@ihbarweb.org.tr adresine e-posta gönderilerek; web sayfasında kategorilendirilmiş konularla ilgili SMS numaralarından herhangi biriyle ya da 0 312 582 82 82 numaralı telefondan, rahatsızlıklar bildirilebilecek...

Sahicilik, Otokontrol

Miryokuteki hinshitsu ifadesini Japonlar, beklenenin üzerinde, etkileyici kaliteye sahip, anlamında kullanırlar. Atarimae hinshitsu yani, "ödenen paraya göre kalitede" bir ürünle karşılaştıklarında ise, kendilerini kandırılmış hissederler.

Sydney kenti, 2000 Olimpiyat Oyunları Sırasında korsan kopyalarla mücadele için, Marka DNA'yı kullanmıştı.

Seçilmiş bir grup atletin kanından, DNA örnekleri alınarak kopyalanmış ve bu, Olimpiyat logosunu taşıyan bütün resmi ürünlerde kullanılan mürekkebe katılmış, ellerindeki özel cihazlı görevliler tarafından, sahte ve gerçek ürünler böylece ayırt edilip, imha edilmişti.

Tatil öncesi, bir müşterimizin ajansımıza hazırlattığı fakat sonra vazgeçtiği bir işi, geçen hafta başka bir ajansa,
ellerindeki (bizim hazırlamış olduğumuz) taslak fikri sanki kendi fikirleriymiş gibi götürerek, yaptırmak istedikleri haberini aldık. Belki, ticari kaygı güden başka bir ajans olsa ses çıkarmaz, işi hazırlardı. Fakat, durum tarafımıza bildirildi, ve olan o firmanın prestijine oldu.

Cd, kitap ya da herhangi bir ürün fark etmiyor. Korsan kopyalar her alanda karşımıza çıkıp, emeği istismar etmeye devam ediyor. Üstte verdiğim üç örnek; haklı kalite beklentisi, o kaliteyi sunabilmek adına gösterilen çabaya ve etik değer sahibi olmaya sadece birer örnek.

Kendimizi neye değer buluyorsak, onu talep ederiz. Tercihlerimiz, kişiliğimizi gösterir; tıpkı, "talep ediyorlardı, biz de arz ettik" anlayışıyla, pazarda yer bulmak isteyen, küçük hesaplar peşinde günü kurtarma kaygısıyla hareket edenlere karşı pirim vermememiz gerektiği gibi.

Sahicilik!
Sahicilik, kalite, tutarlılık, süreklilik ve güven teşkil etmenin öneminin ayırdına varamamış hiçbir firma, kişi, oluşum; zamanın çarkları arasında yitip gitmekten kurtulamaz.

Yaşamımızda, "değerlerimize" ne kadar bağlıyız? Ne kadar bağlı kalabiliyorsak, o kadar yerimiz sağlam ve uzun vadeli olur. Büyük markalar ya da işlerinde toplumda saygın bir yer bulmuş kişilerin yaşamları, hep buna bir örnektir.

Konuyu bloglara bağlayacağım. Aynı kurallar bloglar ve içerikleri için de geçerli.

Günümüzde maalesef, henüz yerli blogların değeri bilinmiyor. Bir taraftan WordPres
'e erişim engellenip, özgürlükler kısıtlanırken; diğer taraftan da, blog yazarları görgüsüz, bilinçsiz hatta saygısız tavırlarla karşı karşıya kalıp, istismas edilebiliyor.

Kendi bloglarımız için gösterdiğimiz hassasiyet, duyarlılığı; en azından takip ettiğimiz diğer bloglar için de gösterirsek; sorumluluk hissederek gösterdiğimiz bu tavır, bir bilinç geliştirilmesine katkı sağlamış olacağı gibi, kendi blogumuzu da korumamızı sağlamış olacaktır.

Çin, internet üzerinde baskıcı ve sansüre dayanan politikası gereği politik ya da ahlaki olarak zararlı bulduğu siteleri sık sık yasaklıyor. Fakat buna rağmen ülkede, içeriğinde çıplaklık, küfür, yasadışı kumar ile korsan müzik, kitap ve film bulunan sitelerin sayısında artış olduğu gözleniyor.

Demek ki, sansür de bir yere kadar. Fakat bu, işe yarar bir yol değil.

Çin örneği bunu bir kez daha gösteriyor ki; yasaklar, daima câziptir.

Geçen gün Teknolatte'de, Çin'de İnternet Sanal Polise Emanet başlıklı bir haber vardı; Pekin'de başlatılacak yeni bir uygulama ile animasyon karakterleri şeklinde tasvir edilen polis ekipleri, internet sayfalarında devriye gezecekmiş.

Daha sonra bu sanal polisler, Pekin'deki sunuculara kayıtlı tüm internet siteleri g
ezilirken görünecek; kullanıcılar, polise ihtiyaç duyduğunda, sanal polis görüntülerine tıklayarak yetkili mercilere ulaşma imkânına da sahip olacaklarmış...

Bir sanal polisler eksik kalmıştı! Kendi kendini kontrol eden bir davranış modeliyle (otokontrol), etrafa da örnek olarak, bir bilinç geliştiremezsek, yakında burada da farklı şeyler olmayacak.

'NoIndex, FeedFlare ve Sploglar' yazımda, İçerik Hırsızlığından bahsetmiş, blog içeriklerinin saygısızca kullanılmasından duyduğum rahatsızlığı belirtmiştim.

Palindromik Kelimelerim (Ç)alındı!
Yazımın üzerinden henüz fazla bir zaman geçmemişti ki, benzer bir olaya mâruz bırakıldığımı fark ettim;
'Palindromik Kelimeler ve Ambigram' başlıklı yazım, kaynak gösterilmeden, izinsiz (ç)alındı!

Alıntı yapılmamış; görselleri hariç tüm yazı; kişisel deneyimlerimi mi aktarıyorum, diye bakılmadan komple alınmış; izin almak bir kenara, kaynak bile gösterme gereği duyulmadan.


Şimdi web üzerinde, benim ofis maceralarımdan ve okuduğum kitaptan aktardığım anekdotlardan bahseden bir alan daha oldu. Üstelik yazım, blog bilgisi bölümünde,
"... sevgili ziyaretçi, kendi şiirlerimi yazılarımı yayınladığım blogumda iyi vakit geçirmeni dilerim...", diyen bir blogda yer alıyor!

Tüm iyi niyetimle, kaynak göstermeyi unutmuş olacağını düşünüp, buradan kendisine anımsatmak istiyorum. İletişim bilgisini profilinde bulundurmayan, kopyala-yapıştır ile içerik üreten bir blogumsu tarafından, rahatsızlığım algılanabilecek mi bilemiyorum ama, konuyu ilgili bir platforma Utanç Duvarı'na taşıdım.
5651 sayılı, Elektronik Ortamda İşlenen Suçların Önlenmesi Kanunu'ndan haberdar mısınız?
Japonlar'da kalite anlayışı için, Wikipedi-Japanese quality başlığına bakılabilir.

(Bu yazı, 03/09/07 itibariyle editlenmiştir.)

WordPress Engellenirken, Mim Dalgalarıyla Serinleyip PageRankımızı Mı Düşünelim?

WordPress. com'a Türkiye'den Erişim Yasaklandı
Bilişim Hukuku konusunda yeterliliğe sahip yasa yapıcı ve uygulayıcılara ihtiyacımız var! WordPress bünyesinde takip ettiğim bloglara erişmekte sıkıntı yaşıyorum. Mağdur edildim!

WordPress bünyesindeki sitelere erişilmeye kalkıldığında, alttaki ibareyle karşılaşılıyor.
Bu siteye erişim mahkeme kararıyla engellenmiştir.
T.C. Fatih 2.Asliye Hukuk Mahkemesi 2007/195 Nolu Kararı gereği bu siteye erişim engellenmiştir.
Access to this site has been suspended in accordance with decision no: 2007/195 of T.C. Fatih 2.Civil Court of First Instance.
Yakın zamanda, kendi blogumun da benzer bir sebeple karartılmasını istemiyorum.

WordPress.com’a Türkiye’den erişim yasaklandı. Gerekçesi; İnternet Haftası'nda, EksiSözlük'e mahkeme kararıyla, erişim yasağı getirilmesiyle aynı; bir kişinin hoşuna gitmeyen yayınları engellemek için yasal hakkını kullanmış olması.
...Adı geçen servisin sağladığı ücretsiz ve denetimsiz olanaklar kötü niyetli kişileri bu servise yönlendirmiş ve wordpress.com kısa sürede bölücü-yıkıcı ideolojilerin, kişisel husumetlerin, kanunsuz hedeflerin sesi ve yayın merkezi haline dönüşmüştür...

...tarafımızca söz konusu hukuka aykırı yayınların durdurulması için YAKLAŞIK 17 KEZ adı geçen site yönetimine başvurulmuş, ancak site yönetimi bu yayınlar hakkında hiç bir tedbir almamıştır...
İlgili kişinin avukatının basın açıklamasının tümünü ve WordPress.com'a Erişim Yasağı başlığı ile altındaki yorumları da (özellikle 36. yorum'a katılmamak elde değil) BlogKazanı'ndan okuyabilirsiniz.

Yaklaşık
(?!) 17 kez site yönetimine başvurup, yanıt/çözüm alamamak(?); yasal hakkını kullanmayı istemeyi anlarım fakat, bunu yaparken WordPress.com'u, bloglarda insanlara düşüncelerini özgürce paylaşmaya imkân sunuyor diye tümden karalamaya kalkmayı, anlayamam.

Haber alma özgürlüğü, kişilik hakları böyle korunmuş mu oluyor? Peki günlerdir bloglarını kullanamayan
WordPress.com üzerindeki blog sahipleri ve takipçilerinin suçu ne? Yasaklananlar arasında Flickr blogu da var. Yapılan, bir kişinin hakkını korurken diğerlerininkini ihlâl etmek değil midir, tam da budur!

Google'a Türkiye'den erişimi de yasaklayalım mı? Ya da başlamışken daha ileri gidip, internet erişimini tümden yasaklayalım isterseniz! Belki böylece insanların sahip oldukları özgürlüğün değerini anlayıp, interneti iyi-doğru amaçlar için kullanma bilincini kazanmalarını bekleriz. Çok bekleriz, üstelik böyle bir zihniyetle!

Mahkeme kararı değil eleştirdiğim; internet, blog kültüründen habersiz yasa yapıcıların sayesinde kanunlarımızın, bir kişiyi korumaya çalışırken diğerlerini mağdur eden uygulamalara mahâl vermesi.

Arda Kutsal, Webrazzi'deki İstanbul Trafiğini Arabalara Kapatalım, yazısıyla; dünya gündeminden erişimin engellenmesi haberlerinden, Wordpress‘in kurucu yazılımcısı Matthew Mullenweg‘in blogundan yansımaları (http://photomatt.net/2007/08/17/blocked-in-turkey; Why We'reBlocked in Turkey) işaret ederek; sadece bir kaza oldu diye tüm trafiği kapatalım öyleyse demekle aynı mantığa hizmet eden, bu akıl almaz uygulamayı eleştiriyor. Okuyun, öneriyorum.

Türk Internet com, Matthew Mullenweg ile bir söyleşi gerçekleştirmiş.
...turk.internet.com : Bu toptan bloklamaya karşı yapmayı düşündüğünüz bir işlem var mı?

Matthew Mullenweg : Ne yapacağımızı değil, ne yapmayacağımızı söyleyebilirim. Bizim servisimizi kullanan Türk bloggerların konuşma özgürlüğünü hiçbir zaman sınırlamayacağız....
‘Servisimizi kullanan Türk Blogger’ların Özgürlüğünü Kısıtlamayacağız’ başlığından, söyleşinin devamını okuyabilirsiniz.

WordPress.com yasaklanması, gerekçesi sebebiyle; emsâl teşkil edip kişilik haklarını korumak adına atılmış iyi bir adım değil; geçmişini unutturmaya çalışan bir kişinin, Türk vatandaşı(!) olma hakkının arkasına sığınıp, gövde gösterisi yapmasıdır, diye düşünüyorum.

5651 sayını Yeni İnternet Kanun, uygulamada özgürlüklere sınır getirecek; yoruma açık maddeleri var, diye buradan söylerken; hukukî sistemin işleyişinden endişem ve
eleştirilerim de tam da bu yöndeydi. Bilişim Hukuku konusunda yeterliliğe sahip yasa yapıcı ve uygulayıcılara ihtiyacımız var!

Bilgisayarınızdaki DNS ayarlarını değiştirerek ya da proxy kullanarak (GoogleTranslate, HideMyAss, FlyProxy, Gizlen.net, AnonyMouse, Anonymizer gibi...) sansürlenen WordPress sitelerine erişebilirsiniz. Fakat, blog yazarı ve okuyucuları olarak, bu sansüre karşı duyarlı davranmak ve bir tavır almak gerekiyor.

BlogKazanı'ndaki WordPress Sansürüne Tepkisiz Kalmayın başlığı altından aktarılan detaylar doğrultusunda, siz de Telekomünikasyon Kurumuna konuyla ilgili başvuruyu yaparak, tepkinizi gösterin.

Vikipedi ve PageRank Fırsatçılığı
Bunlar olurken; yaratıcı, işlek zekâ ürünü projeler beklediğimiz, genç beyinlerimizden biri de, kendisini internetten para kazanma heveslisi yurdum gençlerinden farksız konuma sokmayan bir projeyi, bir TopList sitesini yayına başlatmış. Fakat ne şekilde, etik değerleri göz ardı ederek!

Sahip olduğu "vikipedi.com" alan adını, zamanında bir süre destekliyorum diye gözükerek Özgür Ansiklopedi Vikipedi-tr.wikipedia.org'a yönlendirip; kazandığı PagePank'ın nimetlerinden, "vikipedi.com"u TopList sitesi olarak kullanıp ücret karşılığı link vererek kâr elde etmeyi düşünmek yerine, daha anlamlı şeyler için kullansaydı takdir edilir, bu kadar tepki çekmezdi.

Herkesin katkıda bulunabildiği özgür ansiklopedi; Vikipedi-tr.wikipedia.org'un gelişmesi, internet üzerinde Türkçe içerikli bir ansiklopedi oluşması için, desteklerken ve kişisel çabalarla onu var etmeye çalışan onca destekçileri varken, bu şekilde isminin fırsatçılık için kullanılmasını çok rahatsız edici buluyorum.

Üstelik bu, yoğun talepler karşısında yapmak durumunda kalındığı söylenerek, iyi bir şey yapılıyormuş gibi lanse edilerek yapılıyor ki bu, olayın daha da hayal kırıcı tarafı.
...Arz ve talep meselesi olarak bakıyoruz bu konuya. Talep ettiler ki bizde arz ettik... (link)
Maalesef durumun bilincine varamamış, kendisini destekleyen ya da fırsatçılıktan fayda sağlayacağını uman taraflar olması yanında; sevindirici ki ufak bir mantık yürütmeyle durumun aslını fark eden ve dile getiren taraflar da var. Sahte PageRank'ten Korunma Yöntemleri, başlıklı yazıyı ve yorumlarını dikkatle okumanızı öneriyorum. Nasıl desteklediğini anlayamadığım Cisday.org altındaki Vikipedi.com başlıklı yazıya gelen yorumları da okumanıza ekleyebilirsiniz.

PagePank yükseltme hevesiyle, sahip olduğunuz itibardan da olabilirsiniz!

Sahte gündem yaratıp, ilgi çekmeye çalışmakla; sağa sola sözde samimi gözüken baştan savma spam yorumlar bırakıp, link değişimi isteyerek ya da forumlarda dağıtılan PagePank yükseltmek için programlarla (arada virüs de alarak) gereksiz haksız çabalara girmektense; düzgün programlanmış bir site, oluşturduğunuz kaliteli içerikle her zaman takdir görür, değer bulursunuz.

Süreklilik, önemlidir! Anlık mucizeler beklemeyin, yanılırsınız!


Blog Sahilime Vuran Mim Dalgaları
Kadın/Erkek Olmamak İçin Sebeplerim [mim]: Bu mim dalgasında kadınsanız erkek olmamak, erkekseniz kadın olmamak için sebeplerimiz sorulmuş?!

Can Elçin tarafından başlatılan "Kadın/Erkek Olmamak İçin Sebeplerim" mim dalgası; Bilgisiz.org'dan Yengeç Bey tarafından bloguma gönderilmiş, ilgisi için buradan kendisine çok teşekkür ediyorum.

Tıpkı Escher'in, arkasındaki zekâyı takdir ettirip hayran bırakan; duyuları ve algı sınırlarını zorlayan resimleri gibi; kadınların komplike yapıları, doğaları gereği her ayrıntıya dikkat etmeleri yüzünden erkekler, onları anlamakta ya da zihinsel süreçlerine, ruhsal durum değişimlerine uymakta zorlanabiliyorlar. Fakat anlamaya çalışmak yerine, yaşamı zenginleştiren varlıklarının tadını çıkarmaya çalışmak daha zevkli olsa gerek. Belki erkek olmak noktasında tek sıkıntı bunu görür, fakat bunu da zorlayıcı bir deneyim olarak değerlendirip, keyif almaya bakardım, diye düşünüyorum. Yoksa yaşam, tek. Ve cinsiyet değil, insan olabilmek önemli.







Mim dalgasının konu başlığına bakıp da, şimdi burada size bir liste sunacağımı beklemiyordunuz umarım.

Dünya Ortamında İcat Edilmiş Ürünler [mim]: Bu mim dalgası da
Oky Bey'den gelmişti, eğlenceli yorumlarını okumanızı öneriyorum. Baş Belâsı Teknoloji Ürünleri, başlığında bu konuya daha önce cevap yazmıştım.

Beyaz Saray'a Blogger Kadrosu

ABD'de internete daha yakın oldukları ortaya çıkan Demokrat devlet başkanı adaylarının tümü, Beyaz Saray'a çıkarlarsa bir blog yazarı atayacaklarını belirtti.

CNN'de YouTube üzerinden gelen soruları yanıtlayarak internet devrimine açık olduklarını gösteren Demokrat Parti başkan adayları; Beyaz Saray'ı internete taşıyacak bir blog yazarı atamaya da hazır olduklarını kaydetti.

Başkan adayları, medya araçlarının sınırlayıcı etkisini kırarak toplum ile doğrudan iletişim kurulması sağlayan blogları propaganda çalışmalarının en önemli parçalarından biri olarak görüyor.

İnternetin artık sadece para kazanılacak bir mecra olmaktan çıkıp, hayatın her alanına sızan bir iletişim aracı konumuna geldiği konusunda ortak görüş belirtip, bu anlamda, siyasetin de bu akımın dışında olamayacağını kaydeden başkan adayları, interneti kullanmayan bir propaganda çalışmasının bir adım geriden geleceğini söyledi.(link)
Blog yazmak bir yana, e-posta kullanım sıklıklarından şüphe ettiğim bakanlarının bile, düzgün çalışan websiteleri olmayan bir ülkede yaşıyor olmak, düşündürücü.

İran cumhurbaşkanı Ahmedinejad bile, geçen yıl weblog yayınlamaya başlamıştı.

Seçim sürecinden taze çıkmış bir ülkenin ferdi olarak düşününce; iktidar partisinin seçime bir ay kala göstermelik web projelerine başlaması dışında, interneti bir mecra olarak etkin kullanan başka bir parti yok gibiydi.

Seçimlerde "birkaç bin genç internet kullanıcısı"(!)na ulaşmak göz ardı mı edilmişti? Yoksa, internet kullanımı konusunda yöneticilerinin bile yeterli bilince sahip olmadığı bir ülkede mi yaşıyorduk?

Yeni İnternet Kanunu, aslında bu sorulara iyi bir cevap gibi. Amerika Beyaz Saray'a Blogger kadrosu açmayı düşüne dursun; biz, internete sansür uygulayan ülkeleri örnek alalım(!).