film festivali etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
film festivali etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Delta Shelter



'Delta Shelter', 'Olson Sundberg Kundig Allen Architects' bünyesindeki evlerden biri. Evin mimari yapısı, etrafındaki panelleri hareketli kılarak duvarlara özgürlük tanıyor.

Huzur çağrışımı yapıp, orda olma isteği uyandırmasıyla
Delta Shelter, özellikle şu an bana oldukça cezbedici görünüyor. Çünkü, fark ettiğim bir gelişme, yoğun bir gün sonrası gece eve dönüp evinize hırsız girdiğini anlamanız benzeri bir his duyumsattı...

olsonsundberg.com bünyesindeki diğer projeler de en az Delta Shelter kadar heyecanlandırıcı, görülesi.



Harika bir film, Fa yeung nin wa / In the Mood for Love (2000) ve bir o kadar enfes soundtrack'indeki müziklerden 'Yumejis Theme' hafta sonu müziği olarak -radioblog sayesinde- bize eşlik ediyor olacak.



Hafta sonu, 27. Uluslararası Film Festivali'ni değerlendirebilmenizi ve birilerinin de içerik hırsızlığı üzerinde düşünmesini, diliyorum...

RESFEST 2008



Uluslararası RESFEST Dijital Film Festivali başlıyor.


Bu yıl Türkiye'de dördüncüsü düzenlenecek olan festival, animasyonlar, tasarım filmleri, kısa filmler, müzik videoları, illüstrasyon galerisi, seminer ve söyleşiler, partilerle dolu zengin içeriğiyle, dijital film severler için tam bir görsel şölen olacak. Detaylar, www.resfest.com.tr'da. En iyileri bir arada görmek için takviminizi ayarlayın mutlaka.

Heyecanla beklediğim etkinliklerden biri ve nasıl zaman ayıracağımı bilemiyorum, ama olabildiğince fırsat yaratmakta kararlıyım...

'All For One, One For All'

60. Cannes Film Festivali de geride kaldı. 'Yaşamın Kıyısında' filmi ve jüride Orhan Pamuk'un olmasıyla, ülkemizde festival hayli konuşulmuştu.

Festival sonuçlarından memnun kaldığımı söyleyebilirim. Ödül törenini izlemek de gayet keyifliydi.

Dikkat ettiniz mi bilmem, törende 'Secret Sunshine' filmindeki performansıyla 'en iyi kadın oyuncu' ödülünü alan Do-yeon Jeon'un heyecanı, görülesiydi.

Do-yeon Jeon, ödülünü aldığında, o heyecan içinde konuşmasını yaparken, bulunduğu yerde olduğuna inanamadığını hissedebiliyordunuz. Ve başarısına, bu tabloyu da görmekle bir kez daha sevinmekten kendinizi alamıyordunuz.

Do-yeon Jeon tüm içtenliğiyle, yaşamında o ânı unutmayacağını söylerkenki halini, Güney Kore Sineması'na giden bir ödül olmasına da ayrı bir anlam yükleyerek, zihnimde fotoğrafladım ve sakladım.

Cannes Film Festivali'nde büyük ödül 'Altın Palmiye'yi alan, '4 Months, 3 Weeks, 2 Days' (4 Ay, 3 Hafta ve 2 Gün) filmi ile Rumen yönetmen Christian Mungiu'nun, ödülü aldıktan sonraki teşekkür konuşmasında da, ödülün doğru yere gittiği hissini duyumsayabiliyordunuz.

Çavuşesku rejiminin son yıllarında Romanya'da geçen, yasa dışı kürtaj yaptıran genç bir kızın hikayesini anlatan '4 Ay, 3 Hafta ve 2 Gün' filminin yönetmeni, ''Galiba herkesin dinleyeceği bir hikaye anlatmak için dev bir bütçeye ve bir sürü yıldıza ihtiyaç olmadığı ortada" diyerek konuşmasında; ödülün küçük ülkelerin düşük bütçeli film yapımcıları için teşvik edici olmasını umduğunu söyledi...

'Yaşamın Kıyısında' filmiyle, 'En İyi Senaryo' ödülünü alan Fatih Akın'ın ise; teşekkür konuşmasında Türkiye'ye 'birlik' mesajı göndermesi, dikkat çekiciydi. Türkiye'deki seçimlere gönderme yapan Akın; 'birleşin' çağrısı yapıyordu. Etkileyiciydi...

Alexander Dumas'yı beyaz perdeye de aktarılmış ölümsüz eserleri 'Count of Monte Cristo' (Monte Kristo Kontu), 'The Man in İron Mask' (Demir Maskeli Adam), The Three Musketeers' (Üç Silahşörler) ile anımsarsınız.

Fatih Akın'ın Cannes'taki konuşmasındaki 'birlik' çağrısı bana nedense, Aramis, Athos Porthos, D'Artagnan'ın 'All for one, one for all' (hepimiz birimiz, birimiz hepimiz için) sözüyle, 'The Musketeers' (Üç Silahşörler)'i çağrıştırdı.

Bu çağrışımda, hafta sonu izlediğim filmlerin de etkisi olabilir tabii. Yine de, geri dönüp baktığımda, 60. Cannes Festivali ve Akın'ın 'birlik' çağrısı, zihinsel arşivimde artık böyle bir çağrışımla da yer bulacak. Hatta çağrışımın fon müziği de var; Bryan Adams, Rod Stewart & Sting ile 'All For Love'.

1993 yapımı 'The Three Musketeers' filmini, Kadıköy Süreyya Sineması'nda izlemiştim. Eğlenceli bir filmdi. Filmin sonunda, filmin soundtrack'i 'All For Love' klibi Bryan Adams, Rod Stewart, Sting ile o görkemli salonda beyaz perdede verilmişti.

O yıllarda popüler kültür rüzgârlarıyla şimdiki kadar güçlü savrulmadığımızdan, bir Bryan Adams hayranı olarak, o âna daha fazla değer yüklemiş olmam olası.

Sonrasında 'All For Love'ı her dinlediğimde; o zaman filmi ve sonrasındaki videoyu izlemiş olmanın tadıyla, o zamanki Süreyya Sineması'nı birlikte anımsamaktan, ayrı bir keyif aldım.

Süreyya Sineması'yla ilgili başka anılar da zihinsel arşivimde birikti ama, sanırım bir müzikle eşleşeni sadece bu. Şimdi, artık o eski Süreyya Sineması da olmadığı için, bu anıların değeri de daha fazla oluyor.

Böylece 'All For Love' benim için, 60. Cannes Festivali'nde Fatih Akın'ın 'birlik' çağrısına zihinsel fon müziğim olmasıyla da yeni bir anlam daha kazanmış oldu. Zihinsel süreçlerimiz enteresan işleyebiliyor öyle değil mi?

Yaşamda, müziklerin izleriyle zihinsel kronolojik sıralama yapmaktan, sanırım hoşlanıyorum. Yoksa sizin bir mekânla ya da bir müzikle eşleştirdiğiniz böyle anılarınız yok mu? Alttaki 'All For Love' videosunu izlerken, isterseniz bunu bir düşünün.

'Helvetica' da Festivalde!

İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı'nın, 26. Uluslararası İstanbul Film Festivali; 31 Mart - 15 Nisan 2007 tarihleri arasında.

Festival bünyesindeki etk
inlikler oldukça zengin. Görmek istediğim filmler o kadar çok ki, nasıl zaman bulabileceğimi ben de şaşırmış durumdayım. Uzun uzun burda onlardan bahsetmek isterim fakat şimdilik Helvetica belgeseline dikkat çekmek istiyorum. Web sayfasından diğer etkinliklerle ilgili festival programına bakmanızı ve en azından bir kısmını, fırsat bulup mutlaka programınıza dahil etmenizi öneriyorum.

Bir yazı karakterini konu alan ilk uzun metrajlı film. Aynı zamanda tipografi, grafik tasarım ve küresel görsel kültür konusunda bağımsız bir yapım olan Helvetica belgeseli, İstanbul Film Festivali içersinde kesinlikle kaçırılmaması gereken filmlerden biri.
Uzmanlar tarafından tüm zamanların en iyi yazı karakteri seçilen ve bu yıl ellinci yaşını kutlayan Helvetica bir belgesele konu oldu. Gary Hustwit'in Her gün binlerce sözcüğün bizi nasıl etkilediğini anlattığı Helvetica adlı belgeseli festivalin NTV Belgesel Kuşağı'nda gösterilecek.

Farkında olmadan hayata bakışımızı ve algımızı etkileyen Helvetica yazı karakteriyle ilgili; Festival'in reklâm ajansı HEP İletişim'in katkılarıyla 2 Nisan Pazartesi günü Bilgi Üniversitesi Kuştepe Kampüsü'nde özellikle tasarım profesyonellerinin ve öğrencilerinin çok ilgisini çekecek bir söyleşi gerçekleşecek.

Saat 17.00'de başlayacak söyleşide önce tasarımcı Bülent Erkmen'in hazırladığı "12 Siyasi Parti ve 1 Helvetica" adlı dia gösterisi gösterilecek. Tasarımcı Esen Karol izleyicilere Helvetica'nın tarihçesi hakkında kısa bir bilgi verdikten sonra belgeselin yönetmeni Gary Hustwit ile sohbet edecek. Söyleşinin ardından Helvetica belgeselinin gösterimi yapılacak.Bir yazı karakteri hakkında ve dolayısıyla grafik tasarım hakkında yapılmış, gösterime giren ilk uzun metrajlı belgesel olma özelliği taşıyan Helvetica üzerine gerçekleşecek söyleşi meraklılarına duyurulur.
SÖYLEŞİ: HELVETICA
2 Nisan Pazartesi, Bilgi Üniversitesi Kuştepe Kampüsü, saat 17:00
Katılımcılar
: Bülent Erkmen, Esen Karol, Gary Hustwit

Ayrıntılar
http://www.iksv.org/film Web Sitesinde.

'The Jackal Soundtrack' Rüzgârı

Hafta sonu müziği olarak, The Jackal filmi Sondtrack'ini seçtim.

The Jackal filmi 16 Ocak 1998'de ülkemizde vizyona girmişti. Soundtrack'ini alıp uzun süre repeat list'imde tuttuğumu anımsıyorum. Evet, hayli zaman geçse de unutulmayacak filmlerden biridir. Her ne kadar Bruce Willis'a kötü adam rollerini pek yakıştıramasam da...

The Jackal Soundtrack'inin, sevdiğim grupların seçme müziklerinden oluşması bir yana, gerek müziklerin film içersinde kullanımlarıyla gerekse yalın halde dinlenildiğinde; albüm tümüyle güzel, es geçilmemesi gereken parçalardan oluşuyor.


Apollo 440 - Raw Power


Fatboy Slim - Going Out of My Head

The Jackal Sondtrack'inden, burada dinletmek için, 'Fatboy Slim-Going Out of My Head' ve 'Apollo Four Forty-Raw Power' müziklerini seçtim. Blogger embeddable playerları kabul etmede son zamanlarda sorun çıkarır oldu, codeları benimseyemiyor. Eğer yine bir Error yüzünden burada dinleyecek bir player bulamazsanız; Odeo sayfamdan The Jackal Soundtrack'inden 'Fatboy Slim-Going Out of My Head' ve 'Apollo 440 - Raw Power' mp3lerini bulabilirsiniz.

Hafta sonu geldi ve maalesef içim rahat bir şekilde ay sonu ve hafta sonunun tadını çıkaramayacağım.
Aslında 5 gün önce bitmiş olması gereken bir iş, elinizde olmayan sebeplerle uza(tıl)mış ve mutlaka ay sonuna kadar yetişmesi gerekiyorsa; kendiniz ve ekibinizin mental sağlığını koruyarak bu durumu nasıl aşarsınız?

Evet, elinizde geç saatlere kadar çalışmaya ya da sabahlamaya alışmış bünyeler varsa bile, bir noktadan sonra, zaman faktörü stresi arttırıyor ve en canlı zihinlerin bile algı süreçlerini etkileyebiliyor.

Hedefe ulaşmak için, yelkenleri şişirip yol almada müziğin gücünü kullanmak, benim çıkış yollarımdan biri.

Hafta içersinde projeksiyon perdesine yansıttığımız, gereksiz replikleri kesilmiş, müziğin ve hareketin yoğun olduğu sahnelerden oluşan Blade serisini, algı açıcı zihinsel besin olarak kullandık (Blade I - Soundtrack, Blade II - Soundtrack, Blade III - Soundtrack müzikleri gayet harekete geçiricidir). Bunun yanında The Jackal filmi ve müzikleri de bize eşlik etti.

Hafta sonunu da benzer şekilde geçirip, bu günleri atlatmayı ve Nisan ayına sakin bir başlangış yapmayı planlıyorum. Zira, İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı'nın, 26. Uluslararası İstanbul Film Festivali; 31 Mart - 15 Nisan 2007 tarihleri arasında. Görmek istediğim birçok film ve katılınacak etkinlikler var. Eğer yapmadıysanız, size de programınızı buna göre şimdiden ayarlamanızı tavsiye ederim.