fon müziği etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
fon müziği etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Last Night, Moby, Mixwit

Moby'nin son albümü 'Last Night' birkaç gün önce piyasaya çıktı.

Moby
müziklerini seviyorum. Arada denk gelince dinlemek eğlenceli oluyor. Fakat, genelde albümlerindeki parçaları, öyle zevk için art arda dinleyebildiğim sanatçılardan biri değil.

Bir kategoriye koymak gerekirse onun müzikleri benim için daha çok, reklam veya film müziği olarak değerlendirmek için düşüneceğim isimler arasında.

Dün gece yolda dinleme fırsatım oldu ve 'Last Night' albümündeki müziklerden biri, hemen bu bağlamda zihnimdeki bir film sahnesinin fonuna, iki tanesi de konsepti genel hatlarıyla şekillenen reklam fikirlerimin yanına yerleşi verdi. Albümü dinlerken bir de bu gözle bakın, eminim siz de müzikleri hoş çağrışımlarla bir yerlere yakıştıracaksınızdır...

'Last Night'da 'Mothers Of The Night', I'm In Love'ı buraya not düşmüş olayım. 'Ooh Yeah', 'The Stars'a da her an bir yerlerde denk gelebiliriz...

Cloverfield (2008)* filminin soundtrack'inden de tanıdığımız 'Disco Lies', aynı zamanda Moby'nin yeni albümünün çıkış parçası ki, O'nun müzikleri bu şekilde zaten çokça kullanılıyor.

'Last Night' albümünden örnek parçaları amazon.com'da dinleyebilir, moby.com'da da detaylı bilgiye ulaşabilirsiniz. Ben buraya upload edecek zamanı bulamadım, onun yerine hazırda başka birkaç parçasını seçerek bir playlist oluşturdum. Böylece eğlenceli bir müzik player'la da sizi tanıştırmak* istiyorum; mixwit.com.

Mixwit, eğlenceli ve kolay kullanımlı arayüzüyle dikkatimi çekti.
Böyle farklılaşabilen müzik playerlar görmek hoşuma gidiyor.

Eskiden 90'lık kasetler alıp kendi karışık müziklerimizi kaydeder, paylaşırdık. Şimdi ise, Mixwit ile kaset formunda görünümlere sahip müzik player'lar yaratıyoruz.


Mixwit ile, veritabanındaki müzikleri kullanabildiğimiz gibi, kendi müziklerimizi de yükleyerek playlist'imizi oluşturabiliyoruz. Kasetin üzerine isim yazabiliyor, yükleyeceğimiz bir görsel de, kasetin arkaplan imajı olabiliyor ya da altta benim yaptığım gibi görselimizi minik bir ikon/belirteç olarak da küçültebiliyoruz...

Bloglarımızda kullanabileceğimiz değişik bir oyuncak daha. Ne dersiniz?


James Bond Theme, Lift Me Up, Beautiful, Slipping Away, Mixwit player'daki Moby müzikleri. Play tuşuna bastıktan sonra kasetin altında çıkan yönetim paneliyle önceki sonraki parçalar arasında hareket edebilirsiniz. Bağlantı hızınıza göre müziklerin yüklenmesini biraz beklemeniz gerekebilir...

*:
'Canavar' ismiyle ülkemizde de gösterilen 'Cloverfield', geçen ay bir hata edip izlediğim filmlerden biriydi. İzlemediyseniz -bu fırsatla- pek bir şey kaçırmadığınızı söyleyebilirim...

*: Yeni, güzel bir şey buldum, blogumda paylaşacağım diye sevinmiştim. Post'u yayınlamadan kontrol ettiğimde, Wanadoo Bey'in (Bildirgeç-'Mixwit') benden hızlı davrandığını fark ettim. Kendisine sevgilerimi iletiyorum, enteresan detaylar yakalama becerisiyle, Bildirgeç'i zevkle takip edilir kılan yazarlardan biri...

'All For One, One For All'

60. Cannes Film Festivali de geride kaldı. 'Yaşamın Kıyısında' filmi ve jüride Orhan Pamuk'un olmasıyla, ülkemizde festival hayli konuşulmuştu.

Festival sonuçlarından memnun kaldığımı söyleyebilirim. Ödül törenini izlemek de gayet keyifliydi.

Dikkat ettiniz mi bilmem, törende 'Secret Sunshine' filmindeki performansıyla 'en iyi kadın oyuncu' ödülünü alan Do-yeon Jeon'un heyecanı, görülesiydi.

Do-yeon Jeon, ödülünü aldığında, o heyecan içinde konuşmasını yaparken, bulunduğu yerde olduğuna inanamadığını hissedebiliyordunuz. Ve başarısına, bu tabloyu da görmekle bir kez daha sevinmekten kendinizi alamıyordunuz.

Do-yeon Jeon tüm içtenliğiyle, yaşamında o ânı unutmayacağını söylerkenki halini, Güney Kore Sineması'na giden bir ödül olmasına da ayrı bir anlam yükleyerek, zihnimde fotoğrafladım ve sakladım.

Cannes Film Festivali'nde büyük ödül 'Altın Palmiye'yi alan, '4 Months, 3 Weeks, 2 Days' (4 Ay, 3 Hafta ve 2 Gün) filmi ile Rumen yönetmen Christian Mungiu'nun, ödülü aldıktan sonraki teşekkür konuşmasında da, ödülün doğru yere gittiği hissini duyumsayabiliyordunuz.

Çavuşesku rejiminin son yıllarında Romanya'da geçen, yasa dışı kürtaj yaptıran genç bir kızın hikayesini anlatan '4 Ay, 3 Hafta ve 2 Gün' filminin yönetmeni, ''Galiba herkesin dinleyeceği bir hikaye anlatmak için dev bir bütçeye ve bir sürü yıldıza ihtiyaç olmadığı ortada" diyerek konuşmasında; ödülün küçük ülkelerin düşük bütçeli film yapımcıları için teşvik edici olmasını umduğunu söyledi...

'Yaşamın Kıyısında' filmiyle, 'En İyi Senaryo' ödülünü alan Fatih Akın'ın ise; teşekkür konuşmasında Türkiye'ye 'birlik' mesajı göndermesi, dikkat çekiciydi. Türkiye'deki seçimlere gönderme yapan Akın; 'birleşin' çağrısı yapıyordu. Etkileyiciydi...

Alexander Dumas'yı beyaz perdeye de aktarılmış ölümsüz eserleri 'Count of Monte Cristo' (Monte Kristo Kontu), 'The Man in İron Mask' (Demir Maskeli Adam), The Three Musketeers' (Üç Silahşörler) ile anımsarsınız.

Fatih Akın'ın Cannes'taki konuşmasındaki 'birlik' çağrısı bana nedense, Aramis, Athos Porthos, D'Artagnan'ın 'All for one, one for all' (hepimiz birimiz, birimiz hepimiz için) sözüyle, 'The Musketeers' (Üç Silahşörler)'i çağrıştırdı.

Bu çağrışımda, hafta sonu izlediğim filmlerin de etkisi olabilir tabii. Yine de, geri dönüp baktığımda, 60. Cannes Festivali ve Akın'ın 'birlik' çağrısı, zihinsel arşivimde artık böyle bir çağrışımla da yer bulacak. Hatta çağrışımın fon müziği de var; Bryan Adams, Rod Stewart & Sting ile 'All For Love'.

1993 yapımı 'The Three Musketeers' filmini, Kadıköy Süreyya Sineması'nda izlemiştim. Eğlenceli bir filmdi. Filmin sonunda, filmin soundtrack'i 'All For Love' klibi Bryan Adams, Rod Stewart, Sting ile o görkemli salonda beyaz perdede verilmişti.

O yıllarda popüler kültür rüzgârlarıyla şimdiki kadar güçlü savrulmadığımızdan, bir Bryan Adams hayranı olarak, o âna daha fazla değer yüklemiş olmam olası.

Sonrasında 'All For Love'ı her dinlediğimde; o zaman filmi ve sonrasındaki videoyu izlemiş olmanın tadıyla, o zamanki Süreyya Sineması'nı birlikte anımsamaktan, ayrı bir keyif aldım.

Süreyya Sineması'yla ilgili başka anılar da zihinsel arşivimde birikti ama, sanırım bir müzikle eşleşeni sadece bu. Şimdi, artık o eski Süreyya Sineması da olmadığı için, bu anıların değeri de daha fazla oluyor.

Böylece 'All For Love' benim için, 60. Cannes Festivali'nde Fatih Akın'ın 'birlik' çağrısına zihinsel fon müziğim olmasıyla da yeni bir anlam daha kazanmış oldu. Zihinsel süreçlerimiz enteresan işleyebiliyor öyle değil mi?

Yaşamda, müziklerin izleriyle zihinsel kronolojik sıralama yapmaktan, sanırım hoşlanıyorum. Yoksa sizin bir mekânla ya da bir müzikle eşleştirdiğiniz böyle anılarınız yok mu? Alttaki 'All For Love' videosunu izlerken, isterseniz bunu bir düşünün.

Celtic Woman 'A New Journey'

Hafta sonu, İstanbul'da açık güzel bir hava var. Deniz, bu havalara özgü lacivertine bürünmüş ki, bu sevdiğim görünümlerinden biri.

Bu kentin birçok yüzü var.
Evet, denizin havaya göre değişen rengi de, bunun görülesi, yaşanası bir parçası.

Hafta sonu ofise gitmek; aklımda başka planlar varsa, çok isteyerek yapacağım bir şey değil.
Doğaldır ki, biraz çekilmez olup, söylenebilirim de. Fakat, Şu an belki de burada bozulan planlarıma üzülüp, trafikten şikâyet edecekken; yolda fark ettiğim bir durum yüzünden, halimden gayet memnunum.

Motorla Üsküdar'dan Beşiktaş'a geçerken, tadımlık da olsa deniz havasının keyfini çıkardım. Sahilde, olası şehir turlarının bir parçası olarak, İstanbul'un açan erguvanlarını ve boğazı görmeye meraklı bir turist topluluğunun, turlarının hareket edeceği vakti beklerken,
heyecanlı konuşmaları arasında fotoğraf makineleriyle hayran kaldıkları boğazın görüntülerini almaya çalışmalarına tanık oldum.

Onların nasıl bir gözle kenti gördüklerini duyumsamaya çalıştım. Yıllardır bu kentte yaşarken, bu güzelliklere nasıl aşina olduğumuz ve artık bizim için sıradanlaşabilmiş olduğunu, nasıl o heyecanı kaybedebildiğimizi fark ettim bir kez daha.

İstanbul'u, 'âşık olunan hoş bir bayan' olarak düşünürsek; öyle gözüküyor ki, kent sakinleri olarak bizler;
zamanın en tutkulu aşkları bile vardırabildiği bir noktadayız. Kaprislerini çekmekten yorulduğumuzdan, o çarpıcı güzelliğini sadece arada fark edebiliyoruz. Çünkü dışardan bakan değiliz, içinde onunla yaşayanız. Bu da bir süre sonra, tüm güzelliklerini gözümüzde sıradanlaştırabiliyor.

Sonra, bu güzelliğe dışarıdan bakıp hayran olan birini fark ettiğimizde, neye sahip olduğumuzu anımsıyoruz. Meğer, kaprislerinden yorulduğumuz aşkımız (İstanbul); hayran bırakan tüm güzelliğini barındırmaya devam ediyormuş da, zamanla biz göremez oluyormuşuz.

Hafta sonu için, birkaç sergi gezdikten sonra Beyoğlu'ndaki teras kafeleri keşfetme planımı ertelemek durumunda kaldım. Ama bunu önemsemedim, sonra da yapabilirim. Çünkü
İstanbul, farklı yüzleriyle her gün yenilenip onu yaşamamız için burada bekliyor. Önemli olan yaşam telaşı içinde bunu fark edebilmek.

'Pekiyi, bu farkındalık ve enerjiyle ofiste çalışılabilecek mi?', derseniz. Zihin, farklı bir atmosferle meşgul edilirse; çok da verimli çalışılabildiğini biliyorum. Ben bunun için, şu an
'Celtic Woman' müziklerini kullanmayı tercih ettim. Yani İstanbul'dan İrlanda'ya mistik bir yolculuğa çıkacağız.

'Celtic Woman'; geleneksel Kelt şarkılarını modernize edip yorumlayan, hoş bayanlardan oluşan bir grup.

Kelt müziğine ayrı bir ilgim vardır. Zihnimi görkemli, masalsı atmosferlere taşıyıp; sınırsız dingin ovalarda
hayal gücümü serbest bırakmama olanak tanıması da cabası.

İster benim gibi Kelt müziğine meraklı, isterse yeni tanışıyor olun; tüm tınılarıyla ruhunuza ulaşan 'A New Journey' albümünü bir kez olsun dinlememezlik etmeyin, derim.

Bu tür müzikler; hoş bir mekanda bir dostunuzla sohbet ederken, arkada fon müziği olarak da size eşlik edebilecek türden
. Bırakın, o arkada çalsın, siz başka şeylerle meşgul olun. O, verdiği özgürlük, canlılıkla; siz fark etmeden bilinçaltınızı tetikleyecektir.

'Celtic Woman'ın son albümleri 'A New Journey' yakın zamanda piyasaya çıktı. İlk albümleriyle Amerika'da Platin Plak almış ve Bilboard dergisinin dünya listelerinde haftalarca 1 numarada kalmışlardı. Bu albümleri de, geçtiğimiz yıl yayınladıkları ilk albümleri kadar başarılı.

Ben buradan dinletebilmek için, hafta sonu müziği olarak; 'A New Journey' albümünden, 'The Sky and the Dawn and the Sun'ı seçtim.
Alttaki butona tıkladığınızda, Last.fm aparatı aracılığıyla parçayı dinleyebileceksiniz. Last.fm yakında Türkçe arayüzü ile hizmete geçecekmiş, bu da güzel bir haber.

Celtic WomanThe Sky and the Dawn and the Sun

İlgili linkler: 'Celtic Woman' web sayfası. Wikipedia'da Celtic Woman. Amazon'da A New Journey (albümdeki diğer parçalar da buradan tadımlık dinlenebilir).