mp3 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mp3 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Aşk-ı Hürrem, Can Atilla



Aşk-ı Hürrem, yakın zamanda çıkan, yine birbirinden güzel parçaların yer aldığı, son Can Atilla albümü.

Can Atilla müziklerini uzun süredir zevkle takip edip, ilham verici etkilerinden istifade ettiğimden daha önce de bahsetmiştim. Aşk-ı Hürrem de, etkileyici müzikleriyle, arşivimdeki yerini aldı.
Can Atilla, "Cariyeler ve Geceler" ve "1453, Sultanlar Aşkına" albümlerinin fantastik Osmanlı üçlemesinin üçüncü, final albümü olan ''Aşk-ı Hürrem''de, notalarıyla hayal dünyamızı aralıyor ve "O zamanlar başka bir müzik vardı, bilmek imkansız ama hayal edebiliriz…." sözleriyle dinleyiciyi bu kez de Kanuni Sultan Süleyman dönemine götürüyor. Osmanlı'nın en güçlü ve en tehlikeli kadını Hürrem Sultan ve Kanuni 'nin yanı sıra Barbaros, Mimar Sinan, Piri Reis gibi tarihsel kahramanları da sanatıyla anıyor.

Albümün ilk video klibi 3-D animasyon olarak yine yönetmen Uğur Erbaş tarafından ''Aşk-ı Hürrem'' isimli şarkının radio edit versiyonuna çekildi. ''Aşk-ı Hürrem'' şarkısını Saraybosnalı ünlü pop yıldızı Lejla Jusic ve Ayça Dönmez seslendirdi. Klipte Hürrem Sultan'ı, Brezilyalı manken Carime Bitar canlandırdı.
Aşk-ı Hürrem'deki her bir parçadan ayrı ayrı söz etmek istiyorum ama burada yerim dar. O yüzden albümden seçtiğim, en beğendiklerimden diyebileceğim birkaç parçayı [Aşk-ı Hürrem (Radio Edit), Rodos Korsanları, Mahidevran, Barbarosa - Denizlerin Efendisi], dinleyebilmeniz için Odeo'daki alanıma aktardım. Böylece siz hem Aşk-ı Hürrem'deki enfes müziklerin tadını keşfedin, hem de hafta sonu müziğimiz olarak burada yer almış olsunlar. Albümdeki, Mahidevran'a özellikle dikkatinizi çekmek isterim; art arda dinlemekten kendimi alamadıklarımdan biri.

Mahidevran-ODEO

www.canatilla.com'da; sanatçı ve eserleriyle ilgili detaylı bilgiye ulaşmak mümkün. Aşk-ı Hürrem'deki parçaların öyküleri de, bunların arasında...


Aşk-ı Hürrem parçasının videosu, bu gönderiyi yayımladığımda henüz ulaşılabilir değildi, o yüzden şimdi ekliyorum.

Uğur Erbaş tarafından hazırlanan Aşk-ı Hürrem videosu, diğer işleri gibi gayet başarılı. Kendisinin ugurerbas.blogspot.com altında bir de blogu var, zamanında ilgiyle takip ediyor olduğum. Fakat şimdilerde pek güncellenmiyor, güncellenmesini ve projelerini detaylarıyla blogundan izleyebilmeyi istiyoruz!

[Yazı, 15 Aralık'ta yayımlanmış, video ilave edilerek 24 Aralık'ta editlenmiştir.]

Farewell, My Lovely

Hımm hmmhmhm hıım hm.. ('Farewell, My Lovely' mırıldanıyorum).

Bugün,
Old Boy Soundtrack'ini çalışırken fon müziğim olarak kullandım. Yine 'Farewell, My Lovely'de takıldım. Her dinlediğimde, sonrasında kendimi böyle mırıldanırken yakalıyorum.

Sıcak bir (İstanbul) öğleden sonra(sın)da dinlendirici, zihin toparlayıcı minik bir araya gereksinenler, serin bir içecek alıp, bana eşlik etmeye ne dersiniz? Güzel bir teklife benzemiyor mu?

(Müziği, box.net marifetiyle üstteki player'a tıklayarak dinleyebilirsiniz. Olası Blogger kazalarından biri olur da
dinleyemezseniz, 'Farewell, My Lovely'e box.net/lyn altından da ulaşmanız mümkün.)

Blogu takip edenler, çalışırken arada dinlediğim müziklerden burada bahsetmeme alışıktır. Olmayanlar için belirtmiş olayım, müzik başlığı altından değindiğim diğer olası fon müziklerime erişebilirsiniz.

Old Boy Soundtrack'indeki 22 numaralı parça,
'Farewell, My Lovely'.

Umuyorum ki filmi izlemişsinizdir, böylece dinlerken filmi anımsayıp, ânınıza daha güçlü bir etki katabilirsiniz. Ama izlemediyseniz bile,
'Farewell, My Lovely' salt kendi başına da o özel etkiyi yaratabilecek güzel müziklerden biri. Ritmine kapılıp, sonuna yaklaşırkenki melodiye kendinizi mırıldanarak eşlik ederken bulursanız, şaşırmayın.

Old Boy'u izleyenlerin arşivinde, mutlaka filmle beraber müzikleri de yer alıyordur ve arada geri dönüşlerle zevkle izlenip, dinleniyordur, diye düşünüyorum. En azından bendeki durum öyle...

Yine de, Old Boy Soundtrack'indeki diğer müziklerin de birbirinden güçlü ve etkileyici olduğunu belirtmeden geçmeyeyim. Zira bir filmde yönetim, senaryo, oyunculuk ne kadar önemliyse; müzik de o kadar önemlidir ve Old Boy müzikleri de o kadar başarılı.

Old Boy'daki müzikler; atmosferi yakalamanızı ve siz dehşet içinde filmi izlerken, onlara sığınıp az da olsa huzur bulabilmenizi sağlıyor.

Güney Kore Sinemasına ilgimden bahsetmeye başlamış ve arkasını getirecek zaman bulamamıştım. Şimdi siz
'Farewell, My Lovely' dinlerken, ben de arada Old Boy ve Chan-wook Park'tan bahsederek, o konuya devam etmiş olayım.

Chan-wook Park, tarzına hayran olduğum yönetmenlerden biri. Old Boy, yönetmenin birbirinden bağımsız filmlerden oluşan 'İntikam Üçlemesi'nin (Sympathy for Mr. Vengeance, Old Boy, Sympathy for Lady Vengeance) ikinci filmi ve bir Japon mangasından uyarlanmış.

2004 Cannes Film Festivalinde gösterilmiş ve 'Grand Prix' ödülüne layık görülmüş, e
leştirmenlerden de büyük takdir toplayan Old Boy; IMDB'nin de 'Top 250' listesinde yer almakta...
Karısı ve bebeğiyle mutlu bir hayat süren işadamı Oh Dae-su bir gün evinin önünden kaçırılır. Uyandığında kendini özel yapılmış bir hücrede bulur. Karısının öldürüldüğünü öğrenen Dae-su, 15 yıllık tutsaklığın ardından serbest bırakılır. Oh Dae-su yemin etmiştir. Mutlu hayatını yok eden adamdan intikam alacaktır. Bir Japon lokantasında tanıştığı Mido, intikamını alması için ona yardım sözü verir. Daha sonra ortaya çıkan Evergreen lakaplı bir adam ona 5 gün içinde neden hapsedildiğinin nedenini bulmasını aksi takdirde Mido'yu öldüreceğini söyler. Oh Dae-su, hapsedilmesinin ardındaki gerçeği bulur. Bununla beraber başka bir gerçeği de..
Old Boy'un konusu kısaca böyle. Film, 'İhtiyar Delikanlı' ismiyle ülkemizde de gösterilmişti. Filmin isminin niçin 'Old Boy' olduğunun cevabı ise, Oh Dae-su'nun kendisini 15 yıl kimin tutsak ettiğini öğrendiği anda saklı...

Alttaki alıntı, Old Boy üzerine, yönetmeni
Chan-wook Park ile yapılan bir röportajdan ve yönetmenin bakış açısının neredeyse bir özeti.
İntikam teması ile büyülenmiş gibisiniz. Bunun sebebi nedir?
'İntikam muazzam bir enerji ve tutku gerektiren bir duygu. İntikam peşinde koşan kişi, günlük hayatındaki her zevki bir kenara atmak zorunda. İntikam duygusu başka bir tür zevk getiriyor, ama sonunda bu zevk hiçbir işe yaramıyor. İntikam peşinde koşan kişi amacına ulaşıp intikamını alsa bile, bu uğurda kaybettiklerini geri getiremiyor. İşte intikam duygusunda böyle büyük bir paradoks var. İnsanın bütün enerjisini ve tutkusunu sonunda hiçbir yere ulaşmayan bir olaya odaklaması beni çok çekiyor.'

Oldboy, başroldeki Choi Min Sik ile ilk birlikteliğiniz. Kendisi klasik oyunculuk eğitimi almış biri. Senaryoyu yazarken direk olarak onu düşünerek mi yazdınız?
'Oldboy'u çekmemin ilk sebebi Choi Min Sik'dir. Sorduğunuz soruya gelince, evet senaryoyu yazarken özellikle kendisini düşünerek yazdım. Senaryoda düzeltmeler yapmam gerektiği zaman, kendisinin fikrini aldım ve bunların bazılarını ekledim. Choi Min Sik'in Asya'nın en önemli oyuncularından biri olduğuna ve tarihte çok iyi bir yere ulaşacağını düşünüyorum. Onu Amerikan sinemasından Al Pacino ve Sean Penn'e benzetiyorum.'

Filmin tarzının ve görünüşünün Choi Min Sik'in karışık ve özensiz haldeki saç stilinden geldiğini söylediğinizi okuduk. Bunu bir espri olarak mı söylediniz?
'Saç stilini gördüğüm ilk anda Oldboy'un ne tarzda çekileceğine karar verdim. Düzensiz görünen ve gerçekçilik sınırlarını biraz da olsa aşan bir tarz.'

Kore'nin Kuzey ve Güney olarak bölünmesi ilginç hikayeler ortaya çıkmasında etkili oldu mu?
'Kore toplumu çok değişken, gürültülü, karmaşık, hareketli ve aktif. Kuzey ve Güney olarak bölünmesi sebeplerden yalnızca biri. Kısaca söylemek gerekirse, Kore yaşaması zor ama heyacan verici bir yer. Bu yüzden bu kadar çeşitli filmler çıkarabiliyoruz.'

Bazı aleştirmenler Oldboy'da çok fazla şiddet olduğunu söylediler. Şiddet sizin için ne ifade ediyor?'
'Şiddet insanları yokediyor. Herkes bunun farkında. Benim odaklandığım konu, şiddetin sadece şiddet uygulanan kişiyi değil, aynı zamanda şiddeti uygulayanı da yoketmesi. Esas amacım, şiddet uygulanan kişinin vücudu ile şiddeti uygulayanın kişiliğinin birlikte yokoluşunu seyirciye aktarmak.'(*)
İntikam kötü bir duygu fakat, bir filmde ancak böyle güçlü işlenebilir, diye düşünüyorum. Evet, Tarantino'yu da severim ve Kill Bill'de de gelinin intikamını alışını keyifle izlemiştim ama,
Old Boy'u izledikten sonra, intikam filminin nasıl olacağını gördüm, diyebilirim.

Nefreti, kaybedilişleri, acıyı, sabretmeyi bildiğinizi mi düşünüyorsunuz. Bunu Old Boy'u izledikten sonra bir daha düşünün derim.

Old Boy üzerinde konuşacak çok şey var ama, ben burada film içindeki diyaloglardan birkaç alıntıyla bitiriyorum. Gerisini kendi izlenimlerinizle tamamlayabilirsiniz.

Kullanılan sözler, başlı başına düşündürücü olmakla beraber, alttakiler onlardan sadece birkaçı...
'bir hayvandan daha kötü olsam bile... benim de yaşamaya hakkım yok mu?'

'ha bir taş ha bir kum tanesi... farketmez, ikisi de suda batar...'

'Bana işkence etmeye kalkışırsan kendimi öldürürüm. İntikam mı almak istiyorsun, yoksa gerçeği öğrenmek mi?'

'...Zilimi çaldığım zaman iki kişiliğe bölüneceksin. Birisi sırrı bilmeyen Oh Daesu, sırları bilen ise canavar.
Ben zili tekrar çaldığımda canavar arkasını dönecek ve yürümeye başlayacak. Her adımıyla sen bir yıl yaşlanacaksın. Canavar yetmişe ulaştığında ölecek. Kaygılanacak bir şey yok. Bu çok huzurlu bir ölüm olacak. Şimdi, sana iyi şanslar...'
İzlemediyseniz, mutlaka filmi ve müziklerini arşivinize ekleyin, öneririm.

The Fast and the Furious 'Tokyo Drift'





The Fast and the Furious (2001)
2 Fast 2 Furious (2003)
The Fast and the Furious 'Tokyo Drift (2006)

'Hızlı ve Öfkeli' serisi filmlerinin müzikleri, bu sıralar dinlediklerim arasında olduğu için; hafta sonu müziğini de, serinin üçüncü filmi olan 'Tokyo Yarışı'ndan seçtim.

Hızlı arabalar, tehlikeli yarış pistleri, yarışlar ilginizi çekiyorsa; bu filmleri de anımsayacaksınızdır.

A
rada geri dönüşlerle izlemekten sıkılmadığım filmlerden olduklarını ve filmlerden alacağınız zevkin; neredeyse bu tür oyunlardan alacağınız zevke yakın olacağını, söyleyebilirim. Müzikleri de, hem salt kendi başına hem de filmlerin akışı içindeki tempoyu kaybetmemenizi sağlamasıyla, oldukça iyiler.

The Fast and the Furious: Tokyo Drift Soundtrack'teki
müziklerden benim seçtiklerim; 'Brian Tyler feat. Slash - Mustang Nismo', 'DJ Shadow feat. Mos Def - Six Days', 'N.E.R.D. - RockStar'.


'Slash' etkisinden midir bilinmez, özellikle 'Mustang Nismo' ulaştığı üst notalarıyla; orgazmik müzik kategorisine rahatça dahil edilebilecek türde...

(Blogger sürprizlerinden biri yüzünden, seçtiğim müzikleri buradan dinleyemezseniz; box.net üzerinden de ulaşabilirsiniz.)

23 Nisan 1920



23 Nisan, Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, kutlu olsun...

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı; TBMM'nin 23 Nisan 1920 günü kurulmasının onuruna, TBMM tarafından sadece Türk çocuklarına değil, bütün Dünya çocuklarına ithaf edilen, her yıl 23 Nisan günü kutlanan, Türkiye'nin milli bayramı, dünyada kutlanan ilk çocuk bayramıdır.

"Bugünün küçükleri, yarının büyükleridir." diyerek, yönetimin bayram süresince öğrencilere bırakılması geleneğini başlatan
Atatürk; zor şartlarda var ettiği Cumhuriyeti, geleceğimiz olan çocuklara emanet ederken, ne kadar da haklı bir yol göstermiştir. Tek ihtiyacımız, kendi yetiştireceğiniz 'Cumhuriyet Çocukları'nın sağlayacağı istikbaldir ve ona olan inancımız olmalıdır.

23 Nisan, TBMM'nin açılışı ve dolayısıyla da halkın yönetime tam anlamıyla hakim olmasının ilk günü olduğu için ulusal egemenlik açısından da önemli bir anlam taşır...

Kendimize sormalıyız; bu günlere nasıl geldik, şimdi böyle yaşayabiliyorsak bunu kime borçluyuz, bu günün öneminin farkında mıyız, coşkusunu yüreğimizde hissedebiliyor muyuz?

Şu an içinde bulunduğumuz 'Cumhurbaşkanlığı Seçimleri' öncesi; 87 yıl önceki o günleri ve o 'Cumhuriyet Ruhunu' anımsamaya daha çok ihtiyacımız var, diye düşünüyorum.

100 yıl sonrayı görebilen bir liderin, Mustafa Kemal Atatürk'ün düşüncelerini; kulaktan dolma, 'rozet-büst Atatürkçüleri'nden değil, kendi eserlerinden öğrenelim.

Geleceğini şekillendirmek isteyen; gelecek vizyonu böylesine güçlü bir liderin, Atatürk'ün düşüncelerinden beslenilsin. Bunu yaparken de;
kime hizmet ettikleri belli olmayan birtakım odakların, Atatürk'ü yorumladıkları-empoze etmeye çalıştıkları şekilden uzak kalınmaya çalışılsın.

Tarihi iyi okumak, bire bir Atatürk'ün eserlerinden, konuşmalarından faydalanmak; onu tanıyıp değerlendirmeye, zaman üstü düşüncelerinden istifade etmeye olanak tanıyacaktır.

Araştırın, okuyun; başkalarının değil kendi algınız-değerlendirmenize güvenerek hareket edin.


Üç ciltlik 'Nutuk'; okumaya başlamak için iyi bir kaynak.

Her Türk'ün bilmesi gereken; 'Atatürk İlkeleri', Atatürk'ün Gençliğe Hitabesi, Onuncu Yıl Nutku, anımsanmalı.

Kimseye bağlı kalmadan, seçimlerimizi neye göre yapmamız gerektiğini gösteren, geleceğimize ışık tutacak mahiyetteki; 'Atatürk İlkeleri'ni iyi hazmedip, ona göre bir tavır içinde olmak; 1920'lerde teşkil edilen Türkiye Büyük Millet Meclisi ile şimdikinin farkını anlamamıza ve buna göre davranmamıza da yardımcı olacaktır...




Rutkay Aziz'in seslendirmesiyle yer aldığı, 'Atatürkiye' ve 'İstiklal Marşı'nın entrümantal yorumunu, hafta sonu müziği olarak bırakıyorum. Box.net'ten de bu dosyalara ulaşılabilir...

Malt

'Malt' grubunun 'Kendi Adını Taşıyan İlk Albüm' isimli albümü, yakın zamanda piyasaya çıkmıştı.

Bugün tampon tampona trafikte ilerlerken, albümü dinleme fırsatım oldu. Blogda 'hafta sonu müziği' bırakmadığımı anımsayınca; bu albümden iki tadımlık parça seçtim. Alttaki player ya da
Box.net; 'Devam' ve 'Portakal' isimli parçalarına erişmenizde yardımcı olacaktır.



Debriyajdan yorulan ayağınızı dinlendirmek için, oyalayıcı, eğlenceli bir albüm. Müziğinin, hareketli ritmiyle sizi yakalayıp,
ironik sözleriyle aklınızı meşgul edebilecek kıvama yakın olduğunu da, söyleyebilirim.

Malt grubu; Cenk Durmazel (vokal), Cenk Turanlı (bas), Barış Ertunç (gitar) ve Güray Gürsoy (davul)'dan oluşuyor.

Malt grubunda, sözleri yazan ve vokalde bulunan; Cenk Durmazel için; 'Cenk ve Erdem Beyler'in Cenk'i, gibi klişe bir tanımlama yapılabilse de; geçmişindeki müzikal duruşuna biraz dikkatli bakıldığında; gruptaki konumu daha iyi algılanabilir...


Albümün ilk videosu ise, 'Aşkın Gözü' isimli parçaya çekilmiş.

'The Jackal Soundtrack' Rüzgârı

Hafta sonu müziği olarak, The Jackal filmi Sondtrack'ini seçtim.

The Jackal filmi 16 Ocak 1998'de ülkemizde vizyona girmişti. Soundtrack'ini alıp uzun süre repeat list'imde tuttuğumu anımsıyorum. Evet, hayli zaman geçse de unutulmayacak filmlerden biridir. Her ne kadar Bruce Willis'a kötü adam rollerini pek yakıştıramasam da...

The Jackal Soundtrack'inin, sevdiğim grupların seçme müziklerinden oluşması bir yana, gerek müziklerin film içersinde kullanımlarıyla gerekse yalın halde dinlenildiğinde; albüm tümüyle güzel, es geçilmemesi gereken parçalardan oluşuyor.


Apollo 440 - Raw Power


Fatboy Slim - Going Out of My Head

The Jackal Sondtrack'inden, burada dinletmek için, 'Fatboy Slim-Going Out of My Head' ve 'Apollo Four Forty-Raw Power' müziklerini seçtim. Blogger embeddable playerları kabul etmede son zamanlarda sorun çıkarır oldu, codeları benimseyemiyor. Eğer yine bir Error yüzünden burada dinleyecek bir player bulamazsanız; Odeo sayfamdan The Jackal Soundtrack'inden 'Fatboy Slim-Going Out of My Head' ve 'Apollo 440 - Raw Power' mp3lerini bulabilirsiniz.

Hafta sonu geldi ve maalesef içim rahat bir şekilde ay sonu ve hafta sonunun tadını çıkaramayacağım.
Aslında 5 gün önce bitmiş olması gereken bir iş, elinizde olmayan sebeplerle uza(tıl)mış ve mutlaka ay sonuna kadar yetişmesi gerekiyorsa; kendiniz ve ekibinizin mental sağlığını koruyarak bu durumu nasıl aşarsınız?

Evet, elinizde geç saatlere kadar çalışmaya ya da sabahlamaya alışmış bünyeler varsa bile, bir noktadan sonra, zaman faktörü stresi arttırıyor ve en canlı zihinlerin bile algı süreçlerini etkileyebiliyor.

Hedefe ulaşmak için, yelkenleri şişirip yol almada müziğin gücünü kullanmak, benim çıkış yollarımdan biri.

Hafta içersinde projeksiyon perdesine yansıttığımız, gereksiz replikleri kesilmiş, müziğin ve hareketin yoğun olduğu sahnelerden oluşan Blade serisini, algı açıcı zihinsel besin olarak kullandık (Blade I - Soundtrack, Blade II - Soundtrack, Blade III - Soundtrack müzikleri gayet harekete geçiricidir). Bunun yanında The Jackal filmi ve müzikleri de bize eşlik etti.

Hafta sonunu da benzer şekilde geçirip, bu günleri atlatmayı ve Nisan ayına sakin bir başlangış yapmayı planlıyorum. Zira, İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı'nın, 26. Uluslararası İstanbul Film Festivali; 31 Mart - 15 Nisan 2007 tarihleri arasında. Görmek istediğim birçok film ve katılınacak etkinlikler var. Eğer yapmadıysanız, size de programınızı buna göre şimdiden ayarlamanızı tavsiye ederim.