anekdot etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
anekdot etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

AlphabetCity, Le Cafe



Olivier Gaudry, AlphabetCity altındaki portfolyosu; renk, desen ve font kullanımıyla, görülesi.

Her şeyin tıpkı bir puzzle'ın parçalarıymış gibi yerli yerine oturduğu anları, seviyorum.

Bir proje üzerinde çalışıyoruz. Önceden çalıştığımızın aksine bu defa arada biraz huysuz ve pek de ne istediğini kendi de bilmeyen bir muhatabımız var. Hazırlanan tasarımlar birkaç defa geri döndü ve artık son noktayı koymamız gerekiyor. Zaman sarktı ve diğer işlerimizle çakışmaya başladı...

Akşam taslaklar üzerinde çalışırken sıkılıp, minik bir ara vererek, e-postalarımı ve
blog reaksiyonlarımı kontrol edeyim dedim.

Alttaki video, gece otururken fazla kahve tüketmememi hatırlatan bir dostumun gönderdiği e-posta'daydı. Kahvenin bünye üzerindeki etkilerini betimleyen eğlenceli bir animasyon. Ayrıntıları, Video Le Cafe başlığında.



Nasıl olsa istediğim gibi bir sonuç alamadan rahat edemeyeceğimden, yine geç uyuyacağım uzun bir gece olacağını sanıyordum. Oysa, Eda'nın denk gelip ilettiği Graphic ExchanGe'in linki üzerinden rastgele bağlantıları takip ederek vardığım AlphabetCity portfolyosu ve üstte gördüğünüz Storm Trooper; aklımdaki varyasyonlara nokta koyarak, neredeyse işin son haline karar vermemi sağladı.

Blog reaksiyonlarımdan birinin beni götürdüğü Volkan'ın paylaştığı üç müzikten biri, Infected Mushroom’dan Psycho'yu da fon müziğim yaparak, böylece ilham verici iki güzel fısıltıyla, kısa sürede sonuca ulaşmış oldum. Bu anekdot, onlara da bir teşekkür.

Son tabloyu kısa sürede görebildiğim böylesi anlar, müşterinin de içine sineceği bir iş olacağının da habercisi, benim için.
Bazen, zihnimizi tetikleyecek bir şeyler görene kadar karar veremeyiz. Aslında neye ihtiyacımız olduğunu biliyoruzdur ama, onun su üstüne çıkması gerekir. İhtiyacımız olanı fark ettiğimiz o bir an ise, her şeyin yerli yerini bulduğu andır. Sonrası için fazla bir şey yapmamız gerekmez.

Neyin, neye sebep olacağı belli olmayan bir hayatta yaşıyoruz. İleteceğiniz böylesi ilham verici fısıltılara açık olduğumu, arada bir kez daha belirtmek isterim. Özellikle önümüzdeki dönemde vizörünüze takılacak, sarı yapraklar ve sonbahar temalı fotoğrafları görmeye, hiç hayır demem.

Lionel Richie

Lionel Richie - Hello

Lionel Richie, 18 Temmuz, İstanbul Arena'da, biletler Biletix'te.

Zamanında, uzunca bir dönem, düzenli olarak; gece, müziği açık bırakarak uyuma alışkanlığımı sürdürmüştüm.

Tozlu tarih sayfalarından bahseder gibi hissediyorum şu an nedense ama,
Mp3 playerlar öncesindeki çoklu cd çalarlar devrine tekabül eden, geçen on yıl içindeki bir zamandan bahsediyorum sadece.

İşitsel besin olarak kullandığım bu fon müziklerinin kaynağı, arşivimden bir derleme ayarlamamışsam; dj'siz, önceden hazırlanmış belirli kayıtları döndürdükleri için, çoğunlukla gecenin o saatlerinde beğendiğim slow müzikleri yayınlayan radyolardan biri olan
JoyFm'di.

Lionel Richie, diğer tüm vasıfları, sıfatları yanında, özellikle 'Hello' parçası ile; o günlerden anımsadığım, uykuda bana eşlik eden, rüyalarımın tema müziklerinin sahiplerinden biriydi. Ve şimdi, vaktiyle bilinçaltıma hitap etmiş bir sanatçıyı, canlı performansıyla izlemenin heyecanını taşıyorum.

Bu anekdot ışığında, o hissimi daha kolay aktarabileceğimi düşündüm. Sanmıyorum ki bir anıyı, müzikle ilişiklendirilmiş olarak saklamayı seven bir ben olayım. Bir müzik, çağrıştırdığı anılarla sizi mutlu edebiliyorsa, onu canlı dinlemenin zevki de bir başka olsa gerek. Harika bir konser olacağını umuyorum.

Özel anlar dışında da, müzikle ilişiklendirerek zihninizde tuttuğunuz, onları öyle anımsamaktan mutlu olduğunuz anılarınız yok mu?

Alttaki müzikler de o dönemden, belki size aynı zaman dokusunu çağrıştırmada ya da kendi hoş anılarınızı
anımsatmada yardımcı olurlar.

Diana Ross - Endless Love (feat. Lionel Richie)
Bryan Adams - I Will Be Right Here Waiting For You