yorum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yorum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Honda: Lawn & Garden Seed mailer



Honda: Lawn & Garden Seed mailer, Inferno London portfolyosu altındaki güzel işlerden sadece biri.

Peki, nedir bu mektubun özelliği? Honda'dan gelen postanızı okuduktan sonra, kağıdını bahçenize toprağa gömüyorsunuz ve geri dönüşümle bu özel kağıt, tohum işlevi görerek çim hâlini alıyor.

Ne dersiniz, etkileyici, öyle değil mi? Fikir ve uygulamasından çok hoşlandım. Konuyu, directdaily ve iyi fikir'de görünce, unutmamak için buraya da almak istedim. Inferno London portfolyosu altından Lawn & Garden'ın detayına erişebilirsiniz, ki ajansın website'sinin de çok sevimli bir arayüzü var...

Konuyla ilgisiz bilgi: Geçen yıl bir ara blogda kullandığım CoComment uygulamasını yeniden aktifledim. Diğer bloglarda yaptığım yorumları çekip yayımlayacak olan bu zamazingoyu, blogun yan menüsünden veya rss yayınından takip edebilirsiniz.

IDéEFIXE, Değişim, Algı

IDéEFIXE, 'idefix' oluvermiş! Logo ve site görünümündeki renk değişimi yanında, kullanımda birkaç değişiklik daha fark ediliyor.

İdefix ekibinin anasayfada yer alan açıklamasında; bazı kitapların ilk sayfalarını okuyabilmek, dvd'lerin tanıtımlarını izleyebilmek gibi yenilikleri de yakında görebileceğimiz belirtilmiş...

Allta, değerlendirmemi okumadan önce
IDéEFIXE'in yeni hâlini ziyaret edip gelirseniz, sonrasında bırakacağınız yorumlarınızda -olası- benim etkim altında kalma ihtimâlinizi de ortadan kaldırmış oluruz.

Yakın zamanda
Webrazzi'de Arda Kutsal'ın 'EBİ siteleri üçü birarada satışa hazırlanıyor' yazısını okumuştuk. Sonrasında gerçekleşen bu değişikliği görünce, şaşırdım. Ve pek de hoşlandığımı da söyleyemiyorum, maalesef.

1997'den bu yana varolan
IDéEFIXE'in, özellikle çokça kitap ağırlıklı online alışverişler yapan bir müşterisi olarak, bu değişiklikten şans eseri haberdar olmaktan hoşlanmadım. Konuyla ilgili bir bülten almadım, oysa yeniliklerden düzenli olarak e-posta üzerinden haberdar edilirdim...

Şaşırdığım ve hoşlanmadığım diğer nokta ise, on yıl gibi bir geçmişi olan böyle bir oluşumun, tasarım değişikliği ve bunu yaparken büründüğü -idefix ekibinin anasayfadaki değişiklik duyurusunda okuduğumuz- mütevazı(!) tavırla, yerleşik marka algısını nasıl böyle kolay harcayabildiği!

Geçen yıl Nisan ayında 'IDéEFIXE Dostlarına Mektup' başlıklı yazımda, A. Behçet Akalın'ın, isim ve tasarım değişikliğine gidileceği yönündeki paylaşımını aktarmıştım. Bir anket düzenlenmiş ve pekçok eleştiri yapılmış, sonucunda da 'IDéEFIXE', 'idefiks', 'idefix' olarak her üç şekilde de siteye erişilebileceği belirtilip, tasarım eski şekliyle sürdürülmüştü...

Eskiye kıyasla yeni görünümünde; renk seçimi ve logodan kaynaklanan soğukluk yanında, üslûptan kaynaklanan güven telkin edememe hâli duyumsanıyor ve IDéEFIXE'i daha önce bilmeyen bir ziyaretçinin nerdeyse rahatça, tasarımı aceleye getirilmiş yeni açılan alış veriş sitelerinden birinde olduğunu bile sanabileceğini düşünüyorum, maalesef.

Doğrusu, yeni tasarımı kimin hazırladığını ve nasıl bir stratejiyle buna onay verildiğini çok merak ediyorum.

Benim burada yer alan değerlendirmem; bir taraftan tasarım, kullanılabilirlik, marka algısı üzerine profesyonel bakışımı barındırmakla beraber, diğer taraftan da, kullanıcısı olduğum ve hizmetinden memnun kaldığım
, zamanında müşteri olarak duygusal bağ geliştirmemi bile sağlayan bir servise karşı, beklentilerimi haklı olarak yüksek tutuyor olmamın izlerini de taşıyor olabilir.

Ne dersiniz, yoksa zamanla alışır mıyız? Umuyorum, IDéEFIXE harakiri yapmamıştır ve yakın zamanda iyi yönde gelişmelere beraber tanık oluruz.

Blogdan, konuyla lgili olabilecek diğer yazılar:
İdeefixe, Sanal Kitap Fuarı, Tercihler,
Kitap Önerileri[(m)iz],
Sanal Kitap Fuarı,
IDéEFIXE Dostlarına Mektup,

The Ultimate Break, Nestlé KitKat



Akama Studio imzalı “The Ultimate Break”; Nestlé KitKat Fransa için hazırlanmış eğlenceli olduğu kadar güzel de bir viral reklam çalışması. Detayları, www.kitkat.fr'de.

Şu sıralar ülkemizde de,
televizyonlarda dönen 'molana tat kat' sloganlı -ne kadar etkili olduğu tartışılır- bir Nestlé KitKat reklamı (bknz: YouYube: Pelin Karahan Kit Kat reklamı) var.

“The Ultimate Break”e dönersek, evet, ofiste sıkılıp bunalınca minik bir 'çikolata' molası vermek, enfes olabilir. Fakat bu çikolata, Nestlé ürünü mü olur -boykot mevzuları filan da var firmayla ilgili, konunun o noktası bilmiyorum hiç ilginizi çekmiş miydi-, orası, tartışmaya açık ayrı bir mevzuya gider...

kitkat.fr'den sonra bir de Nestlé Türkiye'nin web sitesine bakayım, dedim. Geçen zamana rağmen değişen pek de bir şey olmadığını gördüm, maalesef.

Geçen zamana rağmen, diyorum. Çünkü, 2005'te
Nestlé ile ilgili bir sorun yaşayıp, web sitesi üzerinden yetkili biriyle temas kurmaya çalışmıştık.

Hoş bir deneyim değildi. Sonrasında blogda yazdığım bir yazıda durumu eleştirmiş; Nestlé Türkiye'nin web sitesinin kullanıcı dostu bir arayüzü olmadığını, bunun da maalesef firmanın Türkiye'de son kullanıcıyla teması pek önemsemediğinin göstergesi olduğuna değinmiştim.

Konuyla ilgili -kendi yazımı şuan bulamadım ama,
blogu hâlen devam ettiği için yazısı erişilebilir durumda olan- Serdar Öner'in 'Nestle.com.tr' başlığındaki benzer eleştirel yazısını okuyabilirsiniz. Göreceksiniz ki Nestlé, zamana yenilmemekte oldukça kararlı(!). Ve öyle anlaşılıyor ki, Türkiye pazarında interneti etkin bir mecra olarak kullanmaya pek ihtiyacı yok(!), yaratıcı(!) tv reklamları yeterli görülüyor.

Haftaya, güzel bir animasyonu paylaşarak başlayalım, istemiştim ama, laf uzadı ve bu gönderinin içeriği hâyli esnedi.
“The Ultimate Break”i beğenmiş olacağınızı umuyorum...

İçerikten Memnunum?

"'draft.blogger' İle Blogger'da Gezintim" başlıklı yazımda; Blogger'ın "anket" ekleme özelliğini denemek için, mini bir anketi sağ menüye eklediğimden bahsetmiştim.

Bir hafta süreli, "İçerikten Memnunum?" anketimizin sonucu; yandaki görselde de görebildiğiniz üzere; 26 katılım, 24'e 2 oyla, olumlu çıkmış gözüküyor.

Katılıp, görüş bildirenlere teşekkür ediyorum. İçerikten istifade edildiğini bilmek, sevindirici. Fakat, iki "hayır" oyunu ne sebeple aldığımı da bilmek isterdim. Sorularınıza, eleştiri, yorum ve önerilerinize açığım; e-posta adresimi kullanarak bana her zaman ulaşabilirsiniz.


Rekabet Stratejisi Hürriyet'i!

Bugün beni gülümseten haberlerden bir diğeri de; Hürriyet Gazetesi'nin aldığı ve marifetmiş gibi duyurduğu o önemli(!) karardı.

'Kadın teşhirinin rekabetini reddediyoruz' başlıklı haber, sunuş şekli ve gazetenin bu güne kadarki bildik tutumuyla, sizin de dikkatinizi çekmiştir.

...Biliyoruz ki internet siteleri eğer haber verecekse yalnızca haber vermelidir.

Biliyoruz ki internet sitelerine girebilmek çok kolaydır. Yarı pornografik ve kadın teşhirine dayanan üstelik hiçbir haber değeri olmayan fotoğraflara ne yazık ki çocuklarımız da kolayca ulaşabilmektedir...

Bunun için de kaldırıyoruz...
diyerek, sizce de ilgili gazete, bir anlamda bu güne kadar yarı pornografik yayın yaptığını kabul etmiş ve bu günden sonra bunu daha kontrollü yapacağını belirtmiş olmadı mı?

Hürriyet gazetesi'nin minik bir öngörüstratejik bir yaklaşımla birleştirip, attığı adımla diğer gezeteler arasında kahraman yerine kendini koyması, sizce de düşündürücü ve komik değil miydi?

Balık hafızası sahibi ve muhakeme yeteneği fakiri okuyucuların varlığına inanç ancak, gözükülmeye çalışılan bu yeni saygılı(!), onurlu(!) gazetecilik duruşundan etkilenip, gurur duyulabileceğini düşündürtmüş olabilir, diye düşünüyorum. Zira bu kararları alanla, eleştirdikleri daha önceki yayını benimseyen, aynı gazete.

Anımsarsınız, özellikle çocukların cinsel istismarı ve müstehcenlik içeren sitelerle mücadele için, 5651 sayılı ''İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun' ivedilikle çıkarılmıştı.

'5651, Yasalaşan Yeni İnternet Kanunu ve Zihnimdeki Soru İşaretleri' başlıklı ve '5651, İnternet Kanunu Onaylandı' başlıklı yazımda, bu yeni İnternet Kanun'u ve getireceklerinin altını çizmeye çalışmıştım.

22 Mayıs'ta Cumhurbaşkanı tarafından onaylanan, yeni İnternet Kanun'u;
Cumhurbaşkanı'nca onaylandığı an itibariyle, altı ay içinde; kanunun nasıl uygulanacağına açıklık getirecek çıkacak ilgili yönetmelikle, gereken düzenlemelerin yapılmasını gerektiriyor. Altıncı aydan itibaren, bu kanuna uymayan içerik, cezai yaptırıma tâbi olacak.
Lütfen bana söyler misiniz, haber sitelerini okurken, içeriğinde sunulan resimler hiç o müstehcen diye engellenmek istenen bir kısım siteleri aratıyor mu? Dikat ederseniz 'magazin' siteleri demiyorum, 'haber' siteleri diyorum ki gazetelerimizin internet sitelerinde de aynı durum söz konusu. Çocukların, gazetelerin internet sayfalarını kullanmasını nasıl önleyeceğiz?
diye serzenişte bulunmuştum, İnternet Kanunu'ndan bahsettiğim yazımda.

Tabii ki, gazetenin gittiği değişiklik iyidir, olması gerekendir ama, bu şekilde, gitmek durumunda kaldıkları değişiklik üzerinden pirim yapmaya çalışmaları ne kadar doğrudur?

Sizin için bakın şunu şunu da yaptık diyerek, yapılan değişiklik haberleri arasında, bunu usturuplu bir şekilde bildirince; geçmişteki yayıncılık anlayışlarını unutmuş mu olacağız?

İlgili gazetenin, terk ettiğini söylediği yayın tarzının; yurtdışındaki bazı firmalar ve internet servis sağlayıcıları tarafından bile filtrelenmelerine neden olması da konunun manidar diğer bir tarafı...

"Aziz Nesin'in, '%60"ına güvenen(!), bir rekabet stratejisi Hürriyet'i, kabul edilebilir mi?

Söylenecek daha çok şey var ama, Hürriyet Gazetesi'nin aldığı kararı doğru bir şekilde uygulayabilmesini diliyorum.

Gazete'nin tavrını kutlayan bünyesindeki ilgili yorumlardansa; hak verdiğim ilgili başka yorumları da okumanızı isterim.