Second Life etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Second Life etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5651, Yasalaşan Yeni İnternet Kanunu ve Zihnimdeki Soru İşaretleri

'Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler? Kabul etmeyenler? Madde kabul edilmiştir.'?!

4 Mayıs 2007 itibariyle (tam da Cumhurbaşkanlığı seçimleri karmaşası ve yeni seçim hazırlığı arasında), Elektronik Ortamda İşlenen Suçların Önlenmesi Kanunu Tasarısı, kabul edilerek yasalaştı. Yürürlüğe girmesi için Cumhurbaşkanı'nın onayını bekliyor.

Ülke yöneticilerinin görünen İnternet kullanım bilinçleri ve
İnternet ortamında işlenen suçlarla mücadeleyi öngören bu kanunun zamanlaması, içeriği; aklımdaki soru işaretlerinin sebebi.

İN­TER­NET OR­TAMIN­DA YA­PI­LAN YAYIN­LA­RIN DÜ­ZEN­LEN­ME­Sİ VE BU YA­YIN­LAR YO­LUY­LA İŞ­LE­NEN SUÇLAR­LA MÜ­CA­DE­LE EDİL­ME­Sİ hakkındaki 5651 sayılı kanunun; 22. Dönem 5. Yasama Yılı, 99. Birleşim 04 Mayıs 2007 Cuma, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurul Tutanağı'ndan; T.B.M.M'de nasıl kabul edildiği takip edilebilir. Ayrıca, www.tbmm.gov.tr/kanunlar/k5651.html sayfasından da, kanun kapsamıyla ilgili maddelere ulaşılabilir.

Tutanak'taki, görüşmelere ait ifadeleri okumanız, kanun yapıcılarımızın İnternet'e yaklaşımlarını da anlamanıza yardımcı olacaktır. Sonrasında, 5651 sayılı kanunun maddelerini de okursanız, sizin de zihninizde benimle aynı soruların dolaşacağından şüphem yok.

Anımsarsınız, video paylaşım sitesi
YouTube üzerinde yayınlanan bir video, Atatürk'e hakaret niteliği taşıyor diye, o video orda tüm dünyanın erişimine açıkken, tedbir olarak sadece Türkiye'den YouTube'a erişime sınırlama getirilmişti. Ve yine anımsarsınız, yakın zamanda, içeriğinde bazı istenmeyen yorumlar yer alıyor diye, mahkeme kararıyla Antoloji (ki kitap ve kültür, sanat ağırlıklı bir sitedir) ve Ek$iSözlük'e erişim yasağı getirilmişti. '9-22 Nisan İnternet Haftası', konulu yazımda, ben de İnternet'e bu anakronik bakışı değerlendirip, bu sansür olayına yaklaşımımdan bahsetmiştim.

Bir kısım medyanın (ki İnternet medyasından çekindikleri; trajlarını, izlenme paylarını kaybedeceklerinden korktuklarından mıdır, bilinmez?!) ve ülke yöneticilerinin; İnternet'in kötü, pis bir yer olduğu ve sakınılması gerektiği algısını yaratan tutumları (ki bu eleştiriler, kanun görüşmesi sırasında mecliste de dile getirilmiş ve
Tutanak'ta kayıtlı), günlerce kamuoyunu meşgul ettikten sonra; takdir edersiniz ki bu kanunun nasıl uygulanacağına dair endişelerim artıyor.

İnternet ortamında çocuk pornosu, terörist faliyetler, msn'in kötü niyetle kullanımıyla karşılaşılan durumlar, banka işlemlerinin güvenliği gibi konulara dikkat çekilirken; tam da seçim rüzgârlarının estiği bir mecliste, (belki de popülist bir kaygı güdülerek aceleye getirilmiş) bu kanunla; konunun önemine gereken özen gösterilmemiş, yeterli-gerekli düzenleme yapılamamış olduğuna inanıyorum.

Ülkemizde, İnternet gibi önemi tam olarak kavranamamış bir konuda kanun hazırlanırken; daha teferruatlı düşünülmesi, tarafları gözeten ve kapsamının ince detaylarıyla ortaya konulduğu şekilde bir kanun çıkarılması gerektiğini düşünüyorum.

İnternet'te 'sansür' kabul edilebilir mi? İnternet'te ne kadar özgür olabileceğiz?
5651 sayılı kanun bize neler getirecek (ya da neler götürecek), yaptırımlar nasıl uygulanacak, bu yaptırımlar kimleri ne şekilde kapsayacak?

5651 sayılı bu kanunun içeriğini okuduktan sonra, kapsamıyla ilgili yeterince açık bir bilgi edinemediğimi görüyorum. Sanmıyorum ki, kanun içeriğindeki tanımlamaları yetersiz bulan, anlamamış olan bir ben olayım?!

Kanunda yoruma açık ifadeler var. Bunlardan birini, kendi blogum üzerinden basit bir örnek vererek somutlaştırmaya çalıştığımda; şöyle bir soru zihnimde dolaşıyor:
Blogumda, gerçek ismimi kullanmama hakkımı kullanıyorum; bloguma yorum bırakanlar da doğal olarak 'anonim' (isim bırakmadan) ya da farklı bir nickname (takma isim) ile yorum yapma haklarını kullanabiliyorlar.
5651 sayılı kanundaki 'içerik sağlayıcı' ve 'içe­rik sağ­la­yı­cı­nın so­rum­lu­lu­ğu' başlıklarını referans alırsak, pekiyi bu durum b(eni)izi nasıl etkileyecek?

(madde 2'de) 'içerik sağlayıcı' olarak;
'İnternet ortamı üzerinden kullanıcılara sunulan her türlü bilgi veya veriyi üreten, değiştiren ve sağlayan gerçek veya tüzel kişiler'
tanımlaması yapılıyor.

Ve (madde 4'de) 'içe­rik sağ­la­yı­cı­nın so­rum­lu­lu­ğu';
(1) İçe­rik sağ­la­yı­cı, in­ter­net or­ta­mın­da kul­la­nı­ma sun­du­ğu her tür­lü içe­rik­ten so­rum­lu­dur.
(2) İçe­rik sağ­la­yı­cı, bağ­lan­tı sağ­la­dı­ğı baş­ka­sı­na ait içe­rik­ten so­rum­lu de­ğil­dir. An­cak, su­nuş bi­çi­min­den, bağ­lan­tı sağ­la­dı­ğı içe­ri­ği be­nim­se­di­ği ve kul­la­nı­cı­nın söz ko­nu­su içe­ri­ğe ulaş­ma­sı­nı amaç­la­dı­ğı açık­ça bel­li ise ge­nel hü­küm­le­re gö­re so­rum­lu­dur.
şeklinde tanımlanıyor.

'Bil­gi­len­dir­me yü­küm­lü­lü­ğü' ise (madde 3'de);
(1) İçe­rik, yer ve eri­şim sağ­la­yı­cı­la­rı, yö­net­me­lik­le be­lir­le­nen esas ve usûl­ler çer­çe­ve­sin­de ta­nı­tı­cı bil­gi­le­ri­ni ken­di­le­ri­ne ait in­ter­net or­ta­mın­da kul­la­nı­cı­la­rın ula­şa­bi­le­ce­ği şe­kil­de ve gün­cel ola­rak bu­lun­dur­mak­la yü­küm­lü­dür.
(2) Yu­ka­rı­da­ki fık­ra­da be­lir­ti­len yü­küm­lü­lü­ğü ye­ri­ne ge­tir­me­yen içe­rik, yer ve­ya eri­şim sağ­la­yı­cı­sı­na Baş­kan­lık ta­ra­fın­dan iki­bin Ye­ni Türk Li­ra­sın­dan on­bin Ye­ni Türk Li­ra­sı­na ka­dar ida­rî pa­ra ce­za­sı ve­ri­lir.
olarak belirlenmiş.

Bu durumda ben,
'içerik sağlayıcı' olarak, 'içe­rik sağ­la­yı­cı­nın so­rum­lu­lu­ğu' altında belirlenmiş hükümlere tâbi mi oluyorum?

Evet, bir açıdan böyle tanımlanabilir olduğumuz gözüküyor. Ve herkesin sayfasında tanıtıcı bilgilerini belirtmek zorunluluğu, yorum yapacakların da takma isim kullanmalarının yeterli olmayacağı kanısına varılıyor.

Gazete, dergilerde 'künye' bilgisinin zorunlu olmasını, sahibinin, yöneticilerinin kim olduğunun açık ifade edilmesini anlarım ki bu uygulana gelen de bir durum. Ticari sitelerde de bu ifadelerin açık edilmesinin gereğine söyleyecek bir şeyim olamaz, gereklidir, yoksa kim neye göre güvenip o siteleri kullanacak. Ama ticari olmaktan uzak bloglar bu kapsam dahilinde tutulmamalı, diye düşünüyorum.

Kanundaki o yoruma açık ifadelerden biri de blogları kapsayacak gibi gözüküyor!? Yoksa, Basın Yasası'ndaki gibi bir uygulamayla (gazeteler, dergiler valilikten izin alıp, yayınlarının bir kopyasını 'yasal bir içerik sunuyorlar mı' diye denetlettiriyorlardı, polis, savcılık, valilikten izin gerekiyordu...); web sayfaları, bloglar da, 'biz şu yazıyı yazdık, yayımlamak istiyoruz' diye, bir yerlere iletmeye mi başlayacağız? Ya da hazırdaki T.C kimlik numaralarımızla online hereketlerimizi yapsak, daha sade bir çözüm olmaz mı?!

Konuyu,
5651 sayılı kanunla öngörülen güvenlik açısından düşünürsek; bu maddeler ışığında, işini bilen kötü niyetli kullanıcıların önü kesilmektense, normal kullanıcıların özgürlükleri kısıtlanıyor.

Kanunun aceleye gelmiş olduğuna inanıyor, yeniden gözden geçirilerek düzenlenmesi gerektiğini düşünüyorum. 5651 sayılı kanundaki tanımlamalar; gerekirse parantez içi açıklamalar eklenerek, yoruma mahal bırakmayacak şekilde düzenlenmelidir.

İnternet suçlarına düzenleme getireceği öngörülerek hazırlanmış 5651 sayılı kanunun, meclisten bir şekilde geçirilmiş olmasına rağmen, Cumhurbaşkanı'mızdan geri döneceğini umuyorum.

Belçika'da, Second Life'da yaşandığı iddia edilen bir tecavüz vakası nedeni ile; Belçika bilişim suçları birimi tarafından soruşturma başlatılmış Belçika mahkemesi ile birlikte hareket eden bilişim suçları birimi, bu olayı soruşturuyormuş. Ben spam mail takibimden henüz bir sonuç alamamışken,
merak ediyorum; hazırlanmış olan 5651 sayılı kanun, burada Beçika'daki gibi bir şey yaşanırsa nasıl bir yaptırım uygulanmasını sağlayabilecek?

Ülkemizde durum, İnternet ve bilişim suçlarına şimdikinden daha farklı bir zihniyetle yaklaşılacak ve ona göre yasal düzenlemeleri getirecek bir yapıya ihtiyaç var olduğunu gösteriyor.


Merak ediyorum, bu yasal düzenlemenin yapılmasında rol oynayanların kaçının web sitesi var ya da internette nasıl bir mesai harcamışlar ya da daha uç bir noktaya soruyu götürürsek, kaçının düzenli kullandığı e-posta adresi var?

Konuya yeterince vâkıf olunmadan, olası neye hizmet ettikleri bilinmeyen danışmanların yardımıyla hazırlanan, aceleye getirilmiş böyle kanunlarla bir yere varabileceğimize inanmıyorum.


Aklıma ulaştırma bakanının (ne kadar iyi niyetle yaklaşıyor olursa olsun) internet konusunda ne kadar kulaktan dolma bilgi sahibi olduğunu açık eden beyanatları geliyor. Onların bilgilendirildiği şekliyle düşünürsek;
msn sohbetleri yapmaya yarayan İnternet'te(!), son sürat ADSLlerimizle(!) alabildiğine özgürüz(!) Yine onlara göre; sağlanan bu İnternet ortamına erişim altyapısı ve hizmet kalitesi başka ülkelerin çok önünde ve ücretleri de gayet makul(!)...
İnternet Teknolojileri Derneği Başkanı: ''internet yasası ifade özgürlüğüyle bağdaşmıyor''

Bilkent Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Öğretim görevlisi ve İnternet Teknolojileri Derneği Başkanı Doç. Dr. Mustafa Akgül, Meclis’te görüşülen internet yasası tasarısının ifade özgürlüğüyle bağdaşmayacağını söyledi. Akgül, devletin vatandaşlar adına zararlı içeriği belirlemesinin internetin gelişimine zarar vereceğini savundu...
İster kanundaki bu düzenlemelerin sebebi yasakçı zihniyet olsun, isterse teknolojiyi, İnternet'i iyi tanımayışımız; İnternet kullanıcıları olarak bu oldu bittiye getirilen kanuna karşı, kişisel de olsa tepkimizi gösterip tavrımızı ortaya koymazsak; hiçbir konuda olamayacağı gibi, bu konuda da ses çıkarmadıkça hak edilen geri dönüşü alamayız.

Gündemin her an yenilendiği bir ülkede yaşarken, toplumsal hafızamız; bir aya kalmadan öncesinde olanları unutabiliyor. Durum böyleyken; bu konunun öneminin göz ardı edilmemesi, 5651 sayılı Elektronik Ortamda İşlenen Suçların Önlenmesi Kanunu'ndaki yoruma açık maddelerin, bilişim hukuku uzmanlarınca takip edilmesi yanında, bilişim medyası ve bilişimle ilgili sivil toplum kuruluşlarıyla beraber, İnternet kullanıcıları olarak bizlerin de kanun üzerinde konuşarak; eksikliklerine dikkat çekip, yeniden düzenlenmesi için bilinç sağlanmasında hassasiyet göstermemiz gerektiğini düşünüyorum. Yoksa, böyle ilginç(!) düzenlemelere tâbi olmaya devam edeceğiz.

Türk İnternet kullanıcısı olarak,
İnternet'te ne kadar özgür olabileceğiz?
İnteraktif iletişime, teknolojiye bakışımız; kanunlarımızla paralel mi?
Geleceğin medyası, klasik medyanın kontrol edildiği gibi bir mantıkla kontrol edilebilir mi?
5651 sayılı, Elektronik Ortamda İşlenen Suçların Önlenmesi Kanunu'ndan haberdar mısınız?

İlgili haber bağlantıları:
Haber3: İnternet Yasası Sorunlu,
Ntvmsnbc: İnternet Suçlarına Düzenleme,
Ntvmsnbc: Devlet İnternet'i Henüz Tanımıyor,
Cnn-Türk: İnternet Suçlarına Yasa Engeli,
İnternethaber: Sanal Aleme Yeni Düzen,
Bianet: İnternet Yasası'na Atatürk de Dahil Oldu,