Scorpions'dan 'Wind of change' videosunu buraya alabilmek için, kaç video paylaşım sitesi gezdiğimi, Youtube, Dailymotion'ın yokluğunu (erişim engeli/sansür yüzünden, var-yok arası durumunu) nasıl derinden hissettiğimi uzun uzun anlatabilirim... vidivodo, metacafe, video.google, video.yahoo, hulu, viddler, izlesene, vimeo... bir sürü video sitesi gezmek durumunda kalıp, her birinden memnun olmadan ayrılmak, çok sıkıcı. Oysa, sadece, buraya güzel bir haberi not düşmek istemiştim...
Bu yaz birbirinden güzel konserlerle zenginleşti. Mark Knopfler ve Scorpions içlerinde en heyecanla beklediklerimdi. Ve evet, esen değişim rüzgârlarında, müzikleriyle hayaller kurup yola devam ettiğimiz efsane grup, zaman üstü müzikleriyle, on beş yıl aradan sonra Türkiye'de; Scorpions, 22 Ağustos 2008'de Parkorman'da olacak...
scorpionsturkiyede.com altından, müziklerini dinleyip, en sevilen Scorpions şarkısı anketine katılabilirsiniz, onca yılda kaç aşk 'Still Loving you' temasıyla canlanmıştır acaba, listelerde ilk sırayı böyle alabildiğine göre...
Bu afişler [görselleri daha büyük görüntülemek için üzerlerine tıklayabilirsiniz], başlatılan 'Çocuk istismarını önleme' hareketi kapsamındaDoctus Bilgi Güvenliği Forumu bünyesinde açılan 'İnternette Çocuk İstismarı' bölümünden. Çıktılarını alarak okul iş yeri gibi ortamlarda görülebilecek yerlere asabilir, konuyla ilgili farkındalık sağlanmasına yardımcı olabilirsiniz.
Doctus'taki 'İnternette Çocuk İstismarı' bölümünden konuyla ilgili tüm detaylara erişebileceğiniz, akademisyenler ve kurumların desteğiyle gelişen bu güzel projeye destek olmanın bir yolu da, şimdi benim yaptığım gibi, konunun daha geniş bir platformda yankı bulmasını sağlayabilmek için 'Dünyayı Güzellik Kurtaracak' mim pasına dahil olmak.
Çocuk istismarına en müsait alanlardan biri olan internette başlayan bu projeye blogkürenin mimleriyle destek olması bekleniyor!
Bunun için sadece 3 şey yapmamız yeterli; 'Çocuk istismarını durdurun' sloganına ve -forumdan edinilebilecek- ilgili banner'a blogumuzda yer verip, çocukluğumuzdan hatırladığınız bir şarkı ve şu anda dinlediğimizde hissettirdiklerinden bahsetmek...
Banner yerine 'Çocuk İstismarı Nedir?', 'Vucudun Senindir, Onu Koru' afişlerine yer vermeyi tercih ettim.
Çocukluğumdan hatırladığım şarkı ise, Vivaldi -The Four Seasons; ben veya bir başkası bana masal/kitap okurken dinlemeye, İlkbahar ve özellikle Sonbahar'a bayılıyordum.
Salt kendi başına müzik, zihinde masalsı bir dünya yaratmaya yeterken bunu masallarla birleştirmem, hayal gücüme enfes ziyafetler vermekten hoşlandığımın bir göstergesi, olabilir. Şimdi dinlerken de, benzer tadı ve çoşkuyu duyumsayabiliyorum, belki bu, o müziklerin zamanüstü olarak niteleyebileceğimiz bir kategoride olmasındandır. Ya da bazı şeyler/beğeniler hiç değişmiyor, diye de düşünebiliriz...
Nedense, şimdiki imkânlara ve çocuklara kıyasla, 'Susam Sokağı' izleyip, 'sevdiğim sayı 6' şarkılarıyla büyüyen çocukların daha masum ve hayal güçlerini kullanma imkânlarının daha fazla olduğunu düşünüyorum. Onlardan biriyim. Peki ya siz? Ne dersiniz? Sizce de, seçenekler çoğaldıkça tatminsizlik ve o tercihlerin getirdiği riskler de artmıyor mu? İnternet'te çocuk istismarına engel olmak için, 'Child Exploitation Tracking System - CETS'in Türkiye'de devreye gireceği haberlerini okumuştuk. Yakın zamanda çıkan 5651 sayılı İnternet Kanun'u da bu anlamda ciddi yaptırımlar içeriyor. Fakat yine de bunlar, toplumca kişisel duyarlılık sahibi olmadan aşılabilecek konular değil. O yüzden her birimize sorumluluklar düşüyor...
Susam Sokağı şarkılarından birini post sonuna almak istedim ama YouTube erişilemezliğini koruduğu için çok fazla seçme şansım olmadı. Hâyli eskilerden ama bir o kadar da komik 'Sesame Street-Manamana'...
Konuyla ilgili bağlantılar: Wikipedia Çocuk İstismarı. Bu projeye de dahil olan Ankara Çocuk Koruma Birimi Başkanı Prof. Dr. Betül Ulukol'un zamanında yaptığı bir açıklama 'Tacize Uğrama Yaşı 1'e Düştü'.
Siz, Dire Straits 'Money For Nothing' videosunu izlemeye başlayın; müziği size eşlik ederken ben de, yirmi yılı aşkın bir sürede müzik yapıp dinlenebilen müzisyenlerle, mazisi birkaç yılı bulamayan günümüz müzisyenlerini kıyaslama hatasına düşmeden nefis bir haber verip, bir dileğimden bahsederken bana katılmanızı isteyeceğim.
1985 yılında Dire Straits, haftalarca üst sıralarda kalarak dokuz milyon kopya satıp; bu başarıdaki payı yadsınamaz 'Money For nothing' videosunun katkısıyla; 'Brothers In Arms', 80'lerin en çok satan albümü ünvanını almıştı. Mark Knopfler ilgim de, o zamanlardan başlıyor. Böyle müzikler dinleyerek büyüyüp, süregelen zaman içinde albümlerinden tad almaya devam edebiliyor olmam, onları benim için daha da özel kılıyor.
Düşünün; küçükken hoşlandığınız, liseye gideken hayranlıkla dinlediğiniz, üniversitede ve sonra artık yetişkin olarak yaşama atıldığınızda da; müzik yapmaya devam eden ve sizin zevkle dinlediğiniz müzisyenlerin olması, ne kadar farklı bir his duyumsatıyor öyle değil mi? Şimdi bundan böyle söyleyerek bahsedebilmek bile, damakta çok hoş bir tad bırakmaya yetiyor.
Oysa bugünün yeni müzisyenlerinin dinlediğim birçok müziği, bir yıl sonra benim için anlamını koruyabiliyorsa; bunu, başarı olarak görüyorum. Ne fena, öyle değil mi?
Bugün yeni çıkan bir grubu, on yıl sonra da dinleyebilmek istiyorum. Bu pek de hoş bir durum değil ama; zaman, albüm çağından; tek parçayla kısa dönem popülarite yakalayıp yok olma çağına doğru ilerliyor gibi gözüküyor ve bu açıkcası beni ürkütüyor. Albümlerde tekrar dinleme isteği uyandıracak parçaların sayısı azalırken; acaba bir on yıl sonra Placebo, Qotsa, Joss Stone ya da Evanescence dinleyebilecek miyim, merak ediyorum.
Durum böyleyken, tekrarlarla dinlenebilecek zaman üstü müzikler kategorimde, Mark Knopfler albümleri, haklı yerini korumaya devam ediyor.
Beni, ruhumdan yakalamayı başaran müzisyenlerden biri, Mark Knopfler. İyi ki de var! Etkileyici sesi ve müziğiyle bir kez daha karşımızda; son albümü Kill to Get Crimson geçtiğimiz hafta yayınlandı.
Albümü, arşivimdeki diğer Mark Knopfler albümleri arasına ekleme fırsatını dün bulabildim ve şansıma, akşam canlı müzik dinlemeye gittiğimiz bir yerde de birkaç eski coverını dinleme fırsatım oldu ki bu, bu hafta sonunu, Mark Knopfler hafta sonu yapmam için yeter de artar bir sebep.
Altta izleyeceğiniz video; Mark Knopfler - Kill To Get Crimson Teaser başlığıyla, YouTube'tan. Kill to Get Crimson albüm sürecinden detaylar öğrenirken, albümdeki müziklere de kulak misafiri olunabiliyor.
True Love Will Never Fade, We Can Get Wild; albümden şimdilik ilgimi çeken parçalar.
Albümle ilgili etrafımdakilerden edindiğim izlenim; favori parça seçmenin ya da çoşku hissi duyumsatacak bir tını yakalamanın, önceki albümlerdeki kadar kolay olmadığı yönünde ama, yeni ve arada zevkle dinlenecek bir Mark Knopfler albümü daha olmasından, herkes memnun.
Kill to Get Crimson albümü yeni, ve bir videosu henüz olmadığı, istediğim müzikleri bir yere upload edip buradan dinletecek zamanı ise bulamadığım için, True Love Will Never Fadevideosunu, YouTube marifetiyle buraya, alta alıyorum.
Oysa, Mert sayesinde haberdar olduğum Deezer ile; sevdiğim parçalarından bir Mark Knopfler playlisti oluşturup buraya almak istiyordum ama, üyeliği aktive etme süreci, maalesef bu yazıya yetişmedi.
Deezer'dan, önceki Mark Knopfler albümlerinden parçalara kolayca erişip, zevkle dinleyebilirsiniz. Deezer ile birçok müziğe erişip dinleyebilmek yanında, oluşturacağınız playlisti blogunuzda da paylaşabiliyorsunuz. Oldukça geniş bir müzik arşivi var gibi gözüküyor.
Bunları yazarken, The Ragpicker's Dream (2002) albümünden Daddy's Gone To Knoxville fonda çalıyor ve mırıldanarak eşlik ediyorum. Aklıma, sabah "I'd rather have a dollar than a dime, than a dime" diye mırıldanarak güne başlayanbirilerinin de bu yeni albüm haberine sevinebileceği geliyor...
Mark Knopfler, zaman üstümüzikler listemde olduğu kadar; bir albüm yapsa da, albüm tanıtım turnesi ülkemizi de kapsasa diye beklediğim müzisyenler listemin de üst sıralarında yer alıyor.
Birçok kişinin aynı şeyi istemesinin yaratacağı olumlu etkiye inanıyorum. Hayır. Konu, o müthiş(!) kitap The Secret'a gitmiyor. Sadece, isteyince neden olmasın; hazır yeni albümü de çıktı, artık bir Mark Knopfler konseri izleyelim, diyorum ve benimle beraber burda bu isteği yinelemenizden, en hafif tabirle memnun olacağımı belirtmek istiyorum.
İlham noktacıkları avlayan, yaratıcı sürecini desteklemek üzere bilgi parçacıkları biriktiren meraklı bir bünyenin rafine kişisel weblog'udur. Tasarım ekseninde, gri hücreleri titreştiren zevkli temaslar sağlar.
Lynist weblog...