YouTube etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
YouTube etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Light Poem

flynxs philips imageo mum light poem flynxs philips imageo mum light poem

Edindiğim '
Philips Imageo Mum Işığı'ndan ve 'LED Aydınlatma' ile Led Lambaların mekânlara kattığı derinlikten daha önce bahsetmiştim.

Shapeways.com sitesi ise, şimdi bize, sunduğu 3D design'lar oluşturabilme fırsatı ile, Philips Imageo Mum'larımızla kullanabileceğimiz, seçeceğimiz font ve kelimelerle 'Light Poem' yaratabilmemizi sağlıyor.

Alttaki YouTube videosu ile bir 'Shapeways Creator' uygulamasını görebilirsiniz.



YouTube'a erişim engeli yüzünden videoyu görüntüleyemiyorsanız, aynı videoyu 'Shapeways Creator' bağlantısından da izleyebilirsiniz. Fakat, umarım maruz kaldığımız bu 'sansür'e karşı tavrınızı da gösteriyorsunuzdur. Son olarak 'İzlesene.com ve VidiVodo.com’a da erişim engellendi!' ve, bu yaşadıklarımızı sorgulamamızın artık zamanı geçiyor!

Shapeways.com, hayal gücünü üç böyutlu objelere dönüştürmenin pratik yollarından biri...

Sansüre Sansür!

14-20 Ağustos 2008 tarihleri arasında 'Geleceğin İnternet'inin Önizlemesini Yapıyoruz' diyerek, mahkeme kararlarıyla erişimleri haklı veya haksız olarak engellenen siteler gibi, kendi sitelerimizi 'Bu siteye erişim kendi kararıyla engellenmiştir' uyarısı asarak kapattık.

Bu geçen hafta içinde blog hareketine katılıp, duyarlılık ve özveri göstererek, sansüre karşı tavır sergileyen yüzlerce site sayesinde; ülkemizde mahkeme kararlarıyla sitelere tümden erişimin engellenmesinin; sansürün, bilgiye erişim hakkımızı elimizden alarak, bizi nasıl mağdur ettiğini hep beraber deneyimlemiş, dolayısıyla, geleceğin İnternet'inin sanal bir önizlemesini yapmış olduk.

Yerli ve yabancı basında ve sitelerde de yer bulan, destek gören sansüre karşı bu tavırla; toplumda daha geniş kitlelerin, uygulamalardaki doğru bilinen yanlışları fark etmesi ve üzerinde düşünmesi bir parça da olsa sağlanmış oldu.

flynxs sansüre sansür
Maruz kaldığımız yanlış uygulamaları değiştirmeye çalışmazsak, ileride nasıl bir İnternet deneyimi yaşıyor olacağımızın küçük bir projeksiyonu olan bu hareket, konu üzerinde farkındalık yaratmak ve bir bilinç oluşturmak için sansuresansur.org sitesi altında herkesin katılımıyla gelişmeye, ses çıkarmaya devam ediyor olacak.

5651 sayılı, Elektronik Ortamda İşlenen Suçların Önlenmesi Kanunu'ndan haberdar mısınız?

Ülkemizde, 5651 sayılı İnternet Kanunu'nun yoruma açık maddeleri, Bilişim Hukuku alanındaki mevcut eksiklikler yüzünden, uygulamada, geniş kitleleri mağdur eden kararlar verilmesine yol açıyor.

Daha önce burada, bir gecede süratle çıkarılan, üzerinde yeterince çalışılmadığı her hâlinden belli olan
5651 sayılı İnternet Kanunu'nun uygulamada yaratacağı sorunlarla ilgili endişelerimi, aklımdaki soru işaretlerini paylaşmış, konuşmuştuk*. Geçen bir yıl içinde, o sorunlar maalesef gerçeğe, yaşamımızın bir parçasına dönüştüler.

Maalesef ülkemizde, -tıpkı şu günlerde Milli Eğitim Bakanı'nın bir zamanlar eğitim affına kesinlikle karşıyken, nasıl bir anda olası siyasi bir manevra uğruna sıkı bir takipçisi olduğunu gördüğümüz gibi- bir takım siyasi hesaplar uğruna yeterince hazırlıksız uygulamaya konan,
alınan kararların sıkıntılarını yaşıyoruz.

Kanunlar değiştirilebilir, yeniden düzenlenebilirler!

Yanlış uygulamalara tavır gösterip, doğruyu talep etmek hepimizin sorumluluğu.
Oysa, pek çoğumuz, sitelere erişim engeli kararlarını haklı görüp; sebebini araştırma veya bu uygulamaları eleştirme gereğini bile duymuyoruz.

Tüm dünya zengin içeriğini kullanabiliyorken, biz, ülkemizde Youtube, Dailymotion gibi video paylaşım sitelerine erişemiyoruz.

Engellenen siteleri kullanabilmek için bulunan yan yollara rağbet edip; mahkeme kararıyla engellenmiş olsalar da, nasıl olsa o sitelere bir şekilde girebildiğimiz için kendimizi şanslı hissedip, engellenmiş olmalarını dert etmeyebiliyoruz.

Oysa sansür; başlıbaşına bir problem olmaka beraber, erişimi engellenen site içeriklerinin sırf 'eğlence'ye hizmet etmiyor; pek çok farklı meslek alanı için arşiv, bilgi kaynağı teşkil ediyor olmasıyla da, o sitelerden istifade edemediğimiz süre içinde bizi zamandan, güncel zeminden, kaynaklarımızdan geri bırakmış oluyor!

Erişimi engellenmiş siteler sadece Youtube, Dailymotion gibi video paylaşım platformları da değiller. Birilerince olası 'müstehcen' içeriğe sahip görülerek, şikâyet edilip erişimi engellenmiş, pek çok sanat içerikli yabancı site de, bu sansür rüzgârından etkilenmiş durumda.


Evet, sanat eserlerinin söküldüğü, sergilerde üzerlerinin örtüldüğü bir ülkede yaşıyoruz. Ama dünyada başarılara imza atmış yabancı bir fotoğraf sanatçısına, sitesine ülkemizden erişim engeli getirildiğini, eserlerinin sansürlendiğini nasıl açıklayabiliriz?

5651 sayılı İnternet Kanunu'muz, 'müstehcen' içerikli siteleri, şikâyet hâlinde erişime engelleyebiliyor. Peki ama, o içeriklerin kime göre, neye göre müstehcen olduğu kabul ediliyor? O kısmın yoruma açık olması, korkarım ki çok yakın gelecekte bizi sanattan mahrum bırakacak!..


5651 sayılı Elektronik Ortamda İşlenen Suçların Önlenmesi Kanunu'ndaki yoruma açık maddelerin, bilişim hukuku uzmanlarınca takip edilmesi yanında, bilişim medyası ve bilişimle ilgili sivil toplum kuruluşlarıyla beraber, İnternet kullanıcıları olarak bizlerin de kanun üzerinde konuşarak; eksikliklerine dikkat çekip, yeniden düzenlenmesi için bilinç sağlanmasında hassasiyet göstermemiz gerektiğini düşünüyorum. Yoksa, böyle ilginç(!) düzenlemelere tâbi olmaya devam edeceğiz.

Türk İnternet kullanıcısı olarak, İnternet'te ne kadar özgür olabileceğiz? İnteraktif iletişime, teknolojiye bakışımız; kanunlarımızla paralel mi? Geleceğin medyası, klasik medyanın kontrol edildiği gibi bir mantıkla kontrol edilebilir mi?..

'Sansür'le, zihinsel besin kaynaklarıma erişimim engellendi. Rahatsızım, rahatsızız! Bu, anlaşılsın istiyorum. Sizi de sitelerinizde, 'sansür'e karşı aynı tavrı sergilemeye ve daha geniş kitlelere ulaşıp, bu konuda bir bilinç, farklındalık sağlanmasına katkıda bulunmaya çağırıyorum.



*:
ilgili bağlantılar: '5651, Yasalaşan Yeni İnternet Kanunu ve Zihnimdeki Soru İşaretleri', '5651, İnternet Kanunu Onaylandı','WordPress Engellenirken, Mim Dalgalarıyla Serinleyip PageRankımızı Mı Düşünelim?', '23 Kasım, 5651 Sayılı Kanun Işığında İnternet', 'YouTube'a Bir Erişim Engeli Daha', 'Bir YouTube Engeli Daha', 'İnternet Haftası', 'Bir Erişim Engeli De Dailymotion'a', 'Geleceğin İnternet'inin Önizlemesini Yapıyoruz'.

Geleceğin İnternet’inin Önizlemesini Yapıyoruz!


internetinkarariyor.com tanıtım filmi from Webiki.tv on Vimeo.

Flynxs, 'Geleceğin İnternet’inin Önizlemesini Yapıyoruz!' kampanyasını desteklemek için, 'Bu siteye erişim kendi kararıyla engellenmiştir' diyerek, 14 Ağustos'ta içeriğine erişimini engelledi. 20 Ağustos 2008 akşamına kadar da, bu şekilde protestosuna devam edecek!
Her gün yeni bir site daha kapatılıyor.
Bu hızla giderse ileride nasıl bir İnternet deneyimi yaşarız, onun canlandırmasını yapıyoruz.
İki tıklamada bir karşımıza bu görüntü çıkar ise neler hissedersiniz?
Bu amaçla sitelerimizi diğer sansürlenen siteler gibi kapatıyoruz. Aynı şekilde.
'Sansür'le, zihinsel besin kaynaklarıma erişimim engellendi. Rahatsızım, rahatsızız! Bu, anlaşılsın istiyorum. Sizi de sitelerinizde, 'sansür'e karşı aynı tavrı sergilemeye ve bu konuda farklındalık sağlanmasına katkıda bulunmaya çağırıyorum.

Eğer siz de bu kampanyaya destek vermek isterseniz, sitenize eklemeniz gereken kodu buradan alabilirsiniz.

Kampanyaya yer veren bazı siteler: bigumigu, sozluk.sourtimes.org, Radikal, Hürriyet, Marketing Türkiye, MediaCat, MedyaKronik, NTVMSNBC, Techcrunch,
osocio.org, sinema.com, zargan.com, ozgeozberk.net, eksiduyuru.com...

Bir Erişim Engeli De Dailymotion'a


YouTube'a art arda gelen erişim engellerinden sonra, ülkemizden bir erişim engeli de, içlerinde Türkçe'nin de bulunduğu pek çok farklı dilde hizmet veren, sosyal video paylaşım sitesi Dailymotion'a gelmiş bulunuyor.


'Bu siteye erişim mahkeme kararıyla engellenmiştir' yazıları, İnternet'i bir mecra olarak yeterince anlayamamış, kavrayamamış olduğumuz gerçeğini yüzümüze vurmaya devam ediyor.

Bilgiye erişim hakkımız kitlesel olarak elimizden alınıyor! Bilişim Hukuk'u mağduru olduk! Rahatsızım. Siz değil miziniz?

Paylaştığım YouTube videolarının, ülkemizden YouTube'a erişim engeliyle blog'umda görüntülenememesinden dolayı aylardır yerlerini devasa boşluklara bırakmalarına, şimdi de blog'umda Dailymotion altındaki videoların yerlerinin boşluğu eklendi. Bu, erişim engeli uygulamasının bana yansıyan zararının, gözle görülür tarafına bir örnek. Aynı durum, tüm websiteleri için de geçerli.

Ses ve görüntü kalitesi, içeriğiyle, Dailymotion kullanmaktan ne kadar memnun olduğuma, burada sıkça değinmiştim. Dailymotion, YouTube, Vimeo; öncelikli tercih ettiğim üç video paylaşım sitesi. Ve şu an, ikisini tüm dünya kullanabiliyorken, ben kullanamıyorum! Mahkeme kararıyla engelleniyorum! Engelleniyoruz!

Yoksa siz, bunda bir mantık hatası, uygulamada yanlışlık, daha da önemlisi yaşananın kitlesel olarak
özgürlüklerin kısıtlanması noktasına ulaştığını görmüyor musunuz?

Video paylaşım sitelerini eğlence amaçlı olarak kullanmaktan çok, işimle ilgili gelişmeleri, yayınları takip etmek ve zihinsel besin için kaynak olarak kullanıyorum. O sebeble bu sansürler beni ve benim gibi insanları çok fazla olumsuz etkiliyor.

Fakat, erişimi engellenen bu platformlar ister eğlence, isterse de profesyonel amaçlara hizmet için kullanılıyor olsunlar
, fark etmez, her durumda sonuç aynı. Sansüre maruz kalıyoruz. Mağduruz!

'
O kadar önemli mi? Kullanmayın biraz. Hem, sadece o video siteleri mi var, diğerlerini kullanın', deniyor. Bu maalesef bilinç düzeyinin seviyesini gösteren çok basit bir yaklaşımdan başka bir şey değil. Her video paylaşım platformunun kapasitesi, içeriği, aranan konu başlıklarında videolara ulaşabilmek için yeterli olmayabiliyor. Meselâ, YouTube'da bulabildiğim birçok videoyu başka bir video paylaşım sitesinde bulamıyorum. Haberdar olmam gereken konulardaki videoları bulabileceğim yerler engellendiğinde, etraftan aramakla zaman kaybetmek zorunda kalıyorum, verim düşürücü, sıkıntı verici bir durum bu.

Bilgiye erişimimizin engellenmesi hepimizin sorunu! Video paylaşım sitelerinin sansürlenmesi, geneli etkileyen bir uygulama olduğu için, yanlışın boyutunu fark etmemizi sağlamada iyi birer örnekler.

Tüm meslek gruplarının bu uygulamadan bir şekilde etkilendiğini söyleyebiliriz. Örneğin, bi
r bilim insanını düşünün; yeni yayınları takip edebilmesi, dünyadaki gelişmelerden haberdar olabilmesi için video paylaşım sitelerini kullanıyor olsun.

Dünyanın diğer ucundaki meslektaşının, kalp kapağı değişikliğinde kullanılmak üzere bulduğu cerrahi bir tekniğin uygulama videosunu, bu video paylaşım sitelerinden izleyerek, anında haberdar olabiliyor. Eskisi gibi sadece dergilerdeki yayınlara, kitaplara muhtaç değil; şimdi, yeni tekniklerden videolar üzerinden kolayca haberdar olunabiliyor.

Yeni tekniklerin uygulama videoları, röportaj ve tanıtım filmlerine erşimi engellendiğinde, bir insanın kendini geliştirmesinin önüne çekilen perde, hepimizin zararına değil mi?

İstenmeyen içerik yüzünden mi, izlenen videoların yarattığı yurtdışı çıkışlarındaki yoğunluğu hafifletmek için mi, yoksa başka sebeplerden mi bu tür uygulamalara maruz bırakılıyoruz bilemiyorum ama,
bu karartmalar, sansürlerden çok rahatsızım. Video paylaşım siteleri büyük birer kaynak. Tümden engellenmeleri kabul edilemez.

Konuyla ilgili, Fırat Yıldız'ın
Bigumigu'daki 'Tüm Reklamcılara, Reklamverenlere ve Herkese Duyuru!' başlıklı yazısını ve Düğümküme'de 'Youtube' başlığındaki yazıları, özellikle 'Türkiye’de Kitlesel İfade Özgürlüğü Engellemesi'ni okumadan geçmemenizi öneriyorum.

Blog'dan benzer içerikli yazılar: İnternet Kanunu, 5651, bilişim, internet...
Konuyla ilgisiz dip not: Blog yazarınız iki hafta tatil hakkını kullanıyor olacak.

Bir YouTube Engeli Daha

An itibariyle blogumdaki yazı alanları arasındaki devasa boşlukların sebebi, -alttaki görselden de görebileceğiniz üzere- ülkemizden YouTube'a erişimin yine engellenmesi yüzünden videoların görüntülenemiyor olmasıdır.

Ne kadar süreceğini bilemediğimiz, blog içeriğini bu hâle getiren bu tuhaf durum için özür dilerim.
Farklı DNS veya proxy kullanmanız bu sıkıntıyı hissettirmeyebilir. Bilişim Hukuku'nun ülkemizdeki durumu böylece her fırsatta yüzümüze vuruluyor maalesef...



Bu durumdan çok rahatsızım. Hani tüm site değil de sadece YouTube'daki içeriğin rahatsızlık verici kısmı engellenecekti? Şimdi yine ne oldu da böyle bir geri adım atıldı! Örnek teşkil edecek düzgün bir karar verilse de, bari bundan sonraki uygulamalarda tüm mahkemeler ona göre davransa, diye umuyorum ama...

Peki bu tür site engellemelerinde, blog içeriklerine dahil edilmiş olan videoların görüntülenmeye devam edebilmesinin bir yolu yok mu? Olsa iyi olurdu...

Konuyla ilgili benzer bir bağlantı: YouTube'a Bir Erişim Engeli Daha.

Bannecker, Chua, Guerlais



İllüstratör Andrew Bannecker portfolyosu altındaki işler, desen ve renk kullanımıyla sade fakat dikkat çekici. Sevimli, eğlenceli bir iletişim dili olduğu söylenebilir.



Charlene Chua ise, daha keskin, derinlikli işleri olan başarılı bir başka illüstratör. Sitesine yeni işlerini eklemiş. Portfolyosu, görülesi...

Bu post'un gönderinin, -hoşuma giden- illüstrasyonlar arasında gezintiye imkân vermesiyle mini bir görsel şölen tadında olmasını istediğimden; basitten karmaşığa gidip, Gérald Guerlais'den bahsetmeyi sona bıraktım.



Gérald Guerlais portfolyosu eminim sizin de içinizde hoş bir ferahlık duyumsamanızı sağlayacaktır, işleri hakkında ayrıca beğeni cümleleri sarfetmeye kalkmıyorum bile.

Kendisi, aynı zamanda ilgiyle takip ettiğim blog yazarlarından biri. sketchtravel.com için hazırlanan, altta izleyebileceğiniz 'Sketchtravel Clip'te de imzası var ve geraldraws.blogspot.com altındaki blogundan bu hoş
video ile ilgili detaylara da ulaşabilirsiniz.


Dip not:
YouTube için yeni bir başvuru daha yapılmış; şikâyet edilen video kaldırılmazsa yine yeni bir engelleme daha gündemde olabilir bu günlerde, maalesef [bknz: Youtube'a beşinci erişim yasağı İzmir'den].
Bu fırsatla, videolar için daha tatmin edici bir ses kalitesi sunduğundan tercihim olan Dailymotion'ı kullanabileceğinizi anımsatmak istiyorum.
Bir de, -sonra, 'haberim yoktu', demek gibi bir lüksümüz olmayacağından- 5651 sayılı yeni internet kanunuyla ilişikli son duyuruyu, yayımlanan yönetmelik ve eklerini okumanızı öneriyorum. Hakan Uygun'un konuya değindiği 'Yer Sağlayıcılığı Faliyet Belgesi' başlıklı yazısı da ilginizi çekebilir...

The Gum Thief

Douglas Coupland, kitapları ve diğer yaratıcı çalışmalarıyla beğenerek takip ettiğim sanatçılardan. Onu, 'Komadaki Sevgilim', 'X Kuşağı' kitaplarından tanıyorsunuzdur.

Yakın zamanda çıkan yeni kitabı 'The Gum Thief'in
promosyonu için hazırlanmış YouTube'daki videoları, fikri ve animasyon kalitesiyle gayet başarılılar.

The Gum Thief by Douglas Coupland: Bethany, Part 1, Part 2, Part 3 olarak, Youtube'daki videolar üç parçadan oluşuyor. Üç video burada fazla yer kaplayacağından ben sadece ilkini buraya, alta alıyorum, diğerlerini bağlantılara tıklayarak izleyebilirsiniz, ki rahat bir zamanınızda izleyin mutlaka.


The Gum Thief by Douglas Coupland: Bethany, Part 1

Douglas Coupland, çok yönlü bir sanatçı. Web sayfasından diğer eserlerini de görebilirsiniz, uğramışken özellikle beğendiklerimden 'Art' başlığındaki
legolardan yarattığı dünya 'Super City' enstalasyonunu ve tasarım nesnelerine getirdiği boyutla 'Canada House'u da görmeden geçmemenizi öneririm. İlham verici etkilerinden oldukça istifade edeceğinize eminim.

Peki, kitap tanıtımı için böyle videolar hazırlanmış olması fikri sizi şaşırtıyor mu? Ne dersiniz, güzel olmamış mı?

İlgili linkler: Amazon-The Gum Thief. Wikipedia-The Gum Thief, Douglas Coupland.

Human Tetris

Alttaki videoyla, gülümseyerek güne başladım.

Görüntüler, Japon televizyonlarından eğlenceli bir yarışmaya ait. Tetris mantığında, üzerinde şekiller olan bloklar; eğer bedenleriyle o şeklin formunu alıp blokları aşmazlarsa arkalarındaki suya düşecek olan yarışmacıların üzerlerine geliyor...



Haftanın ilk çalışma gününe, böyle bir başlangıç iyi gelebilir. İlginizi çektiyse, Choi Hong Man In A Tight Spot'tan diğerlerini de izleyebilirsiniz.

Motorola RAZR2: Subway, 300



İki yıl önce bu zamanlar blogumda, 'katlanan tüm ayrıntının hayranlıkla izlendiği, ilham verici, başarılı bir uygulama', diyerek; Motorola V3 Transformer, reklamından bahsediyordum.

Şimdi ise, Motorola RAZR2: Subway reklamını konu ediyor olmam; Motorola reklamlarının, kullanılan renk dokusu ve iletişim diliyle beğeni eşiğimi aşmaya devam ettiğinin bir kanıtı olabilir...

Shiny Toy Guns - Le Disko ise, eğlenceli Motorola RAZR2: Subway reklamının, müziği.

An itibariyle bu, 300. Flynxs | Lynist weblog yazısı olmuş oluyor. Yuvarlak güzel bir sayı. Ayrıca nerdeyse görsel ve işitsel bir şölenin de adıydı, 300.

Geleceğe Mektup, Autumn

...Benim ihtiraslarım var, hem de pek büyükleri, fakat bu ihtiraslar, yüksek mevkiler işgal etmek veya büyük paralar elde etmek gibi maddî emellerin tatminiyle ilgili bulunmuyor.

Ben, bu ihtirasların gerçekleşmesini, vatanıma büyük faydaları dokunacak, bana da gerektiği gibi yapılmış bir vazifenin canlı iç rahatlığını verecek büyük bir fikrin başarısında arıyorum. Bütün hayatımın ilkesi, bu olmuştur. Ona çok genç yaşımda sahip oldum ve son nefesime kadar da onu koruyacağım...
M. Kemal
12 Ocak 1914 Sofya
Mustafa Kemal Atatürk'ün, Madam Corinné'e mektuplarından bir bölüm, üstteki satırlar. 'Geleceğe mektup' kıvamındaki içeriğiyle bize, çok şeyler fısıldıyor.

Bir fikri hayata geçirebilmek. Bir işin, gerektiği gibi yapıldığını bilmenin verdiği o iç rahatlığı. Bunlar, yaşamda benim için en değerli, önemsediğim anlar. Ki, herkes için de öyle olmalı, diye düşünüyorum. Eğer başarıya bir tarif aranıyorsa yeri, tam da bu satırlar arasında.

Vazife adamı olmak; aldığı görevi ya da o an ne yapması gerekiyorsa onu en iyi şekilde yerine getirmeye, özel ya da iş yaşamından farklı örnekler vererek detaylandırmak, önemine işaret etmek mümkün. Fakat ben, daha çarpıcı olacağını düşündüğüm başka bir önekle minik bir parantez açmak istiyorum konuya.

Atv'de Siyaset Meydanı programına katılan Gazi Astsubay İbrahim Babur'u, bir şekilde izlemiş ya da duymuşsunuzdur (öyle değilse YouTube'tan programın videosunu izleyebilirsiniz, ki izleyin mutlaka).

Görevi sırasında, sorumluluğundaki askerleri korumak için, tuzaklı bir bombayı etkisiz hale getirmek üzere, üzerine atlayıp, bombayı alıp atarken ellerini kaybeden
İbrahim Babur'un, bu durumu kahramanlık olarak nitelemek bir kenara, "yapmam gereken buydu ve sadece görevimi yaptım," diyerek değerledirmesine, bilinç seviyesine dikkatinizi çekmek istiyorum.

E
vimizde huzurla oturabilelim diye, nasıl şartlarda, ne bedeller ödeniyor ve bunu yapanlar nasıl bir bilinçle hareket ediyor, diye durup bir düşünelim istiyorum. Nasıl onurlu, erdemli bir tavır bu!

Çizgi romanlarda ya da filmlerde kahraman aramaya gerek yok, onlar aramızda yaşıyorlar zaten. Ve popüler kültürün dayattığı, sabun köpüğü rol modellere de ihtiyacımız yok, Atatürk gibi bir lidere ve daha bir çok başarılı, değerli insana sahibiz ülkece.

Ülkede bazı tatsız şeyler yaşanıyor olsa da,
Atatürk'ün ölüm yıldönümünde, onun işaret ettiği yolda ilerleyen ve bir takım değerlerden uzaklaşmamış insanlara sahip olduğumuzu görmekten memnunum.

Atatürk'ün sarfettiği her bir söz o kadar değerli, zaman üstü ki, fikirlerinin pırıltısı o günlerden geleceği aydınlatmaya devam ediyor.

Hem kişiliği, hem devlet adamı sıfatıyla yaşamı; zengin çıkarımlara müsait, güzel bir kaynak bizler için, tabii i
stifade etmesini bilenlere.

Ben kendi adıma,
arada Nutuk'tan, mektuplarından bölümler okumaktan hoşlandığımı ve okurken aklımdaki ilgisiz olası sorulara bile cevaplar bulabildiğimi, söyleyebilirim.

Üstte, mektubundan bir bölümünü aktardığım Madam Corinné'e kimdir, diye merak ederseniz; Ömer Lütfi Bey adında bir deniz subayının İtalyan asıllı dul eşi, General Ferdinand'ın yeğeni olduğunu; Mustafa Kemal'in Anadolu'ya geçmesinin ardından evi sık sık işgal güçlerine bağlı askerlerce basıldığı için İstanbul'dan ayrılıp İtalya'ya gittiğini; Mustafa Kemal'in ona, "... Senin mektuplarını sabırsızlıkla bekliyorum. Kapıcı mektubunu getirdiğinde içimde büyük bir sevincin uyanması için zarfın üzerinde senin yazını görmem yeterli oluyor. İstanbul'a gelmem dileğini beni daha sık görmek için izhar edilmiş arzu şeklinde yorumluyorum..." satırlarını yazdığının bilindiğini, söyleyebilirim.

Madam Corinné'e olanların da arasında olduğu, Atatürk'ün daha pek çok mektubu var. Bunlara Emre Kongar ya da Can Dündar (Yükselen Bir Deniz) kitaplarında değinildiğine rastlamanız, mümkün. Onun yanında, Atatürkiye ve Mektuplar sayfasından da daha birçok detaylara erişilebilir. Radikal'deki 'Atatürk'ü herkes tanımalı' yazısı da, okunası iyi diğer bir yazı.

Bu fırsatla,
'Atatürk İlkeleri', Atatürk'ün Gençliğe Hitabesi yanında; meb.gov.tr altındaki 10 Kasım sayfasını da ziyaret etmenizi öneririm.

Törenler önemlidir. Ama, törenlerin arkasındaki mânâyı unutmadığımız sürece!

10 Kasım; ölüm yıldönümünde ulu önder Atatürk'ü anmak için sabah erkenden Anıtkabir'e gitmek, Ata'ya Saygı Defteri'ne birkaç şey yazmaktan fazlasıdır. Ki, O'nun fikirlerini, sahip olduğu ve aşılamaya çalıştığı değerleri anlamak için zaman ayırıp okuyacağımız her bir satır, bundan daha da değerlidir.
..

Evet, büyük fikirlerin peşinden gidip gerçekleştirebilmek güzeldir ama, hakkını vererek, sorumluluk duyarak yaptığınız bir işten, küçük, önemsizmiş gibi gözükse bile gurur duymalısınız. Çünkü bu, varlığımızla yaşama kattığımız anlamdır, diyip konuyu toparlıyorum.

Okuduklarınızdan sıkılmadıysanız ve buraya kadar geldiyseniz; konunun üzerinde düşünmek ya da zihninizi dağıtmak için Vivaldi'yi kullanabilirsiniz. Dört Nevsim'ini severim ama Autumn, benim için daha bir özel.



Vivaldi - 'Autumn
', Nigel Kennedy yorumuyla, hafta sonu müziği olarak burada yer alıyor. Videonun devamı, Autumn II ve Autumn III'e YouTube üzerinden ulaşabilirsiniz. 'Sonbahar' yorumu hoşunuza gittiyse, bir de 'Kış'ı dinleyin, derim.

1994'ten bu yana, kemanla yaptıklarına hayran bir Nigel Kennedy takipçisi olarak; klasik versiyonda Autumn dinlemekle arasındaki farkı hissedeceğinize, ve beğeneceğinize inanıyorum. Ki, albümleri her arşivde mutlaka olması gerektiğini düşündüğüm müzisyenlerden de biridir...

Yannick Puig, I Lived On The Moon



Persepolis izlemeye gitmeden önce arşivimi karıştırırken denk geldiğim; Kwoon, "Tales and Dreams" albümündeki "I lived on the Moon" parçası üzerine, Yannick Puig tarafından hazırlanan video, hafta sonu müziği olarak burada yer alıyor. Müzik de, tüm detaylarıyla animasyon da gayet başarılı, ne dersiniz sizce de öyle değil mi?

Animasyonla ilgili detaylı bilgi ve yüksek çözünürlüklü versiyonuna I live on the moon web sitesinden erişebilirsiniz.

Yannick Puig animasyon studyosu altındaki diğer işlerden krapooyo da uğramayı unutmayın.

Film Ekimi etkinlikleri başladı. İKSV altından takviminizi kontrol ettiniz mi?

Moleskine, Paula Scher, Tipografik Enstantaneler


Paula Scher Moleskine'inden tipografik enstantaneler.

Siz, ertesi günkü önemli bir işin yarattığı beklenti yüzünden heyecanlanıp uyuyamadığınızı sanırken, zihniniz; ertesi günün yaşanabilecek her varyasyonunu en ince ayrıntısına kadar kurgulayıp, kendi içinde yaşayarak deneyimleyip sizi, yeni güne hazırlamakla uğraşıyordur.

Endişelenmeyin. Uyumanın yolu; zihninizi susturmak ya da dikkatini başka birşeyle meşgul olarak dağıtmaktan geçiyor ve bunun için seçenekler çok. Ben, eğlenceli ve yormayanlardan birini seçtim; izlemek (farkında olarak ya da olmayarak izlediğimiz dünyanın, bilinçaltı etkisine güzel bir örnekten bahsettiğim "Darren Brown, Reklam, Subliminal Etki" başlıklı yazımı anımsayın!).

Evet, uykum kaçtı ve aklımda, zihnimi işime yarayacak uyaran yağmuruna tutabileceğim, bu sıralar özellikle ilgimi çeken bir konu da var; sayfalar arasına saklanmış kolajlar.

Moleskinler arasında geziniyorum. Üstte videosunu paylaştığım Paula Scher Moleskine'i de bu gezintimin keyifli duraklarından biriydi.

Konu ilginizi çektiyse; Flickr üzerinden moleskine, moleskineart, citynotebook etketleriyle erişebileceğiniz fotoğraflarla ya da YouTube Moleskine videolarıyla siz de yaratıcı, zengin bir dünyanın kapılarını aralayabilir ya da an'ınıza renk katabilirsiniz.

YouTube'a uğramışken, A documentary on the designer Paula Scher videosu yanında, A lesson on typography ve Pulp Fiction in Typography ile başlayıp Typography etiketli diğer videolarla gezintinizi sürdürebilirsiniz.

Kaçan uyku noktacıklarınızı yakalamak istiyorsanız; olası benzeri gezintilerinizi, tek bir konuya odaklanarak yirmi dakika civarı bir sürede tutmanızı öneririm.

SoapBox

Microsoft'un yeni video servisi SoapBox, geçtiğimiz Eylül ayında açılmıştı ve sadece Amerika'lı kullanıcılar davetiyeyle kabul ediyordu. Hâlen beta aşamasında ama artık SoapBox tüm kullanıcılara açık.

Etrafta
SoapBox için, 'yoksa YouTube'a rakip mi doğuyor' söylemleri sürmeye devam etsin, minik bir kullanım deneyiminden sonra, durumun pek de öyle olamayacağı kendini gösteriyor.

Google
ve Yahoo! gibi rakiplerine karşı, Microsoft'un böyle stratejik bir adım atması , mevcut potansiyelin yarattığı pastadan kâr almasını sağlayacaktır ama fazlası olabileceğini sanmıyorum. Microsof bu atılımı yapmakta oldukça gecikti. Bu konseptteki siteler, özellikle Youtube; bu zaman zarfında oldukça gelişti ve Soapbox’ın Youtube’a rakip olabilmesi için, içerik olarak daha çok gelişmesi gerekiyor.

SoapBox'ta Microsoft, 'Live' adını değil, 'MSN' adını kullanmayı tercih etmiş.
Microsoft'un zaten hâli hazırda Msn Video isminde, bir video izleme sitesi vardı. SoapBox'ın, Msn Video‘ya göre farkı ise, Msn Video’daki profesyonel içeriğin yerine, Soapbox’taki içeriğin kullanıcılar tarafından oluşturulabilmesi.

SoapBox'ta YouTube'dan farklı olarak ise; seçtiğimiz videoyu izlerken, aynı anda diğer kategorilere göz gezdirilebiliyor ve başka videolar aranabiliyor.

Yorum ekleyebilme yanında, etiket eklenebiliyor SoapBox'a. Böylece, etiketleme sistemi, aranan bir videonun daha kolay bulunmasını sağlıyor.

Videoları göstermek için
SoapBox; Internet Explorer’da Windows Media Player kullanıyor. Diğer tarayıcılarda ise durum değişiyor. Örneğin Firefox’ta videoların gösterimi için Flash kullanılıyor.

SoapBox neredeyse her formattaki videoyu destekliyor ve (Windows Media Player - Flash’ta gösterebillmek için) videoları çeviriyor.

SoapBox'taki videoların, milyonlarca kullanıcısı olan Space blog sisteminde kullanılabilecek olması ise Microsoft için bir avantaj.

Tüm bunların yanında, Ajax'ın nimetleri kullanılarak hazırlanmış
SoapBox'tan daha fazlasını beklerdim. Arayüzünü hiç beğenmedim; renkleri, sayfa yerleşimi ve kullanımı hiç rahat değil. Ülkemizde Mynet'in, gelişim sürecinde bünyesine dahil ettiği Beyazperde çağrışımı yaptı bende ve sanki Mynet biraz zorlasa Beyazperde yanına SoapBox gibi ya da daha iyi bir hizmet sunabilirdi, diye düşündüm. Microsoft'a yakıştıramadım SoapBox.

Bunları söylüyor olmam YouTube'u çok beğendiğimden değil. Yanlış anlaşılmasın. Google YouTube'u aldıktan sonra ne bir değişiklik, ne de fark edilir bir gelişim gösteremedi. Hatta kendi Google video'sunu da YouTube'a benzetti.


Bir tercih söz konusu olursa;
DailyMotion'ı kullanım açısından daha samimi ve kullanıcı dostu buluyorum. Ayrıca ses kalitesi olarak da YouTube'dan daha tatminkâr.

Tabii önemli olan aradığını bulabilmek. Ne arandığına ve hangi servisin bunu karşılayabildiğine göre de tercihler değişebilir.

Video Downloader

Ülkemizde, kota sınırı olan kampanyalara yönlendirerek, internet kullanımını yaygınlaştırmaya çalışan bir zihniyet var, maalesef. Nasıl bir bilinç, nasıl bir özgürlük anlayışıysa bu?! Bu hâl; İnterneti bir nevi, telefonun eşdeğeri tutup, sadece sohbet edilen bir yer olarak görmekten kaynaklanıyor olmalı?!

Diğer taraftan, tüm öğrencilere elektronik posta adresi vermeye niyetli ama, öğrencileri internet kafelere sokmayan, internetin kötü birşey olduğu algısını oluşturan ve bu içinde bulunduğu ikilemin farkında olmayan ya da olmak istemeyen bir tutum da var.


Teknolojinin gelişmesi ve sunulan servislerle; internet kullanıcılarının daha fazla GB'a, kaliteli alt yapıya gereksinimi var, kotalara değil!


En basit örneklemeyle, kotalı internet kullanıcılarının video izlemeleri; her defasında yeniden belirli bir miktarda kotadan kayba uğramalarına sebep oluyor. Kota aşımı da ilave ücretler getiriyor...


Video paylaşım servislerinden bir kısmı, video download seçeneği sunuyor. Böylece, videoyu birkaç defa izlemek için kotadan kaybetmeden, bir defa download ederek, istenildiği kadar izleme fırsatı yaratılmış oluyor. Bu imkânı sunmayan servisler için de alternatif yollar mevcut.

VideoDownloader; ilgili video'nun linki sayfadaki alana yapıştırıldığında, download linki veriliyor. Ayrıca video formatını başka bir formata da dönüştürebiliyorsunuz. VideoDownloader, Firefox bünyesine dahil edilen bir eklentiyle de kullanılabiliyor.

Online FLV Converter; flv formatlı video linkini sayfadaki alana girip, avi-mov-divX gibi video formatlarına dönüştürebiliyorsunuz.

SaveYouTube ; YouTube'daki video linkini sayfadaki alana girdiğinizde download imkânı sağlanıyor.

YouTubeX; Google, YouTube ve diğer video paylaşım ortamlarındaki videoların formatlarını dönüştürüp, download linki veriyor.

VLC Media Player değişik birçok formattaki videoyu izleme imkânı sunan bir medya oynatıcı. Flv formattaki videolar da buna dahil.

Tabii Flv formattaki videolar için ayrıca bir Flv Player da mevcut...

(Bu yazı; blog'u takip eden fakat paylaştığım belgesel ve müzik videolarını rahat izleyemediklerini belirten, aldığım ilgili birkaç mail üzerine yazılmıştır.)