küresel ısınma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
küresel ısınma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

World Water Day 2008

World Water Day 2008. 22 Mart Dünya Su Günü'nün bu yılki -tema- konu başlığı ise, 'sanitation'. 2008'in 'Uluslararası Halk Sağlığı Yılı' olması kararlaştırılmış.

Her yıl, Birleşmiş Milletlerce bu güne dair bir tema belirlenir ve faliyetler tüm dünyada o konu başlığı üzerine yürütülür. Gerek 'Su Günü', gerekse 'Uluslararası Halk Sağlığı Yılı' kapsamında, Birleşmiş Milletler Dünya Sağlık Teşkilatı (WHO) sorumluluğunda yürütülen faliyetlerin dünyada hoş yansımalarını görmek mümkün [1].

Dönüp ülkemize baktığımızda ise, ne WWF Türkiye ve 'Conta Harekâtı' dışında bir kampanyaya, ne de su ile ilgili en üst merci sayılabilecek '(DSİ) Devlet Su İşleri'nde -etkinlikler sayfasındaki kısa bir bilgi yazısı ve komik sonuçlu bir yarışma haricinde- göz dolduracak bir aktiviteye rastlayamadım, maalesef...

Suyumuza sahip çıkıyor muyuz?

'Su' ve 'küresel ısınma' üzerine yazdığım yazılardan, konunun önemi ve nelere dikkat etmemiz gerekir sorusuna cevaplara rahatça ulaşabilirsiniz.

Evet dünyamızın çoğu suyla kaplı, fakat bunun çok az bir kısmı içilebilir kalitede temiz sudan oluşuyor. İçilebilir kalitede temiz su kaynaklarının yetersizliği yanında diğer bir sorun ise hijyen.

Temiz suyla sağlanması gereken hijyen yetersiz kaldığında, hastalıklar ve çok ciddi oranlarda insan yaşamı kaybı gerçeğiyle karşı karşıya kalıyoruz.

2008'in 'Uluslararası Halk Sağlığı Yılı' olmasının bir nedeni de, kirli su kaynaklarının getirdiği bu felakete dikkat çekmek ve bu sorunla savaşmak.

Alttaki görseller wsscc.org'dan, bu konuya dikkat çekmek için hazırlanmış posterler
[görselleri daha büyük görüntülemek için üzerlerine tıklayabilirsiniz].




Hurry up! 2.6 billion people want to use the toilet, Woman, Man. Millions of women have to do it with an audience. 1.2 billion people drink dirty water every day. Diarrhoea kills babies every day. Dirty water kills. In some countries women risk rape by collecting water.

[1: unwater.org, worldwaterday.org, worldwaterday.net, unicef.org.]

Norito Shinmura




Başarılı Japon grafik tasarımcı Norito Shinmura'nın, ödüllü birçok çalışmasının da yer aldığı Shinmura Design Office altındaki portfolyosu, görülesi...

Üstte yer alan görsellerden ilki, Global Warming temalı bir çalışma. İstatistiki değerlerin işaret ettiği felaketin yakın olduğunu, suya karışmaya başlayan sözcükler ne kadar da etkileyici anlatıyor, öyle değil mi?

Yoksa "küresel ısınma",
yazı biraz sıcak geçireceğimizi ifade etmek için kullanılan, geçtiğimiz yazın modası popüler söylemlerden biri miydi sadece?! Öyleyse, serinlemeye başlayan havalar, gerçeklerden kaçmamızı daha da kolaylaştıracaktır!

Sera Etkisi, Bahçe Çatılar, PetTree'den Yedigün Ormanı'na

...

PetTree'de denk geldiğim bu minik, sevimli bitkilere ve onları oluşturan düşünceye hayran oldum.

Anahtarlığınıza ya da cep telefonunuza takarak, aksesuar olarak kullanmayı düşünebilir, ya da belirli sıcaklık ve nem ortamında sizinle birlikte yaşayacak PetTreeleri, bitkilerle yakınlaşma fırsatı olarak görüp, değerlendirebilirsiniz.

Modern şehir hayatında gerekli önem gösterilmediği, düzenlemeler yapılmadığı için;
beton kaplı, bitkilere uzak, her geçen gün azalan yeşil alanların eksikliği içinde yaşarken; bunun "Sera Etkisi"ne sebep olacağını ve su sorunuyla karşılaşabileceğimizi belki de hiç düşünmemiştik.

Nisan ayından beri, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın yaptığı tasarruf çağrılarına; İstanbullular'ın çok az bir kısmının olumlu yanıt verdiği, İzmirliler'in ise tam tersi bir tutum sergileyip kampanyanın 3’üncü ayında büyük bir su tasarrufu sağladığı "İzmirli Suyuna Sahip Çıktı İstanbullu Umursamadı" haberlerini okumak, sizde ne etki yaratıyor bilemiyorum ama ben üzülüyorum.

"2010 Avrupa Kültür Başkenti" olacak İstanbul; Küresel Isınma'dan, İstanbul’un su ihtiyacını sağlayan 10 su kaynağındaki doluluk oranının yüzde 29’a düştüğünden, Suyumuza Sahip Çıkalım Kampanyalarından bu kadar habersiz olabilir mi? Ya da duyarsız? Olmamalı! Kişisel çabaların bile çok şey fark ettireceğini önemseyerek davranan insanların sayısının çoğalmasını ve içinde bulunduğumuz bu şuur tıkanıklığını en kısa sürede aşabilmeyi diliyorum.
İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Kadir Topbaş, İstanbul'un sera etkisinden kurtulması için yeni projeler hayata geçirmeye başladıklarını ifade ederek, sera etkisinin azaltılması için evlerin çatılarının bahçe haline getirilmesini amaçladıklarını söyledi. (*)
Bahçe teraslar, çatılar; ufak bir düzenleme ve su yalıtımıyla oluşturulabilecek; kenti ferah ve yeni yüze bürüyecek harika bir fikir.
Beton yığınları haline dönüşen kentlerde, çevrecilik hareketlerinin de artmasıyla, gerek yeşil alan sağlanabilmesi, gerekse doğal dengenin korunabilmesi amacıyla özellikle Batı Avrupa’ da birçok teras çatı Bahçe Çatı olarak tasarlanmakta veya sonradan Bahçe Çatıya dönüştürülmektedir. Almanya’ da 1997 yılında inşa edilen tüm teras çatılı yeni binaların %33’ üne denk gelen 12 milyon metre kare çatı alanı bahçe çatı olarak yapılmıştır.

Bahçe Çatıların yararları
Bahçe Çatılar güzel görünümlerinin yanında, güvenli su yalıtım sistemi ve iyi projelendirme ile yapıldığı sürece, somut ekonomik ve ekolojik yararlar sağlamaktadır.

Ekonomik Yararlar
Yenileme maliyetindeki azalma : Su yalıtım sisteminin ömrü uzar, çünkü güneşin UV ışınlarından daha iyi korunur, düşük veya yüksek sıcaklıklara daha az maruz kalır. Bahçe Çatı uygulamalarında su yalıtım sisteminin ömür beklentisi 40 yıla kadar uzamaktadır. Sistem ömründeki uzama yalıtım yenileme maliyetlerini azaltmaktadır.

Isınma maliyetinde azalma : Bahçe Çatı sistemindeki bitki toprağı, ısı yalıtımına katkıda bulunduğu için enerji maliyetlerinde azalma olur.

Drenaj maliyetinde azalma : Bahçe Çatı sistemi yağış sularının önemli bir miktarının buharlaşma sayesinde tekrar doğaya dönmesini sağladığı için su giderlerine akış miktarını % 50-10 arası azaltır bu da şehir kanalizasyon sistemindeki yükü hafifletir.

Alan kullanımı : Bahçe çatılar, sportif veya boş zaman değerlendirmeye yönelik olarak ta düzenlenebilir ve bu tür tesisler pahalı arsalar üstüne yapılmaktansa çatı alanları değerlendirilerek israf önlenmiş olur.

Ekolojik Yararlar
Toz ve duman seviyelerinde azalma : Bahçe Çatılar şehir havasındaki toz ve diğer zararlı maddeleri filtre eder. Bitkiler zararlı karbondioksit gazlarını emer ve doğaya yararlı oksijen gazı verirler. Ayrıca, yeşillendirilmiş çatılar havayı nemlendirir ve iklime (mikroklima) katkıda bulunur.

Gürültü seviyesindeki azalma : Bahçe Çatılardaki bitki örtüsü ve toprak katmanı ses yutuculuk sağlar. Bu özelliği sayesinde gerek dış ortamdaki gürültü seviyesini gerekse bina içindeki gürültü seviyesini azaltır. Yapılan ölçümlere göre, bahçe çatılar bina ses seviyesini 8 dB kadar azaltır.

Bitki ve hayvanlar için doğal yerleşim : Bahçe Çatılar canlılara doğal ortam sağladıkları için bina ve yollardan kaybedilen doğal ortamları geri kazandırırlar.(*)
Aslında yapılabilecekler hiç de zor değil. Sadece farkında olmak ve biraz çaba göstermek gerekiyor.

Bu anlamda farkıdalık sağlayacak ve bilinç geliştirecek güzel bir proje de içecek markası Yedigün'den geldi.

Sosyal sorumluluk kapsamında web ile gerçek hayatı birleştiren Türkiye'de yapılmış tek proje olma özelliğini taşıyan Yedigün Ormanı projesi ile, gerçek bir Yedigün Ormanı yaratılmış olacak.

Küresel ısınma ve dünyanın kuraklaşmasına dikkat çekmek isteyen Yedigün markasının oluşturduğu web sitesinde ağaç diken herkes, Antalya'da TEMA Vakfı tarafından oluşturulan Yedigün Ormanı'na katkıda bulunmuş olacak. Bir harika fikir daha!

Ağaç dikmek isteyenlerin siteye üye olmaları yeterli. Ücretsiz ağaç dikmeyi sağlayan Yedigün Ormanı projesi ile; 10'dan fazla türde toplam 10 bin ağaç dikilmesi planlanıyor. TEMA Vakfı, sanal ortama dikilen her 5 ağaç için gerçek hatıra ormanına 1 ağaç dikmeyi taahhüt ediyor.

Sanal ortamda, Yedigün Ormanı'nda dikmek istediğiniz ağaç türünü seçip, haritadan ormanda gezerek bir parsel belirleyip fidanınızı dikebiliyorsunuz. Fidanınızın üzerinde isterseniz resminiz ve sloganınız yer alabiliyor ve diktiğiniz ağacın gelişimini siteden takip edebiliyorsunuz.

Üç boyutlu sohbet ve eğlence diyarı, Gazogen projesiyle anımsayacağınız, D4D tarafından; 1 Proje yönetmeni, 1 art direktör, 2 animatör ve 1 de yazılımcı olmak üzere 5 kişiden oluşan bir çekirdek ekiple, yaklaşık 1 ay boyunca aralıksız çalışarak meydana getirilen Yedigün Ormanı'nı, çevreye duyarlı herkesin ilgisini bekliyor. Son baktığımda, on dokuz bin iki yüz kırk dördüncü (19244) ağaca şimdiden ulaşılmış gözüküyordu.

"Sen de çevrene bak! Durma bi' şey yap!"



PetTreelerle, bitkilerle yakınlaşmaya başlayıp, Yedigün Ormanı'nda fidan dikerek; farkında olmadan kazanacağımız bu bilinç ve duyarlı alışkanlıklarla Suyumuza Sahip Çıkacağımızı, hatta belki de sonrasında Babil'in Asma Bahçeleri'ni bilip takdir eden zihnimizin, evlerin çatılarının bahçe haline getirilmesini "Sera Etkisi"ne karşı hoş bir çaba olarak görmemizi sağlayıp, geliştirdiğimiz bu çevre bilinciyle doğamızı, dünyamızı korumaya katılabileceğimizi düşünüyorum. Neden olmasın? Hayal gücüm, çok mu geniş? Evet, biraz(!). Ama biliyorum ki, "sağlam değişim, dönüşümler; minik ve kararlı adımlarla sağlanır".

(Görsellerin büyük hallerini görmek için, üzerlerine tıklayabilirsiniz.)

Greenpeace, Almap BBDO

...

(Görseller, üzerlerine tıklandığında daha büyük ebatta görüntülenebilirler.)

Almap BBDO Sao Paulo Brezilya'nın, Greenpeace için hazırladığı etkileyici bir reklam.

Dergi sayfasını çevirdiğinizde, manzaranın dönüştüğü hâl sarsıcı, öyle değil mi? İklim değişiklikleri, dev dalgalar, yükselen okyanuslar, sular altında kalan kentler... Küresel Isınma da neymiş?!

link

Diesel - Global Warming Ready

'Diesel-Global Warming Haydarpaşa Tren İstasyonu'

'Diesel Global Warming, Great Wall of China'...'Diesel-Global Warming London'
'Diesel Global Warming, Great Wall of China', 'Diesel-Global Warming, London'.

'Diesel-Global Warming, North Pole'...'Diesel-Global Warming, New York'
'Diesel-Global Warming, North Pole', 'Diesel-Global Warming, New York'

'Diesel-Global Warming, Paris'...'Diesel-Global Warming, Rio'
'Diesel-Global Warming, Paris', 'Diesel-Global Warming, Rio'

'Diesel-Global Warming, Venice'...'Diesel-Global Warming, Rushmore mountain'
'Diesel-Global Warming, Venice', 'Diesel-Global Warming, Rushmore mountain'

(Resimler, üzerlerine tıklandığında daha büyük ebatta görüntülenebilirler.)

Advertising Agency: Marcel, Paris, France
.
Creative director/Copywriter: Frederic Temin

Art directors: Nicolas Chauvin, Romin Favre

Photographer: Terry Richardson


Jean markası Diesel'in 2007 ilkbahar-yaz koleksiyonu için hazırladığı reklam kampanyası 'Global Warming Ready'; 'Küresel Isınma' teması üzerine kurgulanmıştı.
Kampanya sayfasında 'Küresel Isınma'ya karşı yapılabilecek on şey esprili bir şekilde aktarılırken, stopglobalwarming.org'a da bağlantı veriliyordu.

Diesel'in kreatif direktörü Wilbert Das’ın yönetiminde çekilen reklamda New York, Venedik, Paris, İstanbul küresel ısınmadan etkileniyor ve İstanbul’da Haydarpaşa Tren İstasyonu çöl olurken, New York sular altında kalıyor...

Kimileri Diesel'in bu reklamına tepki göstermiş; d
ünyada iklim değişiklikleri yüzünden canlılar ölürken ve ilerleyen yıllarda daha ciddi tablolarla yüzyüze kalmamız kaçınılmazken, Diesel'in 'Küresel Isınma' gibi önemli bir sorunu popüler kültüre malzeme yaparak, konuyu hafife aldığını düşünmüştü.

Diesel'in kreatif direktörü Wilbert Das ise konuyla ilgili olarak; Diesel'in uyuşturucu kullanımından, üçüncü dünya ülkelerindeki fakirliğe kadar türlü küresel sorunu kampanya konusu yaptıklarını belirtip, bunun gibi konulara yaklaşımlarını ortaya koymuştu.


Konuya o noktadan yaklaşım tabii ki tartışmaya açık.
Hatta Diesel'in 'Küresel Isınma'yla yaptığını; popüler kültür içinde 'normal'leştirmek olarak görüp; bunun insan davranışlarına etkisinin de 'normal'leşen şeylere karşı gereken ciddiyeti-önemi göstermekten uzak kalmak olacağı, şeklinde yorumlamak bile mümkün. Arzu edenler yine buna benzer bir 'normal'leştirme konulu yazıyı; 'Etrafta'da Uli Holz eserleri üzerinden gidilerek değinilen, 'Kültür, estetik ve...' başlığı altından da okuyabilirler...

Fakat ben, her ne kadar
zaten Diesel reklamlarını beğensem de, ya da enteresan fotoğraflarıyla dikkat çeken Terry Richardson da bu projede olduğu için dikkatimi daha da çekmiş olsa da; şu an burada sadece bu reklamı 'iklim değişiklikleri'ne bir kez daha dikkat çekmekte araç olsun diye aktarıyorum.

Bir saç tasarım stüdyosu için proje geliştirirken; tüm gün ofiste reklam fotoğrafçılarının konuyla ilgili çalışmaları arasında hayli vakit geçirdim. Onlardan biri de
Terry Richardson idi. Fırsattan istifade Onunla ve Diesel reklamıyla, konuyu bir kez daha küresel ısınmaya bağlamak istedim.

Terry Richardson çalışmalarını görmenizi tavsiye ederim. Diğer fotoğrafçılardan ilerleyen post/gönderilerde bahsetmeye devam edebilirim. Fakat, şimdiki mevzumuza dönersek; umarım iklim değişikliklerinin başımıza açacağı dertlerin farkına varmışsınızdır ve bu bilinçle hareket etmeye etrafınızdakileri de uyarmaya, yönlendirmeye başlamışsınızdır.

Öyle değilse ya da konuyla ilgili biraz daha bilgiye gereksinim duyuyorsanız; anımsatayım, blogumdaki 'Uygunsuz Gerçek' başlığından, küresel ısınma ve iklim değişikliklerini konu eden diğer yazılarıma ya da Vikipedia'daki Küresel Isınma başlığından; etkileri, nedenleri, tarihçesi gibi daha teknik detaylara da erişmeniz mümkün.

via

Suyunu Boşa Harcama!

Çok ciddi olarak 'su sorunu' ile karşı karşıya olduğumuz bu günlerde; www.suyunubosaharcama.org; nereden nasıl tasarruf yaparız noktasında bilinç sağlamada yararlı olabilecek bir site.

'Evde Su Kullanmanın 10 Yolu',
'Ne Kadar Su Harcadığını Hesapla',
'Nasıl Tasarruf Edersiniz',
'Evin İçinde Sanal Tur',
başlıklarına sahip olan
suyunubosaharcama.org'ta; ayrıca basit önlemlerle yılda yaklaşık 140 ton suyu kurtarabileceğimizin altı çiziliyor. Çok ciddi bir rakam, öyle değil mi? Sadece biraz dikkat etmemiz gerekiyor!


Dünya yüzeyinin % 70’i suyla kaplı olduğu halde, bunun yalnızca % 2,5’i tatlı su olup içmeye uygundur, kalan % 97,5 tuzlu sudur.
Tatlı su kaynaklarının ise sadece %1’inden az bir bölümü insan kullanımına elverişlidir. Çünkü, tatlı suyun % 70’i kutuplarda donmuş durumda ve kalan tatlı su kaynaklarının büyük bölümü de ya toprakta nem, ya da yerin ulaşılması olanaksız derinliklerindeki yeraltı su kaynaklarında bulunmaktadır.

'Küresel Isınma'nın ne olduğu ve dünyamıza, dolayısıyla da insanlara, geleceğimize etkilerini, nasıl davranırsak bunun önüne geçebileceğimizi, önceki yazılarımda paylaşmaya çalışmıştım. İlgili yazılarımın tümüne, 'Küresel Isınma' başlığından tüm detaylarıyla ulaşabilirsiniz.



Bu kadar önemli bir konunun sadece geçici, belki de abartılan bir akımmış, herkesin üzerinde konuşmaktan hoşlandığı bir modaymış gibi algılanmasını, önemsenmemesini; etrafımda sıkça rastladığım, 'koca dünya, bir şey olmaz', 'koca fabrikalar dünyayı bu hızla kirletirken, sadece benim dikkat etmemle ne olur ki', gibi tutumları anlayamıyorum. Gelecek nesillere iyi bir dünya bırakabilmek için en azından bireysel olarak yapabileceğimiz şeyler var. 'Küresel Isınma' ile ilgili yazılarımda bunlardan uzun uzun bahsettim. Ve evet, sadece senin tek başına yapacakların bile çok şey fark ettirir. Damlayan musluğunun altına bir kap koy da, iki saat sonra ne kadar su biriktirdiğini bir gör! O kadarcık su için, yakında dünyada su savaşları çıkacak!

Dünya, umarsızca an'ı yaşama meraklısı tutumumuz, geleceği düşünmeden hareket ermemiz yüzünden; tehlike sınırını geçtiğimiz, bir şeyler yapmaya başlamazsak hızla sona doğru ilerlediğimiz, sinyalini veriyor!



'Uygunsuz Gerçek' filmi; 'Küresel Isınma'nın ne derece ciddi boyutlara ulaştığını gösteren, bilimsel dökümanlara dayanarak hazırlanmış etkileyici bir sunum.

Biz büyüklerin duyarsızlığına karşı, ilköğretim öğrencilerine belki bir ders konusu olarak, belki de toplu gösterimlerle 'Uygunsuz Gerçek' belgeselinin izlettirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Böylece onlar, daha o yaşta bilinçlenecek ve biz büyüklerini kendi geleceklerini tehlikeye atmamamız konusunda uyarabilecekler.

Ülkece deprem bölgesinde yaşadığımız ve her an hazırlıklı olmamız gerektiği de bir bilinçlenme işiydi. Yetişkinler, bunun farkında olmasa ya da hayat akışı içinde bunun önemini unutsa da; çocuklara okulda verilen bilgiyle, daha duyarlı, bilinçli olup; etraflarındakileri de buna göre davranmaya yönlendirebilmişlerdi.

Böyle ciddi bir konuda da 'ağaç yaşken eğilir' mantığından hareketle, yine öğretmenlere büyük bir sorumluluk düşüyor. Öğretmenler 'Küresel Isınma'nın önemini kavrayıp, öğrencilerini bu konuda yönlendirmeliler. Alışkanlıklar küçük yaşlarda kazanılır ve pekişir. En basit ifadesiyle, küçükken su israfının yaratacağı sıkıntıları öğrenmiş/sezebilmiş bir çocuk; buna yaşamının ileriki yıllarında da dikkat eden bir yetişkin olacaktır.


(Güneşten gelen ışınların bir kısmını buzullar çekiyor eriyorlar, bir kısmı da atmosfere yansıyor ki bu atmosferi ısıyor. Güneşin etkisiyle buzullar tamamıyla eridiklerinde; denizler bu ışınları alacak ve ısınmaya başlayacak)


Sıcak su akıntıları, dünyada iklimlerin oluşmasını sağlıyor.
(Resimdeki kırmızılar sıcak, maviler soğuk su akıntılarını gösteriyor.)


Sıcak su akıntısı (resimdeki kırmızı çizgiler) Avrupa'ya ılıman iklim getiriyor.



'Uygunsuz Gerçek' filmi sunduğu kanıtlar, rakamlar, grafikler, tablolar ile yıllarca süren araştırmaların sonuçlarını ortaya koyan bir belgesel. Filmin web sayfası www.iklimkrizi.net'te 'Küresel Isınma'ya karşı neler yapmamız gerektiği de anlatılıyor.



Bundan başka yaşayacak bir dünyamız yok!

www.iklimkrizi.net'teki 'Bilim' ve 'Harekete Geç' başlıklarını ziyaret edip; 'Küresel Isınma'ya karşı neler yapılmalı noktasında da bilgi alabilirsiniz. Gerekli bilgileri araştırıp, okuyup öğrenecek sabrınız yoksa bile, en azından bir film izleyerek konu hakkında fikir sahibi olabilirsiniz. 'Uygunsuz Gerçek' filmini izleyin ve etrafınızdakilere de izlettirin. Bir şeyleri değiştirmek için içinizde biraz da olsa istek yaratacaktır, diye umuyorum. Değişim de istekle başlar. İsterseniz, dünyanızı değiştirebilme gücü elinizde!

(Karikatürler, üzerlerine tıklandıklarında orjinal boyutlarında görüntülenebilirler. Global Cartoons başlığından, 'Küresel Isınma' konulu diğer karikatürlere erişmek mümkün.)

Öyle Oldu, Böyle Oldu

Post'un [gönderinin (Blogger'ın, Türkçe arayüz kullanımına geçtikten sonra, böyle ifadelendirmesine alışmaya çalışıyorum. Nedense TDK'nın faks'a 'belgegeçer' demesi kadar tuhaf geliyor)] başlığının 'Öyle Oldu, Böyle Oldu', olmasının sebebi; hafta sonuyla ilgili farklı konu başlıklarını içeren bir derleme olacak olması(?)

'Tablodaki Rüzgâr, Saçlarıma Saklansa', diyerek; İsmet Değirmenci'nin, 'Rüzgâr' isimli sergisinden basetmiştim. Hafta sonu gittim. Hem sergideki eserler renk kullanımı ve dokusuyla görülesiydi, hem de tam da istediğim gibi serin rüzgârlı bir İstanbul gününe denk geldiği için, günle örtüşen keyifli bir deneyim sahibi olmuş oldum.

Zihninizin koridorlarında dolaştırıp, sizi ummadığınız diyarlara götürün kimbilir hangi ilham noktacıklarını etrafınıza toplayan tablolardaki rüzgârdan sonra; caddeye çıktığınızda, realitenin parçası olduğunuzu hatırlatıp, saçlarınızda dolaşan rüzgârla kalabalığın içine karışmak. Edindiğiniz o ilham noktacıklarını boğaza götürüp, deniz havasıyla beslemek veya sıcak bir dost sohbetinde dinlendirip, rafine ettiğiniz hâliyle üretmek için işinizin başına dönmek... Sergi 13 Mayıs'a kadar açık, bir rüzgârlı İstanbul gününe denk getirip gitmeye çalışın, belki siz de benim önce hayal edip sonra yaşadığım o tadı yakalayabilirsiniz.

İstanbul'da, gökyüzünü çelik grisi bulutların kapladığı ve dalgalı lacivert denizin buna eşlik ettiği günleri severim. Güneşli, her noktasının aydınlandığı,
eğlenceli, hareketli günlere kıyasla; güneşin arada kendini gösterdiği ama hafif bulutlu, kapalı, sokaklarında hafif bir esintinin dolaştığı günlerde; gölge oyunları kentin silüetini daha etkileyici bir hâle sokar. Böyle günlerde kent daha güçlü gözükür. Arkasından bir de yağmur gelirse, o gün çok daha yaşanılası bir İstanbul olur.

Hafta sonu İstanbul'da bu manzaraya, 23 Nisan Bayramı nedeniyle İstanbul Boğazına demirlemiş savaş gemilerimiz ve plazalara asılan devasa bayraklar eşlik ediyordu. Kentin o güçlü, etkileyici görüntüsünü, bu donelerle artık siz hayal edin.

Öğrendim ki; Mart ayından itibaren Telekom; abonelerinden aldığı sabit ücreti, tarifelere göre farklı olacak şekilde belirlenmiş kontür karşılığı, 22:00-07:00 saatleri arasında kullanma hakkı tanıyormuş.

Peki, önceden o sabit ücreti kimin hayrına veriyorduk biz?!

Diyelim ki, insanlar bu bilgiye ulaştılar, haklarını biliyorlar ve ödedikleri o sabit ücret boşa gitmesin istiyorlar. O saatler arasında konuşacak kimseyi, herkes nereden bulacak?!
Bu hak kullanılmadığında, sonraki aya devretmiyor, yanıyormuş.
Telekom'un, Tarifeler-Telefon başlığından; bu konuyla ilgili bilgiye ulaşılabilir.

Bir de şöyle bir durum varmış. Sabit veya GSM telefon şirketleri en çok bu açığı değerlendirip para kazanıyormuş. Diyelim ki, 1 kontür=1 dakika olsun. Siz 61 saniye konuştuğunuzda, bu 2 kontür olarak ücretlendiriliyormuş?! Evet, böyle de tuhaf bir durum var. Konuyla ilgili, Tüketiciler Birliğinin çalışmalarına bakabilirsiniz.

Kişi bazında düşününce miktarlar böyle minik gözükmesine rağmen, tüm aboneler cephesinden olayı değerlendirince hiç de azımsanmayacak bir miktar ortaya çıkıyor.

İndirim diye lanse edilen, ama kısa bir hesap yapan her zekâ sahibinin, aslında yeni bir zam olduğunu anlayabildiği, bu aldatmacalara karşı bilinçli davranıp, dikkatli olmamız gerekiyor.

Ersin Akman'ın, Türk Telekom'un 'Türk Telekom Hukuk Dışı Saldırılara Karşı Hakkını Savunacaktır' beyanından bahsettiği, 'Türk Telekom Şimdi de Basını Susturmaya Çalışıyor' yazısını da okumanızı öneririm. Sanki kanunları kendi lehlerinde kullanmaktan geri duruyorlarmış gibi bir de böyle bir tavır içerisine girdiklerini görmek sizce de ironik bir durum değil mi?

22 Nisan, (Dünya-Yeryüzü Günü) Earth Day kapsamında Google, eğlenceli logolarıyla kullanıcılarına bir sürpriz yaptı.



Earth Day için Küresel Isınmaya vurgu yapılması, hoş olmuş. Ama diğer yandan, Küresel Isınmaya Karbondioksit salınımıyla en büyük ortak olan Amerika'nın Dünya'nın sembolik yaş gününün kutlandığı bu günü, Earth Day'i icat etmiş olması sizce de enteresan değil mi?
www.earthday.net detaylar için iyi bir yol.

Dünya Günü, aklıma Moby 'in this world' klibini getirdi.
Umarsız yaşıyoruz, etrafımızda olanları fark etmeden. 'Küresel Isınma' gibi, ciddi bir sorunu bile vaktinde anlayıp önlemler almazsak, böyle yaşamaya devam edersek; yakında o klipteki canlılar gibi kendimize yeni bir dünya aramak durumunda kalacağız...

Google'ın Özel gün Logolarına ise;
www.google.com/holidaylogos.html, http://images.google.com/intl/tr/logos.html,
www.google.com/doodle.html sayfalarından ulaşılabilir.


Bakalım,
www.google.com.tr sayfasında, 23 Nisan için, Çocuk Bayramı'na özel bir nasıl bir logo bizi karşılayacak...

Blogda minik bir düzenleme yaptım.

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla, blogun sol üst kısmına Türk bayrağı yerleştirdim.

Sayfada aşağı indikçe, o da size solda eşlik edecek (bayrağın solda durmasıyla, bir mesaj veriyor değilim (?) 'insanlar hak ettikleri şekilde yönetilirler') Yalnız minik bir sorun oldu :( Codelar Firefox ile düzgün çalışmasına rağmen, iexplorer'da bayrak sayfanın 'sol altında' kaldı. Bu durum, iyi bir görüntüleme deneyimi için Firefox kullanmanızı istememe bir örnek olabilir. 'Hayır ben o bayrağın iexplorer'da sayfanın altında kalmasına izin veremem, doğru görüntülenmesinin yolunu biliyorum' diyen, ilgili codeları bana gönderebilir, memnuniyetle düzeltirim :)

Sağ menüye, blogumu RSS feeds ile takipte size kolaylık sağlayacak linkler yerleştirdim. Blogumu Netvibes, Bloglines,
Yahoo, Google'a bir tıklamayla ekleyip, RSS ile güncellemeleri rahatça takip edebilirsiniz.

Linklerde düzenleme yaptım. Uzun süredir atıl halde kalmış linkleri çıkardım ve yerlerine yenilerini ekledim. Güncelleme yapan ve içeriğinden memnum olduğum yerlerin linklerini zaman zaman, sağ menüdeki 'Keşfetmek İçin Bak' alanında eklemeye devam edeceğim.

Eklenen yeni linklerden biri, yakın zamanda keşfettiğim
GoddessArtemis.
Sık güncellenen kaliteli içeriği, ayrıca uzak doğu sinemasına olan ilgisiyle beni yakaladı. Uzak doğu sinemasıyla benden çok önce ilgilenmeye başlamış ve bunu bloguna yansıtmış olmasından zevkle istifade ettim. Takipteyim :)

Bir diğer link de Hayatkisa.com.
Barda filmini izleyenler, 'Üçnoktabir'in seslendirdiği tema müziği 'dediler ki'yi anımsayacaklardır.
Hayatkisa.com linkini gördüğümde, zihnimde o müzik çalmaya başladı. Nedense o iki kelime bende böyle bir çağrışım yaptı. Fakat, tabii ki içeriğin o müzikle ya da filmle bir ilgisi yok, o sadece zihnimin bana bir oyunu :) İçerik, içsel süreçleri yorumlayan, tanımlayan, realize eden açık anlaşılır yazılardan oluşuyor. Öyle ki, Hayatkisa.com'daki yazılara göz gezdirirken, farkında olmadan, günlük yaşamla ilgili aklınıza takılan konulara yanıt bulursanız şaşırmayın...

Karalamalar Emre Sururi'nin yaşama dair farkındalıklarını ve deneyimlerini aktardığı blogu. Konular içten anlatımlarıyla doyurucu olduğu kadar, uzun yazılar da son derece akıcı ve rahat takip edilebilir. Bir şey vermeden, benimsetmeden ya da fark ettirmeden bırakmayan bloglardan biri. Aslında çok uzun süredir takip etmeme rağmen, linklerime eklememiş olduğumu şaşkınlıkla fark ettim ve ekledim hemen...

Allper; flash konusunda hem detay aktardığı hem de örnek işlerini paylaştığı bloguyla takip edilesilerden bir diğeri...

Novalibra; her uğradığınızda sizi boş geri çevirmeyen,
kitaplar, kültür sanat etrafında bir içerik sunuyor...

NaylonDefter
-KareliDefter; enteresan görseller, yazılara denk gelebileceğiniz; içinde bulunduğunuz an'a hoş bir farklılık katacak içeriğiyle,
arada uğranası...

Linklerden bahsetmişken,
Charles Bonnet Sendromu ve Halüsinasyonlar yazısıyla culdesac hanım beni korkutmayı başarmış olsa da, www.hafif.org'un son dönemde zenginleşen içeriğiyle ayrı bir kıvam kazandığını ve ilgiyle enterasan konulara değinmelerini takip ettiğimi de belirtmek istiyorum...

Bir Kişiyi Daha Uyarabilmek İçin, Bin Mil Daha!

GLOBAL WARNER (KÜRESEL UYARICI): Önce çalışmalarına Türkiye’de karadan başlayıp, daha sonra tüm dünyayı küresel ısınmaya karşı uyarmak, bu konuda bilinç oluşturmak amacıyla yola çıkacak bir yelkenli. 3 kişilik tayfası ile 2007 yılı içerisinde İstanbul’dan hareket ederek tam bir dünya turu atacak ve 3 yıl sonra 2010 yılında, İstanbul, Avrupa Kültür Başkenti'yken geri dönecek...

İnsanları çevre duyarlılığı karşısında bilgilendirmeyi, bununla birlikte Kyoto Protokolü'nü imzalamamış ya da imzaladığı halde anlaşmaya uymayan ülkeleri uyarmayı hedefliyorlar.

Bunu yapabilmek için de, yol boyunca karşılaştıkları tüm teknelere küresel uyarıcı bayrağı verecek, insanlardan söz vermelerini ve küresel uyarıcı olmalarını, destek olmalarını isteyecekler.

Tunç Kılıç'la Fikir Atölyesi'ndeki, 'Bir Kişiyi Daha Uyarabilmek İçin, Bin Mil Daha' başlıklı, söyleşiyi okuyup; Global Warner nedir?, Nasıl desteklerim?, Küresel Uyarıcı Nasıl Olunur? gibi sorulara da cevap bulduktan sonra, GLOBAL WARNER'a destek vermemek için bir sebebiniz kalacağını sanmıyorum.

“Daha Temiz Bir Dünya İçin, Söz Verin!” kampanyasını destekleyin. Eğer siz de duyarlıysanız gelin bunu duyurun, siz de söz verin diyorlar:
“Amacımız, önce Türkiye’den aldığımız sözlerle başlayıp, sonra tüm dünyada söz verecek insanlar bulmaya çıkmak. Biz dünyada hâlâ sözünü tutan insanların çokluğuna inanıyoruz. Yaptığımızın hiçbir işe yaramayacağını düşünenler olacaktır ama gelecek nesiller, onlara bırakacağımız ‘rezalet bir dünya’da yaşarken, bugün bizim neden bir şeyler yapmayı denemediğimizi sorgulayacaklardır. İşte o zaman, en azından birilerinin denemiş olduğunu bilmeleri, belki onlara daha iyi bir dünya için yapılacak bir şeylerin her zaman olabileceği umudunu verir. Sırf bunun için bile denemeye değer…”
Bu üç yıllık yolculukları boyunca, en az bir milyon söz veren duyarlı kişi bulacaklarına inanıyorlar.

Sadece 3 çılgın, dünyayı mı kurtaracaklar!? Neden olmasın, hiç olmazsa bir şeyleri değiştirmeyi deneyecekler.

Söz verin ve sizde bir küresel uyarıcı olup Global Warner‘a Blogal desteğinizi verin.

Gözde Teknolojiniz Hangisi?

Gün geçmiyor ki, yeni bir 'Mim Dalgası' türeviyle karşılaşmayalım. 'Gözde Teknolojiniz Hangisi?' de; Autocad Günlüğü tarafından başlatılmış ve Osman.Borutecene'den de bana paslanmış.

Bilmiyorum, haberiniz var mı; İstanbul'da 11 Nisan 2007 itibariyle, 30 saat su kesintisi olacak.
Bu su kesintisi, bakım onarım çalışmaları için yapılacak olsa da, belki önümüzdeki yaz ve sonrasında bizi bekleyen 'su sıkıntısı' için de iyi bir minik prova olabilir.

Şimdi bundan niçin mi bahsediyorum; 'Küresel Isınma' gibi bir gerçek var ve bilinçli davranamazsak çok ciddi sorunlar yakın zamanda bizi bekliyor olacak.
Çünkü bir yandan 'teknoloji'yi kullanıyoruz, ama bir yandan da 'Küresel Isınma'ya da bu sayede ortak oluyoruz.

Yakın zamanda, farkındalık yaratmak ve bilinçlendirme sağlamak için, 'Suyumuza Sahip Çıkalım' kampanyasından bahsetmiş ve konuya dikkat çekmeye çalışmıştım. Eğlenceli 'mim dalgaları' rağbet görürken o konuya ne mi oldu; birkaç yüz kişiye ulaştı ve unutuldu.


Günlük hayatlarımızda, sonu nereye varacak diye hesaplamadan, bencilce her şeyi tüketiyoruz. İki üç ay kullandığımız bir cep telefonunun bir üst modeli çıkıyor ve anında ondan kurtulup diğerine geçiyoruz. İhtiyaçtan mı; hayır sadece merak, tüketim çılgınlığı, statü sembolü olarak bu tür şeyleri gördüğümüzden.

Peki umarsızca elimizden çıkardığımız, o sözde eskilerimiz ne oluyor; dünyamızı kirletiyor, öldürüyor. Gelecek nesillerimize açıklayamayacağımız durumlara sebebiyet veriyoruz.

Evet, bu durum beni çok rahatsız ediyor. En azından bireysel olarak bir şeyler yapmamız ve etrafımızdakileri duyarlı davranmaya sevk etmemiz bile çok şey fark ettirir, diye düşünüyorum.

Bu noktada konuyu, bilinçli kullanıcı, tüketici olmanın önemine bağlıyor (arada mesajı alan, almıştır nasıl olsa) ve yaşamımdaki favori teknoloji ürünlerinden bahsetmeye geçiyorum.


Ek$iSözlük'te, teknoloji başlığında (2944528 sayılı entry'de);
"Bilim fakir oğlan, kapital de zengin kızdır. Bunların aşkından doğan gayri meşru çocuğa; teknoloji, adı verilir."
sözü,
Prof. Dr İsmail Duman'ın olduğu belirtilerek aktarılmış. İnce ve hoş bir tanımlama, öyle değil mi?

Aslında teknoloji birçok alanda bize hizmet ediyor. Kullanıcı olarak, yaşamımızı kolaylaştırmasından ve hayatımıza renk katmasından istifade ediyoruz ama, detayları hakkında belki de çok bir bilgimiz bile yok.

Bir çocuğa, "IBM, yüksek çözünürlüklü bir sinema filminin tamamını 1 saniyede iletebilecek kapasitede bir yonga (çip) geliştirdiğini açıkladı.", gibi bir durumu açıklamaya çalışın. Bundan bahsediyorum. Evet, meraklıyız, kullanıyoruz ama içeriği nedir nasıldır noktasında çok da konuya hakim değiliz.

Kaldı ki teknoloji denince, "cep telefonu, internet",le kısıtlı, dar bir algılama da söz konusu. Oysa İstanbul Boğazı'nda köprü geçişlerinde, gişe memuruna elden para vermeyi geride bırakmış olmamız ve bize trafikte hiç olmazsa minik bir rahatlama sağlayan Otomatik Geçiş Sistemi (OGS), Kartlı Geçiş Sistemi (KGS) bile bu teknolojinin bir ayağı.

Konuyu uzattığımın farkındayım, 'Gözde Teknolojileriniz Hangisi?"ne cavaplarımı verip bitiriyorum. Hayatımı kolaylaştıran, teknolojilerden bir kısmı;

Etrafımı, seçtiğim müzik doldursun isterim. Bunun için cep telefonu bünyesindeki radyo veya mp3 çalar da işe yarıyor fakat son zamanlarda sevimli bir oyuncak edindim, onu da yanımdan ayırmıyorum; İPod shuffle.

PDA.

İşim dolayısıyla, günümün büyük kısmı Mac veya Pc önünde geçiyor.
Apple; Lovemark'ım, diyebilirim. Daha birkaç on yıl önce matbaalarda fontların elle dizildiği günlerin zorlukları yanında, şimdi hangi fontu seçeceğimize karar verememenin sıkıntısı solda sıfır kalıyor olsa gerek...

Laser yazıcı. Monitörünüzdekilere, kağıt üzerinde dokunabilmenizin hızlı yolu.

Grafik tablet. Hayal gücünüzü ekrana yansıtabilmenin hızlı yolu; adeta boyut geçişi yapmanızı sağlayan, parmaklarınızın arasındaki sihirli anahtar...

USB bellek. Disketlerden bu güne... Dünyalar cebinizde hissini veren, minik pratik deponuz. Sevimli bir kolyeye bile dönüşebilecek kadar da yaşama adapte edilebilir uyumlu bir teknoloji ürünü...

Dijital fotoğraf makinesi. Cep telefonlarıyla tümleşik gelen kamera/fotoğraf makinesi özelliklerine pek sıcak bakmıyorum. Fotoğraf makinesi, kullanımıyla keyif verecek bir donanıma sahip olmalı...

İnternet. Adsl. Wirelees. Firefox. Rss. Google. Bloglar. Web tasarım teknolojileri (mesela, Ajax teknolojisinin nimetleriyle hazırlanmış arayüzler). Bilgisayar programları. Yazılımlar.

Alış-verişlerimi, banka işlemlerimi, yemek siparişi, kargo takibi, bilet bulmak gibi şeyleri, internet üzerinden online yapmamı sağlayan teknoloji.

Bulaşık makinesi, Kombi gibi cihazları evde olmadan kontrol etmemi sağlayan teknoloji. Mikrodalga sayesinde hazır yiyeceklerin ısıtılıp, zahmetsizce hazırlanması.

DVD kaydedici, player. Divx, mp3ler sayesinde, müzik ve film arşivinin alıp başını, düzenlenmesi ertelenir safhalara gitmesi...

Uydu yayınları. Tek kanallı TRT günlerinden, binlerce kanallı TV günlerine gelmiş ve onca yayın arasından neyi seçip izleyeceklerini şaşırmış insanlar yanında; kendi seçtiği filmler, videolar, müziklerle adeta kendi yayınını kendi oluşturanlar arasındaki tezat düşündürücü öyle değil mi?!

Liste uzadıkça uzuyor...

Herkesin bir beklentisi vardır mutlaka. Ben, şarj aletlerine bağımlı olmadan rahatça yaşayacağımız günlerin en kısa zamanda gelmesini istiyorum.
Artık etrafımızdaki onca dalga ve radrasyonla çevrili olarak nasıl yaşayacaksak?! En zaından, kablo sorunu da böylece ortadan kalkmış olacak. Annem de şu cihazlardan, evinin kapısına yerleştirebileceği günlerin gelmesini istiyor :) Peki, sizin favorileriniz ve istekleriniz neler?

'Gözde teknolojileriniz Hangisi?' pası, yazıyı yazan için olduğu kadar, ziyaretçiler için de yorum bırakarak dahil olabilecekleri, güzel bir pas. Burdan, pası gönderen Osman.Borutecene'ye de teşekkürlerimi iletiyorum...

Blogumdaki linklerden rast gele 5 tanesini seçiyorum. İsterlerse bu mim dalgasına onlar da katılabilirler;
BiriBakarkenÇalışamıyorum, Ersin Akman, istanblog, Jelatin, Pixage.

Teknoloji'nin neresindesiniz?

Sadece 5 Dakika!

1 Mart 2007 Küresel Isınmaya Karşı Ortak Eylem! Yarın! Unutmayın! Sadece 5 dakika!

Mert Ulaş'ın Yaşam İçin Yakarış yazısını okudunuz mu?
Bu içten seslenişe kulak verin, lütfen. Gelecek projeksiyonlarında hiç de haksız olmadığını görmek sarsıcı ama, böyle giderse acı da olsa bunlar gerçeğimiz olacak, öyle değil mi?


WWF-Suyumuza Sahip Çıkalım kampanyasının ciddiyetine duyarlılık göstererek, yazımdaki davetime bloglarında bahsederek katılan Pino ve Mert'e buradan bir kez daha çok teşekkür ediyorum.

Bağlantılı konular:
'Küresel Isınmaya Karşı Ortak Eylem!'
Nil, Maasailer'in Yeni Tanrısı Mı Olacak?
Karbondioksit Temizliğine 25 Milyon $ Ödül
Kutup Ayıları, 'Küresel Isınma' ile Yaşantıları..
An İnconvenient Truth 'Uygunsuz Gerçek', Philips Imageo Mum Işığı,
WWF-Suyumuza Sahip Çıkalım, Evian-waterboy.

'Küresel Isınmaya Karşı Ortak Eylem!'



Sadece 5 dakika!
1 Mart 2007 Perşembe akşamı, saat: 19.55-20.00 arası.
Tüm dünyada küresel ısınmaya karşı ortak bir eylem!

Eylem planı şu: Yerel saatlerin farklılığı gözetilmeksizin bütün dünyada 1 Mart 2007 Perşembe akşamı, saat: 19.55-20.00 arası tüm enerji kaynakları kesilecek.
Evde ya da işteyseniz şalterler inecek. Arabadaysanız yol kenarına çekeceksiniz vs. Yapabilen yapacak.
Amaç, bütün dünyada yer alacak bu 5 dakikalık kesintiyle meydana gelecek enerji tasarrufuyla karar mercilerinin dikkatini çekmek.

Neden olmasın?

Küresel Isınmayla dünyanın karşı karşıya olduğu tehlikeye dikkat çekmek için, başka ülkelerde çeşitli planlar deneniyor. Böyle eylemler dikkat çeker, farkındalık yaratıp ses getirir. Bir kişinin bile bilinçlenip bu kötü gidişe izin vermemek için davranışlarında değişikliğe gitmesi kârdır.

Önemli olan davranışlarımızın bilincinde olarak davranabilmek. Alışkanlıklarımızı bu yönde yeniden düzenlemek.

Her gün 5 dakika bunu yapsak ne olur? Bu sayede her gün yüzlerce ağaç kesilmekten kurtulabilir ya da nesli tükenen bir canlı türü belki hayatta kalmayı başarabilir.



An Inconvenient Truth ‘Uygunsuz Gerçek’; Küresel Isınma'nın dünyayı nasıl etkilediğini, nasıl önlemler alınabileceğini anlatan 100 dakikalık belgesel bir film.

Uygunsuz Gerçek filmini yoksa hâlâ izlemediniz mi?



Global Cartoons başlığında, üstteki karikatürler gibi, konuyla ilgili başka karikatürleri de görebilirsiniz.

Ne kadar farkındayız?

Bağlantılı konular:
Nil, Maasailer'in Yeni Tanrısı Mı Olacak?
Karbondioksit Temizliğine 25 Milyon $ Ödül
Kutup Ayıları, 'Küresel Isınma' ile Yaşantıları..
An İnconvenient Truth 'Uygunsuz Gerçek', Philips Imageo Mum Işığı,
WWF-Suyumuza Sahip Çıkalım, Evian-waterboy.

Nil, Maasailer'in Yeni Tanrısı Mı Olacak?



Amerikalı ünlü yazar Ernest Hemingway, Afrika’nın en yüksek dağı olan Kilimanjaro’dan şöyle bahseder:

“Kilimanjaro, zirvesi karlarla kaplı 5 bin 895 metre yüksekliğinde bir dağdır. Batı zirvesine Maasai yerlileri ‘Ngaje Ngai’ yani ‘Tanrının Evi’ derler. Batı zirvesine yakın bir yerde donmuş bir leopar leşi vardır. Bugüne kadar hiç kimse o leoparın o kadar yüksekte ne aradığını açıklayamamıştır...”
Hemingway’in Kilimanjaro’su artık aynı Kilimanjaro değil.
Filmlere konu olan efsanevi Kilimanjaro Dağı’nın karları, küresel ısınmayla savaşamadı.

Bölgede yaşayan Maasai yerlilerinin 'Tanrı'nın Evi'olarak gördüğü Kilimanjaro’nun, Karları eriyip Nil (The Nile River) nehrine karışıyor.

Bu olay sadece bir tabiat olayı olarak nitelendirilebilir mi?

Dağ zirvelerindeki karların erimesi, bu dağların eteklerinde yaşayan insanlar için içme suyunun yok olması demek. Yükselen sıcaklıklar sineklerin daha geniş alanlara yayılmasına neden olacak, bu da bölgedeki sıtma vakalarının da artmasına yol açacak. Afrika toplumları, 1970’lerden bu yana bir nebze kontrol altına alınan sıtmanın yeniden kitlesel bir problem haline gelmesinden olumsuz etkilenecek.

Fakat bu gelişen durumun daha da önemli ve içsel derinliği olan başka bir etkisi var ki; o da O insanların inanç sistemlerinde yarattığı sarsıcı etki.

Küresel Isınma'nın, Maasailer'in 'Tanrı'nın Evi' gördükleri Kilinamjaro'ya, dolayısıyla da Maasailer'in inançlarına olan etkisini hayal edebilir miyiz?

Buzulların kutsallığına dair inanışları olan ve Kilimanjaro'yu 'Tanrı'nın Evi' olarak gören Maasai İnsanları'nın inançlarını değiştirip, yerine buzulların eriyip karıştığı Nil'i yeni Tanrıları olarak görmelerini bekleyebilir miyiz?

En güçlü inancınızın sarsılması sizi nasıl etkilerdi?



NASA uydusundan çekilen görüntülere göre, Tanzanya sınırları içerisindeki dağın zirvesindeki karlar, 1993’te çekilen fotoğraftakiyle karşılaştırıldığında 2000 yılında yarı yarıya erimiş durumda.

Bilim insanları, önümüzdeki 20-50 yıl içinde, Kilimanjararo’da, Batı Uganda’daki Rwenzori Dağı’nda ve Kenya Dağı’nda hiç kar kalmayacağını ifade ediyor. Ernest Hemingway’ın romanında bahsettiği Kilimanjaro ise artık tarih olacak.

'Uygunsuz Gerçek/Inconvenient Truth' Filminde bir yerde; küresel ısınmanın yeryüzündeki tahribatını anlatırken Al Gore şöyle diyordu:
"On yıl sonra Kilimanjaro’da hiç kar kalmayacak."
'Uygunsuz Gerçek/Inconvenient Truth' filmi
sponsor desteği yüzünden sadece 5YTL'ye izlenebiliyor. Korku, gerilim, dram filmlerinin en gerçeğiyle yüzleşmek için, cesaretinizi yanınıza alın ve küçücük bir bilinçsiz davranışımızın bile dünyaya yaptığı etkiyi, sonuçlarını izleyin.

11 bin 700 yıldır Kilimanjaro’nun tepesini beyaz bere gibi saran buz kütlesi şimdi yok olmanın eşiğinde. Bunu yapan Küresel Isınma, yani dolayısıyla bizleriz!

Ne kadar farkındayız?

Bağlantılı konular:
Karbondioksit Temizliğine 25 Milyon $ Ödül
Kutup Ayıları, 'Küresel Isınma' ile Yaşantıları..
An İnconvenient Truth 'Uygunsuz Gerçek', Philips Imageo Mum Işığı,
WWF-Suyumuza Sahip Çıkalım, Evian-waterboy.

Karbondioksit Temizliğine 25 Milyon $ Ödül




Atmosfere karışan karbondioksitin temizlenmesinde
en başarılı yöntemi geliştiren tam 25 milyon ABD dolarının sahibi olacak.

Bunun için, atmosferden yılda en az bir milyar ton karbonu temizleyecek öneriler getirilmesi gerekiyor.

Sir Richard Branson, yarışmanın tanıtımı için düzenlenen basın toplantısında, insanlığın karşı karşıya olduğu felaketin boyutlarını kavraması gerektiğini söyledi ve "Dünya 60 yıl bekleyemez. Ben çocuklarım ve torunlarımın bir geleceği olsun istiyorum ve zaman akıyor" diye konuştu.

Eski başkan adaylarından ve şimdilerde küresel ısınmayla mücadele alanında faaliyet gösteren ve bu konuda 'An Inconvenient Truth - Uygunsuz Gerçek' adlı filmi hazırlayan Al Gore, Virgin şirketinin patronu Branson'a destek verdi. Gore, bunun 'insanoğlunun karşı karşıya olduğu gerçekliği kabullenme yolunda yaşadığı ahlaki bir yüzleşme' olduğuna dikkat çekti.

Çevre örgütleri de yarışmanın, kamuoyunun ve bilimadamlarının küresel ısınmaya ilgisini artırmasını umuyor. (kaynak: BBC)
Küresel Isınmayla Savaş İçin, 3 Milyar Dolar Bağış

Virgin şirketler grubunun sahibi Richard Branson, Eylül 2006'da New York'ta düzenlenen 'Clinton Küresel Girişimi'nin yıllık toplantısında, gelecek 10 yıl içinde 'Küresel Isınma'yla mücadele için, 3 milyar dolar bağışta bulunacağını açıklamıştı.

Demiryolları ve hava ulaşımcılığı konusunda İngiltere'nin en büyük şirketine sahip olan, uzaya turist yollama projesiyle de tanınan Branson, "Şirketlerimin bütçesinden ayıracağım bu parayı alternatif çevreci enerji kaynakları bulmak ve küresel ısınma ile mücadele için projeler geliştirmek için harcayacağım. Güzel dünyamız bize babalarımızdan, onlara da büyük babalarımızdan miras kaldı. Çocuklarımızın daha iyi bir dünyada yaşayabilmesi için ona sahip çıkmalıyız" şeklinde konuşmuştu.

Trilyoner işadamı 'Sir' Richard Branson, küresel ısınmayla savaş için, 10 yılda 3 milyar dolar harcayacağını açıkladı.

YENİ ŞİRKETİN ADI VIRGIN FUELS
Sir Branson’un Virgin Fuels şirketi, çevreci enerjilerin ArGe’sine 400 milyon dolar bütçe ayıracak. Virgin Fuels ilk etapta, mısırdan biyo-etanol üreten California merkezli Cilion şirketine 60 milyon dolar yatıracak. Ortaklık taslağına göre, 2009 yılına dek 7 adet biyo-etanol rafinerisi kurulacak. Virgin’in trenyolu kanadı Virgin Trains, dizel trenleri, biyo-dizelle çalışacak şekilde modifiye edecek. Virgin Havayolları sözcüsü daha önce de uçaklarda rüzgar enerjisinin kullanımı üzerine çalışmaları olduğunu açıklamıştı.

HAVAYOLU ŞİRKETLERİ VE KÜRESEL ISINMA
Tahminlere göre havayolu şirketlerinin ürettiği kirlilik küresel ısınmanın yüzde 15’ini oluşturacak. Küresel ısınma nedeni fosil bazlı yakıtların kullanımını azaltmayı amaçlayan Kyoto Protokolü, havayolu endüstrisini kapsamıyor. Dünya çapında birçok hükümet havayolu şirketlerine çevre vergileri koymayı amaçlıyor, ancak şirketler bunlara karşı çıkıyor. Sir Branson, Virgin Atlantic şirketinin halen bitkisel bazlı daha çevreci yakıt türlerini kullanılması üzerinde çalıştığını ifade ederek, diğer havayolu şirketlerini de yeni kuşak enerjilere yatırım yapmaya çağırdı.

Havacılık ve diğer nakliye şirketlerinin kullandığı petrol bazlı yakıtlar, küresel ısınmanın başlıca tetikleyicileri. Sir Richard Branson, fosil bazlı enerjilere dayanan nakliye ve havacılık şirketlerinin en kısa zamanda yenilenebilir enerji modellerine geçmesini savunuyor. Her gün binlerce uçak, binlerce kilometre yol katediyor ve bunun için milyonlarca litre fosil bazlı yakıt sarfediliyor ve bunların çıkardığı karbon diyoksit atmosfere karışıyor.

Branson, “İnsanoğlu acilen fosil bazlı yakıtları terketmeli, bugün yola çıksak dahi, bütünüyle yenilenebilir enerjiye geçmemiz yıllar alacak” dedi.

Branson, yenilenebilir enerjiler konusunda araştırmalar yapacak Virgin Fuels adında bir şirket kuracak. Sir Branson’un kendi servetinden ayırdığı para miktarı, ABD devletinin bir yılda yenilenebilir enerjiye ayırdığı toplam bütçenin 3’te 1’ine denk düşüyor. ABD’de devletin rüzgar, güneş, hidrojen ve biyo-etanol gibi yenilenebilir enerjilere aktardığı miktar yıllık 1 milyar dolar.
(kaynak: NTV)
(Al Gore & Richard Branson:
Investing to Solve Global Warming, Eylül 2006)



Ne kadar farkındayız? Ne kadar duyarlıyız?

Bireysel destek çağrısı yapılması yanında, Türkiye'de kimler neler yapıyor?
Ülkemizde, Devlet bakanının 'Bahar yağmurlarını alırsak, bu yaz su sıkıntısı yaşamayız' demesi, nasıl bir bilinç seviyesinde olduğumuzun ispatı olabilir mi?!

Bağlantılı konular:
An İnconvenient Truth 'Uygunsuz Gerçek', Philips Imageo Mum Işığı,
WWF-Suyumuza Sahip Çıkalım, Evian-waterboy.