Mark Knopfler sorgusu için yayınlar tarihe göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Alaka düzeyine göre sırala Tüm yayınları göster
Mark Knopfler sorgusu için yayınlar tarihe göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Alaka düzeyine göre sırala Tüm yayınları göster

Saçlarımda Rüzgâr, Kulağımda Scorpions

Scorpions'dan 'Wind of change' videosunu buraya alabilmek için, kaç video paylaşım sitesi gezdiğimi, Youtube, Dailymotion'ın yokluğunu (erişim engeli/sansür yüzünden, var-yok arası durumunu) nasıl derinden hissettiğimi uzun uzun anlatabilirim... vidivodo, metacafe, video.google, video.yahoo, hulu, viddler, izlesene, vimeo... bir sürü video sitesi gezmek durumunda kalıp, her birinden memnun olmadan ayrılmak, çok sıkıcı. Oysa, sadece, buraya güzel bir haberi not düşmek istemiştim...

Bu yaz birbirinden güzel konserlerle zenginleşti. Mark Knopfler ve Scorpions içlerinde en heyecanla beklediklerimdi. Ve evet, esen değişim rüzgârlarında, müzikleriyle hayaller kurup yola devam ettiğimiz efsane grup, zaman üstü müzikleriyle, on beş yıl aradan sonra Türkiye'de; Scorpions, 22 Ağustos 2008'de Parkorman'da olacak...

scorpionsturkiyede.com altından,
müziklerini dinleyip, en sevilen Scorpions şarkısı anketine katılabilirsiniz, onca yılda kaç aşk 'Still Loving you' temasıyla canlanmıştır acaba, listelerde ilk sırayı böyle alabildiğine göre...

flynxs scorpions

The Killers'dan Gary Oldman ile Beat The Devil'e, Sinemaya

Geçtiğimiz hafta piyasaya çıkan The Killers, 'Sawdust' albümü, elime yeni ulaştı.

Sawdust için, dinlenesi bir albüm, olduğunu söyleyebilirim. Ki, The Killers da genel itibariyle, dinlenesi parçaları olan bir grup, benim için.

İndie Rock tadındaki müzikleri, Brandon Flowers (solist), Dave Keuning (gitar, vokal) ile renklenen sahne performansları, videolarıyla gayet ilgi çekiciler.

2004 yılında çıkan ilk albümleri Hot Fuss, ikinci albümleri Sam's Towndan sonra, Sawdust ile daha bir olgunlaştıklarını gözlemek mümkün.

Joy Division'in 'Shadowplay'ine yaptıkları yorum, Sam's Town'ın 'Abbey Road' versiyonu, Jacques Lucont düzenlemesi 'Mr. Brightside', Tanquilize ve Dire Straits'ten 'Romeo & Juliet' yorumu; Sawdust bünyesindeki değişik tatlar.

Mark Knopfler, Kill to Get Crimson'da, Dire Straits hayranlığından da bahsediyordun, şimdi The Killers 'Romeo & Juliet' yorumunu gerçekten beğendin mi, diye düşünebilirsiniz.

Tabii ki Dire Straits'ten sonra 'Romeo & Juliet' yorumlamak öyle kolay bir iş değil ama, hani yine de The Killers'ın bunda çok da fena olmadığını yani, kendi içinde ayrı bir etkileyiciliğe sahip olduğunu düşündüğümü, söyleyebilirim.

YouTube'da Romeo and Juliet - The Killers sonrası, Dire Straits - Romeo and Juliet videolarını izleyerek, bahsettiğim o farklı tınılardan ayrı keyif alma noktasını, inanıyorum siz de yakalayabilirsiniz.


The Killers - Mr. Brightside

The Killers - Mr. Brightside videosunu buraya aldım; hem hafta sonu müziği olarak kalsın, hem de eğlenceli, hoş bir video izlerken arada Eric Roberts'ı da görmüş olalım istedim. (hımm.. bilemiyorum tabii, yeni İnternet Kanunu'nun uygulamasında müstehcenlik(!) kapsamına girer mi böyle videolar, ya da video paylaşım ortamları da sansürlenecek mi, nasıl olacak? sorular, sorular...)

Evet, kötü adam karakterlerini başarıyla canlandırmasını, beğenerek izlediğimiz Eric Roberts; video kliplerde de bu performansını sürdürüyor.

Akon - Smack That videosunda da Eric Roberts'ı görmek mümkün. Müzik türü çok da ilgimizi çekmese de, videosunda ilgimizi çeken bir oyuncu var diye de o videoyu izleyebiliriz. Meselâ, Gary Oldman ismi geçen film, videoların çok da başka bir faktör gözetmeksizin, seçici geçirgen beğeni süzgecimi aşabilmesi, gibi.

Gary Oldman'ın dahil olduğu projeler zaten başarılı oluyor o ayrı ama, salt varlığı bile, tüketici sıfatında konumlanmış, benzer mantıkla düşünen takipçilerini harekete geçirmeye yetiyor. Evet, pazarlama biraz da böyle bir şey...


Gary Oldman performansıyla, Beat The Devil (BMW Short Film) videosu.

Yeni Gary Oldman filmleri olsa da izlesek, diye düşünmüyor musunuz siz de?

Evet, Beat The Devil içinde Clive Owen'ı da görüyoruz. Hafta sonu için denklem rafı(ndaki film)i unutmuş değilim. Yoksa siz unuttunuz mu?

Shekhar Kapur yönetmenliğinde; Clive Owen, Cate Blanchett ile, "Elizabeth: The Golden Age"i, izleyeceğim.

İzlenecekler listemdeki diğer filmler ise;
Tony Gilroy yönetmenliğindeki; George Clooney, Sydney Pollack ile 'Michael Clayton',
Mark A.Z. Dippé yönetmenliğinde, 'Garfield Gets Real',
Andrew Dominik yönetmenliğinde; Brad Pitt ile 'The Assassination of Jesse James by the Coward Robert Ford',
Robert Redford yönetmenliğinde; Tom Cruise, Meryl Streep, Robert Redford ile 'Lion for Lambs'.

Mark Knopfler, Kill to Get Crimson


Siz, Dire Straits 'Money For Nothing' videosunu izlemeye başlayın; müziği size eşlik ederken ben de, yirmi yılı aşkın bir sürede müzik yapıp dinlenebilen müzisyenlerle, mazisi birkaç yılı bulamayan günümüz müzisyenlerini kıyaslama hatasına düşmeden nefis bir haber verip, bir dileğimden bahsederken bana katılmanızı isteyeceğim.

1985
yılında Dire Straits, haftalarca üst sıralarda kalarak dokuz milyon kopya satıp; bu başarıdaki payı yadsınamaz 'Money For nothing' videosunun katkısıyla; 'Brothers In Arms', 80'lerin en çok satan albümü ünvanını almıştı. Mark Knopfler ilgim de, o zamanlardan başlıyor. Böyle müzikler dinleyerek büyüyüp, süregelen zaman içinde albümlerinden tad almaya devam edebiliyor olmam, onları benim için daha da özel kılıyor.

Düşünün; küçükken hoşlandığınız, liseye gideken hayranlıkla dinlediğiniz, üniversitede ve sonra artık yetişkin olarak yaşama atıldığınızda da; müzik yapmaya devam eden ve sizin zevkle dinlediğiniz müzisyenlerin olması, ne kadar farklı bir his duyumsatıyor öyle değil mi? Şimdi bundan böyle söyleyerek bahsedebilmek bile, damakta çok hoş bir tad bırakmaya yetiyor.

Oysa bugünün yeni müzisyenlerinin dinlediğim birçok müziği, bir yıl sonra benim için anlamını koruyabiliyorsa; bunu, başarı olarak görüyorum. Ne fena, öyle değil mi?

Bugün yeni çıkan bir grubu, on yıl sonra da dinleyebilmek istiyorum. Bu pek de hoş bir durum değil ama; zaman, albüm çağından; tek parçayla kısa dönem popülarite yakalayıp yok olma çağına doğru ilerliyor gibi gözüküyor ve bu açıkcası beni ürkütüyor. Albümlerde tekrar dinleme isteği uyandıracak parçaların sayısı azalırken; acaba bir on yıl sonra Placebo, Qotsa, Joss Stone ya da Evanescence dinleyebilecek miyim, merak ediyorum.

Durum böyleyken, tekrarlarla dinlenebilecek zaman üstü müzikler kategorimde, Mark Knopfler albümleri, haklı yerini korumaya devam ediyor.

Beni, ruhumdan yakalamayı başaran müzisyenlerden biri, Mark Knopfler. İyi ki de var! Etkileyici sesi ve müziğiyle bir kez daha karşımızda; son albümü Kill to Get Crimson geçtiğimiz hafta yayınlandı.

Albümü, arşivimdeki diğer Mark Knopfler albümleri arasına ekleme fırsatını dün bulabildim ve şansıma, akşam canlı müzik dinlemeye gittiğimiz bir yerde de birkaç eski coverını dinleme fırsatım oldu ki bu, bu hafta sonunu, Mark Knopfler hafta sonu yapmam için yeter de artar bir sebep.

Altta izleyeceğiniz video; Mark Knopfler - Kill To Get Crimson Teaser başlığıyla, YouTube'tan. Kill to Get Crimson albüm sürecinden detaylar öğrenirken, albümdeki müziklere de kulak misafiri olunabiliyor.


True Love Will Never Fade, We Can Get Wild; albümden şimdilik ilgimi çeken parçalar.

Albümle ilgili etrafımdakilerden edindiğim izlenim; favori parça seçmenin ya da çoşku hissi duyumsatacak bir tını yakalamanın, önceki albümlerdeki kadar kolay olmadığı yönünde ama, yeni ve arada zevkle dinlenecek bir Mark Knopfler albümü daha olmasından, herkes memnun.

Kill to Get Crimson albümü yeni, ve bir videosu henüz olmadığı, istediğim müzikleri bir yere upload edip buradan dinletecek zamanı ise bulamadığım için, True Love Will Never Fade videosunu, YouTube marifetiyle buraya, alta alıyorum.


Oysa, Mert sayesinde haberdar olduğum Deezer ile; sevdiğim parçalarından bir Mark Knopfler playlisti oluşturup buraya almak istiyordum ama, üyeliği aktive etme süreci, maalesef bu yazıya yetişmedi.

Deezer'dan, önceki Mark Knopfler albümlerinden parçalara kolayca erişip, zevkle dinleyebilirsiniz. Deezer ile birçok müziğe erişip dinleyebilmek yanında, oluşturacağınız playlisti blogunuzda da paylaşabiliyorsunuz. Oldukça geniş bir müzik arşivi var gibi gözüküyor.

Bunları yazarken, The Ragpicker's Dream (2002) albümünden Daddy's Gone To Knoxville fonda çalıyor ve mırıldanarak eşlik ediyorum. Aklıma, sabah "I'd rather have a dollar than a dime, than a dime" diye mırıldanarak güne başlayan birilerinin de bu yeni albüm haberine sevinebileceği geliyor...

Mark Knopfler, zaman üstü müzikler listemde olduğu kadar; bir albüm yapsa da, albüm tanıtım turnesi ülkemizi de kapsasa diye beklediğim müzisyenler listemin de üst sıralarında yer alıyor.

Birçok kişinin aynı şeyi istemesinin yaratacağı olumlu etkiye inanıyorum. Hayır. Konu, o müthiş(!) kitap The Secret'a gitmiyor. Sadece, isteyince neden olmasın; hazır yeni albümü de çıktı, artık bir Mark Knopfler konseri izleyelim, diyorum ve benimle beraber burda bu isteği yinelemenizden, en hafif tabirle memnun olacağımı belirtmek istiyorum.

Wikipedia-Mark Knopfler, Wikipedia-Dire Straits.