hafta sonu etkinliği etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hafta sonu etkinliği etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Mongol (2007) Cengiz Han

Etkileyici savaş sahneleri, zamanın atmosferini yansıtan başarılı bir dönem filmi olarak, izlemeyi heyecanla beklediğim Mongol (2007) 'Cengiz Han', bugün ülkemizde vizyonda.

Filmlerde, görkemli savaş sahnelerinden ne kadar hoşlandığıma 300 '300 Spartalı' yazımda da değinmiştim. Mongol (2007) 'Cengiz Han' da, gerek renk dokusu gerekse müzikler ve dekoruyla, bu anlamda tatmin edici lirik bir görsel şölen seyri sunmaktan geri kalmıyor.

Sergei Bodrov yönetmenliğindeki, Rus, Alman, Kazak ve Amerikan ortak yapımı olan Mongol 'Cengiz Han', aynı zamanda 2008 Oscar Ödülleri En iyi Yabancı Film dalında Kazakistan'ın Oscar adayı idi.

En iyi yabancı film ödülünü alan,
Avusturya'dan The Counterfeiters (2007) 'Kalpazanlar'ı da ülkemizde bu ay sonunda vizyonda izleyebileceğiz...

Mongol 'Cengiz Han', genç Temuçin in savaşarak esaretten kurtuluşunu ve dünyanın yarısını ele geçiren uçsuz bucaksız Moğol İmparatorluğu'nun kurucusu olan Cengiz Han ünvanına sahip oluşunu konu alıyor...

Destansı öykü içinde tarihi anlamda eksiklikler, fantastik eklemeler bulunduğu için film, çok da gerçeği yansıtmadığı yönünde eleştiriler almıştı. Filmin ayrıntılı güzel bir yorumuna, Gözde Gürbüzer'in 'Rus kamerasından Cengizhan' yazısından ulaşabilirsiniz. Daha fazla detaya girmeden ben, burada sadece tanıtım videosuna yer vermekle yetineceğim.

Mongol (2007) 'Cengiz Han'ı hafta sonu izlenecek filmler listenize eklemeyi unutmamanızı öneriyorum, ben öyle yapıyor olacağım. Savaş sahnelerini izlemenin keyfi en iyi sinemada çıkıyor.


Mongol Uploaded by Lyn

Öyle Oldu, Böyle Oldu

Post'un [gönderinin (Blogger'ın, Türkçe arayüz kullanımına geçtikten sonra, böyle ifadelendirmesine alışmaya çalışıyorum. Nedense TDK'nın faks'a 'belgegeçer' demesi kadar tuhaf geliyor)] başlığının 'Öyle Oldu, Böyle Oldu', olmasının sebebi; hafta sonuyla ilgili farklı konu başlıklarını içeren bir derleme olacak olması(?)

'Tablodaki Rüzgâr, Saçlarıma Saklansa', diyerek; İsmet Değirmenci'nin, 'Rüzgâr' isimli sergisinden basetmiştim. Hafta sonu gittim. Hem sergideki eserler renk kullanımı ve dokusuyla görülesiydi, hem de tam da istediğim gibi serin rüzgârlı bir İstanbul gününe denk geldiği için, günle örtüşen keyifli bir deneyim sahibi olmuş oldum.

Zihninizin koridorlarında dolaştırıp, sizi ummadığınız diyarlara götürün kimbilir hangi ilham noktacıklarını etrafınıza toplayan tablolardaki rüzgârdan sonra; caddeye çıktığınızda, realitenin parçası olduğunuzu hatırlatıp, saçlarınızda dolaşan rüzgârla kalabalığın içine karışmak. Edindiğiniz o ilham noktacıklarını boğaza götürüp, deniz havasıyla beslemek veya sıcak bir dost sohbetinde dinlendirip, rafine ettiğiniz hâliyle üretmek için işinizin başına dönmek... Sergi 13 Mayıs'a kadar açık, bir rüzgârlı İstanbul gününe denk getirip gitmeye çalışın, belki siz de benim önce hayal edip sonra yaşadığım o tadı yakalayabilirsiniz.

İstanbul'da, gökyüzünü çelik grisi bulutların kapladığı ve dalgalı lacivert denizin buna eşlik ettiği günleri severim. Güneşli, her noktasının aydınlandığı,
eğlenceli, hareketli günlere kıyasla; güneşin arada kendini gösterdiği ama hafif bulutlu, kapalı, sokaklarında hafif bir esintinin dolaştığı günlerde; gölge oyunları kentin silüetini daha etkileyici bir hâle sokar. Böyle günlerde kent daha güçlü gözükür. Arkasından bir de yağmur gelirse, o gün çok daha yaşanılası bir İstanbul olur.

Hafta sonu İstanbul'da bu manzaraya, 23 Nisan Bayramı nedeniyle İstanbul Boğazına demirlemiş savaş gemilerimiz ve plazalara asılan devasa bayraklar eşlik ediyordu. Kentin o güçlü, etkileyici görüntüsünü, bu donelerle artık siz hayal edin.

Öğrendim ki; Mart ayından itibaren Telekom; abonelerinden aldığı sabit ücreti, tarifelere göre farklı olacak şekilde belirlenmiş kontür karşılığı, 22:00-07:00 saatleri arasında kullanma hakkı tanıyormuş.

Peki, önceden o sabit ücreti kimin hayrına veriyorduk biz?!

Diyelim ki, insanlar bu bilgiye ulaştılar, haklarını biliyorlar ve ödedikleri o sabit ücret boşa gitmesin istiyorlar. O saatler arasında konuşacak kimseyi, herkes nereden bulacak?!
Bu hak kullanılmadığında, sonraki aya devretmiyor, yanıyormuş.
Telekom'un, Tarifeler-Telefon başlığından; bu konuyla ilgili bilgiye ulaşılabilir.

Bir de şöyle bir durum varmış. Sabit veya GSM telefon şirketleri en çok bu açığı değerlendirip para kazanıyormuş. Diyelim ki, 1 kontür=1 dakika olsun. Siz 61 saniye konuştuğunuzda, bu 2 kontür olarak ücretlendiriliyormuş?! Evet, böyle de tuhaf bir durum var. Konuyla ilgili, Tüketiciler Birliğinin çalışmalarına bakabilirsiniz.

Kişi bazında düşününce miktarlar böyle minik gözükmesine rağmen, tüm aboneler cephesinden olayı değerlendirince hiç de azımsanmayacak bir miktar ortaya çıkıyor.

İndirim diye lanse edilen, ama kısa bir hesap yapan her zekâ sahibinin, aslında yeni bir zam olduğunu anlayabildiği, bu aldatmacalara karşı bilinçli davranıp, dikkatli olmamız gerekiyor.

Ersin Akman'ın, Türk Telekom'un 'Türk Telekom Hukuk Dışı Saldırılara Karşı Hakkını Savunacaktır' beyanından bahsettiği, 'Türk Telekom Şimdi de Basını Susturmaya Çalışıyor' yazısını da okumanızı öneririm. Sanki kanunları kendi lehlerinde kullanmaktan geri duruyorlarmış gibi bir de böyle bir tavır içerisine girdiklerini görmek sizce de ironik bir durum değil mi?

22 Nisan, (Dünya-Yeryüzü Günü) Earth Day kapsamında Google, eğlenceli logolarıyla kullanıcılarına bir sürpriz yaptı.



Earth Day için Küresel Isınmaya vurgu yapılması, hoş olmuş. Ama diğer yandan, Küresel Isınmaya Karbondioksit salınımıyla en büyük ortak olan Amerika'nın Dünya'nın sembolik yaş gününün kutlandığı bu günü, Earth Day'i icat etmiş olması sizce de enteresan değil mi?
www.earthday.net detaylar için iyi bir yol.

Dünya Günü, aklıma Moby 'in this world' klibini getirdi.
Umarsız yaşıyoruz, etrafımızda olanları fark etmeden. 'Küresel Isınma' gibi, ciddi bir sorunu bile vaktinde anlayıp önlemler almazsak, böyle yaşamaya devam edersek; yakında o klipteki canlılar gibi kendimize yeni bir dünya aramak durumunda kalacağız...

Google'ın Özel gün Logolarına ise;
www.google.com/holidaylogos.html, http://images.google.com/intl/tr/logos.html,
www.google.com/doodle.html sayfalarından ulaşılabilir.


Bakalım,
www.google.com.tr sayfasında, 23 Nisan için, Çocuk Bayramı'na özel bir nasıl bir logo bizi karşılayacak...

Blogda minik bir düzenleme yaptım.

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla, blogun sol üst kısmına Türk bayrağı yerleştirdim.

Sayfada aşağı indikçe, o da size solda eşlik edecek (bayrağın solda durmasıyla, bir mesaj veriyor değilim (?) 'insanlar hak ettikleri şekilde yönetilirler') Yalnız minik bir sorun oldu :( Codelar Firefox ile düzgün çalışmasına rağmen, iexplorer'da bayrak sayfanın 'sol altında' kaldı. Bu durum, iyi bir görüntüleme deneyimi için Firefox kullanmanızı istememe bir örnek olabilir. 'Hayır ben o bayrağın iexplorer'da sayfanın altında kalmasına izin veremem, doğru görüntülenmesinin yolunu biliyorum' diyen, ilgili codeları bana gönderebilir, memnuniyetle düzeltirim :)

Sağ menüye, blogumu RSS feeds ile takipte size kolaylık sağlayacak linkler yerleştirdim. Blogumu Netvibes, Bloglines,
Yahoo, Google'a bir tıklamayla ekleyip, RSS ile güncellemeleri rahatça takip edebilirsiniz.

Linklerde düzenleme yaptım. Uzun süredir atıl halde kalmış linkleri çıkardım ve yerlerine yenilerini ekledim. Güncelleme yapan ve içeriğinden memnum olduğum yerlerin linklerini zaman zaman, sağ menüdeki 'Keşfetmek İçin Bak' alanında eklemeye devam edeceğim.

Eklenen yeni linklerden biri, yakın zamanda keşfettiğim
GoddessArtemis.
Sık güncellenen kaliteli içeriği, ayrıca uzak doğu sinemasına olan ilgisiyle beni yakaladı. Uzak doğu sinemasıyla benden çok önce ilgilenmeye başlamış ve bunu bloguna yansıtmış olmasından zevkle istifade ettim. Takipteyim :)

Bir diğer link de Hayatkisa.com.
Barda filmini izleyenler, 'Üçnoktabir'in seslendirdiği tema müziği 'dediler ki'yi anımsayacaklardır.
Hayatkisa.com linkini gördüğümde, zihnimde o müzik çalmaya başladı. Nedense o iki kelime bende böyle bir çağrışım yaptı. Fakat, tabii ki içeriğin o müzikle ya da filmle bir ilgisi yok, o sadece zihnimin bana bir oyunu :) İçerik, içsel süreçleri yorumlayan, tanımlayan, realize eden açık anlaşılır yazılardan oluşuyor. Öyle ki, Hayatkisa.com'daki yazılara göz gezdirirken, farkında olmadan, günlük yaşamla ilgili aklınıza takılan konulara yanıt bulursanız şaşırmayın...

Karalamalar Emre Sururi'nin yaşama dair farkındalıklarını ve deneyimlerini aktardığı blogu. Konular içten anlatımlarıyla doyurucu olduğu kadar, uzun yazılar da son derece akıcı ve rahat takip edilebilir. Bir şey vermeden, benimsetmeden ya da fark ettirmeden bırakmayan bloglardan biri. Aslında çok uzun süredir takip etmeme rağmen, linklerime eklememiş olduğumu şaşkınlıkla fark ettim ve ekledim hemen...

Allper; flash konusunda hem detay aktardığı hem de örnek işlerini paylaştığı bloguyla takip edilesilerden bir diğeri...

Novalibra; her uğradığınızda sizi boş geri çevirmeyen,
kitaplar, kültür sanat etrafında bir içerik sunuyor...

NaylonDefter
-KareliDefter; enteresan görseller, yazılara denk gelebileceğiniz; içinde bulunduğunuz an'a hoş bir farklılık katacak içeriğiyle,
arada uğranası...

Linklerden bahsetmişken,
Charles Bonnet Sendromu ve Halüsinasyonlar yazısıyla culdesac hanım beni korkutmayı başarmış olsa da, www.hafif.org'un son dönemde zenginleşen içeriğiyle ayrı bir kıvam kazandığını ve ilgiyle enterasan konulara değinmelerini takip ettiğimi de belirtmek istiyorum...

Tablodaki Rüzgâr, Saçlarıma Saklansa

Tablodaki Rüzgâr, Saçlarıma Saklansa; hafta sonu gidilebilecek bir sergiden beklenebilecek şeylerden biri olamaz mı?! Neden olmasın?

Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Heykel Bölümü mezunu İsmet Değirmenci'nin, 10. kişisel sergisinin konusu; 'Rüzgâr'.
"İsmet Değirmenci'nin rüzgâr etkilerine gönderme yapan resimleri, imgesel bir görselleştirmenin değil, spiritüel bir içselleştirmenin deneysel verileridir. Rüzgârın itki gücünü içselleştirerek resimleme eyleminde bulunması; fiziksel bir olgunun duyusal bir olaya dönüştürmesiyle ilgilidir.

Rüzgârın bir fenomen olarak algılanması ve bir merkez kavram olarak kullanılması arasındaki ilişki, aslında İsmet Değirmenci'nin doğayla kurduğu şamanik ilişkinin işaretlerini taşır..."
Sergi 13 Nisan 2007- 13 Mayıs 2007 tarihleri arasında, article art gallery'de.

Hafta sonu serin, hafif rüzgârlı bir İstanbul olsa da; sergiye gidip, o etkiyi sokaklara taşıdığı hissiyle ayrılabilsem. (Bir mekanda yakaladığınız atmosferi, tüm güne taşıdığınız; sonrasında o günü öyle anımsadığınız olmadı mı hiç?!)

Faik Paşa Sokak No:41 giriş katı
Beyoğlu/ İstanbul
T: +90 (212) 251 8607