marka algısı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
marka algısı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

İz Peşinde Type Bear'dan Type City'e



James Sequire giriş sayfasının altında yer alan,
hoş bir detayla zenginleştirilmiş üstte gördüğünüz bu görsel, oldukça hoşuma gitti.

Markanın ürünlerinin içeriklerinin, farklı bardaklarda tipografi oyunlarıyla yansıtıldığı bu görselin yüksek çözünürlüklü hâlini ve hazırlayanın diğer işlerini görmek istedim.

Flash kullanılarak hazırlanan web sayfalarının code kısmı, karıştırıp ayrıntı öğrenmeye pek müsait olmuyor ama, tasarımın Sidney'den hostville.com.au tarafından hazırlanmış olduğu bilgisine ulaştım;
görselin büyük hâlini bulamasam da - Virgin Mobile'ın, Staedtler kalemlerinin de bünyesinde olduğu - diğer güzel işlerini de görmüş oldum.

'Never Forsake Flavour', diyen James Sequire'in ürünleri nasıldır, meraklıları daha iyi bilecektir ama, web sayfasındaki bu hoş detayla benim gibi başkalarını da cezbediyor olduklarını düşünüyorum.

Markanın web'deki yüzünün yarattığı ilk izlenimin önemine de güzel bir örnek olsun bu konu, ben, tipografi
[bnz: Wikipedia: Tipografi] kısmıyla devam edeyim; Type City gelerisinde keyifli bir turla bitirelim, istiyorum.

Bembo's Zoo için, bilmeyen yoktur, diye düşünüyorum. Ama, bu fırsatla Type City'i yeniden anımsamış olalım. Projenin güzelliği bir yana, farklı fontlardan, harflerin tipografi oyunlarından
oluşan şehirlerde dolaşmak, ayrı bir keyif.

Apple Store Poster




Üstteki görselde, bir metro girişinde yer alan; New York, 14. caddedeki Apple Store'u işaret eden bir posteri görüyoruz.


İlanın konumu ve konumuna göre hedefe yönelik hazırlanmış sade, fakat mesajını başarıyla ileten tasarımı güzel, dikkat çekici bir örnek olduğu için hoşuma gitti, buraya da almak istedim. Tam da, yakın zamanda MarketingMa'da Alper Akcan'ın aktardığı güzel
Apple Store deneyimi yazısı üzerine.

Alper Akcan yazısında, Apple Store'da tüm ürünlerin, müşterinin fonksiyonlarını rahatça deneyebilmesi için kullanıma açık; personelin ise çözüme-sonuca odaklı yaklaşımının etkisinden bahsediyordu.


Apple'ın farkını, mağazalarında nasıl hissedebiliyorsak; 'metroyu mu kullanacaksınız, biz de 14. caddedeyiz' diyerek, hedefini bulacak şekilde yormadan, akıl karıştırmadan ilettiği mesajını gördüğümüz üstteki bölgesel ilanında da, o farkı görebiliyoruz.

Evet, marka olmak, büyük marka olmak kolay değil.
Fakat bilinç, vizyon ve istikrarlı gelişmek için, bu uygulamalar, yani büyük markaların tavırları, değerlendirmesini bilecekler için iyi birer ders aslında...

Apple Store posteri, ilgiyle takip ettiğim Michael Surtees'in designnotes.info'da keyifle aktardığı, kendi deneyiminden.
Onu ve MarketingMa'daki yazıyı okumadan geçmemenizi öneririm.

Tea Forte, Lipton Piramit Çaylar



TeaForte; ambalaj tasarımı ve sunumuyla, çay keyfini çok ötelere taşıyan; ayaküstü içilen bir çaydan ziyade, çay seremonisini hak eden, etkileyici bir ürün.

Benim gibi tercihi kahveden yana olan, ama arada meyve çaylarında maceraya girmekten de hoşlanan biriyseniz, sizi de cezbedecektir. Ki, salt dekoratif bir obje olarak kullanmaya müsait olmasıyla da, hoş bir alternatif.

Tea Forte Teabag, Tea Forte Tear Drop Tea Set yanında Aamzon/TeaForte'dan da ürüne ulaşmak mümkün. Ayrıca, wrapables.com'da da var ve oraya girdiğinizde zamanınızın nasıl geçtiğini anlayamayabilirsiniz; çok şık başka çay-kahve araç-gereçleri yanında, enteresan bir dolu şey; hizmet edecekleri üretiliş amaçları haricinde, adeta beklenmedik fikirlere esin kaynağı olmak için sizi bekliyor.

Ürün ambalaj ve sunumları, alış verişlerde bizi nasıl da cezbediyor. Zevkli bir tasarımcının elinden çıkmışsa, içeriğini çok da bilmememize rağmen, marketteki rafından alıp eve götürmekte çok da tereddüt etmiyoruz.

Sorun şu ki; tasarım-sunumu etkileyici olan bir ürünün, tadına sıra geldiğinde vaadini yerine getiremiyorsa, ne faydası var?


Geçen kış,
Lipton Yaban Mersini Çayı eğlenceli bir iletişim dili kullanarak, tvlerde ve sonra da sokaklara taşarak reklamlarıyla yaşamlarımıza girmişti. Alıp denediğimde, ambalaj tasarımıyla sunduğu lezzet vaadi arasında uçurumlar olduğunu görüp, hayal kırıklığına uğramıştım.

Lipton isminin yaratmış olduğu marka algısı ve ambalaj sunumunu beğenmiş olmam arasında, içeriğini okumayı es geçmemiş olsaydım; Lipton Yaban Mersini Çayı'nın içinde bu meyveden sadece %3 olduğunu görüp, diğer bir dolu eklenmiş ilave madde arasında, hiç de arzu edebileceğim bir içim zevkine ulaştıramayacağını belki de anlayabilirdim.

İçinde sadece %3 olan bir maddenin, çayın adı olarak lanse edilmesi; tüketiciyi yanıltmak değil de nedir? Evet, pazarlama stratejisidir. Peki, bu durum ne kadar doğrudur? Tartışılır. Bu örnekle bir kez daha anlıyoruz ki, güzel bir tasarımla birleştirilmiş pazarlama stratejisi; ürünü satın aldırmaya yetiyor ama, sadece bir defalık.


Yanılıp yeniden bu tür bir şey yeniden yapar mıyım? Sanmıyorum. En azından, mümkünse önce denerim. Ki,
Lipton Yaban Mersini Çayı'yla yaşadığım hayal kırıklığı bana bir ders olmuş ve sonrasında Lipton Karamel Çayı'nı, karamel tadını sevmeme ve ürün ambalajı ilgimi çekmeyi başarmış olmasına rağmen, önce deneyip sonra almıştım.

Şimdi Lipton, şeffaf piramit poşetlerde sunulan üç yeni çayıyla karşımızda.

Lipton Piramit Çaylar; Siyah İnci Siyah Çay, Orman Meyveli Siyah Çay, Beyaz Çay seçeneğiyle; uzun çay yapraklarının kırılmadan yer aldığı şeffaf piramit poşetleriyle, daha lezzetli bir içim keyfi vaad ediyor.

Sadece merak ettiğim için, Beyaz Çay'ını denedim; meyve tadı alabileceğiniz oldukça 'hafif' bir çay. Ama, yerine tercih edebileceğim daha lezzetlileri olduğunu bildiğimden; Lipton Piramit Çayları sadece, 'görünümüyle farklılaştığı için cezbedecek ürünler' kategorime koymakla yetindim.

Tadı, damak zevkine kalmış Lipton Piramit Çayların, bu farklı sunumlarıyla ilgi çekerek, pazarda yer bulacaklaına inanıyorum. TeaForte ile bağlantıyı ise kurmuş olacağınızı düşündüğümden, konuyu uzatmayıp burada bitiriyorum.

Yeni Photoshop Logosu, See What’s Possible™



Photoshop family of products sayfasından da görebileceğiniz, yeni Photoshop logosu ve sloganı "See What's Possible™" ile ilgili
detaylar PhotoshopNews ve Adobe Photoshop ürün yöneticisi John Nack'in blogunda.

PhotoshopNews-The Evolution of the Photoshop Splash Screen başlığından da; 1988'den bu yana Photoshop programının arayüzünün geçirdiği evrimi görebilirsiniz.

Zihnimde sorular ve söyleyecek birçok şey var. İki yıl önce QuarkXPress logosunu yenilediğinde de buna benzer bir hayal kırıklığı yaşamıştım. Photoshop'un yeni logosuna benzer, bir solukta on farklı markanın logosunu sıralayabilirim. En çok gülümsememe sebep olan ise, yeni logonun bende yoğun şekilde kulakları eksik Playboy tavşanı çağrışımı yapması.

Çocukluğunuzda belki de kumbarasını kullandığınız, "leylek" simgesiyle duygusal bağ geliştirdiğiniz YapıKrediBankası'nın logosu yakın zamanda değiştiğinde ne hissetmiştiniz?

Marka algısına "güç" vurgusu eklenmişti ama, duygusal bağ da aynı oranda sarsılmıştı. Şimdi yeni Photoshop logosuyla da var olan bazı değerler sarsılırken, modern teknoloji vurgusu güçleniyor, gibi gözüküyor.

...

Evrilen logoların gelişimini, günümüz
Logo Tasarımındaki Eğilimlerden çıkarsamak mümkün...