yazar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yazar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Kitaplarım [mim]

Yaşanan içerik hırsızlığı sonrası, geçen haftayı Flynxs'te minik bir duraklamayla geçirdik, maalesef. O sırada blog sahillerime birbirinden güzel üç farklı mim pası ulaştı. Şimdi, onlarla beraber olağan seyrimize devam ediyoruz...

İlki, compir'den, birdelininguncesi'nden ve babil'den aldığım, blogum hakkındaki güzel düşüncelerini belirterek tarafıma ilettikleri; blogların bize göre en'lerini sıralayacağımız, severek okuduğumuz bloglar hakkında düşüncelerimizi yazacağımız bir mim pası.

İkincisi, tersmeditasyon'dan gelen; değer verdiğimiz üç kadın hakkında bir şeyler yazacağımız bir mim pası.

Üçüncüsü de wolkanca'dan gelen; okuduğumuz, okuyacağımız kitaplardan bahsedeceğimiz, mümkünse elimizde olan kitapların ön kapaklarını tarayıcı (scanner) ya da herhangi bir kamera ile çekip blog'umuza öyle yazacağımız, hatta kitapları değiştirip okuyalım, diyen; okumaya, kitaplara dikkat çeken bir mim pası.

Mim paslarını gönderen, ismi geçen her bir bloga teşekkürlerimi iletiyorum...

Bu defa, konuları, seçtiğim bloglara paslamaktansa, şimdi bu yazıyı gelip okuyan ve dahil olmak isteyen sizlere, sevgili takipçilerime bırakıyorum; yorumlarınızla ya da kendi bloglarınızda "Lyn'de okudum, böyle bir mim varmış" diyerek bahsederek, bloglar arasındaki bu minik oyuna katılabilirsiniz.

Farklı konularda pek çok blog takip ediyorum. O yüzden en'leri sıralamamızı; sevdiğimiz bloglardan bahsetmemizi isteyen ilk mim'e tam bir cevap verebilmem şu an benim için oldukça zor. Farklı platformlarda -Blograzzi'de, Technorati'de, Google Reader paylaşımımda, kendi blog'umdan bağlantı vererek...- onlara ilgimi mutlaka bir şekilde gösterip hissettirmeye çalışıyorum. Bu mim'in cevabı, oralarda...

Diğer iki mim pasını tek bir konu altında birleştirip cevap vereceğim; kitaplardan bahsedeceğim.

Bu sıralar elimin altındaki, okumuş olduğum kitaplardan birkaçı -altta-, isterseniz, görsellerin üzerlerine tıklayarak, idefix'teki sayfalarına da geçebilirsiniz.



Wired dergisi yayın yönetmeni Chris Anderson, (The Long Tail) "Uzun Kuyruk Geleceğin İşi: Çokun Azını Satmak" kitabında, 'uzun kuyruk' kavramını ve farklı sektörlerde bunun nasıl işlediğini anlatıyor...

Rex Briggs, Greg Stuart (What Sticks) "Akılda Kalan Nedir?"; reklam kampanyaları ve sonuçları üzerine değerlendirmelerin yer aldığı, çözüm odaklı düşünmeyi kışkırtan yanıyla da farkındalık artırıcı, okunası kitaplardan...

Metin Yazarı Howard Gossage, "Reklamcılıktan Nefret Eden Reklamcı" kitabında, yaşamdan kesitler ve esprili tarzıyla reklamcılığa dokunuyor...

Adam Fawer "Empati" isimli kitabı, "Olasılıksız kitabının yazarından, İngilizce'den önce Türkçe'de!", tanıtımıyla yakın zamanda çıktı. Kapak tasarımı ve içeriğiyle dikkat çekici. Edebiyat, bilim, felsefe, yaşam, arzularımız, davranışlarımız etrafındaki kurgusuyla, okunası...



Kolektif yazarlı, Pera Müzesi Yayınları, Sergi Kataloğu Dizisi'nden Chermayeff & Geismar: Son 50 Yılın Amblem, Logo ve Tasarımları Symbols, Logotypes and Graphic Design From the Last Five Decades...

Kolektif yazarlı, Pera Müzesi Yayınları, Sergi Kataloğu Dizisi'nden, Ivan Chermayeff: Kolajlar ve Küçük Heykeller Collages and Small Sculptures...

Zaman Kaybolmaz İlber Ortaylı Kitabı, Nilgün Uysal'dan, soru cevap şeklinde ilerleyen İlber Ortaylı ile sohbet kıvamında leziz bir kitap. Tam bir "dünya insanı"nın yaşamına, bilgi ve tecrübesine temas etme şansı buluyor ve akıcı anlatımı, Ortaylı'nın eğlenceli üslûbu sayesinde, altı yüz sayfadan çok olmasına rağmen kitabın nasıl bittiğini anlamıyoruz bile...

Alain de Botton, (The Romantic Movement Sex, Shopping and the Novel) Romantik Hareket Seks, Alışveriş ve Roman; bir aşk ilişkisinin süreçlerini keşfettiğimiz, düşündürücü olduğu kadar okuması eğlenceli bir kitap...

Clive Cussler, Paul Kemprecos, "The Navigator", sonunda Türkçe çevirisi "Kılavuz" ile bu ay yayımlandı. "The Navigator"da, Austin ve Zavala ile Numa ekibi, Hazreti Süleyman'ın kayıp hazinesi peşinde yine gizli projeleri açığa çıkarırken nefes kesen maceralara atılıyorlar...

Clive Cussler ve Wilbur Smith, daha çok uzun yaşamalarını ve bizleri yazdıkları leziz maceralardan mahrum etmemelerini istediğim yazarlardan. Bilimkurgunun en önemli yazarlarından Arthur C. Clarke sonrasında, şimdi de, üzerine zamanında onlarca kitap okuduğum "Kaos Teorisi"ni ortaya atan Edward Lorenz'i kaybettiğimizi öğrenince (bknz: kaos öksüz kaldı), sevdiğim yazarlara bir şey olmamasını daha çok diler oldum.

Simone de Beauvoir, Camille Claudel, Siri Hustvedt; yaşamları veya eserleriyle yaşamıma etki etmiş, şu an aklıma gelen üç değerli kadın, üç değerli sanatçı; "değer verdiğimiz üç kadın hakkında bir şeyler yazacağımız mim pası"nın kitaplara bağlandığı noktada, cevabı.

Camille Claudel ile Rodin, ve Simone de Beauvoir ile Jean-Paul Sartre, iki uzun hikâye... Camille Claudel'e bir adım yaklaşıp onu anlamak için, Anne Delbee'nin 'Camille Claudel Bir Kadın' kitabı başlangıç olarak okunabilir... Paul Auster bağlantısını kuracağınız Siri Hustvedt'i, 'Sevdiklerim'den 'Don't Complain'e 'Venedik Bienali' yazımda konu etmiştim, isterseniz ordan okumaya devam edebilirsiniz, ki öyle yapın mutlaka...

Konuya yerinde bir açılım getireceğine inandığım, değerli A. Ömer Türkeş'ten
kadın yazarlarla ilgili minik bir alıntıyla bitiriyorum. Makalenin devamı 'Sayılarla Kadın Romanları' bağlantısında, görülesi...
Cumhuriyetin ilanından bu yana roman yazan 449 kadın yazar ismi var kayıtlarımda. Bu yazarların kaleminden çıkan roman sayısı ise 1089.

Romanların dönemleştirilmiş dökümlerine gelince:
1923-1938 arası 55, 1939-1949 arası 125, 1950-1960 arası 74, 1961-1971 arası 89, 1972-1980 arası 84, 1981-1991 arası 133, 1992-1999 arası 154, 2000-2006 arası 377 kadın romanı yayımlanmış.

2000’li yıllardaki artış dikkat çekici olduğu için ayrıntılandırıyorum; 2000’de 35, 2001’de 39, 2002’de 54, 2003’te 59, 2004’te 95, 2005’te 83 ve 2006’da 12 roman...

Anthony Minghella, Arthur C. Clarke

İngiliz yönetmen, senarist Anthony Minghella ve bilimkurgunun en önemli yazarlarından Arthur C. Clarke yaşamlarını kaybetmişler. Eserleriyle yaşamımı zenginleştiren iki değerli insan...

Seksenden fazla kitabı olan Arthur Clarke
, Stanley Kubrick'in 1968’de filme aldığı '2001: A Space Odyssey'in ilham kaynağı olan 'The Sentinel' (Gözcü) adlı eserin sahibiydi. '2010: Odyessey Two' romanı da 1984’te filme çekilmişti.

Clarke, K
itaplarındaki kavramların uyduyla haberleşme düşüncesini geliştirmesi nedeniyle Franklin Enstitüsü’nün altın madalyasıyla, bilim yazarı olarak da UNESCO’nun Kalinga ödülüyle ödüllendirilmişti...

The English Patient (1996), The Talented Mr. Ripley (1999), Cold Mountain (2003) filmlerinden anımsayacağınız Anthony Minghella ise, 'İngiliz Hasta' filmi ile 1996 yılında en iyi film dahil 9 dalda Oscar ödülü kazanmış, 1999'da 'Yetenekli Bay Ripley' ile En İyi Uyarlama Senaryo Akademi Ödülü'ne ve 2003'de 'Soğuk Dağ' ile BAFTA En İyi Uyarlama Senaryo Ödülü'ne aday gösterilmişti...

Anthony Minghella filmlerini zevkle izlemiş olsam da, şimdi burada özellikle biri üzerinde durmak istiyorum; The English Patient 'İngiliz Hasta'.



Ralph Fiennes, Kristin Scott Thomas, Juliette Binoche ile The English Patient 'İngiliz Hasta' filmini, Mart 1997'de sanırım Beyoğlu Atlas'ta izlemiştim. Ne kadar etkilendiğimi şimdi bile anımsıyorum. Sonrasında geri dönüşlerle birçok defa daha izlediğimde bile, o etki varlığını korumayı sürdürdü.

İki Avrupalı insanın Afrika'da ihanet, savaş, tutkuyla harmanlanmış, şiirsel, hüzünlü aşkına tanık olduğumuz
'İngiliz Hasta'; 1992'de yayımlanmış olan Michael Ondaatje romanından uyarlanmıştı.

Okuduğumda, kendi hayal dünyamda konumlandırdığım yere yaklaşamadıkları için, k
itaplardan uyarlanan filmleri izlemeyi pek sevmiyorum. Fakat The English Patient 'İngiliz Hasta' istisnalardan, özel filmlerden biri.

Aldığı birçok ödülün içinde en iyi müzik ödüllerinin de bulunması bir tarafa, The English Patient Soundtrack'i geri dönüşlerle dinlemeyi sevdiğim albümlerden biri ve tetikleyici olduğu kadar, yağmurlu günlerde dinlemeye de uygun parçalardan oluşuyor.


powered by ODEO
Albümün filmle aynı ismi taşıyan ilk parçası 'The English Patient'i Odeo player ile buradan dinleyemezseniz, Odeo'daki alanımdan da edinebilirsiniz
.

Kitap Önerileri[(m)iz]

'İdeefixe, Sanal Kitap Fuarı, Tercihler' yazım sonrası, hangi kitapları aldığım ya da ne önerebileceğim, gibi iletiler alıyordum. Hazır fuar ve indirimleri de sürerken, yakın zamanda okuduğum kitaplardan birkaçını not düşeyim, istedim. Umarım yardımı olur.



Alain Weil, Grafik Tasarım. Ron Burnett, İmgeler Nasıl Düşünür? Emre Becer, Modern Sanat ve Yeni Tipografi. Clive Cussler, Jack Du Brul İskelet Sahili. Patrick Barclay, Jose Mourinho, Başarının Anatomisi.

Siz de, yeni okuduklarınızı ya da bu kitabı okuma fırsatını kaçırmayın, dediklerinizi yorum olarak not düşerek ilave ederseniz,
eminim önerileri[(m)iz]den birçok istifade eden olacaktır.

İdeefixe, Sanal Kitap Fuarı, Tercihler

Bu yıl, beşincisi düzenlenen İdeefixe Sanal Kitap Fuarı, başladı.

"Türkiye'nin Okuma Bayramı" sloganıyla
İdeefixe; 125 yayınevi, kırk bin kitap ve %45'e varan indirimler, kampanyalar, yarışmalarla; 13 Kasım - 16 Aralık tarihleri arasında, kitap severlerin uğrak noktası olacak gibi gözüküyor.

Her yıl, İdeefixe'in bu etkinliğini, okuma listeme eklediğim ya da okuduğum fakat bir şekilde yitirdiğim kitaplarımı yerine koymak için iyi birer fırsat olarak değerlendiriyorum.

Gelen paketler dolusu kitapları karşılamak ve onları koyacak yer bul(ama)mak, önce hangisini okumaya başlayacağıma karar ver(eme)mek, gayet keyifli bir deneyim.

Neye göre kitap alırım, okuma tercihlerimde ya da kitap/yazar değerlendirmelerimde "çok satanlar" listelerinin etkisi var mıdır?

Bizi bu soruların hedefi yapan, izmirdesanat blogunun sahibesine de,
İdeefixe sanal kitap fuarından bahsederken, bu fırsatla arada cevap vermiş olalım.



Sanmıyorum ki, belli bir seviyede okuma kültürü sahibi olan insanlar, "çok satar" listelerinin rüzgârlarına kapılarak, kitap tüketiyor olsunlar.

İyi pazarlama stratejileriyle desteklenmiş ne çok içi boş kitap/albüm geçiyor o "çok satar" listelerinden ama, bunun yanında içlerinde kayda değerleri de yer almıyor değil.

O yüzden, "çok satar" listelerine giren kitap ya da müziklerin tümden pazarlama harikası, içerik olarak vasat ya da altı olduğunu söylemek pek de doğru olmaz.

Yeni kitaplardan haberdar olmanın yollarından biri olarak kullanılabilir, o listeler. Gerisi, bilincimize, zevkimize, o anki ihtiyacımıza kalıyor.

Yazarlar, yayınevleri, çevirmenler, kapak tasarımları, içerik gibi pek çok unsur; ilgim, merakım, o an ihtiyaç gördüğüm temayla birleşerek; kitap tercihlerimde etkili oluyorlar.

Takip ettiğim yazarın yeni bir kitabı çıktıysa alıyorum. Beğendiğim yayınevlerinin yeni yayınlarını takip ediyorum.

Evet, yayınevi ayrımı yapıyorum. Yapmaya çalışıyorum, demek daha doğru olur. Bazen çok da seçme şansınız olmayabiliyor. Fakat her alanda olduğu gibi kitaplarda da "kalite" önemli; bunda yazarı kadar yayınevinin, matbaasının da payı var.

Evet, internet üzerinden kitap içerikleri hakkında kolayca bilgiye, yorumlara ulaşıp karar verebiliyoruz. Fakat, almadan önce bir kitap hakkında etraflı bir bilgiye sahip olmamız da gerekmiyor, diye düşünüyorum.

B
ir kitapçı gezerken, raflar arasından belki de hiç tanımadığım bir yazarın kitabı, sadece kapak tasarımıyla ilgimi çekebiliyor, ilk sayfalarına, arka kapağına baktıktan sonra almaya karara verebiliyorum. Arada böyle maceralara atılmak, yeni harika kitaplar keşfetmekte kullandığım yollardan biri.

Kapak tasarımları zevkime, dokunma duyuma hitap edip etmemesiyle de önemli benim için.

Kapaklarının bir yüzünü kaplayan yazar fotoğrafları olan kitaplardan hoşlanmıyorum. Maalesef, yayınevleri öyle bir trend olduğu yönlendirmesi yaparak yazarları, o şekide fotoğraf kullanmaya sevkedebiliyorlar.

İçeriğiyle kendini gösteren kitapları, vitrinde yüzünü gösteren yazarların kitaplarına tercih ediyorum. Olmazsa, kitapla geçirdiğim süre zarfında o tür kitaplar tarafımdan yeni bir kapak sahibi edilip, öyle kullanılıyorlar.

Anlamadığımız, pek de ilgimizi çekmeyen bir konuda ya da yaşımıza hitap etmeyen kitaplarla okuma deneyimimiz başladığında, ileride pek kitaplara dost kimseler olamayabiliyoruz. Bu anlamda ilk tanışıklıklar önem kazanıyor.

Kitaplara dost olsak da, çeviriler damağımızda pek hoş bir tad bırakmayacak kadar yavan kalabildiğinde de okuma zevkimiz örselenebiliyor. Bu noktada da yayınevlerine büyük iş düşüyor.

Konu paragraflarca yazabileceğim kadar önemli benim için ama, uzatarak sizi daha fazla meşgûl etmek istemiyorum. Yorumlarınızla katılarak düşüncelerinizi, tercihlerinizde nelerin bağlayıcı olduğunu not düşebilirsiniz.
Meselâ, en son ne aldınız ya da beğenerek okudunuz? Olası, akıllarında soru işaretleri olanlar da bu fırsatla fikir sahibi olmuş olurlar.

Online alışverişe imkân sunan, İdeefixe gibi siteler; bilgi, yorum, kıyas şansı yaratması ve seçtiğimiz kitapların pratik bir şekilde elimize ulaşmasını sağlamasıyla, oldukça avantajlı.

Bu fırsatı kaçırmayayım ama tercihlerimde kararsızım diyenler için, sanal fuarın "Editör Seçkisi", "Yazarlardan Öneriler" bölümleri yararlı olacaktır.

Mesela, Ahmet Ümit kitaplarını beğenirim; yazarın seçtikleri arasında "Günlerin Köpüğü", "Gülün Adı" gibi sevdiğim kitapların olması; kitap seçiminde yazarların önerilerinden istifade etmenin yararlı olabileceğine bir örnek olabilir...


5651, İnternet Kanunu Onaylandı

'5651, Yasalaşan Yeni İnternet Kanunu ve Zihnimdeki Soru İşaretleri' başlıklı yazımda; bu kanunla ilgili düşüncelerimi aktarmış, uygulanmasında karşılaşılabilecek sorunlar için, tanımlamaların içeriğinin netleştirilmesi ve eksikliklerinin giderilmesi gereğine değinmiş, yeniden düzenlenmesi için Cumhurbaşkanı'ndan geri döneceği inancımı paylaşmıştım. Fakat maalesef öyle olmadı.

Ankara Anadolu Ajansı'nın geçtiği habere göre; Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, 5651 sayılı ''İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun''u onaylamış ve yayımlanmak üzere Başbakanlığa gönderilmiş.
İnternet ortamında Atatürk'e hakaret içeren yayınlar, Telekomünikasyon Kurumu tarafından engellenecek.
Çocukların cinsel istismarı ve müstehcenlik içeren sitelerin yayınını engellemek için Telekomünikasyon İletişim Başkanı'na yetki verilecek.
İçerik, yer ve erişim sağlayıcıları, tanıtıcı bilgilerini kendilerine ait internet ortamında güncel olarak bulundurmakla yükümlü olacak.
Kendilerine ait bilgileri internet ortamında bulundurmayanlara 2 bin YTL ile 10 bin YTL arasında para cezası verilecek.
İnternet ortamında kullanıcılara sunulan her türlü bilgi veya veriyi üreten içerik sağlayıcıları, internet ortamında yayınladıkları her türlü yayından sorumlu olacak.
İçerik sağlayıcı, bir başkasına ait internet sitesinden sağladığı içerikten, kural olarak sorumlu tutulmayacak. Ancak bağlantı sağladığı, içeriği benimsediği ve kullanıcının ulaşmasını amaçladığının anlaşılması halinde, aynı içerikten dolayı sorumlu olacak. Bağlantı sağlanan içeriğin suç oluşturması halinde, bu içeriğe bağlantı sağlayan içerik sağlayıcısı, işlenen suça katılmaktan dolayı sorumlu tutulacak.
İnternet ortamında hizmet ve içerikleri barındıran sistemleri sağlayan veya işleten yer sağlayıcıları, yer sağladığı içeriği kontrol etmek veya hukuka aykırı bir faaliyetin söz konusu olup olmadığını araştırmakla yükümlü tutulmayacak.
Yer sağlayıcı, hukuka aykırı içerikte suç unsuru bulunduğundan haberdar edilmesi ve engelleme yeteneği bulunması durumunda, hukuka aykırı içeriği yayından kaldırmakla yükümlü olacak.
TCK'da yer alan "intihara yönlendirme", "çocukların cinsel istismarı", "uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma", "sağlık için tehlikeli madde temini", "müstehcenlik", "fuhuş", "kumar oynanması için yer ve imkan sağlama" ile "Atatürk'e hakaret içeren" suçların erişimi engellenecek.
Erişimin engellenmesi kararı, soruşturma evresinde hakim, kovuşturma evresinde ise mahkeme tarafından verilecek. Soruşturma evresinde, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet Savcısı tarafından da erişimin engellenmesine karar verilebilecek. Cumhuriyet Savcısı, bu durumda kararını 24 saat içinde verecek.
İdari tedbir olarak verilen erişimin engellenmesi kararının yerine getirilmemesi halinde erişim sağlayıcılarına 10 bin YTL'den 50 bin YTL'ye kadar idari para cezası verilecek.
Koruma tedbiri olarak verilen erişimin engellenmesi kararının gereğini yerine getirmeyen yer veya erişim sağlayıcılarının sorumluları, fiil daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde 6 aydan 2 yıla kadar hapisle cezalandırılacak.
İnternette kişilik haklarına saldırıda bulunanların, bu nitelikteki içeriğin yayından çıkarılması ve buna karşı cevap hakkının kullanılması, Basın Kanununun ilgili hükümleri doğrultusunda sağlanacak.
Telekomünikasyon Kurumu Başkanı, söz konusu suçları oluşturan yayınların içerik veya yer sağlayıcısının yurt dışında bulunması halinde, bu yayınların tamamını engellemekte yetkili olacak.
Başkan, içerik veya yer sağlayıcısı yurt içinde bulunan yayınlara ilişkin olarak ise; çocukların cinsel istismarı ve müstehcenlik suçlarına ilişkin yayınları engelleyecek.

Bu iki suç dışında kalan uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma, sağlık için tehlikeli madde temini, fuhuş, kumar oynanması için yer ve imkan sağlama ile Atatürk'e hakaret içeren suçların erişiminin engellenmesi ise hakim, mahkeme veya savcı kararıyla yapılacak.

Başkanlık tarafından, erişimi engellenen yayını yapanların kimliklerinin belirlenmesi halinde, bu kişiler hakkında Cumhuriyet başsavcılığına suç duyurusunda bulunulacak.

Erişim sağlayıcısı herhangi bir kullanıcısının yayınladığı hukuka aykırı içerikten haberdar edilmesi halinde erişimi engelleyecek.

Erişim sağlayıcısı, sağladığı hizmetlere ilişkin her türlü bilgi, veri tabanı ve ulaşım kayıtlarını 6 aydan 2 yıla kadar saklamakla, bu bilgilerin doğruluğunu, bütünlüğünü ve gizliliğini sağlamakla yükümlü olacak.

Ticari amaçlı toplu kullanım sağlayıcıları, mahalli mülki amirden izin belgesi alacak. İzne ilişkin bilgiler 30 gün içinde bildirilecek.

Ticari amaçla olup olmadığına bakılmaksızın bütün toplu kullanım sağlayıcıları, konusu suç oluşturan içeriklere erişimi önleyici tedbirleri almakla yükümlü olacak.

Bu koşulları yerine getirmeyenlere 10 bin YTL'den 50 bin YTL'ye kadar ceza verilecek.

Kurulacak Telekomünikasyon Kurumunda, aralarında hukuk müşaviri, iletişim uzmanı, mütercim, tekniker ve bilgisayar işletmeni bulunan 93 personel istihdam edilecek.

Ulaştırma Bakanlığı bünyesinde İnternet Kurulu oluşturulacak. Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanlığı ile Telekomünikasyon Kurumu ve ihtiyaç duyulan diğer bakanlık, kamu kuruluşları, internet servis sağlayıcıları ve ilgili sivil toplum örgütü temsilcileri de bu Kurulda temsil edilecek. Kurul gerekli işbirliği ve koordinasyonu sağlayacak. Ayrıca izleme, filtreleme ve engelleme yapılacak yayınların tespiti ve benzeri konularda yapılacak öneriler ile ilgili her türlü tedbir ve karar Kurulca alınacak.
Durum böyle gözüküyor. Fakat ben bu kanunun nasıl uygulanacağını, içeriğinin neyi kapsadığını, şimdi şu blogu yazan kişi olarak beni nasıl etkileyeceğini halen anlamış değilim. Lütfen biri bana anlatsın.

Burada bir internet günlüğü tutuyorum. Sanatsal içeriğini beğendiğim bir siteden bahsedip, resimlerinden birini burada paylaştığımda; yarın bir gün biri çıkıp da o resmin ve bağlantısı sitenin 'müstehcen' ya da 'çocuklar için uygun olmadığı'nı öne sürerek, şikâyet ederse ne olacak? Sabah uyandığımda, mahkeme kararıyla blogumun erişiminin engellendiği yazısıyla mı karşılaşacağım? Sonra da niçin blogum karartıldı diye öğrenmek için mahkemelere mi taşınacağım?

Ya da bağlantı verdiğim bir yer, içeriğini değiştirirse ve bu kanuna göre suç sayılan bir yere dönüşürse; yine blogum karartılacak mı? Peki ben haftalık virüs taraması yapar gibi, verdiğim tüm linkleri teker teker kontrol etmekle nasıl uğraşabilirim? Ben bununla uğraşamayacakken; kurulacağı söylenen o 93 kişiden oluşacak Telekomünikasyon Kurumu bunlarla nasıl uğraşacak?

Anonim yorumlar cephesi var bir de. Bu kanunla 'anonim yorum' ya da 'takma isim' kullanmak da mümkün olmayacak gibi gözüküyor.

Semih Saka'nın 'Blog Yüzünden Hapse Girmek', ' internet'in Sınırları' başlıklı yazılarını okumuş muydunuz?

Ben burada sadece İnternet'te ufak bir yapı olan blogum üzerinden bunları düşünüp, duruma açıklama getiremezken; forumlar ya da büyük portallar bu durumu nasıl yönetecekler?

Sırf bu kanundan behsederken, yazılar içinde ister istemez 'porno' kelimesini kullanmak durumunda kaldım ve artık bir süredir Google aramalarında o kelime, blogumla ilişikli olarak indeksleniyor. Ben bundan bile rahatsızlık duyarken, ya sırf o kelimeyi barındırıyor diye, bloguma istenmeyen içeriğe sahip bir yer etiketi yapıştırılmaya kalkılırsa? Artık o kadarının da paranoyakça bir yaklaşım olacağını mı düşündünüz? Google Şehri'ndeki 'Kore’de porno içerikli aramalar için devlet filtresi. Nasıl mı ?' yazısını okudunuz mu?

Güney Kore hükûmeti, kendi ülkesine böyle bir 'sansür' uygulaması başlatmış. Google Güney Kore ile Güney Kore hükûmetinin bir anlaşmasıyla; Google Güney Kore’de, belirli bir pornografik listedeki kelimelere ulaşılamayacakmış. Sadece belirli yaş üstünde olanlar aramadaki sonuçları görebilecekmiş. Yapılan arama eğer pornografik bir kelimeyse, Google tarafından sağlanan bir formda, vatandaşlık numarası girilmesi istenecekmiş. Ardından bu numara Güney Kore hükûmetindeki veritabanı ile karşılaştırılacak ve izin verilecekmiş.

Anımsıyor musunuz,
'5651, Yasalaşan Yeni İnternet Kanunu ve Zihnimdeki Soru İşaretleri' başlıklı yazımda; "...hazırdaki T.C kimlik numaralarımızla online hereketlerimizi yapsak, daha sade bir çözüm olmaz mı?!" diyerek, 'ironi' yapmıştım. Fakat gördüğümüz gibi, durumu o noktaya getirenler var ve bu ülkede de yakında onu da yaşayacağız gibi gözüküyor...

Tabii ki çocuklar korunsun, istismar edilmesin istiyorum. Fakat bu, içeriği böyle her noktaya çekilebilir, yoruma açık bir kanunla nasıl olacak, bunu anlayamıyorum.

Lütfen bana söyler misiniz, haber sitelerini okurken, içeriğinde sunulan resimler hiç o müstehcen diye engellenmek istenen bir kısım siteleri aratıyor mu? Dikat ederseniz 'magazin' siteleri demiyorum, 'haber' siteleri diyorum ki gazetelerimizin internet sitelerinde de aynı durum söz konusu. Çocukların, gazetelerin internet sayfalarını kullanmasını nasıl önleyeceğiz? Pekiyi, Atatürk'e hakaret içeriyor, diye engellenen YouTube ve o zaman bunu flaş haberlerle geçip kınayan 'haber siteleri'nden biri, benzer içerikli bir videoyu yayınlarken niçin engellenmiyor? Bu kanun, böyle keyfi 'sansür'lere izin mi verecek?

Ekonomi dergisi The Economist’in grubuna ait Economist Intelligence Unit’in yaptığı araştırmaya göre; geçen yıl 45’inci sırada bulunan Türkiye, bu 42’inci sırada yer almış. İnternet'teki sansür ve insan hakları ihlallerine dikkat çekilen raporda; Mısır’da hapse giren blog yazarlarının sayısının arttığı, Çin, Tunus, Özbekistan ve İnternet kullanımında son sırada olan İran’da da yaygın kısıtlamaların görüldüğü belirtiliyor.

5651 sayılı ''İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun''u Cumhurbaşkanımız Ahmet Necdet Sezer onaylandı.

Kanunun içeriği, nasıl uygulanacağıyla ilgili endişelerim, zihnimdeki sorular varlıklarını sürdürüyorlar maalesef.


Geleceğin medyası, klasik medyanın kontrol edildiği gibi bir mantıkla kontrol edilebilir mi?

İnteraktif iletişime, teknolojiye bakışımız; kanunlarımızla paralel mi?


Türk İnternet kullanıcısı olarak,
İnternet'te ne kadar özgür olabileceğiz?

5651 sayılı Elektronik Ortamda İşlenen Suçların Önlenmesi Kanunu'ndaki yoruma açık maddelerin, bilişim hukuku uzmanlarınca takip edilmesi yanında, bilişim medyası ve bilişimle ilgili sivil toplum kuruluşlarıyla beraber, İnternet kullanıcıları olarak bizlerin de kanun üzerinde konuşarak; eksikliklerine dikkat çekip, yeniden düzenlenmesi için bilinç sağlanmasında hassasiyet göstermemiz gerektiğini düşünüyorum. Yoksa, böyle ilginç(!) düzenlemelere tâbi olmaya devam edeceğiz.

5651 sayılı, Elektronik Ortamda İşlenen Suçların Önlenmesi Kanunu'ndan haberdar mısınız?

İlgili bağlantı:
'5651, Yasalaşan Yeni İnternet Kanunu ve Zihnimdeki Soru İşaretleri'

5651, Yasalaşan Yeni İnternet Kanunu ve Zihnimdeki Soru İşaretleri

'Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler? Kabul etmeyenler? Madde kabul edilmiştir.'?!

4 Mayıs 2007 itibariyle (tam da Cumhurbaşkanlığı seçimleri karmaşası ve yeni seçim hazırlığı arasında), Elektronik Ortamda İşlenen Suçların Önlenmesi Kanunu Tasarısı, kabul edilerek yasalaştı. Yürürlüğe girmesi için Cumhurbaşkanı'nın onayını bekliyor.

Ülke yöneticilerinin görünen İnternet kullanım bilinçleri ve
İnternet ortamında işlenen suçlarla mücadeleyi öngören bu kanunun zamanlaması, içeriği; aklımdaki soru işaretlerinin sebebi.

İN­TER­NET OR­TAMIN­DA YA­PI­LAN YAYIN­LA­RIN DÜ­ZEN­LEN­ME­Sİ VE BU YA­YIN­LAR YO­LUY­LA İŞ­LE­NEN SUÇLAR­LA MÜ­CA­DE­LE EDİL­ME­Sİ hakkındaki 5651 sayılı kanunun; 22. Dönem 5. Yasama Yılı, 99. Birleşim 04 Mayıs 2007 Cuma, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurul Tutanağı'ndan; T.B.M.M'de nasıl kabul edildiği takip edilebilir. Ayrıca, www.tbmm.gov.tr/kanunlar/k5651.html sayfasından da, kanun kapsamıyla ilgili maddelere ulaşılabilir.

Tutanak'taki, görüşmelere ait ifadeleri okumanız, kanun yapıcılarımızın İnternet'e yaklaşımlarını da anlamanıza yardımcı olacaktır. Sonrasında, 5651 sayılı kanunun maddelerini de okursanız, sizin de zihninizde benimle aynı soruların dolaşacağından şüphem yok.

Anımsarsınız, video paylaşım sitesi
YouTube üzerinde yayınlanan bir video, Atatürk'e hakaret niteliği taşıyor diye, o video orda tüm dünyanın erişimine açıkken, tedbir olarak sadece Türkiye'den YouTube'a erişime sınırlama getirilmişti. Ve yine anımsarsınız, yakın zamanda, içeriğinde bazı istenmeyen yorumlar yer alıyor diye, mahkeme kararıyla Antoloji (ki kitap ve kültür, sanat ağırlıklı bir sitedir) ve Ek$iSözlük'e erişim yasağı getirilmişti. '9-22 Nisan İnternet Haftası', konulu yazımda, ben de İnternet'e bu anakronik bakışı değerlendirip, bu sansür olayına yaklaşımımdan bahsetmiştim.

Bir kısım medyanın (ki İnternet medyasından çekindikleri; trajlarını, izlenme paylarını kaybedeceklerinden korktuklarından mıdır, bilinmez?!) ve ülke yöneticilerinin; İnternet'in kötü, pis bir yer olduğu ve sakınılması gerektiği algısını yaratan tutumları (ki bu eleştiriler, kanun görüşmesi sırasında mecliste de dile getirilmiş ve
Tutanak'ta kayıtlı), günlerce kamuoyunu meşgul ettikten sonra; takdir edersiniz ki bu kanunun nasıl uygulanacağına dair endişelerim artıyor.

İnternet ortamında çocuk pornosu, terörist faliyetler, msn'in kötü niyetle kullanımıyla karşılaşılan durumlar, banka işlemlerinin güvenliği gibi konulara dikkat çekilirken; tam da seçim rüzgârlarının estiği bir mecliste, (belki de popülist bir kaygı güdülerek aceleye getirilmiş) bu kanunla; konunun önemine gereken özen gösterilmemiş, yeterli-gerekli düzenleme yapılamamış olduğuna inanıyorum.

Ülkemizde, İnternet gibi önemi tam olarak kavranamamış bir konuda kanun hazırlanırken; daha teferruatlı düşünülmesi, tarafları gözeten ve kapsamının ince detaylarıyla ortaya konulduğu şekilde bir kanun çıkarılması gerektiğini düşünüyorum.

İnternet'te 'sansür' kabul edilebilir mi? İnternet'te ne kadar özgür olabileceğiz?
5651 sayılı kanun bize neler getirecek (ya da neler götürecek), yaptırımlar nasıl uygulanacak, bu yaptırımlar kimleri ne şekilde kapsayacak?

5651 sayılı bu kanunun içeriğini okuduktan sonra, kapsamıyla ilgili yeterince açık bir bilgi edinemediğimi görüyorum. Sanmıyorum ki, kanun içeriğindeki tanımlamaları yetersiz bulan, anlamamış olan bir ben olayım?!

Kanunda yoruma açık ifadeler var. Bunlardan birini, kendi blogum üzerinden basit bir örnek vererek somutlaştırmaya çalıştığımda; şöyle bir soru zihnimde dolaşıyor:
Blogumda, gerçek ismimi kullanmama hakkımı kullanıyorum; bloguma yorum bırakanlar da doğal olarak 'anonim' (isim bırakmadan) ya da farklı bir nickname (takma isim) ile yorum yapma haklarını kullanabiliyorlar.
5651 sayılı kanundaki 'içerik sağlayıcı' ve 'içe­rik sağ­la­yı­cı­nın so­rum­lu­lu­ğu' başlıklarını referans alırsak, pekiyi bu durum b(eni)izi nasıl etkileyecek?

(madde 2'de) 'içerik sağlayıcı' olarak;
'İnternet ortamı üzerinden kullanıcılara sunulan her türlü bilgi veya veriyi üreten, değiştiren ve sağlayan gerçek veya tüzel kişiler'
tanımlaması yapılıyor.

Ve (madde 4'de) 'içe­rik sağ­la­yı­cı­nın so­rum­lu­lu­ğu';
(1) İçe­rik sağ­la­yı­cı, in­ter­net or­ta­mın­da kul­la­nı­ma sun­du­ğu her tür­lü içe­rik­ten so­rum­lu­dur.
(2) İçe­rik sağ­la­yı­cı, bağ­lan­tı sağ­la­dı­ğı baş­ka­sı­na ait içe­rik­ten so­rum­lu de­ğil­dir. An­cak, su­nuş bi­çi­min­den, bağ­lan­tı sağ­la­dı­ğı içe­ri­ği be­nim­se­di­ği ve kul­la­nı­cı­nın söz ko­nu­su içe­ri­ğe ulaş­ma­sı­nı amaç­la­dı­ğı açık­ça bel­li ise ge­nel hü­küm­le­re gö­re so­rum­lu­dur.
şeklinde tanımlanıyor.

'Bil­gi­len­dir­me yü­küm­lü­lü­ğü' ise (madde 3'de);
(1) İçe­rik, yer ve eri­şim sağ­la­yı­cı­la­rı, yö­net­me­lik­le be­lir­le­nen esas ve usûl­ler çer­çe­ve­sin­de ta­nı­tı­cı bil­gi­le­ri­ni ken­di­le­ri­ne ait in­ter­net or­ta­mın­da kul­la­nı­cı­la­rın ula­şa­bi­le­ce­ği şe­kil­de ve gün­cel ola­rak bu­lun­dur­mak­la yü­küm­lü­dür.
(2) Yu­ka­rı­da­ki fık­ra­da be­lir­ti­len yü­küm­lü­lü­ğü ye­ri­ne ge­tir­me­yen içe­rik, yer ve­ya eri­şim sağ­la­yı­cı­sı­na Baş­kan­lık ta­ra­fın­dan iki­bin Ye­ni Türk Li­ra­sın­dan on­bin Ye­ni Türk Li­ra­sı­na ka­dar ida­rî pa­ra ce­za­sı ve­ri­lir.
olarak belirlenmiş.

Bu durumda ben,
'içerik sağlayıcı' olarak, 'içe­rik sağ­la­yı­cı­nın so­rum­lu­lu­ğu' altında belirlenmiş hükümlere tâbi mi oluyorum?

Evet, bir açıdan böyle tanımlanabilir olduğumuz gözüküyor. Ve herkesin sayfasında tanıtıcı bilgilerini belirtmek zorunluluğu, yorum yapacakların da takma isim kullanmalarının yeterli olmayacağı kanısına varılıyor.

Gazete, dergilerde 'künye' bilgisinin zorunlu olmasını, sahibinin, yöneticilerinin kim olduğunun açık ifade edilmesini anlarım ki bu uygulana gelen de bir durum. Ticari sitelerde de bu ifadelerin açık edilmesinin gereğine söyleyecek bir şeyim olamaz, gereklidir, yoksa kim neye göre güvenip o siteleri kullanacak. Ama ticari olmaktan uzak bloglar bu kapsam dahilinde tutulmamalı, diye düşünüyorum.

Kanundaki o yoruma açık ifadelerden biri de blogları kapsayacak gibi gözüküyor!? Yoksa, Basın Yasası'ndaki gibi bir uygulamayla (gazeteler, dergiler valilikten izin alıp, yayınlarının bir kopyasını 'yasal bir içerik sunuyorlar mı' diye denetlettiriyorlardı, polis, savcılık, valilikten izin gerekiyordu...); web sayfaları, bloglar da, 'biz şu yazıyı yazdık, yayımlamak istiyoruz' diye, bir yerlere iletmeye mi başlayacağız? Ya da hazırdaki T.C kimlik numaralarımızla online hereketlerimizi yapsak, daha sade bir çözüm olmaz mı?!

Konuyu,
5651 sayılı kanunla öngörülen güvenlik açısından düşünürsek; bu maddeler ışığında, işini bilen kötü niyetli kullanıcıların önü kesilmektense, normal kullanıcıların özgürlükleri kısıtlanıyor.

Kanunun aceleye gelmiş olduğuna inanıyor, yeniden gözden geçirilerek düzenlenmesi gerektiğini düşünüyorum. 5651 sayılı kanundaki tanımlamalar; gerekirse parantez içi açıklamalar eklenerek, yoruma mahal bırakmayacak şekilde düzenlenmelidir.

İnternet suçlarına düzenleme getireceği öngörülerek hazırlanmış 5651 sayılı kanunun, meclisten bir şekilde geçirilmiş olmasına rağmen, Cumhurbaşkanı'mızdan geri döneceğini umuyorum.

Belçika'da, Second Life'da yaşandığı iddia edilen bir tecavüz vakası nedeni ile; Belçika bilişim suçları birimi tarafından soruşturma başlatılmış Belçika mahkemesi ile birlikte hareket eden bilişim suçları birimi, bu olayı soruşturuyormuş. Ben spam mail takibimden henüz bir sonuç alamamışken,
merak ediyorum; hazırlanmış olan 5651 sayılı kanun, burada Beçika'daki gibi bir şey yaşanırsa nasıl bir yaptırım uygulanmasını sağlayabilecek?

Ülkemizde durum, İnternet ve bilişim suçlarına şimdikinden daha farklı bir zihniyetle yaklaşılacak ve ona göre yasal düzenlemeleri getirecek bir yapıya ihtiyaç var olduğunu gösteriyor.


Merak ediyorum, bu yasal düzenlemenin yapılmasında rol oynayanların kaçının web sitesi var ya da internette nasıl bir mesai harcamışlar ya da daha uç bir noktaya soruyu götürürsek, kaçının düzenli kullandığı e-posta adresi var?

Konuya yeterince vâkıf olunmadan, olası neye hizmet ettikleri bilinmeyen danışmanların yardımıyla hazırlanan, aceleye getirilmiş böyle kanunlarla bir yere varabileceğimize inanmıyorum.


Aklıma ulaştırma bakanının (ne kadar iyi niyetle yaklaşıyor olursa olsun) internet konusunda ne kadar kulaktan dolma bilgi sahibi olduğunu açık eden beyanatları geliyor. Onların bilgilendirildiği şekliyle düşünürsek;
msn sohbetleri yapmaya yarayan İnternet'te(!), son sürat ADSLlerimizle(!) alabildiğine özgürüz(!) Yine onlara göre; sağlanan bu İnternet ortamına erişim altyapısı ve hizmet kalitesi başka ülkelerin çok önünde ve ücretleri de gayet makul(!)...
İnternet Teknolojileri Derneği Başkanı: ''internet yasası ifade özgürlüğüyle bağdaşmıyor''

Bilkent Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Öğretim görevlisi ve İnternet Teknolojileri Derneği Başkanı Doç. Dr. Mustafa Akgül, Meclis’te görüşülen internet yasası tasarısının ifade özgürlüğüyle bağdaşmayacağını söyledi. Akgül, devletin vatandaşlar adına zararlı içeriği belirlemesinin internetin gelişimine zarar vereceğini savundu...
İster kanundaki bu düzenlemelerin sebebi yasakçı zihniyet olsun, isterse teknolojiyi, İnternet'i iyi tanımayışımız; İnternet kullanıcıları olarak bu oldu bittiye getirilen kanuna karşı, kişisel de olsa tepkimizi gösterip tavrımızı ortaya koymazsak; hiçbir konuda olamayacağı gibi, bu konuda da ses çıkarmadıkça hak edilen geri dönüşü alamayız.

Gündemin her an yenilendiği bir ülkede yaşarken, toplumsal hafızamız; bir aya kalmadan öncesinde olanları unutabiliyor. Durum böyleyken; bu konunun öneminin göz ardı edilmemesi, 5651 sayılı Elektronik Ortamda İşlenen Suçların Önlenmesi Kanunu'ndaki yoruma açık maddelerin, bilişim hukuku uzmanlarınca takip edilmesi yanında, bilişim medyası ve bilişimle ilgili sivil toplum kuruluşlarıyla beraber, İnternet kullanıcıları olarak bizlerin de kanun üzerinde konuşarak; eksikliklerine dikkat çekip, yeniden düzenlenmesi için bilinç sağlanmasında hassasiyet göstermemiz gerektiğini düşünüyorum. Yoksa, böyle ilginç(!) düzenlemelere tâbi olmaya devam edeceğiz.

Türk İnternet kullanıcısı olarak,
İnternet'te ne kadar özgür olabileceğiz?
İnteraktif iletişime, teknolojiye bakışımız; kanunlarımızla paralel mi?
Geleceğin medyası, klasik medyanın kontrol edildiği gibi bir mantıkla kontrol edilebilir mi?
5651 sayılı, Elektronik Ortamda İşlenen Suçların Önlenmesi Kanunu'ndan haberdar mısınız?

İlgili haber bağlantıları:
Haber3: İnternet Yasası Sorunlu,
Ntvmsnbc: İnternet Suçlarına Düzenleme,
Ntvmsnbc: Devlet İnternet'i Henüz Tanımıyor,
Cnn-Türk: İnternet Suçlarına Yasa Engeli,
İnternethaber: Sanal Aleme Yeni Düzen,
Bianet: İnternet Yasası'na Atatürk de Dahil Oldu,