Bannecker, Chua, Guerlais



İllüstratör Andrew Bannecker portfolyosu altındaki işler, desen ve renk kullanımıyla sade fakat dikkat çekici. Sevimli, eğlenceli bir iletişim dili olduğu söylenebilir.



Charlene Chua ise, daha keskin, derinlikli işleri olan başarılı bir başka illüstratör. Sitesine yeni işlerini eklemiş. Portfolyosu, görülesi...

Bu post'un gönderinin, -hoşuma giden- illüstrasyonlar arasında gezintiye imkân vermesiyle mini bir görsel şölen tadında olmasını istediğimden; basitten karmaşığa gidip, Gérald Guerlais'den bahsetmeyi sona bıraktım.



Gérald Guerlais portfolyosu eminim sizin de içinizde hoş bir ferahlık duyumsamanızı sağlayacaktır, işleri hakkında ayrıca beğeni cümleleri sarfetmeye kalkmıyorum bile.

Kendisi, aynı zamanda ilgiyle takip ettiğim blog yazarlarından biri. sketchtravel.com için hazırlanan, altta izleyebileceğiniz 'Sketchtravel Clip'te de imzası var ve geraldraws.blogspot.com altındaki blogundan bu hoş
video ile ilgili detaylara da ulaşabilirsiniz.


Dip not:
YouTube için yeni bir başvuru daha yapılmış; şikâyet edilen video kaldırılmazsa yine yeni bir engelleme daha gündemde olabilir bu günlerde, maalesef [bknz: Youtube'a beşinci erişim yasağı İzmir'den].
Bu fırsatla, videolar için daha tatmin edici bir ses kalitesi sunduğundan tercihim olan Dailymotion'ı kullanabileceğinizi anımsatmak istiyorum.
Bir de, -sonra, 'haberim yoktu', demek gibi bir lüksümüz olmayacağından- 5651 sayılı yeni internet kanunuyla ilişikli son duyuruyu, yayımlanan yönetmelik ve eklerini okumanızı öneriyorum. Hakan Uygun'un konuya değindiği 'Yer Sağlayıcılığı Faliyet Belgesi' başlıklı yazısı da ilginizi çekebilir...

Recycled Words, Will Ashford



Will Ashford, Recycled Words. Yaratıcı bir fikir ve onu takip eden görülesi uygulamalar. Desen bilgisi, derinlik algısı, biraz ışık-gölge oyunu ve karalamayla, kelimelerin heyecan verici dönüşümü. Sizce de heyecan verici değil mi? Eski kitap sayfalarının sanat eserleri hâline dönüşmesi bir yana, ben, fikirden çok hoşlandım. Zihnimde farklı uyarlamalar şekillenmeye ve yeni çağrışımlar uçuşmaya başladı bir anda... Yoksa, Exlibris olarak bırakmak için gidip, kitaplarınızda kelimlelerle oynayıp değişik karalamalar yapma isteği mi uyandı üzerinizde? Normaldir. Tutmayın kendinizi. Umarım hoşunuza giden şeyler yaratırsınız.

The Ultimate Break, Nestlé KitKat



Akama Studio imzalı “The Ultimate Break”; Nestlé KitKat Fransa için hazırlanmış eğlenceli olduğu kadar güzel de bir viral reklam çalışması. Detayları, www.kitkat.fr'de.

Şu sıralar ülkemizde de,
televizyonlarda dönen 'molana tat kat' sloganlı -ne kadar etkili olduğu tartışılır- bir Nestlé KitKat reklamı (bknz: YouYube: Pelin Karahan Kit Kat reklamı) var.

“The Ultimate Break”e dönersek, evet, ofiste sıkılıp bunalınca minik bir 'çikolata' molası vermek, enfes olabilir. Fakat bu çikolata, Nestlé ürünü mü olur -boykot mevzuları filan da var firmayla ilgili, konunun o noktası bilmiyorum hiç ilginizi çekmiş miydi-, orası, tartışmaya açık ayrı bir mevzuya gider...

kitkat.fr'den sonra bir de Nestlé Türkiye'nin web sitesine bakayım, dedim. Geçen zamana rağmen değişen pek de bir şey olmadığını gördüm, maalesef.

Geçen zamana rağmen, diyorum. Çünkü, 2005'te
Nestlé ile ilgili bir sorun yaşayıp, web sitesi üzerinden yetkili biriyle temas kurmaya çalışmıştık.

Hoş bir deneyim değildi. Sonrasında blogda yazdığım bir yazıda durumu eleştirmiş; Nestlé Türkiye'nin web sitesinin kullanıcı dostu bir arayüzü olmadığını, bunun da maalesef firmanın Türkiye'de son kullanıcıyla teması pek önemsemediğinin göstergesi olduğuna değinmiştim.

Konuyla ilgili -kendi yazımı şuan bulamadım ama,
blogu hâlen devam ettiği için yazısı erişilebilir durumda olan- Serdar Öner'in 'Nestle.com.tr' başlığındaki benzer eleştirel yazısını okuyabilirsiniz. Göreceksiniz ki Nestlé, zamana yenilmemekte oldukça kararlı(!). Ve öyle anlaşılıyor ki, Türkiye pazarında interneti etkin bir mecra olarak kullanmaya pek ihtiyacı yok(!), yaratıcı(!) tv reklamları yeterli görülüyor.

Haftaya, güzel bir animasyonu paylaşarak başlayalım, istemiştim ama, laf uzadı ve bu gönderinin içeriği hâyli esnedi.
“The Ultimate Break”i beğenmiş olacağınızı umuyorum...

Web Tasarımında Vintage Etkisi



Target Scope; müzikleri, üzerinden geçen uçağın gölgesi, daktilo efektli iletişim paneli ve diğer atraksiyonlarıyla tanıdık gelince; Web Designer Wall altındaki 'Vintage Web Design' başlığı daha bir ilgimi çekti.
Listelenen 23+ farklı web sitesi arasında siz de, enteresan tasarımlarla geçmişe mini bir yolculuğa çıkabilir, ilham verici etkisiyle ya da hiç olmazsa farklı bir tadla geri dönebilirsiniz.

Şimdilerde 'vintage', 'retro' kelimelerini -
tasarımdan giyime, eşyalara kadar birçok alanda- ne çok kullanır olduk, öyle değil mi?

American Gangster

Bir filmi izlemeden önce bir süre soundtrack'ini dinlemeyi, hoşlandığım tınıları sonrasında filmde yakalamayı seviyorum. American Gangster Soudtrack'i de, arşivimde yerini alan albümlerden biriydi.

Üç saate yaklaşan süresi yüzünden Denzel Washington, Russell Crowe'lu; Ridley Scott yönetmenliğindeki American Gangster (2007)'i, sinemada değil de 'bir ara evde izlenecekler' listeme dahil etmiştim. Bu akşam izleme fırsatı bulabildim, beklentilerimi karşıladığını hatta detaylarıyla da oldukça hoşuma gittiğini, söyleyebilirim.



Frank Lucas'ın
(Denzel Washington), iş yaşamındaki sınır tanımamazlığına kıyasla özel yaşamının sadelikten yana olması ve yanındakilerden de bunu talep etmesi ve Blue Magic'in (Mavi Büyü) marka değerini korumak için sergilediği tavır, filmi başka bir gözle izlememe, ayrı bir tad almama sebep olan ders niteliğindeki detaylardandı.

Sonrasında hemen web'de, bloglarda filmin bu yönüne değinilmiş mi, diye merak edip baktığımda; Önder Kiremitçi'nin, Marka Gündemi'ndeki 'Amerikan Gangaster'ten marka dersleri' başlıklı yazısını gördüm, hoşuma gitti, siz de okuyun -tabii, filmi de izlemediyseniz mutlaka izleyin- isterim.

Steven Zaillian imzalı senaryo, yönetim, sahneler -ki, müziklerin kullanımıyla özenli olduğu kadar etkileyiciydiler de-, oyunculuk performansları; dram, suç konulu filmlerin -üstelik, bu kadar uzunsa- hantal, ağır işleyen ve sıkıcı olabilecek yapısından oldukça uzaktı. Evet, özeleştiri psikolojik çözümlemenin derin olduğu ama bunu yaparken yormayan bir film, American Gangster.



American Gangster'ı izlerken -sevdiğim iki film-; Al Pacino ve Robert De Niro'lu, Heat (1995)/Büyük Hesaplaşma
ve Denzel Washington ile Ethan Hawke'lı Training Day (2001)/İlk Gün filmlerini anımsamak da güzeldi.

Ethan Hawke'ı Before Sunrise (1995)'da -ki, gayet hoş bir filmdi- gördükten sonra diğer filmlerini de takip etmeye başlamıştım. Onun o zamanlardaki görünümünün nedense daha sonra
Josh Brolin gibi olacağını düşündüğümden midir bilinmez -ki, öyle olmadı-, American Gangster'ı izlerken Josh Brolin'i de görünce zihnim hemen kolayca Training Day bağlantısını da kuruverdi...

Tabii bir de, Russell Crowe'un başka etkileyici filmleri de olmasına rağmen, -ki, genelde Gladiator (2000) ile hatırlanır- onu gördüğümde aklıma daha çok A Beautiful Mind (2001)/Akıl Oyunları'nın gelmesi var ki, bu filmde de aynı şey oldu; özellikle panonun önünde durduğu sahne; sanki Akıl Oyunları'ndaki, duvarlarına notlar iliştirdiği çalışma alanlarına bizi götürüp, getiriyor...



İzlemediyseniz,
American Gangster izlenecek filmler listenize eklemenizi öneririm. Ben, 'geri dönüşlerle arada yeniden izlenebilecek filmler' listeme ekledim bile...

Flynxs'teki, konuyla ilgili olabilecek diğer yazılar:
Righteous Kill, 2008,
Ethan Hawke.