Bir Erişim Engeli De Dailymotion'a


YouTube'a art arda gelen erişim engellerinden sonra, ülkemizden bir erişim engeli de, içlerinde Türkçe'nin de bulunduğu pek çok farklı dilde hizmet veren, sosyal video paylaşım sitesi Dailymotion'a gelmiş bulunuyor.


'Bu siteye erişim mahkeme kararıyla engellenmiştir' yazıları, İnternet'i bir mecra olarak yeterince anlayamamış, kavrayamamış olduğumuz gerçeğini yüzümüze vurmaya devam ediyor.

Bilgiye erişim hakkımız kitlesel olarak elimizden alınıyor! Bilişim Hukuk'u mağduru olduk! Rahatsızım. Siz değil miziniz?

Paylaştığım YouTube videolarının, ülkemizden YouTube'a erişim engeliyle blog'umda görüntülenememesinden dolayı aylardır yerlerini devasa boşluklara bırakmalarına, şimdi de blog'umda Dailymotion altındaki videoların yerlerinin boşluğu eklendi. Bu, erişim engeli uygulamasının bana yansıyan zararının, gözle görülür tarafına bir örnek. Aynı durum, tüm websiteleri için de geçerli.

Ses ve görüntü kalitesi, içeriğiyle, Dailymotion kullanmaktan ne kadar memnun olduğuma, burada sıkça değinmiştim. Dailymotion, YouTube, Vimeo; öncelikli tercih ettiğim üç video paylaşım sitesi. Ve şu an, ikisini tüm dünya kullanabiliyorken, ben kullanamıyorum! Mahkeme kararıyla engelleniyorum! Engelleniyoruz!

Yoksa siz, bunda bir mantık hatası, uygulamada yanlışlık, daha da önemlisi yaşananın kitlesel olarak
özgürlüklerin kısıtlanması noktasına ulaştığını görmüyor musunuz?

Video paylaşım sitelerini eğlence amaçlı olarak kullanmaktan çok, işimle ilgili gelişmeleri, yayınları takip etmek ve zihinsel besin için kaynak olarak kullanıyorum. O sebeble bu sansürler beni ve benim gibi insanları çok fazla olumsuz etkiliyor.

Fakat, erişimi engellenen bu platformlar ister eğlence, isterse de profesyonel amaçlara hizmet için kullanılıyor olsunlar
, fark etmez, her durumda sonuç aynı. Sansüre maruz kalıyoruz. Mağduruz!

'
O kadar önemli mi? Kullanmayın biraz. Hem, sadece o video siteleri mi var, diğerlerini kullanın', deniyor. Bu maalesef bilinç düzeyinin seviyesini gösteren çok basit bir yaklaşımdan başka bir şey değil. Her video paylaşım platformunun kapasitesi, içeriği, aranan konu başlıklarında videolara ulaşabilmek için yeterli olmayabiliyor. Meselâ, YouTube'da bulabildiğim birçok videoyu başka bir video paylaşım sitesinde bulamıyorum. Haberdar olmam gereken konulardaki videoları bulabileceğim yerler engellendiğinde, etraftan aramakla zaman kaybetmek zorunda kalıyorum, verim düşürücü, sıkıntı verici bir durum bu.

Bilgiye erişimimizin engellenmesi hepimizin sorunu! Video paylaşım sitelerinin sansürlenmesi, geneli etkileyen bir uygulama olduğu için, yanlışın boyutunu fark etmemizi sağlamada iyi birer örnekler.

Tüm meslek gruplarının bu uygulamadan bir şekilde etkilendiğini söyleyebiliriz. Örneğin, bi
r bilim insanını düşünün; yeni yayınları takip edebilmesi, dünyadaki gelişmelerden haberdar olabilmesi için video paylaşım sitelerini kullanıyor olsun.

Dünyanın diğer ucundaki meslektaşının, kalp kapağı değişikliğinde kullanılmak üzere bulduğu cerrahi bir tekniğin uygulama videosunu, bu video paylaşım sitelerinden izleyerek, anında haberdar olabiliyor. Eskisi gibi sadece dergilerdeki yayınlara, kitaplara muhtaç değil; şimdi, yeni tekniklerden videolar üzerinden kolayca haberdar olunabiliyor.

Yeni tekniklerin uygulama videoları, röportaj ve tanıtım filmlerine erşimi engellendiğinde, bir insanın kendini geliştirmesinin önüne çekilen perde, hepimizin zararına değil mi?

İstenmeyen içerik yüzünden mi, izlenen videoların yarattığı yurtdışı çıkışlarındaki yoğunluğu hafifletmek için mi, yoksa başka sebeplerden mi bu tür uygulamalara maruz bırakılıyoruz bilemiyorum ama,
bu karartmalar, sansürlerden çok rahatsızım. Video paylaşım siteleri büyük birer kaynak. Tümden engellenmeleri kabul edilemez.

Konuyla ilgili, Fırat Yıldız'ın
Bigumigu'daki 'Tüm Reklamcılara, Reklamverenlere ve Herkese Duyuru!' başlıklı yazısını ve Düğümküme'de 'Youtube' başlığındaki yazıları, özellikle 'Türkiye’de Kitlesel İfade Özgürlüğü Engellemesi'ni okumadan geçmemenizi öneriyorum.

Blog'dan benzer içerikli yazılar: İnternet Kanunu, 5651, bilişim, internet...
Konuyla ilgisiz dip not: Blog yazarınız iki hafta tatil hakkını kullanıyor olacak.

R.E.M. 'Man-Sized Wreath'




'Accelerate' albümünden 'Man-Sized Wreath' parçası için, 'Crush' tarafından hazırlanan yeni R.E.M. videosu, müzik bir tarafa kullanılan teknikle de dikkat çekici...

'Man-Sized Wreath' videosu hakkındaki görsel ve detaylar glossyinc.com remmswinfo'da, videonun daha temiz versiyonu ise remhq ve glossyinc altından izlenebiliyor.


Vimeo.

Nisan 2008'de çıkan 'Accelerate' albümü üzerine güzel bir yazı ve örnek müziklere, sevdiğim müzik bloglarından biri olan proodos altından erişebilirsiniz.

R.E.M. 4 Ekim 2008'de İstanbul Turkcell Kuruçeşme Arena'da olacak...

Western Spaghetti, The one that i like best, Radiohead


PES' Western Spaghetti, vimeo.

'Western Spaghetti', Pes bünyesinden yeni eğlenceli işlerden biri. Detayları bağlantıdaki web sayfasında...


the one that i like best, vimeo.

'The one that i like best', Jessica Bigarel'den 'The Ditty Bops' müziği 'Wishful Thinking' eşliğinde sevimli bir animasyon...


House of Cards - Radiohead, vimeo.

Radiohead için özel bir teknikle hazırlanan 'House of Cards' parçasının enteresan videosu ve Google üzerinden sunulması da, bu haftanın diğer bir gelişmesiydi. Düğümküme'de 'Yeni Radiohead Videosunu MTV Değil Google Yayınlıyor' başlığında,
konuyla ilgili detayları barındıran güzel bir yazı bulunuyor, görülesi...

Dip not: '...belki blog'umda yazla birlikte güncellenme sıklığı hafifleyebilir' demiştim (Wordle'de), öyle oldu, olmaya devam edecek gibi de görünüyor, ama FF'de ilgimi çekenleri paylaşmaya devam ediyor olacağım...

Wordle



'
Wordle', ister herhangi bir metin, istenirse de Del.icio.us etiketlerimizi kullanarak eğlenceli tipografik kelime bulutları yaratabildiğimiz bir oyuncak, günden güne de gelişiyor. Del.icio.us etiketlerimi kullanarak wordle/create'i denedim, çeşitli varyasyonlardan sonra üstteki görsel gibi bir sonuca ulaştım.

'
Tipografi' demişken, dikkatlerden kaçmasın istediğim bir haberi de bu fırsatla ileteyim. Friend Feed üzerinde bir 'tipografi odası' açtık, katılımcılar sayesinde tipografiyle ilgili leziz içerikler birikiyor; ayrıca, bir de 'Türkçe' odamız var, Türkçe içeriği, Türkçe blogları öne çıkarmak istiyoruz, bekleriz...

♥ minik bir tatil arası vermiştim blog'uma, artık devam ediyoruz ama, belki yazla birlikte güncellenme sıklığı hafifleyebilir. Bu durumu, ilgili takipçilerimle birlikte web 2.0 nimetlerinden istifade ederek Friend Feed, Twitter ve Del.icio.us üçgeniyle dengeleyebileceğimize inanıyorum...

Euro 2008 Type-Shirts

flynxs euro 2008 franceflynxs euro 2008 netherlands
flynxs euro 2008 romaniaflynxs euro 2008 turkey

Euro 2008 T-Shirts; 'Nike' için, Steve Rura tarafından hazırlanmış, futbol ve tipografi aşkı birleşimi, her biri kendine özel mesajını ileten 16 farklı tasarımdan oluşuyor. '
Letters & Numbers' altındaki Steve Rura portfolyosunda, 'Nike Euro 2008' başlığından tüm seriyi görebilirsiniz.

Switzerland 'Go', Croatia
'Fiery, Passionate'. Greece 'Raise It Up', Czech Republic 'Strength', Netherlands 'Netherlands', Germany 'Tackle, Give-and-go, Cross, Shot, Goal', France 'Battalions, Battles', Russia 'Russia', Turkey 'Masters of Football', Portugal 'To Arms', Romania 'Wake Up Romanian', Spain 'The Red Fury', Austria 'Austria', Italy 'Victory', Poland 'The Red and White', Sweden 'Go Sweden'.

Türkiye için kullanılan 'Futbolun Efendileri' mesajı, heyecanımızı daha da yükselten Hırvatistan maçı sonrasında ne de güzel karşılık buldu, öyle değil mi? Umarız ki, böyle devam etsin...

Dört bir yanımızı futbol çoşkusunun sardığı bu günlerde, güzel maçlar izleyip eğleniyoruz, ama oyuna/duruma teknik-taktik yaklaşımla baktığımızda da bir o kadar detay yakalayıp, bir şeyler öğrenebiliyor ya da fark edebiliyoruz.

İnancını koruyan ve en çok isteyen,
kazanıyor!

Kazanmak için yola çıkan bir takımın inanç, istek ve biraz da şansla kendini hatırlatması Slaven Bilic gibi teknik adamları bile şaşırtabiliyor...

Hırvatistan Teknik Direktörü Slaven Bilic'in, Türkiye karşılaşması sonrası yaptığı açıklamada, "...İlginç bir biçimde kazanıyorlar. Hem kaliteleri var hem de başka bir şey var. O yalnızca Türkler'de var onun ne olduğunu tarif edemiyorum, anlayamıyorum. Böyle giderlerse final oynarlar. Bu yenilgiyi unutmamız mümkün olmayacak. Yaşamımız boyunca da aklımızda kalacak..." sözleri, hoşuma giden detaylardan biriydi.

Diğer bir detay ise, Fatih Terim'in bu günkü açıklamasında yer alan "...Futbolcularıma buz hokeyi maçı taktiği verdim ve kasetlerini izlettim. Başarımızın sırrında bu da var. Mucizeler bizim mesleğimiz...." sözleri. Hockey'in doğasında yer alan sürat ve şiddeti, motive edici güç olarak kullanmak...

Ama, onlar zaten ü
rkütücü/caydırıcı görünümleriyle 'Garanti Milli Takım filmi: Türko' reklamında futbolcudan daha çok, Hockey oyuncularına benzemiyorlar mıydı(?)

'Letters & Numbers' altındaki Steve Rura portfolyosuna uğramışken, 'Nike Euro 2008' yanında 'Nestea', 'Tadasana', 'Toytype', 'ADC Paper Expo' gibi diğer tasarımlarını da görmeden geçmeyin sakın...