Into The Night, Santana İle 2008'e...

Ultimate Santana albümünden, Into The Night (featuring Chad Kroeger) parçasının videosu, hafta sonu müziğimiz olarak burada yer alacak.

Her hafta sonu, dinlediğim müziklerden bazılarını hafta sonu müziği olarak burada paylaşıyorum. Takip edenler, blogun gidişatındaki bu alışkanlığın farkındadırlar. Genelde o gün ne dinlemişsem, hoşuma gittiyse, onlardan biri oluyor paylaştığım müzik.


Aslında 2007'nin müzikle ilgili son yazısında; 2007'de bir ilki gerçekleştiren Radiohead'i konu etmeyi; 2007'nin müzik cephesinde başka neler olmuş, diye minik birkaç not düşmeyi planlıyordum. Bakalım şimdi tümünü fazla uzatmadan yapabilecek miyim?


Santana, Feat. Chad Kroeger - Into The Night videosu.

Geçen ay, Santana, Smooth yazımda; konuyu Rob Thomas ekseninde tutarak, Ultimate Santana albümüne biraz değinmiş, Santana ilgimden bahsetmiştim.

Into The Night videosuyla yeniden albümü gündeme getiriyor olmamın bir sebebi de bu ilgim ve Santana'nın kiminle çalışacağını biliyor olduğuna bu videonun
bir anlamda iyi bir örnek olması.

Ayrıca, müzik ve
Chad Kroeger'ın vokali bir yana, arkasındaki dev ışık(lı)sız panonun altında Santana'nın gitarını konuşturduğu sahnenin renk dokusu, tipografik vurguyla planın görselliği, videodaki beni yakalayan önemli noktalardan da biri.

Videolarda, gitara odaklanılan böyle anlar özellikle hoşuma gidiyor. Çölde, geniş açıdan gitariste yaklaşarak onu müzikle devleştiren November Rain videosu da, gösterilebilecek buna benzer iyi örneklerden.

Kullanılan renk dokusu, beni cezbeden noktalardan biri, demiştim. Evet,
Into The Night'taki, Satriani'nin yalnız sahnelerinden bahsediyorum hâlâ. Tamam, merak etmeyin, bir videoyu sahne sahne yorumlayacak değilim, burada. Motorola reklamlarında ve enfes müziğiyle Mellowdrone - Oh My videosunda da o renk dokusuyla benze tatlar yakalanabiliyordu. Into The Night'ın YouYube'taki canlı performans kaydını da görün mutlaka, deyip bu kısmı geçiyorum...

Radiohead'in, 2007 "In Rainbows" albümü için bir plak şirketiyle anlaşmayıp, grubun internet sitesinden şarkıları indirmeye ve ücret olarak hayranlarının "gönüllerinden kopan" miktarı ödemelerine izin vermesi; pazarlama yaklaşımı olarak dünyada bir ilkti. Yorumuna katıldığım, suetkafa.blog'taki radiohead in rainbows yazısını, bu noktada okuyabilirsiniz.

2007'de, müzikte neler olmuş, sorusuna; British Phonographic Industry (BPI) tarafından açıklanan, 2007'nin en çok satan ilk 10 albümü listesi, bir cevap olabilir.
1-Amy Winehouse: Back To Black, 2-Leona Lewis: Spirit, 3-Mika: Life In Cartoon Motion, 4-Take That: Beautiful World, 5-Arctic Monkeys: Favourite Worst Nightmare, 6-Kaiser Chiefs: Yours Truly Angry Mob, 7-Westlife: Back Home, 8-Snow Patrol: Eyes Open, 9-The Eagles: Long Road Out Of Eden, 10-Nelly Furtado: Loose.
Fakat, bu listenin içindekilere kıyasla, dışındaki gelişmelerin ilgimi daha çok çekmiş olduğunu söyleyebilirim, ki onlara da arada blogumda müzik başlığında değinmeye çalışmıştım...

Son olarak, 2007'den bir haber; Keane 'Everybody's Changing' yazımda değindiğim, İngiliz rock müzik grubu Keane; hayranlarına yeni yıl hediyesi olarak bir Gwen tefani parçasına, 2006 yılında yayınlanan ‘The Sweet Escape’ albümünden ‘Early Winter’a, cover versiyon kaydeti. Ve bu canlı performans kaydı, ‘Early Winter’ın akustik versiyonunu; keanemusic.com web-sitesinden yılbaşı hediyesi olarak ücretsiz bir şekilde indirilip dinlenebiliyor olacak.

Albüm yerine, tek tek parçalar satmaya yönelim; yakında,
"hiç boşu olmayan albümler" listelerimizin, tarih olacağını gösteriyor. Popüler kültürün hızla dönen çarkları arasında, kaliteden ödün vermek, maalesef kaçınılmaz...


Yeni yıl yaklaşıyor. '2008 yılı Ocak ayı, Ay Takvimi' ve 'Flynxs, nedir?' sorusunun cevabıyla ben geri dönene kadar bu, blogumdaki son yazım olacak.

Yeni yılınız kutlu olsun.
2008'in, beklediğinizden de fazlası olmasını diliyorum. Sevgiler...

2007'nin Öne Çıkanları, Son Haberleri

Yıl sonunda, geride bırakılacak yılın trendlerinin sıralandığı listelere bakıp, minik feedback geri dönüşlerle hafıza tazelemeyi severim.

Araya giren tatilin de etkisiyle, sonrasında yoğun bir hafta geçiriyoruz, maalesef. Biraz rahat bir zaman ayarlayıp, 2007'nin En İyi Animasyon Reklamları'na ve Time'ın 50 'top 10' listesiyle, del.icio.us'taki birkaç kaynağa bakabildim sadece. Dışarıdaki sisin dağılmasını ümit ederken onları not düşmüş olayım bloguma. Evet, sisli puslu bir İstanbul sabahındayız...

The First Post'un
2007'nin En İyi Animasyon Reklamlarını birarada izlemek eğlenceliydi. Listedeki, Coca-Cola'nın Mutluluk Fabrikası'nı gördüğünüzde, anımsayacaksınızdır. Site üzerinden 2006'nın sıralamasına ve tüm zamanların en iyi animasyon reklamlarına da ulaşmak mümkün, onları da uğramışken görün mutlaka.

Time'ın farklı kategorilerdeki
50 'top 10' listelerine bakarken; daha çok Website, Gadget, Viral Video, TV Ads, Magazine Cover, Richard Schickel'in film seçimleri başlığındakiler ilgimi çekti, ama listenin 2007'nin bir özeti olduğu söylenebilir.

2007'de, Küresel ısınma; Apple iPhone; Web 2.0'ın gelişmesi, sosyal ağlar; Gmail kapasitesi, ADSL kapasitesi artırımı; web girişimleri ve el değiştiren servisler ile fiyatları; bloglar, WordPress bloglarının kapanması, gibi pek çok şey konuşuldu. Bunlar benim şimdi ilk aklıma gelenler, 'nasıl unuttun, bunlar da önemliydi' dediklerinizi de siz ekleyin lütfen.

Düğümküme'deki 2007 Yılı İnternet Tüketici Davranışları yazısı, Antifit'deki, 2007'nin En İyi Viralleri, 2007 değerlendirmenizde zihin açıcı olacaktır.


The Wind; Epuron için, rüzgâr enerjisiyle ilgili farkındalık yaratmak amacıyla Nordpol tarafından hazırlanan bu ödüllü reklam,
benim için viraller içindeki en etkileyicilerinden biriydi, bu fırsatla tekrar anımsamış olalım.

Son haberler olarak, enteresan gelebilecek, YKM'nin yılbaşına kadar sürecek olan www.vitrindekicocuk.com projesinden (bildik, uyarlama bir proje ve web sitesini de pek beğendiğimi söyleyemeyeceğim) ve adinteractive imzalı, ev sahibi olup sonrasında interaktif uygulamalara dahil olabileceğimiz, heyecan verici gelişmeler yaşanacak www.boschworld.com'dan bahsedebiliriz... [330. post]

Flynxs, nedir?

Öyle anlaşılıyor ki, blogumun isminin anlamı konusunda bir cevap vermem gerekiyor. Ben bu başlık altında bunu açıklayacak zaman bulana kadar peki siz, birbirinden eğlenceli tahminlerinizle FLYNXS'e yeni anlamlar katmaya ne dersiniz?

24/12/07'de konuyu açmıştım, bir cevap yazacak fırsatı ancak bu gün,
15/01/08'de bulabildim.

Aslında konunun etiketlerini, ipucu versin diye önceden yerleştirmiştim ki, FLYNXS'in ne olabileceğini özetledikleri söylenebilir.


Güzel yorumlarınız,
FLYNXS'e yüklediğiniz anlamlardan dolayı tekrar teşekkür ederim. Değerli yorumlarınızın, zihnimin bir köşesinde saklı kalacağını bilmenizi isterim.

'
FLYNXS' aslında blog ismi olsun diye bulunmuş bir ad değil, zaten hâli hazırda kullandığım 'komplike yapıda özel bir isim'; Lyn, biraz da Astronomi'ye merakımla ilgili bir anı sonrasında, okul zamanında Lynx'e evrilmiş, sonrasında da 'Flynxs'e dönüşüp gelişimini tamamlamıştı.

O yüzden
'Flynxs nedir' sorusunun, bir kitaptaki ya da filmdeki bir karakterin ismidir, gibi bir cevabı yok.

Flynxs, sadece kendi bünyesinde barındırdığı anlamlar bütününden oluşuyor ki, bunu da bir nevi harf oyunlarıyla (aslında, içinde blog üzerinde kullanmadığım gerçek ismimi de saklayan), anagramla ve tipografiyle yapıyor.

İşim, görsellikle ilgili olduğu; farklı bakmayı ve sonrasında eldekini farklı gösterebilmeyi gerektirdiği, günümün büyük kısmı da monitör önünde geçtiği için, '
Flynxs' de aslında daha çok tüm bunlara minik göndermelerden oluşuyor.

Nedir o minik göndermeler? Blog üzerinden aktarabileceklerimden birkaçını yazacağım alta. Fakat uyarayım, biraz uzun bir yazı ortaya çıkabilir. O yüzden, "Evet, anlaşıldı,
FLYNXS karışık bir şeymiş", diyenler yan menüdeki 'rastgele yazı göstergeci'yle blogumdaki görseli fazla yazısı az postlar arasında 'keşfet'me maceralarına çıkabilirler (:

Flynxs, Fly+NxS, Lynx, Lyn...

Lynx (vaşak), bildiğiniz üzere sevimli bir kedi türü. Sevimli olması, güçlü, çevik, kolay tırmanması, iz sürüp yön bulabilmesi gibi özellikleri yanında asıl önemli tarafı; gözleri, 'görme özelliği'. Doğada en uzağı görebilme özelliğine sahip canlı,
Lynx [bknz: Wikipedia: Lynx].

Lynx'in, Astronomi'ye merakımla birleşen bir tarafı olması da konunun diğer detayı ki, aynı adla bir Kuzey takımyıldızı var.

Biliyorsunuz, Johannes Hevelius; Güneş lekelerini inceleyip, Güneş'in kendi çevresindeki dolanımını hesaplayan, 1600'lerde yaşamış başarılı bir Alman gökbilimci. Ay'daki dağların yüksekliklerini hesaplamış olması ve 1647'de ilk ayrıntılı Ay Haritası'nı yayımlamış olması,
günümüze yansımaları süren değerli çalışmalarından sadece birkaçı. 1679'da gözlemevi kundaklanmasaydı, gelişmiş bir yıldız kataloğu hazırlama işi de yarıda kalmayacaktı [bknz: Wikipedia: Johannes Hevelius].

Hevelius'tan niçin bahsediyorum? Çünkü o, Büyükayı ve Arabacı takımyıldızları arasındaki o zamana kadar görülememiş bir takımyıldızını keşfedip ona, - ki bizi ilgilendiren hoş kısmı burası - "onu ayırt etmek için ancak 'Vaşak kadar keskin gözlü olmak' gerektiğinden Lynx ismini veren" kâşif [bknz: Wikipedia: Lynx (constellation), chandra.harvard.edu: Lynx, caribooskies: Lynx].

"Evet, işin 'görmek' üzerine olduğu için, doğada bunu en iyi yapan canlıya - nerdeyse ego tatmini vari - bir gönderme içeriyor Flynxs, peki ama kalan diğer harflerin anlamı nedir," derseniz; onlar da, benim kendi doğamdaki alanımı belirtiyor bir biçimde.

FLY+NXS'teki NxS; 'North&South' ifadesindeki gibi, 'x'e tipografik bir anlam da yükleyerek, yön gösterimindeki kullanımlara bürünüyor. Monitör üzerindeki çalışma alanım ya da web üzerindeki gezintilerimdeki 'sürat'-'hareket'e de bir gönderme bu. Mouse'unuzun scroll tuşuyla (Siz de benim gibi sağa/doğuya genişleyen web sayfalarındansa, alta/güneye uzanan tasarımları daha kullanışlı bulanlardan mısınız?) aranız nasıl?

Avatar olarak kullandığım 'Dark Angel' da Flynxs ile eklemlenmiş uzun zamandır kullandığım bir sembol benim için. Konu bu kadar uzamışken ona da değinip bitiriyorum.


'Dark Angel'ın, '
Fantastic Art ilgimle bir alakası var fakat ondan öte, hayal gücünün sınırsız bereketli topraklarında ne kadar özgür olsak da, iş onları gerçeklik düzlemine dökmeye ve ticari kaygıyla bir eser/ürün ortaya çıkarmaya geldiğinde, aslında ne çok bizi bağlayan şey olabildiğine işaret ediyor benim için. O yüzden meleğin kanatları var, özgür ama, sorumlulukları onu bağlıyor, gibi...

Kendimi, yaptığı resmi açıklamak zorunda kalmış ressam gibi hissettim, bunları yazarken, zorlandım nedense. Yazı neredeyse firmaların kurumsal kimlik tanımlarında, firmanın logosunun renginin, çizgisinin
anlamının, hangi grafik öğesinin firmanın değerini-kimliğini nasıl karşıladığının sayfalarca anlatıldığı yazılara döndü. Hızlı bir dip özet yapıp bitireyim.

İlham noktacıkları yakalama becerisi ve yakalananları birleştirip yeni bir şey var etmek arasında gidip gelişler, olarak düşünülebilir Flynxs.

FLYNXS | Lynist weblog ise, yakalayıp istifade ettiklerimin minik bir yansıması. Öncelikle kendim için bir oyun alanı. Görmesini bilenler için ise, arada zihinde ışıklar yakma, beynin odacıklarına oksijen gönderme
fırsatı...

Guinness, Domino, Hema

Fikri ve uygulamasıyla, iki etkileyici reklam örneğini anımsayalım...



Guinness Advert Domino videosu.

Kitaplarla ve domino etkisiyle yaratılmış bu güzel reklamla ilgili detaylara,
'Most expensive ever Guinness advert features large-scale domino game' başlığı altından ulaşabilirsiniz.

İkinci eğlenceli, örnek reklam uygulaması ise, Hema için hazırlanmış. Alışveriş merkezleri zinciri olarak biliyoruz, hema.nl'yi. Oysa, producten.hema.nl sayfasında bizi hoş bir sürpriz bekliyor (açın ve bekleyip olanları izleyin); yine bir domino etkisinden bahsedebileceğimiz hareketlerle sayfadaki ürünlerin ve sayfanın başına gelmeyen kalmıyor. Büyüteçten yansıyan ışık, çaydanlığı ısıtabilir, aman dikkat!

Bu domino etkisini, Honda Cog reklamından anımsıyoruz, gibi bir bağlantı şekillendiyse zihninizde, üzerine bir de elmaaltshift'deki "W+K şeytan mı?" yazısını okuyun, bakalım neler olacak!

18-3943 Blue İris

Pantone Selects Color of the Year for 2008: PANTONE® 18-3943 BLUE IRIS. Tasarım endüstrileri için profesyonel renk standartları üreticisi, renk otoritesi Pantone, 2008 yılının rengini Blue İris olarak belirlemiş.

Blue İris; Süsen Çiçeği olarak bildiğimiz, mavi-mor arası renkteki bir çiçek.

Çok sevdiğim bir çiçek ya da kullanmayı tercih ettiğim bir renk olduğunu maalesef pek söyleyemem. Fakat, ilgiyle takip ettiğim bloglardan biri, bahcevan.com'un yazarı Murat Pilevneli, zamanında bir yazısında;
Süsen Çiçeği'nin mitolojide gökkuşağı tanrıçası olduğuna, dikildiği topraklara mutluluk getirdiğine inanıldığını belirterek; uğursuzluk getiren bir çiçek olarak algılanmaması ve bahçelerde fazla ilgilenemeyeceğimiz bol güneşli az sulanan yerlere rahatlıkla dikilebileceğimizden bahsediyordu...

Konuyla ilgili haberin detaylarına Pantone'deki sayfasından ulaşabilir, önceki yıllardaki renk tercihlerine de bakabilirsiniz.

Pantone'ye uğramışken, 2008 bahar modası için belirlenen en gözde on rengin tanıtıldığı, daha iç açıcı gözüken Pantone 2008 Baharı Moda Renklerini de görmeden geçmemenizi öneririm.

2007'nin rengi ise, Chili Pepper'dı.